SON DAKİKA

Yurtsever ve Açık Bilgi Platformu | Özel Büro İstihbarat Grubu Özel Buro

BİYOGRAFİ & KİM KİMDİR ? NE NEDİR ?

BİYOGRAFİ DOSYASI : 18 MART’ın GİZLİ KAHRAMANI?! CEVAD (ÇOBANLIK) PAŞA KİMDİR ????

BİYOGRAFİ & KİM KİMDİR ? NE NEDİR ?
Bu haber 19 Mart 2020 - 0:00 'de eklendi.
Whatsapp Paylaş Telegram Paylaş


Bugün aslında dün’dü…




“ÇANAKKALE
GEÇİLMEZ” sözünü, Tarih sayfalarına yazdıran kişi’nin Cevad (Çobanlık) Paşa’nın
olduğunu biliyor muydunuz!?




Anlaşılması için daha açık
yazalım…


18 Mart 1915 gününe
kadar İstanbul’dan taşınmayı düşünen ve sürekli panik içerisinde olan bir
Padişah…




Ve…


Başkomutanlık’a rağmen,
Boğaz savunmasında dimdik duran, sonuna kadar üstün mücadele örneği gösteren
bir Paşa…




Nitekim…


Cevad Paşa, bu şanlı
zaferin ardından, “18 Mart kahramanı” ve “İstanbul’u
kurtaran birinci kişi” unvanı ile anılacaktır.




Nüans?!




2 Ağustos 1914 günü seferberliğin
ilanında 9. Tümen Komutanı olarak Gelibolu’da bulunan Cevad Paşa, 10 Ağustos
1914’te Müstahkem Mevkii Kumandanlığı’na atandı.


Göreve geldiğinde rütbesi
Mirliva (Albay)’dır.




Hal böyleyken…


Bu
göreve atanmasının ardından Boğaz’ın savunmasını ele alır.

Çünkü, Boğaz savunma planları yoktur, Müstahkem Mevkii Kumandanlığı
stratejik açıdan perişan durumdadır.


Sözün özü:


Yarbay
Selahaddin Adil Bey, Müstahkem Mevkii’nin durumunu apaçık belirtiyor:

“İtalya ve Balkan seferlerinde yapılmış olan hazırlıklar, Mevkii’nin
evvelki kumandanları tarafından hazırlanmış bir müdafaa planı yoktu.

Her şeyi yeniden hazırlamak lazımdı.”


Yeni baştan savunma
planları oluşturulmaya başlandı.

Başka?!


Cevad Paşa’nın göreve
gelmesiyle kadro dışına çıkarılan bataryalar yeniden tanzim edildi.


Tabyalardaki toplar tekrar
kuruluşa alındı.


Başka?!


Bu
bataryalara asker ve subay yerleştirildi.

Mevcut batarya ve tabya kadroları değiştirildi.


Hülasa:


Tüm bu çalışmalar
yapılırken, Selahaddin Adil Bey, Cevad Paşa’nın bu durumunu şöyle
özetliyor:


“… Cevat Paşa hiçbir
zaman karamsar ve ümitsiz olmadı.”




Demem şu ki:


Devletten
fazla bir şey beklemeyen eldeki imkanlarla zafer örgüsünü ören Cevat
Paşa, eldeki mevcut imkansızlıklara aldırış etmeden Boğaz’ın
tahkimatıyla uğraştı.


Nüans?!




23 Şubat 1915 tarihli
birliklere gönderdiği emrinde, bu zaferin perdesini bizlere aralıyor?!




Boğaz savunmasında, Askerlerin
nasıl azim ve cesaretle durduğunu, aşağıdaki emirde daha iyi
anlıyoruz:

“Düşman donanmasının Boğaz’dan geçmeyi başarabilme ihtimali olmamakla
beraber, bütün savunmaya rağmen Boğaz’ı geçmeyi başardıkları takdirde dahi
Müstahkem Mevkii, gerek denizden ve gerek karadan Boğaz’ın müdafaa ve
muhafazası vazifesine devam edecektir.




Boğaz’dan girebilecek
gemilerin arkasından diğer harp gemilerinin veya nakliye gemilerinin geçmesine
mani olacak ve içeri giren gemiler tekrar Boğaz dışına çıkmak isterlerse imha
edilmesine çalışılacaktır.




Düşmanın,
Boğaz’ın arka tarafına asker çıkarmaya teşebbüs etmesi halinde, seyyar
birliklerimizin taarruzu ile düşman geriye püskürtülecektir.


Bütün çalışmalara rağmen
düşman karada yerleşmeye muvaffak olursa birliklerimizin esas vazifesi,
düşmanın sahil bataryalarımızı işgal etmesine engel olmaktır.




Herhangi
bir bataryanın düşman birlikleri tarafından işgal edilmesi tehlikesi
kesinleştiği takdirde, o batarya kumandanına Rumeli’de 19. Fırka Kumandanı
tarafından, Anadolu’da 9. Fırka Kumandanı tarafından bilgi verilecektir.


Emri verecek olan tümen
kumandanının dikkat edeceği; ağır topçu kıtaatı taşınmaz büyük toplarını
çalışmaz duruma getirerek, taşınabilir harp vasıtalarının geriye alınmasını
temin ederek, en yakın seyyar kuvvet kumandanı emrine girmelidir.




Birliklerin
son savunma mevzileri Anadolu’da; Ulupınar sırtları-Kurşunlu-Saraycık doğusu;
Rumeli tarafında ise Çamburnu Tabyası -200 rakımlı tepe- 230 rakımlı tepe mevzilerinin
kuzeydoğu sırtlarıdır.


Anadolu ve Rumeli
mıntıkalarında bir taraftan diğerine nakliyat yapılmasına lüzum kalmadan
birliklerin az olmamak kaydıyla üç aylık erzak,  cephane ve sair
ihtiyaçların temin edilip depolanması lazımdır.”




Nitekim…


Cevad Paşa’ya yıllar
sonra 18 Mart 1915 gününün en kıymetli anı sorulduğu zaman; “O
gün güneşin son ışıklarıyla Boğaz’dan peri­şan halde çıkmakta olan düşman
filosunun görünüşü idi…” diyecektir.




Ezcümle:


Düşman filosu, perişan
vaziyette dönerken, arkasında önemli zırhlılarını ve binlerce ölü
bırakarak Boğaz’ı terk etti.




Hasılı:


Bu zaferin
mimarları, Cevad Paşa ve tüm askerler rahat bir nefes almıştı.

Zaferin ardından Cevat Paşa’ya tebrik yağıyordu.




II. Kaiser Wilhelm, Başkomutan
Vekili Enver Paşa’ya yazdığı 20 Mart 1915 tarihli telgrafında; “Dün
ve evvelki gün Çanakkale müdafaası esnasında ihraz olunan parlak
muvaffakiyetlerinden dolayı samimi hassı tebrikatımı beyan eder, iş bu
tebrikatımızın cesur kumandanı Cevad Paşa’ya kendi namına tebriğini rica
ederim. Cenab-ı Hak bundan böyle dahi silahlarımızı tevfikat-ı rabbaniyesine
mazhar buyursun.”




Bu tebriği, Enver Paşa
kendi tebrik ve şükranları ile birlikte bizzat Cevad Paşa’ya iletmiştir.


Başka?!


Kolordu Komutanı Esat (Bülkat) Paşa, Gelibolu’dan, Cevad
Paşa’ya zaferi tebrik için telgraf gönderir:


“Dünkü başarısından
dolayı, Boğaz’ın şanlı müdafaasını, büyük bir kıvançla, Kolordu adına kutlar ve
gösterilen fedakarlıklarını överek daha pek çok başarılara erişmelerini yüce
Allah’tan niyaz ederim.”




Hasılı:


Bu gibi birçok yerden
alınan tebriklere tek tek cevap yazar, bu zaferde en büyük etkeni
askerlerinin azim ve cesaretinde görür.


Yani?!


Bu tebrik telgraflarından
bahsederek, tüm birliklere yazı göndererek, onları bilgilendirerek, gösterdikleri
kahramanlığın öneminden bahseder.


Bu mücadelede asla boyun
eğilmeyeceğini belirtir.




Kaldı ki, Cevad Paşa
İstanbul’u kurtaran olarak anılacaktır.

Bununla alakalı Esat Paşa’nın hatıraları kayda değer:

“Düşman donanmasının Çanakkale Boğazı’na yaklaşmak ve Boğaz’ı zorlayıp
İstanbul’a gelmek fırsatı vermeyenlerin birincisi Cevad Paşa’dır.”




Demem şu ki:


Çanakkale Zaferi; Türk
askerinin direnme gücünün, fedakarlığının, millet sevgisinin abideleşen
simgesidir.




Cevad Paşa, bu zafer
sonrası asla kendini ön plana atmamış, sürekli askerlerin kahramanlıklarından
bahsetmiştir:

“..Hatta o gece tabyalardaki bütün efrad gündüzki müthiş yorgunluğa rağmen
gece sabaha kadar çalışarak tabyalarının harap olan yerlerini tamir etmişler,
topları gömüldükleri toprak yığınlarından çıkarmış, temizlemiş ve ertesi gün
ateşe hazır vaziyete getirmişlerdi.

Her ihtimali nazarı dikkate alarak ertesi güne hazırlanmıştık.

Ben de bu çalışmaların bir kaçına gittim.

Herkes o kadar büyük bir gay­retle çalışıyordu ki yorulduklarını hissettikleri­mi
adeta cebren oturtup dinlenmelerini temin edebiliyordum….

Bunun için bazı yerlere gideme­dim.

Yanlarında bulunmam onların daha fazla yorulmalarına sebep oluyordu.”




Hal böyleyken…


1936
yılında “Yedigün” dergisi ile yaptığı röportajda şunları
söylüyor:

“Mehmetçik olmasaydı ‘Çanak­kale’ olur muydu?!

Çanakkale Harbi diğer sahalarda yapılan harplerle kabili mukayese değildir.

Tasavvur buyurun, denizde bir harp oluyor, fakat ötede, karada üç dört
kilometrelik bir sahada da insanlar birbirlerine giriyorlar…

Ve Mehmetçik orada da gıdasından bile mahrum olduğu halde memleketin kapısını
beklemekten büyük bir zevk duyuyor.”


Nitekim…


Kurmay Başkanı Selahaddin
Adil Bey de aynı görüşteydi:

“Müstahkem Mevkii’de herkes vazifesini yapıyor ve başarıda malzeme değil
bizzat asker ve subaylar etkili oluyordu.”




Hülasa:


Boğaz savunmasında üstün
cesaret gösteren asker ve kumandanlar büyük bir başarı kazanmışlardı.

Tüm yokluk ve sıkıntıyla bu zaferi kazanıp, tüm dünyaya adeta ders verdiler.


Yani?!


Yere düşen bir milletin
silkelenip tekrar ayağa kalktığı yerde bir destan yazıldı.


Yani?!


Cevad
Paşa, Tarih’e “Çanakkale Geçilmez” yazdıran bu harbin
mimarlarındandır.

Yıllarca, 18 Mart günlerinde gazete sütunlarında hatırlandı.


Aradan geçen onca yıla
rağmen az hatırlanır oldu, Cevad Paşa?!

Sevilen ve büyük saygı duyulan bir komutan, ömrüne sayısız zaferler
sığdırmıştır.

Şüphesiz ki, “Çanakkale Zaferi” onun hayatında ayrı bir
öneme sahiptir.




Demem o ki:


Bugün coşkuyla kutlayabiliyorsak
18 Martları, Cevad Paşa’ya ve emrindeki neferlere bu millet çok şey borçludur.




Ömrü cephelerde geçen
şanlı kumandan Cevad Çobanlı Paşa; emekliliğin ardından geri kalan
ömrünü, Göztepe Büyükçiftlik Sokak’taki köşkünde sürdürmüştür.




13 Mart 1938’de, 67
yaşında hayata gözlerini yuman Cevad Paşa; İstanbul Erenköy’deki, Sahrayı
Cedit Mezarlığı’na defnedildi.


Naaşı, 27 Eylül 1988’de
buradan alınıp, Ankara Devlet Mezarlığı’na defnedildi.

Ruhu şad olsun.

Bu zaferde emeği geçen tüm askerlerin ruhları şad olsun…

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

TÜM KATEGORİLER
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER