Internet’e Çıkmak


İşin asıl zevkli tarafı olan Web sitesi
oluşturmaya ve bunu Internet’e açmaya geçmeden önce Web’de “ne
yapacağınız” sorusuna cevap aramak zorundayız. Bu soru şu anda belki çok
anlamsız görülebilir. Ama Web’te neler yapılabileceğini sıraladıktan sonra, bu
soruya gerçekten bilinçi bir şekilde cevap aramamız gerektiğini göreceksiniz.


Internet bir teknoloji yumağıdır. Bu
teknoloji, TCP/IP protokolüne dayanan bir dosya aktarma sisteminde, HTTP
protokolüne uygun bilgisayar dosyalarının bir ağ ortamında bir merkezden o
merkeze bağlı bilgisayarlara aktarılmasını sağlar. Bu teknolojiyi, bugün
Internet dediğimiz ortamda (ağlar-arası ağ) yapabileceğiniz gibi, bir şirketin
Yerel Ağ ortamında da yapabilirsiniz. Buna intranet (ağ-içi ağ) denilir.


Internet’teki Web alanlarından belirli görüş
ve düşüncenin propagandası, bir örgüt, kurum veya şirketin halkla ilişkiler
hizmetleri için yararlanabileceğiniz gibi, Web sayfanızı bir başka yayının
tamamlayıcısı olarak da düşünebilirsiniz. Günümüzde Internet, ticaret aracı
haline gelmeye başlamış bulunuyor. Özellikle HTTP’nin daha açık iletişime
dayanan bazı bölümlerinin şifreli hale getirilmesi ile ortaya çıkan yeni
sürümü, SHTML (Güvenli HTML) kredi kartına dayanan alışveriş işlemlerini kolaylaştırmış
bulunuyor. Bunun sonucu, bugün bir çok firma Web alanını, bir dükkanın vitrini
ve yazarkasası gibi tasarlıyor ve kullanıyor. Bir çok toptancı ve perakendeci
Web alanını normal işinin bir uzantısı gibi kullanırken, bir çok kişi sadece
Web’de mevcut ve alışverişin sadece Web kanalıyla yapılabildiği “sanal
mağazalar” açıyor.


Özetle, yapacağınız Web sayfalarını bir Site
bütünlüğü içinde Internet’e açmak veya tabir yerinde ise “Web’e
çıkmak” için önünüzde beş yol var. Şimdi bunları sırasıyla inceleyelim:


1. Kendi Web Server’ınızı Oluşturmak:


Web sitesi kurmakta en pahalı, buna karşılık
gelecek için en verimli yol, kendi bilgisayarlarınızda, kendi ağınızda, kendi
Web Server’ınızla kendi sitenize sahip olmaktır. Bir kere kendi URL adresiniz
olacak. Sayfalarınızın güvenliğinden siz sorumlu olacaksınız. Ve, biraz sonra
değineceğiz, bu Server, size başkaları için Web alanı sunarak para kazanma
imkanı da sağlayacaktır.


Ama Web Server kurmak deyince bir çok kişinin
adeta yerine çakılıp kalıyor. Çünkü son derece yanlış, ama o derece de yaygın
bir şekilde Web Server deyince, bu işten biraz anlayanların aklına hemen UNIX
işletme sistemi geliyor; bu kurması ve işletmesi son derece zor sistemin sadece
ve sadece “büyük” bilgisayarlar gerektirdiği düşünülüyor. Dolayısıyla
kendi Web Server’ını kurmaya hevesli bir çok kişinin hevesi, tabir yerinde ise,
kursağında kalıyor. Sizin de böyle bir korkunuz varsa, hemen belirtelim:
Piyasada satılan, hatta büyük bir ihtimalle şu anda sizin evinizde de bulunan
herhangi bir PC ile Web Server sahibi olabilir ve bu serverda oluşturacağınız
siteyi bütün dünyaya açabilirsiniz.


“Herhangi bir PC” sözünü biraz açmak
şart: Bu bilgisayarın ziyaretçilerinizi canından bezdirmeden hizmet verebilmesi
için en az Intel 66 MHz 486 veya dengi CPU’ya, en az 32 MB belleğe ve 1 GB
sabit diske sahip olması gerekir. Sayfalarınıza günde 15’den fazla ziyaretçi
gelmesini bekliyorsanız, CPU’nun en az 90 MHz Pentium, belleğin 64 MB’dan
fazla, sabit disk alanının da en az 2 GB olması iyi olur. Tabiî, sabit disk
alanının büyüklüğünü, içeriğiniz belirleyecektir.


Ama gördüğünüz gibi, “Artık iyice
eskidi,” dediğiniz 66 MHz 486 CPU’su bulunan bilgisayarla bile Web sitesi
kurulabilir ve işletilebilir. Önemli olan “İnternet için UNIX sistemi
gerekir!” şeklindeki yanlış kanıyı bir kenara bırakın.


Muhtemelen aşina olduğunuz Microsoft Windows
işletme sisteminin NT türü ile, Windows ortamında yine Microsoft’un Internet
Information Server yazılımını kullanarak, en geç bir hafta içinde Web sahibi
olabilirsiniz. Bir hafta diyoruz; çünkü bağlantı için başka kurum ve firmaların
harekete geçmesini beklemek zorundasınız. İş sadece size kalsa, Web siteniz
yarın hazır!


NT’nin herhangi bir UNIX sürümünden daha iyi
Internet platformu olduğuna inanıyoruz. Herşeyden önce, NT, karşınıza Windows
95 ve 98’den aşina olduğunuz bir çehre ile çıkıyor. UNIX, DOS gibi, komut
satırından işletilen bir sistemdir. NT’nin bir bilgisayara kurulması, Windos
3.1, 95 veya 98’in kurulmasından daha zor değil. Bir Web alanının NT
platformunda yönetimi, herhangi bir Windows kelime-işlem veya muhasebe
programını öğrenmekten daha fazla bilgi gerektirmiyor. Ayrıca, günün birinde
sisteminizi gerçekten büyütmek isterseniz, UNIX gibi yeni donanım, yeni yazılım
gerektirmeyecektir; çünkü NT istediğiniz kadar bilgisayara yayılabilen bir
sistemdir.


Ve en önemlisi, bugün UNIX dediğiniz zaman
karşınızda ciddî bir muhatap bile bulmanız şans işi iken (çünkü UNIX
Internet’ten ücretsiz edinilebilecek bir işletim sistemidir!) NT, size Microsoft’un
bütün desteğini sağlayacaktır. NT, 16 MB belleği olan bir bilgisayarda da, 1 GB
belleği olan bir bilgisayarda da, aynı etkinlikte çalışacaktır. Ayrıca NT,
birden fazla CPU bulunan sistemlerde, kendiliğinden iş yükünü çipler arasında
paylaştırarak, daha hızlı çalışabilir. NT, diğer bütün sistemlerin aksine, 32
Terabyte (1 Terabyte, bin Gigabyte demlektir) disk alanını tanıyabilir. Bunlara
ek olarak NT, donanımdan bağımsız bir işletme sistemidir; yani her türlü PC
sisteminde çalışabilir. Buna karşılık belirli UNIX türleri belirli
imalatçıların bilgisayar sistemlerinde çalışabilirler.


Bütün bunlar NT sisteminin üstünlüğü için ikna
edici değilse, NT Server sistemi, paketten her türlü iletişim protokolü ve
Internet’in kullandığı WWW, FTP, Gopher, DNS gibi (UNIX sisteminde ancak
parayla edinilebilecek) bağlantı programları ile birlikte çıkacaktır.


Kendi bilgisayarınızda kendi bağlantınızla,
kendi Web Server’ınızla Wb sitesi sahibi olmaya karar verirseniz, önünüzde
başka imkanlar da açıldığını hatırlamalısınız: Siz de Web evsahipliği
yapabilirsiniz! Yapacağınız yatırımı ticarete dönüştürebilir, başkalarına Web
servisi verebilirsiniz. Sonuç itibariyle bilgisayarı, Web Server programı,
Internet bağlantısı ile, şu anda milyonlarca kişinin Web sayfasına ev sahipliği
yapan bir firma kadar yatırım yapmış olacaksınız. Neden bu imkandan sadece
kendi sayfanıza ev sahipliği yapmak için yararlanmakla yetinmek zorundasınız?
Sizin bir Internet Sitesine sahip olmanızı gerektiren sebepler, hemen hemen
aynen, başka bir çok kişinin de Web sayfasına sahip olmasını gerektiriyor.
Fakat bir çok kişi, bunu ya zor, ya da pahalı sayarak, böyle bir çabadan
kaçınıyor. Oysa siz, yapacağınız yatırımla ve bu arada edineceğiniz deneyimle,
bir çok kişiye Web alanı kurması için gerekli cesareti ve teşviki
sağlayabilirsiniz. Bilgisayar dergileri, gazete ve diğer dergilerin ilgili
sayfaları Web Sayfası Evsahipliği Servislerinin ilanlarıyla dolu. Bu kişilerin
hemen hemen hepsi, sizin gibi Web Sitesi Evsahipliği işine bir bilgisayar ve
bir modemle başlamış kişiler.


Yapacağınız yatırımla Internet’le ilgili iki
ayrı hizmet verebilirsiniz: Internet Sitesi Evsahipliği ve Internet Servis
Sunuculuğu.


Internet Sitesi Evsahipliği: Uygulamada,
isteyene kendi bilgisayarınızdan sabit disk alanı kiralamaktan ibaret olan Web
Evsahipliği, adından da anlaşılacağı üzere, başkalarının Web alanlarını kendi
sabit diskinizde yer vermektir. Bir çok kişi, Web sitesi oluşturmayı bir kenara
bırakın, kendi bilgisayarında, kendi kullanımı için dahi HTML sayfası yapamaz.
Oysa gazeteye veya dergiye vereceğiniz bir ilanla, isteyene, Web sayfalarına ev
sahipliği yapabileceğinizi bildireceksiniz. Bu işten biraz anlayanlar, kendi
yaptıkları sayfaları onlara vereceğiniz parolayı kullanarak, sabit diskinizde
kendilerine açtığınız dizine koyacaklardır. Hiç anlamayanlar ise, muhtemelen
kağıt üzerinde nasıl bir sayfa ve nasıl bir tasarım istediklerini size
anlatacaklar, içerik unsarlarını yine ya kağıt üzerinde, ya da floppy
disketlerde size verecekler ve siz de bu malzeme ile onların HTML sayfalarını
tasarlayacak, onlara ayırdığınız Web alanına koyacaksınız. Başkalarının teknik
sorunlarıyla uğraşmak ve gece-gündüz bilgisayarınızı en mükemmel şekilde
çalışır vaziyette tutmaktan sorumlu olmak istemiyorsanız, Web sitesi
oluştururken HTML alanında edineceğiniz tecrübe ile başkalarına Web sayfaları
tasarımı yapabilirsiniz. Bir çok Web Sitesi Evsahibi firma, ev sahipliğinden
çok içerik geliştirme ve sayfa tasarımından para kazandığını bildiriyor.


Internet Servis Sunuculuğu (ISS): Büyük bir
ihtimalle şu anda sizin de bir ISS’niz var. Bu kişi veya kurumla yaptığınız bir
anlaşma ile, bilgisayarınızın browser programına onların verdiği bir telefon
numarasını arattırarak, Internet bağlantısı sağlıyorsunuz. Elektronik posta
adresi olarak da bu kişi veya kurumun bilgisayarındaki Web adresini
gösteriyorsunuz. Internet’te kendi alanınızı oluşturduğunuz zaman, bu kişi veya
kurumun şu anda size verdiği hizmeti verebilecek bir sisteminiz olacak
demektir. Tabii Web sahipliği ile ISS arasındaki fark, ikincisinin daha fazla
donanım ve yazılıma sahip olması zorunluğudur. Web sayfalaranızı 24 saat
hizmete açık tutmak isteniz bile bir telefon bağlantısı (daha hızlı bağlantı
istiyorsanız, daha farklı bir bağlantı) işinize yetecektir. Fakat ISS işinde
öyle değil: Her an birden fazla müşterinin sizin bilgisayarınıza girip, oradan
Internet’e çıkabilmesi için sizin çok sayıda modeme ve çok sayıda telefon
hattına ihtiyacınız var demektir. Ayrıca bir Web Evsahipliği firmasının sahip olması
gereken türden Internet bağlantınız olması gerekecek. Web sitesi işletmecisi
olarak, alanınızı ziyaret edecek kişilere istediğiniz sür’atte hizmet
sağlamakta serbestsiniz. Ama ISS olarak müşterilerinize en hızlı bağlantıyı
vermekle yükümlüsünüz; yoksa müşterilerinizi daha hızlı hizmet veren ISS’lere
kaptırırsınız. ISS olarak yapacağınız yatırım ne kadar yüksek olursa, muhtemel
geliriniz de o kadar yüksek olacaktır.


Bilgisayarı sağladıktan ve önce NT işletim
sistemini sonra Microsoft Web Server programını kurduktan sonra, bu sistemi
dışarıya, Internet’e bağlamanız gerekir. Bir Server’ı Internet’e bağlamakla,
bir başkasının evsahipliği yaptığı Web sitesindeki sayfaları güncelleştirmek
için gerekli bağlantı arasında çok fark vardır. Bir Web Server, üzerinde
bulunduğu bilgisayar kadar, modem ve kendisini Internet’e bağlayan telefon
hattından oluşur. Hatta “Internet telefon hattının kendisidir!”
dersek, durumu fazla abartmış olmayız. Sonuç itibariyle iyi bir bilgisayar ve
oluşturacağınız Web server ne kadar mükemmel olursa olsun, bir telle dış
dünyaya bağlı değilse, Web siteniz fiilen yok demektir.


Dış dünya ile bağlantınız için seçebileceğiniz
çeşitli imkanlar var. Seçimi sahip olmak istediğiniz bağlantı hızı
belirleyecektir.


Hat genişliği veya İngilizce ifadesiyle
bandwidth, belirli bir zaman diliminde (standart ölçüyle bir saniyede)
bilgisayarınızdan ne kadar veri çıkacağı ve ne kadar veri gireceğini gösterir.
En yaygın ölçü, bilgisayar işlemlerinde kullanılan en küçük veri birimi olan
bit’tir. Bit, yani iki karakterden (sıfır ve bir rakamlarından) oluşan ve
bilgisayar dilinin kelimelerinin en küçük hecesidir. Bilgisayar iletişiminin
ölçüsü olan bps (saniyede … bit), çoğunlukla bin bit (kilobit, Kbps) veya bin
Kilobit (Megabit, Mbps) olarak ifade edilir.


Web alanınızın bağlantı hızını (hattın
genişliğini) belirlerken, dikkate alacağınız önemli bir unsur maliyet
olacaktır. Hattınız ne kadar geniş olsun veya iletişiminizin ne kadar hızlı
olsun istiyorsanız, hat ve modem masrafı o kadar artacaktır.


Hat genişliği ile sistemin merkezi olan
bilgisayarın işlemci (CPU) hızı, belleği (RAM) ve sabit disklerinin toplamını
belirlerken Web alanınızın kapasitesini gözönünde tutmalısınız. Önce kapasite
planlamadan söz edelim, sonra buna göre donanım özelliklerini ele alalım.


Kapasite Planlaması


Bir Web alanının üzerinde durduğu bilgisayarın
ve dış dünya ile bağlantısının alt sınırını Web alanının içeriği
belirlemelidir. Üst sınırı ise, Web alanı sahibinin bu iş için ayırabileceği
paranın miktarı belirleyecektir.


İçeriğini belirlerken,
gerçekleştiremeyeceğiniz hedefler koyarak, kendi kendinizi başktan
başarısızlığa mahkum etmemelisiniz. Siteniz, metne mi ağırlık verecek, grafiğe
mi? Fotoğraflarınızı kamuoyuna göstermek ve gazete-dergi yayıncılarının
ilgisini çekerek, pazarlamak için bir alan yapıyorsanız, her bir fotoğrafın, on
sayfa yazı kadar yer tutacağını hesaba katmalısınız.


Web sitenizin kapasitesine ilişkin tahmin
hesapları yaparken, mutlaka ama mutlaka gerçekçi bir cevap bulmanız gereken
soru kaç ziyaretçi beklediğinizdir. Bir fotoğrafçının kişisel Web alanı günde
10 kişi tarafından ziyardet edilirse, bu iyi bir oran sayılabilir. Buna
karşılık bir gazete, dergi, radyo veya televizyon istasyonunun halka ilişkiler,
promosyon ve haberlerinin daha güncel sunma çabasıyla kurduğu Web sitesine
günde 3 bin ziyaretçi gelirse, bu çok düşük bir rakam sayılabilir. Bu soruyu
cevaplarken, aynı anda kaç ziyaretçi beklediğinizi de belirlemeye
çalışmalısınız. Yüksek bir toplam ziyaretçi rakamının sisteminize yükü başka
olacaktır, aynı anda sitenize gelecek ziyaretçi sayısının yüksekliğinin etkisi
başka olacaktır. Web alanlarını sınıflandıranlar, genellikle üç gruba
ayırırlar: Düşük trafik alanları, aynı anda 5 veya daha az ziyaretçinin
uğradığı sitelerdir. Bu rakam 20’e çıkarsa, site orta trafik tlanı sayılır.
Anda gelen gelen ziyaretçi sayısı 20’yi aşınca, bu siteyi yüksek trafik alanı
saymak gerekir.


Ziyaretçiler Web sitenizde ne gibi işler
yapacaklar? Alanınıza, on-line, yani ziyaretçi size bağlı iken, oynanabilecek
oyunlar koyacak mısınız? Bu çok, ama pek çok bellek gerektirir.
Ziyaretçileriniz Web sitenizde bir form dolduracaklar mı? Bu, Web Server
programınıza program çalıştırma yeteneği kazandırmanızı gerektirecektir.
Sayfalarınızda ziyaretçinin bilgisayarındaki browser programın türüne göre ve
sitenizde iken yaptığı bazı tercihlere göre değişen, yani dinamik bir içerik mi
sunacaksınız? Web Server programınızın bayağı ileri düzeyde olması gerekir.
İleri düzeyde Windows programlarının ise daima daha fazla bellek ve sabit disk
alanı istediğini hep biliyoruz.


Kapasite planlamasında üçüncü grup ögeler ise
gelecekle ilgili tahminleriniz olacaktır. Web alanınızın gerçek genişlemesini,
duyulmasını ve ziyaretçi sayısının artmasını istiyor ve bekliyor musunuz?
Ticarete yönelik bir site oluşturan kişinin en büyük arzusu, adının
duyulmasıdır. Hergün daha çok kişinin alanınıza gelmesi, başlıca amacınız
olduğuna göre, sisteminizin genişlemeye müsait olması şart. Fakat fotoğrafçı
arkadaşımızın örneğine dönersek, onun böyle bir amacı olmadığını kolayca
görebiliriz. Dünyadaki bütün fotoğraf alıcısı yayın editörleri sözleşip aynı
anda dostumuzun web sitesini ziyarete gelmeyeceklerine göre, bu alanın düşük
trafik alanı olarak kalacağını varsayması yerinde olur.


Bilgisayar


Kapasite planını yaptığınız zaman karşınıza
çıkan tablo, genel hatlarıyla üç gruptan birisine girebilir:


1. Düşük trafik, az ziyaretçi ve
ziyaretçilerin Server’da ek program kullanmayacakları alanlar


2. Orta trafik, orta ziyaretçi ve
ziyaretçilerin bir ya da iki form doldurmaktan başka bir şey yapmayacakları
alanlar.


3. Yüksek trafik, çok ziyaretçi ve
ziyaretçilerin aynı anda bir çok program çalıştıracakları alanlar.


Şu anda planladığınız siteyi bu alanlardan
hangisine koyarsanız koyun, daima biraz büyümeye müsait tercihler yapmanız
gerekir. Ayrıca, ziyaretçi bakımından sınırlı bir Web sitesi, içerik bakımından
orta büyüklükte bir alandan daha çok sabit disk gerektirebilir. Örneğin bizim
fotoğrafçı dostumuz, çok az ziyaretçi beklediği ve ziyaretçilerine sadece bir
sipariş formu doldurtacağı halde, eğer bütün fotoğraf arşivini ziyaretçilerine
açmayı planlıyorsa, çok ama çok geniş sabit disk alanına ihtiyacı olacak
demektir. Buna karşılık bilgisayar oyunları satan bir firmanın Internet
sayfasında, fotoğrafçıya oranla daha az yer kaplayan malzeme bulunacak, buna
karşılık ziyaretçilerinin oyunları sınamasını istiyorsa, sistemine çok bellek
koymak zorunda olacaktır.


Bu nedenle, donanım tavsiyelerimizi, sadece
fikir edinmek için gözönünde tutmanız gerekir.


Servisler Düşük trafik Orta trafik Yüksek trafik


WWW 166MHz/32MB/1GB 200MHz/32MB/1GB 233MHz/48MB/2GB


FTP 166MHz/32MB/1GB
166MHz/32MB/1GB 166MHz/48MB/2GB


E-Posta 133MHz/48MB/1GB 133MHz/48MB/1GB 166MHz/64MB/2GB


4 Servis 133MHz/48MB/2GB 166MHz/64MB/2GB 300+MHz/124MB/3GB


Bu listenin sadece yolgösterici olduğunu,
donanım fiyatlarının nerede ise her gün düştüğünü gözönüne alırsak, donanım
seçerken mümkün olduğu kadar imkanınınızı daha büyük, daha geniş ve daha hızlı
donanım yönünde zorlamanız kolaylaşıyor. Bu listeye göre, ziyaretçilerine dosya
aktarma imkanı tanımayacak (FTP server kurmayacak), elektronik posta imkanı
vermeyecek ve sadece Web hizmetiyle yetinecek bir alanın 166 MHz işlemci ile bu
işi idare etmesi mümkündür. Aynı işi 66 MHz hızında bir Intel 486 CPU
bilgisayar ile de yapmak mümkün. Ama bu iş için yeni bir donanım almaya
kalkıyorsanız, kesinlikle paranızın elverdiği en gelişmiş donanımı almalısınız.


Yine bu liste size, herbiri 400 MHz hızında
iki CPU’su olan, belleği 124 MB’ın üzerinde, 10 Gigabyte sabit diski olan bir
bilgisayara ihtiyacınız olmadığnını da gösteriyor. Bu tür sür’at ile işlem ve
kayıt ortamı edinmek için harcayacağınız yatırım parasını, aslında modem hızını
ve hat genişliğini arttırmaya harcamakla daha kârlı çıkabilirsiniz. Sabit diski
ya da belleği yetmeyen bir bilgisayara bunların hepsi her zaman eklenebilir.
Ama belirli bir hızda kablo için anlaşma yaptığınız zaman kablonun hızını
anlaşma süresince arttırmak o kadar kolay olmayabilir. (Kiralık hat veren
firmalar, anlaşmaya erken fesih halinde tazminat hükmü koymuş olabilirler; ama
çoğu kapasite artırımı maksadıyla anlaşmayı yenilemeyi kabul ederler.)


Donanım bahsinde genel ilkeler arasında
mutlaka sayılması gereken bir husus, sabit disklerinizin mutlaka yedeklenmesi
gereğidir. Bir Web Server’ın çökmesi ve bu sırada bir çok veri ve program
dosyasının kullanılamaz hale gelmesi, Web’in yeniden kurulması zorunluğunun
ortaya çıkması, artık sadece bir zorluk olmaktan çıktı. Böyle bir durum,
firmanın iş kaybına da neden olabilir. Web Server programının çalıştığı ve
Internet kablonuzun bağlı olduğu bilgisayarın çökmesi, sipariş alma ve verme
imkanının kaybına, bilgi ulaşımında aksamaya, ve dolayısıyla para kaybına neden
olacaktır. Buna ek olarak Web Server’ın onarılması ve yeniden kurulması için
ayıracağınız zaman ve belki de ücret ödeyerek edinmek zorunda kalacağınız
servisi de hesaba katmalısınız. Başlangıçta iyi bir yedekleme sistemine
yapılacak yatırım, ilerde sizi bu tür masraflardan ve gelir kayıplarından
kurtaracaktır. Günümüzde bilgisayar sistemlerinin çökmesinde birinci sebep,
sabit disk arızasıdır. Hemen hiç bir parçası hareketli olmayan bilgisayarın
içindeki tek hareketli bölüm olan sabit diskler, bunun sonucu olarak, kimi
zaman sistemin tümüne ayak uyduramazlar. Bilgisayar sistemlerinin çökmesinde
ikinci en büyük sebep, yazılımlardaki hatalardır.


Internet işinizin bir parçası olacaksa,
sisteminizin hata toleransını yükseltmek zorundasınız. “Hata
toleransı” bir sistemin hayatî birimlerinin yedeklenmesi ile
yükseltilebilir. Web sisteminin durduğu bilgisayardaki bütün yazılım sistemi ve
ayarlar ile verilerin Disk Yansıtma Sistemi (Disk mirroring) ile yedeklenmesi
gerekir. Bu yöntem, muhtemelen şu anda sabit diskinizi yedeklemekte
kullandığınız teybe veya Zip disklere kopya almaktan farklı bir yöntemtir.
Sistemin esası, bilgisayarın içinde en az iki sabit bulunması ve bu disklerin
birbirinin aynı olmasını sağlamaktan ibarettir. Bu amaçla geliştirilmiş
programlar, bir sabit diskteki girdi/çıktı hareketini aynen diğer diske
yansıtırlar. Bir anlamda, bilgisayarınızda her an birbirinin aynı iki sabit
disk olur, fakat CPU bunlardan sadece birini gerçek kayıt ortamı olarak kabul
eder. Sistem, sabit disk arızası nedeniyle çöktüğü anda, çoğu zaman sistem
operatörünün müdahalesine bile lüzum kalmadan, Disk Yansıtma programı devreye
girerek, yedek sabit diski ana sabit disk yapacak ve o anda Web alanınızda
bulunan ziyaretçilerin bile ruhu duymadan, sistem hiçbirşey olmamış gibi,
hizmete devam edecektir. Disk Yansıtma, Microsoft Windows NT Server işletme
programının aslî parçalarından biridir; ayrıca para vererek yeni bir yazılım
almaya bile gerek yoktur.


<web008.tif>


Windows NT’nin Disk Yönetmemin (Disk
Administrator) programı, diskleriniz arasında Yansıtma sistemi oluşturmanız,
iki ya da üç tıklama ile yapılabilecek kolaylıktadır.


Bu kolaylığa aldanıp, bugüne kadar
yapageldiğiniz, disk yedekleme işleminden asla vaz geçmemeniz gerekir. Tam
tersine, Yansıtma yoluyla oluşturduğunuz ikinci sabit disk devreye girdikten
sonra, muhtemelen Server’ı düzenli bir şekilde kapatıp, sür’atle birinci sabit
diski eski şekline getirmeniz gerekir. Yansıtma Takımı’nın bir diskini diğerine
aynen kopya edebilirsiniz; ama bu bilgisayarın çökmesine sebep olan arıza her
ne ise, onu yeniden ana sabit diske yeniden aktarmak olabilir. Dolayısıyla, bir
yerde mutlaka bilgisayar sisteminin en mükemmel durumda iken çıkartılmış bir
teyp veya Zip disk yedeği olmalıdır. (Büyük bir ihtimalle 100 MB’lık Zip disk,
bir Web Server sistemini yedeklemeye yetecektir. Ancak en azından birinci sabit
disk veya boot partisyonu genişliğinde bir teyp yedekleme sistemi, her zaman
için daha garantili bir önlem olur.


Bağlantı


Büyük bir ihtimalle şu anda Internet’e modemle
bağlanma imkanınız var! Aramızda talihli olanlar normal telefon bağlantısı
yerine ISDN veya kiralık hat kullanıyor olabilir. Kullanıcı olarak
yararlandığınız bütün bağlantı türleri, Web Sitesi sahibi olarak Internet’te
hizmet vermenize de yarar. Burada dikkat edeceğiniz husus, “Yeter”
değil, “Yarar” demiş olmamızdır.


Bağlantının hızı, sitenizin çok ziyaretçi çeken
bir site olmasını veya olmamasını tayin edecektir. Günümüzde hiç kimsenin,
“Web alanı bulundu; cevap bekleniyor!” mesajını seyretmeye tahammülü
yok. Ünlü Web ustaları, sizin bağlantınızın tıklanmasından sayfanızın
ziyaretçinini bilgisayar ekranını domdurması arasında en fazla 20 saniye
geçmesi gerektiğini söylüyorlar.


Saniyede 36 Kilobit bilgi aktaran bir bağlantı
ile 20 saniyede 720 bin bit’lik bilgi aktarabilirsiniz. Bu ise HTML
sayfalarının içeriği gözönüne alınırsa, küçük bir başlık grafiği ve 50 kelimeden
az bir paragraf yazı demektir. Boş yere bağlantı hızı arttıkta, fiyatı da
artmıyor!


Seçeceğiniz bağlantı, bilgisayarınıza
ekleyeceğiniz bağlantı donanımının türünü ve niteliğini belirleyecektir. Hiç
şüphesiz, bağlantı donanımı türünü belirlediğiniz anda, bu tür cihazlardan
hangi marka ve modellerin sizin bilgisayarınıza ve Windows NT işletme sistemine
uyumlu olduğunu araştırmak zorundasınız. Bunun için şimdiden Microsoft
firmasının Internet alanından Windows NT Server Donanım Uyum Listesi (HCL, Harware
Compatibility List)) denen belgeyi alarak, bir yanınızda bulundurun. Bu listede
olmayan bir cihazı satın almak, kendi paranızla başınıza dert almak demektir.




Modem


Internet’e modemle bağlantı, en ucuz bağlantı
türüdür. Standart telefon teli ile evinize veya işyerinize gelen telefon
bağlantısının sağladığı analog sinyali modüle ederek ve modülasyonu çözerek
(cihazın adı olan modem kelimesi Modulation-Demodulation kelimelerinin
kısaltılmışıdır) sayısal sinyale çeviren bu araç, bugün saniyede 56 Kilobit’e
varan bir hıza ulaşmış bulunuyor. Gerçi, telefon şirketlerinin özellikle büyük
kentlerde ve sayısal santral kurulmuş olan yörelerde, bir çift telefon telinden
aynı anda birden fazla telefon sinyali alıp-vermeye yarayan multipleks
teknolojisi, azamî hızı ne olursa olsun, modemlerin saniyede 26 Kbps’ın üzerine
çıkmasını engellemektedir; ama telefon hattı elverişliği olduğu anda, ve ISS 56
Kbps uyumlu hizmet sunduğu taktirde, bu rakama yaklaşmak mümkündür. Bu hız
Internet kullanıcının sayfadtan sayfaya gitmesine, hatta arada bir oldukça
büyük dosyalar indirmesine elverişlidir. Ama, sizin bu hızla Internet’e servis
sunmanız, özellikle orta büyüklükte bir trafik bekliyorsanız, gerçekçi olamaz.
Hele 26 Kbps hızda bir bağlantıyla Internet’te ticaret yapmak mümkün olamaz.
Telefon-modem yoluyla kurulacak Internet bağlantısı daimi değildir; ISS’e
telefon bağlantınız kesildiği anda Internet bağlantınız da kesilmiş demektir.


Internet bağlantınız için başka bir hat
masrafı yapmadan telefon sistemini kullanmaya karar verirseniz, bunun için bir
modem satın almanız gerekir. Modemler, ya bilgisayarın içine kart şeklinde
takılır, ya da bilgisayarın dışında durur ve bilgisayara COM 1 veya COM 2 seri
iletişim kapısından ya da USB kapısından bağlanırlar. Bilgisayarın içine
takılan modem kartı, ancak bilgisayarın kapağı açılmak suretiyle
çıkartılabilir. Oysa dışarıda duran modemler, bilgisayardan bilgisayara
nakledilebilir; hatta bir anahtarla ve aynı anda sadece biri tarafından
kullanılmak şartıyla, iki bilgisayara birden hizmet verebilirler. Seri iletişim
kapısını kullanmak suretiyle bir NT sistemine aynı anda 256 dış modem birden
takılabilir. Internet sitenizin zamanla gelişebileceğini, birden fazla telefon
hattı ve modem bağlayabileceğini dikkate alarak, bilgisayarın içine takılan
kart modem yerine dış modemi salık veririz.




ISDN


İngilizce Entegre Sayısal Ağ Hizmeti
(Integrated Services Digital Network) kelimelerinin kısaltması olan ISDN,
telefon şirketinin ev veya iş yerinize en yakın merkezinden (servis kutusundan)
size çekilecek sayısal bir hattır ve 128 Kbps’a kadar hız sağlayabilir. ISDN’i
size özel bir telefon hattı sayabilirsiniz. Size çekilecek kablo, başka hiç bir
abone ile sizin telefon sinyalinizi multipleks yoluyla birleştirmeyeceği için,
hat sadece bize ait olacaktır. Bu yolla Internet bağlantısı da, telefon
bağlantısı devam ettiği sürece devam eder.


ISDN bağlantısı da modeme benzer bir cihazdan
geçerek bilgisayara girer; ancak bu kez modeme benzer cihazın bilgisayarın
içine takılması şarttır. Bilgisayarların COM1 veya COM2 seri iletişim
kapılarına bağlanacak bir cihaz bilgisayarın ana veri yolu ile 115 Kbps hızıyla
iletişim yapabilir. Bu, ISDN’in hızından düşük olduğu için, hattan gelecek
sinyaller seri kapısından geçerek bilgisayara girmek için sıra beklemeye
başlayacaklar ve bu sistemi sık sık çökertecektir. Oysa ISDN hattından gelen
sinyal, bilgisayarın kendi sinyali gibi sayısal olduğuna göre, doğruca veri
anayoluna bağlanabilir. Bu nedenle ISDN kartı (çoğu zaman yanlış bir ifadeyle
ISDN modemi denilir; ISDN sinyali zaten sayısal olduğu için modüle edilmesine
ihtiyaç yoktur!) bilgisayarın içine takılır.


ISDN servisi veren telefon kurumu, kendi
sistemine uygun ISDN kartını da abonesine sağlamakla yükümlüdür. ISDN servisi
seçerken, kartlarının NT sürecese olup olmadığını mutlaka sorunuz.


Bir çok ülkede ISDN servisi toptan fakat sabit
fiyatla veya bir sisteme bir sayaç bağlanmak suretiyle birim fiyatıyla
verilmektedir. Günün belirli saatlerinde Internet bağlantınızı kesecek ve Web
alanınızı ziyaretçilere kapatacaksanız, sayaçlı yöntem daha hesaplı olabilir.
Buna karşılık 365 gün ve 24 saat hizmet Web varlığınızı sürdürecekseniz, toptan
sabit fiyat anlaşması yapmanız daha kârlı olabilir.




Frame Relay


Bir firmanın Internet’e bağlı ağına, doğrudan
bağlanmaktan ibaret olan bu yöntemde, bağlantı hızınız 56K’dan T1’e (1.5 Mbps)
kadar değişebilir. Bu bağlantı süreklidir; telefon bağlantısı gibi kesilmez.
Burada önemli olan bağlandığınız ağın size sunduğu servisin hızıdır. Frame
Relay, eski bir ağ protokolü olan X25’in modern bir türevidir. Yoğun trafik
bekleyen Server sitesi, Network ile girdi/çıktı ilişkisini Server’ın durduğu
bilgisayara yaptırmamak için devreye ikinci bir bilgisayar sokmalıdır.




Kiralık Hat


Web Server Sitenizi, telefon şirketinden hızı
56 K’dan T3’e (45 Mbps) kadar bir daimi hat kiralayarak, araya hiç kimseyi
sokmadan doğrudan Internet’e bağlayabilirsiniz. Internet ile daimi bağlantının
en iyi yolu budur. Ancak daimi hattın kirası çok yüksek olabilir.


2. Bir Web Sitesinde Ücretsiz Sayfa


<webfree.tif: Resimaltı: Web alanında
ücretsiz sayfa imkanı veren firmaların Yahoo!’daki listesi bile bir ekrana
sığmıyor. Bu firmaların tam listesini bir çok Arama sitesinde kolayca
edinebilirsiniz.>


Bugün bir Web sitesine sahip olmak için en
kolay yol, abonelerine ücretsiz Web sayfası imkanı tanıyan bir ISS ile
anlaşmaktır. Burada hatırlamanız gereken bir atasözü var: Ucuz etin yahnisi..


Evet bu sayfanın size maliyeti, sıfır. Ama
verilen imkanlar da o ölçüde kısıtlı ve sınırlı olabilir. Bu yöntemin esası,
bir başkasının Web Server’ın durduğu bilgisayarda bir dizine sizin sitenizin
adının verilmesinden ibarettir. ISS’ler müşteri çekebilmek için başvurdukları
bu yöntemde genellikle ücretsiz sayfalara sınırlı bir ayırırlar.


Çoğu size ayrı bir Domain adı edinme hakkı
tanımaz. Yani sizin kendi adınızla bir alanınız olmaz, URL olarak size ücretsiz
sayfa veren firmanın Server’ının Domain adını kullanırsınız. Örneğin, http://www.webevsahibifirma.com/bedavasayfalar/alininsayfası.html.
America On Line’dan tutun, Geocities ve Tripod firmasına kadar bir çok kuruluş,
abonelerine ücretsiz sayfa alanı sağlıyor. Fakat bu sayfaların çoğunda, site
sahibine form ve ona bağlı CGI programı kullanma hakkı tanınmaz.


Fakat cebinizden hiç para çıkmadan Web sitesi
sahibi olmak istiyorsanız, bundan başka bir yol da yok. Özellikle belirli bir
görüş ve düşüncenin yayılması için kurulmuş kâr amacı gütmeyen dernek ve
gruplar, ziyaretçileri ile etkileşmeli (interaktif) ilişki kurması gerekmeyen
sayfalar için ideal bir ortam, ücretsiz Web sayfası siteleri olabilir.


3. Cybermall


<webmall.tif Resimaltı: Access Market
Square, bugün Internet’te mevcut yüzlerce alış-veriş merkezi kavramına dayanan
Web alanından biri. Bu “alış-veriş merkezi” içinde bir sanal mağaza
açacak olursanız, mağazanız ilgili grubu belirten düğme ile ulaşılan bir ikinci
sayfada gösterilecek. Bir arama alanında “Online Shopping”
kelimeleriyle bu tür alanları araştırabilirsiniz.>


Tıpkı içinde yüzlerce mağaza bulunan dev
alış-veriş merkezleri gibi, Internet’in sanal ortamında da mağazalar açılıyor.
Bu alanı işleten firma ile bir anlaşma yapıyorsunuz; sayfa veya sayfalarınız bu
firmanın Web sitesinde bir alt-site oluşturuyor. Kendinize ait bir URL ulabilir
veya olmayabilir. Sizin sayfalarınız çoğu zaman “Mall” firmasının
Domain’i içinde bir alt-domain oluşturacaktır.


Bu yöntemin de iyi tarafları-kötü tarafları
var. Bir kere Internet’te alışveriş artıyor ve Internet aboneleri giderek daha
çok elektronik alışveriş yapıyorlar. Ayrıca “Mall” firması kendi
alanının duyurusunu yapacağı için sizin sitenizin de otomatik olarak reklamı
yapılmış olacaktır. Fakat sizin siteniz sanal mağaza türü değilse, bu yöntem
size uygun olamaz. Siteniz alış-veriş sitesi bile olsa, unutmayın koca
alış-veriş merkezi içinde sizin siteniz yüzlerce “dakkandan” sadece
biri olacak! Hele kendi URL’iniz olmayacaksa, kendi sitenizin duyurusunu
yaparken, belki de aynı Mall’da sitesi bulunan rakiplerinizin de reklamını
yapmış olacaksınız!


4. Web mağazaları


Günümüzde Sanal Mağaza açan firmaların sayısı
arttıkça, bu mağazalarda sattıkları belli mamüllere kendi siteleri içinde
“sayfa” vermeye başlayanların sayısı da artıyor. Gerçi bu
“sayfa” gerçek anlamda bir “site” sayılmaz, ama yine de bir
mamülün tanıtımı açısından, üstelik o tür mamülü arayanların uğrak yerinde
bulunacağı için, iyi bir reklam vasıtası sayılabilir. Sizin firmanızın ürettiği
trikoların büyük bir giyim-kuşam zincirinin Web alanında, kendine ait bir
sayfada tanıtılması, hele bu sayfanın içeriğini belirleme hakkı mamülün
üreticisi olarak size tanınacaksa, bulunmaz bir fırsat olarak
değerlendirilebilir.


5. Web Evsahibi Şirketler


Ve dünüp dolaşıp, asıl tavsiye edeceğimiz Web
Sitesi yöntemine geldik. İşte size Yoksul Richard’ın 50 Dolarlık Web alanı!
Hele şu anda bilgisayarınız varsa, ve Internet’e ulaşım hakkına sahipseniz, hiç
lafı döndürüp-dolaştırmadan söyleyelim ki, hemen çarşıya çıkıp bir Microsoft
FrontPage 98 programı satınalıp, iki ya da üç saat sonra Web sitenizi yapmış
olabilirsiniz. 24 saat sonra kendinize ait bir URL adresiniz olabilir. Hele
HTML sayfalarınızı tasarlarken, ilerde değineceğimiz ilkelere uyar, ve bir gün
ve gecenizi bu yeni alanınızı Internet Arama firmalarına tanıtmakla
geçirirseniz, bir hafta içinde hedeflediğiniz ziyaretçi sayısına ulaşmanız
işten bile olmayacaktır.


Bir kere, bir Web Evsahibi şirketle anlaşıp,
kendi URL adresinizi tescil ettirir ve kendi sitenizi kendiniz tasarlarsanız,
herşeyden önce ziyaretçilerinize kendi arzu ettiğiniz etkileşme imkanını
verebilirsiniz; ziyaretçileriniz sizin kendi Domain adınız olduğuna bakarak,
işinizin ciddî olduğunu anlarlar. Seçeceğiniz ev sahibi şirkete bağlı olarak,
en az bir, fakat çoğunlukla 5 POP elektronik posta kutunuz olabilir. Bunun
yararı ne? Düşünün bir firmanın gazete-dergi reklamını inceliyorsunuz.
Reklamda, “Toptan satışlarımızla ilgili TOPTAN@BENIMFIRMA.COM.TR’ye,
perakende satışlarımızla ilgili PERAKENDE@BENIMFIRMA.COM.TR’ye
elektronik posta gönderebilirsiniz” deniliyor. Samimiyetle söyleyin; bu
firmanın sağlam, güvenilir ve büyük olduğunu düşünür müsünüz, düşünmez misiniz?
Gerçekte her iki elektronik posta adresi de bu site sahibinin edindiği Domain
adına, aynı IP adresinde POP kutusuna gidecektir. Yani size. Reklamınız
görenlerde arzu ettiğiniz etkiyi sağlayacaktır! (Bu etkinin gereğini
yapabilecek imkanlara sahip olup olmadığınız, yani gerçeğe dayalı reklam
yapıp-yapmadığınız ayrı bir ahlâk konusu.) Web evsahibi şirketlerle anlaşarak
oluşturacağınız Web alanınıza, on-line sipariş ve elektronik ticaret imkanları
koyabilirsiniz. Sitenizi ziyaret edecek kişilere bir forma adlarını ve
adreslerini yazarak, sizin katalog gönderme listenize girmelerine imkan
verebilirsiniz. Ve en güzel tarafı, URL size ait olacağı için, evsahibi
şirketten mennun kalmaz da yarın bir başka evsahibi firmayla anlaşacak
olursanız, yeni firmaya URL’inizi de beraberinizde götürebilirsiniz.
Bastırdığınız kartvizitler ve broşürler çöpe atılmamış olur!


Evsahibi firma tercihiniz için, en çok imkanı,
en ucuza veren ve bu işi en uzun süre yapmakta olan bir firmayı seçmenizi
tavsiye etmekten başka bir şey söylemeyeceğiz. Internet’in coğrafya ve
uluslararası hukukun sınırlarını ortadan kaldığı dünyamızda, evsahibi şirket
tercihiniz illâ Türkiye ile sınırlı da değil. Bu sınırsızlık, Web evsahibi
şirketleri hergün daha fazla imkanı, daha az ücretle sunmaya zorluyor.
Çevrenizle konuşun; şu anda böyle bir firmadan Web sitesi almış tanıdıklarınıza
sorun. Hatta böyle bir kaç firmaya elektronik mektup yollayın, telefon edin;
verecekleri karşılıkları, konuşma usluplarını değerlendirin. Bir kaç teknik
soru sorun; neden bahsettiğinizi anlıyorlar mı? Bu tür firmaların seçiminde
gözeticilecek ilkelerle ilgili bir Internet sohbet alanında bulduğumuz şu
tavsiyeyi aktarırsak, ev sahibi firma seçiminde herkesin nasıl davrandığını görmüş
olacaksınız:


“Evsahibi firmalar arasında başka
bakımlardan uygun bulduklarınızın Internet sitelerine girin ve teknik destek
bölümünün telefon numarasını alın. Sonra o gece sabaha karşı 03’de bu namarayı
arayın. Cevap veren biri var mı? Cevap veren varsa, kendisini tanıtın ve teknik
yardım sisteminin işleyip işlemediğini sınamak için aradığınızı ve işbaşında
birini bulmaktan memnun olduğunuzu söyleyin. Ertesi gün de firmayla anlaşma
yapın. Telefona cevap veren olmazsa, başka bir firma aramaya başlayın.”


24 saat teknik yardım hizmeti veren böyle bir
firma buldunuz diyelim. Nasıl bir anlaşma yapmalısınız? Bu tür firmaların
sundukları servisleri dörte ayırabiliriz. Şimdi sırasıyla bu hizmet türlerini
inceleyelim.


Dizin Şeklinde Web Sitesi


Bu usulde kendinize ait bir URL almazsınız. Bu
sizi Domain adı için ruhsat ücretinden kurtarır. Siteniz, evsahibi firmanın
Domain’inde bir dizin olur. Örneğin, http://www.webevsahibifirma.com/alininsitesi/
gibi. Bu sitede POP e-posta, FTP, vs. gibi her türlü imkanınız olabilir. Ama
evsahibi firmayı değiştirmeye karar verirseniz, bu adres de değişir; yaptığınız
tanıtım ve bu ardresi içeren basılı kağıtlarınız da değişmek zorunda kalır.


Alt-domain Şeklinde Web Sitesi


Siteniz evsahibi firmanın Domain’inde dizin
değil, alt-domain olacaktır. Örneğin, http://www.alininsitesi.webevsahibifirma.com/
gibi. Bu sitede POP e-posta, FTP, vs. gibi her türlü imkanınız olabilir. Ama
evsahibi firmayı değiştirmeye karar verirseniz, bu adres de değişir; yaptığınız
tanıtım ve bu ardresi içeren basılı kağıtlarınız da değişmek zorunda kalır.


Bazı Internet şirketleri, örneğin
Monolith@Home, bu suretle alacağınız bir alt-domain Internet adresini çok daha
kısa ve kullanışlı hale getiriyor. Bu firmayla anlaşarak, URL olarak örneğin http://alininsitesi.home.ml,org adresini
kullanıyorsunuz. Ziyaretçileriniz bu adresi aradıklarında, firmanın Domain
Server bilgisayarı, ziyaretçiye doğru IP adresini veriyor. İlerde alt-domain
olduğunuz evsahibi firmayı değiştirirseniz, adres değiştiren firmayı örneğin
Monolith@hHome şirketini uyararak, adresinizi düzeltmesini isteyebilirsiniz.
Tanıtım ve basılı kağıtlar boşa gitmemiş olur!


Sanal Web Sitesi


Kendi işyerinizde, kendi bilgisayarınızla,
kendi Web Server’ınızla ve kendi hattınızla Web sitesi sahibi olmayacaksanız,
ikinci en iyi Web sitesi bu yöntemle kurulur. Evsahibi firma aracılığıyla veya
kendiniz InterNIC denen kurumla temasa geçerek, kendi Domain adınızı tescil
ettirir ve ruhsat ücretinizi ödersiniz. Kendi URL’iniz olur. Tescil işlemini
evsahibi firmaya yaptırmak, belki daha kolay görünebilir; ama evsahibi firma
büyük bir ihtimalle seçeceğiniz Domain adını kendi adına tescil ettirecektir.
Evsahibi değiştirmek istediğinizde, URL’inizi kullanmaya devam edebilmek için,
ya evsahibi firmanın Domain adını sizin adınıza tescil ettireceğinden emin
olun, ya da bu işi kendiniz yapın. İlerde bunun ne kadar kolay olduğunu
göreceksiniz.


Bu yöntemde, InterNIC ve onun hergün Domain
Name Server’ı vasıtasıyla bütün dünyaya dağıttığı Domain adları listesini alan
aracı Domair Name Serverlar, sizin URL olarak aldığınız adın karşısına,
evsahibinin firmanın Web Server’ının IP adresini yazacaktır. Böylece
ziyaretçiniz browser ekranına http://www.alininsitesi.com
yazdığında, Internet sistemi, browser’a evsahibi firmanın IP adresini
gösterecektir. Domain adı size ait olursa, evsahibi firmayı değiştireceğiniz
zaman, InterNIC’e IP adresinizin değiştiğini bildireceksiniz ve Domain Name
Server sisteminde gereken düzeltme yapılacaktır. Yani ziyaretçileriniz browser
ekranına http://www.alininsitesi.com
yazmaya devam edecekler, fakat bu kez browserlarına başka bir IP adresi
verilecektir. Sonuç olarak herkes hangi evsahibi firmanın Web Server’ında
durursa dursun URL’iniz değişmeden kalacaktır.


Sadece İsimden İbaret Web Sitesi


Yukarıda Domain adı olan URL’in Internet
dünyasında bir Web Server IP adresi olduğunu söyledik. Birden fazla URL’i, aynı
Web Server IP adresine bağlayamaz mıyız? Tescil ücretini verdikten sonra aynı
IP’ye isterseniz yüz adet Domain adı bağlayabilirsiniz. Sonuçta hepsi aynı
kapıya çıkar; ama siz neden birden fazla URL edinmek istemişseniz, o amaç
gerçekleşmiş olur.


Neden birden fazla URL sahibi olmak
isteyebilirsiniz? Bu sorunun cevabı sizin ihtiyaçlarınıza bağlı. Ama örneğin
bir firma birden fazla alanda faaliyet gösteriyorsa, her alanı temsil eden bir
URL edinmek isteyebilir. Ama firma, birden fazla Web sitesi oluşturmak ve
bakımını yapmak kolay olmayacağı için, hangi URL’i izleyerek gelirse gelsin,
bütün ziyaretçilerin aynı sayfaya ulaşmasını isteyebilir. O zaman çare,
evsahibi firmanın size ayıracağı alanda sitenizi oluşturmak ve bu sitenin
durduğu Web Server’ın IP numarasını farklı Domain isimleri için adres olarak
tescil ettirmekten ibarettir.


Bölüm II: İnşaata Hazırlık


Kendi işyerinizde, kendi bilgisayarınızla,
kendi Web Server’ınızda, kendi hattınızla kendi sitenizi oluşturacaksanız,
yapacağınız ilk iş, bu işin uzmanı bir kişinin yardımını istemek olmalı.
Bilgisayara Web Server kurmak, başta da belirttik, herhangi bir Windows
uygulama programını kurmaktan farklı değil. Ama işin teknik bölümleri,
özellikle hat kiralamak, bu hat T1 veya T3 olacaksa, bilgisayarla binanıza
gelecek hattın arasında Router denen ikinci bir bilgisayar yerleştirmek tecrübe
isteyebilir. Teknik cihazların içinden çıkan broşürleri ve kullanma
kılavuzlarını okuma alışkanlığınız varsa, Router cihazını kurmak da o kadar zor
olmayabilir. Ama bir teknik uzman sizi bir çok uykusuz geceden ve başağrısından
kurtarabilir.


Evsahibi Seçmenin İlkeleri


Ama bu yola gitmiyor ve Web sitenizi, kendi
Domain adınıza tescil ettirerek, ama bir başka evsahibi firmanın Web Server’ına
koyarak Internet’e açmak istiyorsanız, başınız hiç ağrımayacak demek değildir!
Web evsahibi seçmek, Router veya Web Server kurmaktan daha kolay görünebilir.
Ama ev ödevinizi iyi yapmaz ve dikkatli bir seçimde bulunmazsanız, başınız daha
çok ağrıyabilir. Şimdi bu seçimin ilkelerini ele alalım.


Microsoft FrontPage Server Extensions
Var mı?


Web sitesi sahibi olmanız, bilgisayar
programcısı olduğunuz anlamına gelmez. Ayrıca bu hiç de gerekmez. Konuyla biraz
ilgilendiyseniz, Form denen HTML etiketini kullanarak, sayfalarınızı ziyaret
edecek kişilerin sizin Web alanınızda “birşeyler yapmasına” imkan
verebileceğinizi biliyorsunuz demektir. Bu basit bir adını-adresini bildirme
formu olabilir; tam teşekküllü bir elektronik alışveriş sayfası olabilir.
Ziyaretçi, Web browser programının ekranında “Gönder,” “Satın
al!,” “At Sepete!” gibi düğmeleri tıkladığında, tabir yerinde
ise perde gerisinde bir takım programlar harekete geçer, bazı bilgiler bir
yerlere kaydedilir; bir yerlere elektronik posta mesajları veya dosyalar
gönderilir. Hatta işin içine kredi kartı numarasının teyidi gibi malî ve hukukî
niteliği olan işler de giriyorsa, yapılacak bu “bir takım işler”
ciddiyet kazanıverir.


Ziyaretçi ile Web Server arasındaki bu
etkileşmeyi sağlayan arabirime CGI (Common Gateway Interface) denilir. CGI, Web
Server açısından, uzaktaki kullanıcının kendi bulunduğu bilgisayarda bir
programı çalıştırması demektir. Kullanıcıların Web Server bilgisayarında
program çalıştırması çok ama çok tehlikeli olabilir. Bir örnek verelim:
Bilgisayarınızdaki “Del” komutu bir program çalıştırır. Bu program,
“Del” komutu önündeki bilgiye göre, sabit diskteki bazı dosyaları
siler. Eğer CGI, ziyaretçilerinize “Del c:*.*” komutunu icra etme
yetkiyi veriyorsa, hiç şüpheniz olmasın, ikinci değilse üçüncü ziyaretçiniz,
Web Server’ın kendisi dahil, Internet’e açık bilgisayarınızda ne varsa hepsini
silecektir!


Bu nedenle CGI, ziyaretçi ile Web Server
arasında bir kontrol görevi yapar; ziyaretçilerin kullanmaları gereken
programları kullanmalarını sağlar, yapmamaları gereken şeyleri yapmalarını
önler. Ziyaretçileriniz, diyelim ki bir forma adlarını, adreslerini ve
istediğiniz diğer bilgileri yazdılar ve gönder düğmesini tıkladılar. Şimdi bu
bilgilerle ne yapılmasını istiyorsunuz? Ziyaretçinizin verdiği bilgiler bir düz
yazı dosyasına eklensin mi? Ya da verdikleri bilgiler Web Server tarafından
sizin elektronik posta adresinize gönderilsin mi? Bunu bir programın yapması
gerekiyor. Bu programı örneğin Perl dilini kullanarak siz yazabilirsiniz. Ya da
Perl diliyle program yazabilen bir bilgisayar danışmanına ücreti mukabili
yazdırabilirsiniz. Veya, Web evsahibinizi Microsoft FrontPage Web Server
Extensions imkanı sunan firmalar arasından seçerek, Webbot denen bu programlara
otomatik olarak kavuşabilirsiniz.


Microsoft FrontPage Web server Extensions,
sadece Microsoft’un Web Server programında değil, bugün piyasada mevcut ciddî
bütün Web Server programları ile uyumludur. Ev sahibiniz isterse kendi Server’ı
için Unix ortamını seçmiş olsun, FrontPage Extension’larını evsahipliği yaptığı
sitelerin hizmetine sunabilir. Şu anda CGI programı kullanmayacak bile olsanız,
evsahibi firmanın size bu imkanı vermesine dikkat edin.


Evsahibinin Server’ı NT ortamında mı
Çalışıyor?


Piyasada o kadar çok Web Sitesi yapma programı
var ki, hepsini ele alacak olursak, bu kitapçıktan daha uzun bir kitap yazmamız
gerekebilir. Belki Internet’ten ücretsiz bir Web Site programı indirip, onu
kullanacaksınız. Fakat hemen belirtelim ki, bu programların ücretsiz olanları
size veritabanı ile uyumlu Web sayfaları yapma imkanı vermeyecektir. Ücretli
olanları ise, ortaya çıkartacakları sayfaların evsahibinizin Web Server’ında
çalışabilmesi için büyük bir olasılıkla veri tabanı ve multimedya için Web
Server’da kendi sürücüleri ve programlarının bulunmasını şart koşacaktır.


Günümüzde Web sitesi evsahipliği yapan
firmaların üzerinde standart olarak anlaştıkları yükleme, güncelleştirme ve
çalıştırma programları ve yöntemleri Microsoft FrontPage programı haline gelmiş
bulunuyor. Bu, gerek FrontPage’in çok yetenekli ve çok imkanlı bir program
olmasından, gerekse NT Server’ın Web Server platformu olarak daha yaygın olarak
kullanılmasından kaynaklanıyor. NT server ve onun üzerinde kurulmuş Microsoft
Internet Information Server, Active Server Pages (ASP) adı verilen bir
teknoloji ile, dinamik Web sitesi yapmanıza olanak sağlıyor.


Küçük bir örnek verelim. Diyelim ki bir
gazetenin Web alanını işletmekten siz sorumlusunuz. Klasik HTML dilini ve
verdiği imkanları kullanarak, hergün, her sayfayı yeniden yapmak ve sitenize
alacağınız günlük haberleri HTML sayfalarınıza kodlayarak koymak zorundasınız.
Oysa ASP tekniği ile örneğin Dış Haberler Bölümü olan sayfanızı, sabit
diskinizde dış haberlere ayırdığınız klasördeki bütün metinlerin birinci
paragrafını alıp <H1>..</H1> etiketinin arasında göstermeye, sonra
bir <BR> kodu koyarak ikinci paragrafı alıp <P>..</P> arasında
göstermeye hazır hale getirebilirsiniz. Yani, sitenizdeki bütün haber
bölümleri, belirli bir klasördeki yazıları alıp, HTML kodlarıyla kodlayıp,
sitenizde sunmaya hazır hale getirilebilir. Size düşen sadece gazetenizin veya
derginizin yazıişleri tarafından yayına hazır hale getirilmiş metin dosyalarını
alıp, kendi Web klasörlerinizde ayırdığınız yere kopyalamaktan ibaret hale
gelir.


Bu örneği bir toptancının emtia listesinde
yaptığınızı da düşünebilirsiniz. Her mal değişikliğinde HTML sayfaları tek tek
ele alıp, içindeki HTML kodlarını, metin ve grafik referanslarını değiştirerek
yeniden kodlamanız mı kolay, yoksa Web sayfalarınızı ASP tekniği ile otomatik
hale getirmeniz mi?


ASP, Unix ortamına da uyarlanmış bulunuyor.
Ama NT ortamında işleyen ve sitenizde ziyaretçilerizle etkileşmek için
kullanacağınız her türlü programın Unix sürümünü bulamazsınız. Bu nedenle Web
evsahibinizin NT ortamına ve NT üzerinde çalışan bir Web Server’a sahip olması
şarttır.


Evsahibiniz Size Ne Kadar Sabit Disk
Alanı Veriyor?


Web sitesi demek, bir sabit disk üzerinde bir
dizin ve içinde bir takım dosyalar demektir. Ziyaretçiniz için http://www.alininsitesi.com olan Web
sitesi, aslında Web evsahibi için e:websitesali şeklinde bir dizin
ile onun içindeki alt-dizinler ve dosyalardan ibarettir. Bu alan azamî ne kadar
olabilir. Bugün herhangi bir Web evsahibi firmanın ilanında, temel şartlarda
üyelik halinde 60 megabyte sabit disk alanı verildiğini okuyoruz. Yani
sitenizde yer alacak bütün metinler, grafikler, ses ve video dosyaları, CGI ve
Webbot programlarının toplam büyüklüğü 60 MB olabilir. 60 MB, başlangıçta çok
gibi görünebilir. Fakat Web siteniz grafik ağırlıklı olacaksa, 60 MB hızla
dolacaktır. Kimi evsahibi firma temel alanın üstündeki her MB için çok aşırı
bir fiyat talep eder. Bundan kaçınmalısınız.


Trafik Ücretleri


Ziyaretçilerinizin sayfanızda göreceği her
unsur, yazı, fotoğraf, grafik, ses ve video unsuru, sizin alanınızdan
ziyaretçiye transfer edilen veri demektir. Bugün hemen hemen bütün Web
evsahipleri, site sahiplerine, ziyaretçilerinin veri transferi için temel
ücrete dahil belirli bir MB ölçüsü veriyorlar. Bu genellikle aydı 2 bin MB
civarında. Firmalar bunun üstünde bir veri transferi olursa, ayrıca ücret talep
ediyorlar. Bu ilave ücretin fahiş derecede yüksek olmamasına dikkat edin.


Bazı firmalar bir temel ziyaretçi sayısının
üstündeki ziyaretçiler için site sahibinden para alırlar. Bundan kaçının.
Siteniz ne kadar çok ziyaretçi çekerse o kadar çok para ödeyeceksiniz demektir.
Bu tür sınırlama getirmeyen evsahibi firma sayısı hızla artıyor.


Kaç Elektronik Posta Hesabı
Açabilirsiniz?


Her Web Site, üzerinde bulunduğu Web
Server’dan bazı hizmetler alır. Web servisi, yani WWW’ye bağlanmak ve HTTP
protokolü ile talep alıp karşılığında talep edilen sayfayı ve unsuru göndermek
bunlardan biridir. Web Server Web hizmetinin yanı sıra, sitelerine POP Mail
Hizmeti de sunar. Bu, Internet dünyasında elektronik posta demektir. Günümüzde
Web evsahipliği yapan firmalar, müşterilerine genellikle 10’dan fazla ayrı
ücretsiz POP hesabı açıyorlar. Bu sayının 20’ye çıktığı da oluyor. Özellikle
bir şirket için Web alanı açıyorsanız, ne kadar çok ücretsiz POP hesabı
alabilirseniz o kadar iyi olur. Satış, Bilgi, Teknik Destek, Sipariş, vs.,
adlarına ayrı ayrı elektronik posta kabul edebilmek, sizin avantajınız
olacaktır.


Elektronik Postaları Yönlendirebilir
Misiniz?


Şimdi iki şeyi birbirinden ayırdığınızdan emin
olalım. Muhtemelen şu anda olduğunuz gibi, “Internet abonesi” olmak
ayrı, Internet’te site sahibi olmak ayrı şeylerdir. Internet’teki siteniz ve bu
siteye gelebilecek elektronik postalarla, şu anda Internet abonesi olarak sahip
bulunduğunuz elektronik posta adresine gelen postalar da birbirinden ayrıdır.
Diyelim ki siz şu anda, örneğin Superonline veya America On Line yoluyla
Internet’e bağlanıyorsunuz ve ali@superonline.com
veya ali@aol.com gibi bir elektronik adresiniz
var. Yarın http://www.alininsitesi.com
adresinde bir site sahibi oldunuz ve evsahibi firma size 20 ayrı elektronik
posta adresi verdi. Bunlardan birini satis@alininsitesi.com
olarak kurdunuz. Bu adrese gelen elektronik posta, evsahibinin bilgisayarında
size ayrılan sabit diskte bir muhtemelen usersaliincomingsatis dizinine düz
yazı dosyası olarak kaydedilecektir. Tabiî arzu ettiğiniz anda, Internet
yoluyla bu dizine girerek, postalarınıza bakabilirsiniz. Ama bu elektronik
postanın amacını yok eden bir uygulama olur. Size lazım olan, satis@alininsitesi.com adresine
gönderilen postanın ali@superonline.com
veya ali@aol.com adresine yönlendirilmesidir.


Web evsahibi firma ücretsiz olarak posta
yönlendirme hizmeti vermelidir. Böylece Internet’e her zaman nasıl bağlanıyor
ve postalarınızı okuyarsanız, yine aynı şekilde Web sitenize gönderilen
postaları da okumaya devam edebilirsiniz.


Bu arada bazı evsahibi firmaların otomomatik
posta cevaplama hizmeti sunduğunu da belirtelim. Bu Autoresponder denen bir Web
Server hizmetidir ve özellikle firmaların müşterilerine karşı ciddî bir görünüm
kazanmasına yardımcı olur.


FTP Bağlantınız ve FTP Siteniz Olacak
Mı?


Internet’te aslında bütün ilişki Server’daki
dosyaların ziyaretçinin bilgisayarına aktarılmaya dayanır. Fakat, Dosya Aktarma
Protokolü (FTP) Server’da duran dosyaların browser ekranında gösterilmeden
doğruca ziyaretçinin sabit diskine aktarılmasını veya ziyaretçinin sabit
diskinden sizin Web sitenizin durduğu Web Server’ın sabit diskine aktarılmasını
sağlar.


FTP, Web sitesi sahibi olarak size iki ayrı
alanda gereklidir. FTP’den önce kendi sayfalarınızı ve CGI pogramlarınızı
evsahibi bilgisayara aktarmakta yararlanırsınız. Bunun için CuteFTP veya WS_FTP
gibi paylaşım programlarını kullanabilirsiniz. FrontPage uyumlu bir evsahibi
ile anlaşma yaparsanız, sitenizin tümünü FrontPage ile yapar ve FrontPage ile
aktarabilirsiniz. Fakat FTP programları, özellikle CGI programlarını aktarmakta
ve daha sonra görebileceğimiz üzere, kendi alanınızda oluşturacağınız
klasörlerin kullanım haklarını belirlemekte şarttır.


FTP ile ikinci ilişkiniz, kendi sitenizde,
ziyaretçilerinizin onlara sunacağınız dosyaları kendi sabit disklerinde
aktarmalarını sağlamak için olacaktır. Özellikle sitenizde bilgisayar dosyası
dağıtımı yapacaksanız, veya çok uzun metinleri ziyaretçilerinin kullanımına
açacaksanız, bunları FTP protokolü ile almalarına imkan sağlamanız gerekir.
HTTP yoluyla da dosya aktarmanız mümkün. Ancak HTTP ilişkiniz dosya aktarımı
tamamlanmadan kesilecek olursa, ziyaretçiniz dosyayı yeni baştan aktarmak
zorundadır. Oysa FTP, yarım kalmış bir dosya transferini anlayıp, kaldığı
yerden devam edebilir.


Elektronik Ticaretin Gerekleri Var Mı?


Internet’te size sahibi olmak istemenizin
nedeni elektronik ticaret olmasa bile, evsahibi firmanın size Güvenli HTTP
(Secure HTTP, SHTTP) bağlantısı sağlaması gerekir. Bu, olağan HTTP protolüne,
kötüniyetli kişilerin özellikle kredi kartı numarası gibi hassas bilgileri
edinmesini önlemek amacıyla eklenmiş bazı önlemler içerir. Hele Internet
alanınız, elektronik ticaret sitesi olacaksa, Server’da mutlaka SHTTP bulunması
şarttır.


Ayrıca elektronik ticaretin gerektirdiği bazı
CGI programları, bu arada alışveriş sepeti (shopping cart) modeli ile çalışan
yazılımların Server sahibi tarafından sizin kullanımınıza sunulması, sizi
bunları oluşturma yükündün kurtarır. artık bir çok Web evsahibi firma, bu
programları müşterilerine ücretsiz veriyor.


Bir çok evsahibi firma, kredi kartı numarası
teyidi için gerekli bağlantıyı kendisi sağlıyor ve bunu müşterilerine ücretsiz
veriyor. Bunun için Web Server programında bazı kredi kartı firmalarının
biraraya gelerek oluşturdukları kendi Server eklerinin çalıştırılması gerekir.
Evsahibi firma size bu imkanı sağlamıyorsa, siz, kendi sitenizden bu sitelere
bağlantı sağlamak zorundasınız.


CGI Programları Çalıştırabilir
Misiniz?


Biraz önce FrontPage Extensions ekleriyle,
Microsoft veya bir başka firmanın Web Server programının, bir Web sitesine
ziyaretçilerle etkileşme imkanı kazandırdırmanın mümkün olduğunu belirttik. Ama
bir süre sonra, bu etkileşme çerçevesinde, sitenizde program çalıştırmak
isteyebilirsiniz. Visual Basic veya daha da ileri giderek C++ gibi bir dille
program yazmaya, yazdırmaya veya hazır programları edinip kullanmaya karar
verebilirsiniz. Sitenize evsahipliği yapan kişi veya firmanın, size CGI
programı çalıştırma imkanı tanıması, veya bu alanda geçerli deyimle size kendi
CGI dizininizi açma hakkı vermesi gerekir. Fakat (ki bu büyükçe bir fakat),
ziyaretçilerle Web Server’ın yüzyüze geldiği ve ziyaretçinin Web Server’a tabir
yerinde ise “girebildiği” tek yer olan CGI, sitelerin ve dolayısıyla
evsahibi firmanın bilgisayarının niyeti pek de iyi olmayan kişilere de açıldığı
yerdir. İlerde güvenlik bahsine geri döneceğiz; fakat burada hemen
belirtmeliyiz ki, bir çok evsahibi firma, haklı nedenlerle, site sahiplerine ya
CGI imkanı vermiyorlar, ya da CGI programı olarak sadece kendi sağladıkları
programların kullanılmasını şart koşuyorlar. Bazı evsahibi firmalar ise site
sahiplerinin CGI programlarını denetimden geçirmek üzere önceden kendisine
vermesini istiyorlar. Evsahibi şeçerken, CGI imkanı olmasını mutlaka arayın,
CGI alanında sadece kendi programını kullanmanızı şart koşanların da zengin bir
CGI program listesine sahip olup olmadığını inceleyin.


Veri Tabanı Programı Kullanabilir
Misiniz?


Diyelim ki, ziyaretçilerinize bir mal veya
şiir kataloğu sunacaksınız, ama önce ne tür mal veya ne tür şiir istediklerini,
hangi marka veya hangi şairi seçtiklerini vs., belirtmelerini isteyeceksiniz.
Sayfanız, bu tercihlere göre, bir veritabanını araştırarak, uygun malların veya
şiirlerin bir listesini ziyaretçiye sunacak. Bunun için Web Server’da SQL
uyumlu, yani veritabanlarında standart arama yöntemlerini kullanarak arama
yapmaya elverişli bir programın bulunması gerekir. Bunun için evsahibi firma
size ne gibi Internet’te arama programları, Web’de arama bağlantıları veya
kendi sabit disklerinde veri tabanı seçme programı sunuyor? Web Server, SQL
uyumlu bir veri tabanı programı ile çalışmıyorsa, sayfalarınızda bu tür
etkileşmeye açık uygulamalar yapamazsınız. NT Server kullanan Web evsahipleri,
hiç tereddütsüz SQL bağlantı imkanı veriyorlar.


Java ve RealAudio Var Mı?


Java programcıkları, ziyaretçinin
bilgisayarında çalışırlar; bu nedenle Web Server’ı ilgilendirmez. Fakat
günümüzde bir çok bilgisayar programcısı, Server’da çalışan ve site sahibinin
hayatını çok kolaylaştıran programlar yapıyor ve satıyorlar. Bu tür bir
programı kullanmanız için Web evsahibinin Server’ında Java programı
çalıştırmanıza izin vermesi gerekir. Web Server, NT Server ortamında
çalışıyorsa, bir kişinin nasıl bir Java programına ihtiyacı olabileceğini
düşünmek zor. Ama hiç değilse şu anda böyle bir program sahibi iseniz ve bunu
mutlaka Web sitenizde kullanmak istiyorsanız, evsahibinin Java programına izin
verip vermediğini araştırmalısınız.


Microsoft’un MediaPlayer programından ve bunun
Server bağlantısından önce, RealAudio ve RealVideo yaygın olarak kullanılan
unsurlardı. Halâ bir çok Server, Web sitelerinin ziyaretçilerine ses olanağı
sunması için, RealAudio Server programını kullanıyor. Siz de sitenizde ses ve
video içeren unsurlara yer verecekseniz ve ses kayıtlarını RealAudio biçiminde
yaptı iseniz, evshibinin size RealAduio Server hizmeti vermesi gerekir.


Evsahibini Daha Yakından Tanımak İçin


Internet’in nasıl çalıştığına ilişkin
bilgileri ele alırken, bir Internet ziyaretçisi ile Internet’in omurgası
arasında en az dört etap olabileceğinden söz ettik. Bir ziyaretçi, ISS
seçerken, müşterilerine ne kadar hızlı hizmet sunduğuna dikkat eder. Bu,
ziyaretçinin bilgisayarı ile ISS, danha sonra ISS ile ona bağlantı hizmeti
veren aracı firmalar ve nihayet Internet Omurgası arasındaki ileşitimin hızını
belirler. Peki, ya omurgadan sizin sitenizin durduğu bilgisayara kadar olan
bağlantının hızı? Tıpki bir ISS abonesi olan Internet kullanıcısı gibi Web
evsahibi firmanın bilgisayarıile de omurga arasında ortalama dört ara bağlantı
bunulur. Web ev sahiplerinin çoğunun aslında ISS olduklarını unutmayın.
Günümüzde omurgaları işleten dev firmalar bile ya perakende ISS işi yapıyorlar,
ya da Web evsahipliği şirketleri kurmuş bulunuyorlar.


Web evsahibinizi seçerken firmanın herhangi
bir Internet omurgasına ne kadar yakın olduğunu, omurga ile Web Server’ın
bulunduğu bilgisayar arasında kaç etap bulunduğunu ve bu etapların birbirine
hangi tür hatlarla bağlı olduğunu belirlemeniz gerekir. Reklamlara aldanmayın.
Bir evsahibi firma Internet’e 124 Kbps, hatta T1 bağlantısı olduğunu bile iddia
edebilir. Bu doğrudur: evsahibi firma ile ikinci etap arasında hızlı bir
bağlantı olabilir. Ya sonrası?


Traceroute


Tabiî hiç bir firma “Evet bizimle filanca
arasında T1 bağlantı var, ama ondan sonra arada 12 firma daha var, hepsi de
birbirine 28.8 modemle bağlı!” demeyeceğine göre, iş size düşecek ve
müstakbel evsahibinizle omurga arasında kaç etap olduğunu siz
belirleyeceksiniz. Internet’te bunu sizin için yapacak çok sayıda firma var.
İsterseniz, 80-90 Dolar’a bir program satınalarak, bunu kendi bilgisayarınızdan
da yapabilirizsiniz.


Kullanacağınız programlara genellikle
Traceroute (Yolu İzle) programı deniliyor. Bu pogramı kullanıcılarına sunan
kurum ve kuruluşların bir listesi ise www.boardwatch.internet.com’da mevcut.
Traceroute imkanı veren ve izlemek istediğiniz Web sitesinin bulunduğu ülkeye
yakın bir ülkedeki izleme sitesini seçin. Açılacak sayfada izlenecek yerin adı
hanesine, Internet’e olan bağlantısını izlemek istediğiniz sitenin adresini
yazın. Örneğin, www.webevsahibi,com.tr. Sonra Trace (izle) düğmesini tıklayın.
Karşınıza bir liste gelecektir. Bu listede, izleme işini başlatan bilgisayardan
bir omurga işletmecisine, daha sonra omurgadan omurgaya ve sonunda omurgadan
izlediğiniz Web sitesine kadar, bir mesajın geçtiği bütün etapları
göreceksiniz.


Böyle bir listesi bir örnekle açıklayalım.


<webtrc01.tif>


Büyük bir Internet omurga işletmecisi olan
Digex firmasının Traceroute programına, sık sık kullandığımız ve son zamanlarda
Web evsahipliği yapmaya başlayan Peter Norloff’un Internet sitesinin adresini
yazıyoruz: www.toward.com ve programa hangi istatistiği istediğimi
belirtiyoruz: Trace.


Digex firması, önce verdiğimiz ismi IP
adresine çeviriyor: 206.205.242.132. Sonra, bu Web’in durduğu bilgisayarın
adresini belirliyor: 204.194.180.40. (Çoğu zaman bir Web sitesinin IP adresi,
üzerinde bulunduğu bilgisayarla aynı olamaz. Web Server’ın “Domain
Server” programı, kendi üzerinde aranan bir Web sitesinin hangi sabit
diskte hangi klasörde olduğunu bilir ve Internet’e, ya da talep eden
ziyaretçiye, bildirir.)


<webtrc02.tif>


İzleme programı istediğimiz Web sitesini
buluncaya kadar geçtiği bütün etapları, adları, IP adresleri ve bu etabı
geçinceye kadar harcadığı süre ile birlikte, bize bildirir. Bu listenin
şifresini çözebilmek için, belli başlı omurga firmaları ve kullandıkları ağ
isimlerine aşina olmanız gerekir. Örnek listemizde, izlemeye başlayan Digex’e
ait Web sitesinin bulunduğu bilgisayarı tanımak kolay, çünkü kendisine ait
“atlas.digex.net” adlı bir bilgisayardan başlıyor (listede 1 numaralı
satır) ve aynı aynı firmanın omurgasına geçiyor (2 numaralı satır). Sonra,
Verio adlı bir diğer omurga firması ile bağlantı kuruluyor (3 numaralı satır)
ve bağlantı bu kez Verio’nun omurgasında sürüyor (4, ve 5 numaralı satırlar).
Bağlantı, Verio’nun omurgasından, yine aynı firmaya ait (demek ki, Verio
şirketi hem omurga işi yapıyor, hem de ikinci ve üçüncü etap dağıtım işi!) FE-2
ve H-5 adlı iki aracı firma üzerinden devam ediyor (6 ve 7 numaralı satırlar).
Bağlantı OS2BBS adlı bir bilgisayar üzerinden geçiyor (8 numaralı satır) ve
aradığımız bilgisayarı buluyoruz (9 numaralı satır). Şimdi Digex ve Verio’nun
omurga olduğunu bildiğimize göre, www.toward.com ile omurga arasında üç etap
var. Nitekim, bu bilgisayarı bulmamız 16 milisaniye alıyor! Bunu, tanıdığınız
başka Web alanları için yaptığınızda, 16 milisaniyenin gerçekten imrenilecek
bir sürat olduğunu göreceksiniz.


////////////////////////////////KUTU////////


Belli başlı Internet Omurga Firmaları


AGIS


AT&T


Bell Advanced Comminucations


CAIS Internet


Concentric Network Corporation


CRL Network Services


CWIX Cable and Wireless Internet Exchange


DataXchange Network, Inc.


DIGEX, Incorporated


Electric Lightwave.


EPOCH Networks, Inc.


Exodus


Fiber Network Solutions


GeoNet Communications, Inc.


GetNet International


Frontier GlobalCenter


GridNet International


GTE Internetworking/BBNPlanet


GTE Internetworking/Genuity


GTE Internetworking/Nap.Net


IBM Global Network


IDT Corp


Icon CMT


INET Solutions


MCI Communications


NETCOM


Netrail Incorporated


Priori


PSINet


PSINet Limited/iStar Internet, Inc.


Savvis Communications


Sprint IP Services


TCG CERFnet Services


Verio


VisiNet


Vnet Internet Access


WinStar GoodNet


WorldCom Inc./ANS Communications, Inc.


WorldCom Inc./Compuserve Network Services


WorldCom Inc./UUNET Technologies, Inc.


ZipLink


//////////////////////////////////////////////


Evsahibinin Hattı


Traceroute programları, size müstakbel Web
evsahibinizin bilgisayarı ile ilk bağlantısı arasındaki hattın niteliğini de
söyleyecektir. Yukarıdaki örneği yorumlamaya devam edersek, omurgalar ve
onlarla bağlı ikinci ve üçüncü routerlar arasındaki iletişimin oldukça hızlı
olduğunu görürsünüz. Şimdi hedef site ile onun bağlı olduğu ilk router
arasında, diğerlerine oranla korkunç derecede yüksek bir zaman farkı olsa idi,
kolayca bu sitenin durduğu bilgisayarın Internet’e yavaş bir hatla bağlı
olduğuna hükmedebilirdik. Ama bu örnekte görüyoruz ki, omurgadan omurgaya 4
milisaniye, omurgadan ikinci etaplara 8 milisaniye, ikinci etaptan üçüncüye 12
ve nihayet hedef bilgisayara 16 milisaniye zaman geçiyor. Digex ve Verio’nun
omurgaları en hızlı hatlara ve router’lara sahip olduğuna göre, oranlarsak,
ikinci ve üçüncü etap bağlantılar da en azından T1 hızında olsa gerek!


Traceroute programları da Internet’teki
sıkışıklıklardan etkilenirler. Bu nedenle muhtemel evsahibi firmaları
denetlerken, bir kere değil en az bir hafta boyunca ve günün değişik
saatlerinde izlemelisiniz. Ayrıca bir firmanın bilgisayarı bir gün yedek router
ile çalışıyor veya bakım halinde olabilir. Bu nedenle Traceroute imkanını
dikkatli kullanmalısınız.


Bu arada, Web evsahibi adayınızın gerçekten
evsahibi mi, yoksa başkalarını ağırlamaya çalışan bir misafir mi olduğunu da
belirlemenizin mümkün olduğunu hatırlatalım. Günümüzde bir çok Web evsahibi, ev
sahipliği yaptığı site sahiplerine, başka siteleri de müşteri olarak almaları
halinde, fiyatta indirim teklif ediyor; bu ikinci el evsahiplerinin
evsahipliğinin gerektirdiği teknik bilgiden yoksun olmaları, site sahibi olarak
sizi çok sıkıntıya sokabilir. Traceroute’ta, “evsahibi” olduğunu
iddia eden firmanın aradığınız sitesinin hemen üstünde bir veya bir kaç
“şüpheli” site adı görürseniz, Internet’de bütün Domain adlarını
tescil eden makam olan InterNIC’e bu sitenin “Kim” olduğunu
sorabilirsiniz. Internet’te bu amaçla kullanılabilecek bir sitenin kime ait
olduğunu, sahibi, faturayı kesen yetkili kişisi ve varsa teknik personelinin
adı, adresi, telefon ve faks numaralarını tespit eden bir çok program
bulabilirsiniz. Yukarıda verdiğimiz örnekte, Toward.com’un hemen üzerinde
görülen Os2bbs.com’un yetkililerinin kim olduğunu araştırmak için Whois32.exe
programını kullanıyoruz ve bu sitenin de Toward.com’un ait olduğu kişiye, Peter
Norloff’a ait olduğunu görüyoruz.


<webtrc03.tif>


Aynı araştırmayı, InterNIC’in Web sitesinde,
doğrudan kendiniz de yapabilirsiniz. Ancak InterNIC farklı ülkelerin Web sitesi
bilgilerini farklı firmalara ihale etmiş olduğu için, bu alanda aradığınız her
site sahibi hakkında bilgi bulamayabilirsiniz.


<webtrc04.tif>


Internet’e Amerika’da kaydolan siteler
hakkında, “whois.arin.net,” Avrupa’da kaydolan Internet siteleri
hakkında “whois.ripe.net,” Asya-Pasifik ülkeleri hakkında
“whois.apnic.net,” Amerikan Silahlı Kuvvetleri’ne ait siteler
hakkında “whois.nic.mil,” ve ABD hükumetine ait siteler hakkında
“whois.nic.gov” adreslerinde araştırma yapabilirsiniz.


İnternet Sitenizin Adı


Bu noktada nasıl bir site istediğiniz, nasıl
bir yol izleyeceğiniz ve nasıl bir bağlantı kuracağınız hakkında karar vermiş
olmalısınız. Bu kararınız şu üç bölümden birine girecektir:


1. Kendi bilgisayarınızda, kendi Web
Server’ınızı oluşturabilirsiniz ve Internet bağlantı hizmeti veren bir kurum
veya kuruluştan kiralayacağınız bir hatla Internet’e bağlantınızı sağlarsınız:
www.benimsayfam.com.tr. Bu yolu izleyecekseniz, Web Server olarak hizmete
sokacağınız bilgisayarda bir Domain Server programı kurup (Web Server
programları bunu genellikle kendileri kurarlar) bu Server’da oluşturduğunuz
Domain’i ve bu Domain içinde yapacağınız siteyi Internet Tescil Sistemi’ne
kaydettirmeniz gerekir.


2. Bir Internet Servis Sunucu’nun ücretsiz Web
sayfası hizmetinden yararlanacaksanız,
(www.üyeler.evsahibi.com.tr/alinin_sayfası) ilk başvurunuzda sizden sitenize
bir isim vermeniz istenebilir. Bu tür sayfalar çoğunlukla, kurulmuş ve tescil edilmiş
sitelerde bir alt-dizin şeklinde olduğu için, sitenize vereceğiniz isim site
adı olmayacağı için, herhangi bir kayıt zorunluğu olmayacaktır.


3. Bir Web evsahibi firma ile belirli bir
ücret karşılığı sitenize evsahipliği yapması için anlaşma yapabilirsiniz;
firmanın sunduğu seçeneğe bağlı olarak bu site, üç ayrı yolla Internet’e
sunulabilir:


a. Sizin siteniz evsahibi firmanın sitesinde
bir alt dizin olabilir: www.evsahibi.com.tr/alinin_sayfası. Bu durumda tıpkı
2’nci maddedeki gibi, sizin siteniz Internet Tescil makamlarına
kaydettirilemez.


b. Sizin siteniz ev sahibi firmanın
Domain’inde bir alt-domain olabilir: www.alinin_sayfası.evsahibi.com.tr.
Siteniz, bir alanın alt-alanı olduğu için tescil edilemez, Evsahibinin
sisteminde bulunması gereken Domain Name Translator Gateway denen kendi
Domain’i içinde alt-Domain’leri belirleyen bilgisayar veya program, sizin
sitenizi kendi sistemi içinde nurada bulacağını bilir.


c. Sizin siteniz evsahibi firmanın
bilgisayarında durmakla birlikte, onun Domain’i içinde değil, müstakil bir site
olacaktır: www.alinin_sayfası,com.tr. Bu durumda sizin sayfanın Internet’te
tescil edilmesi gerekir. Tescil sırasında IP adresi olarak, evsahibi firmanın
Domain Server adresini vereceksiniz.


Üçüncü yolu seçtiğinizi varsayarsak,
yapacağınız işlerin birincisi sitenize bir isim bulmak, sonra da bunu
kaydettirmektir. Daha sonra bir Web sitesi inşa programı satın alarak, kolları
sıvayacaksınız. Son adım ise oluşturacağınız siteyi, Web evsahibinin sitesine
aktarmak ve yeni sitenizi tanıtmaya başlamaktır.


Internet Sitenize Alan Seçme


Internet’te site isimlerinin çok önemli
olduğunu biliyorsunuz. Internet’te bir alan açtığınız anda, bütün dünyanın bu
sitenin varlığından haberdar olması mümkün olmadığına göre, sitenizi elinizden
geldiğince tanıtacak; kartvizitinize, faturalarınıza, basılı her türlü
kağıdınıza, sitenizin adresini koyacaksınız. Bu amaçla tanıdığınız herkese
elektronik posta yollayacak, hatta belki de bu işin ticaretini yapan
firmalardan isim, adres, faks numarası veritabanı satın alarak, muhtemel
ziyaretçiniz olabilecek herkese, duyuruda bulunacaksınız. Eğer siteniz bir
inanç ve dava adına oluşturuluyorsa, dost-hasım ama muhatabınız olabilecek
herkesin bu sitenin varlığını öğrenmesini sağlayacaksınız. Bu kişiler, tabiî,
duyurunuzun cazibesine bağlı olarak, sitenizi ziyaret edecekler ve sayfanızın
cazibesine bağlı olarak browser programlarına bir kestirme işareti (bookmark)
koyarak, ilerde daha kolay ziyaret etmek isteyeceklerdir.


Web evsahibinizden bir sebeple
hoşlanmadığınızı ve verilen hizmetten memnun kalmadığınızı düşünelim. Bu yüzden
Web sitenizin adının da değiştirilmesi gerekirse, yaptığınız bunda tanıtım ve
bastırdığınız bunda tanıtım malzemesi boşa gidecektir. Oysa sitenizin adını
koruyabilirseniz, Tescil Kurumu’na bir başvuru ve bir hafta kadar bekleme
sonucu, aynı isimle başka IP adresinde tekrar ziyaretçilerinizin karşısına
çıkarsınız ve hiç kimse sitenizin yer değiştirdiğini bile farketmez. Sitenizin
adını elinizde tutabilmeniz için bu ismin size ait olması gerekir.


Internet’in bu yıl yürürlüğe giren yeni Domain
Adı Tescil Kuralları çerçevesinde, her ülkede Domain adları tescilini, Üst
Düzey Alan İdarecisi (TLD, Top Level Domain Administrator) denen yetkili bir
kurum veya kuruluş yapmaktadır. Türkiye için ayrılan üst düzey adı
“.tr” şeklindedir. Bu üst düzey adını taşıyacak alan adı tahsislerini
yapmaya yetkili TLD yöneticisi, Orta Doğu Teknik Üniversitesi Bilgiişlem Daire
Başkanlığı’dır (http://dns.metu.edu.tr). Sonu “TR” ile biten bütün
ikinci düzey alan adlarına (.bbs.tr, .com.tr, .org.tr, .gov.tr, k12.tr,
.net.tr, .nom.tr, .gen.tr ve .mil.tr) tahsis edilecek IP adreslerini bu kurum
tescil eder.


Yakın zamana kadar ticaretle uğraşsın,
uğraşmasın dernek, hükumet kuruluşu veya askerî kurum olmayan kişi ve firmalar
Internet sitelerine “com” ile biten isimler alabilirlerdi. Ancak
belirli ikinci düzey alan adları diğerlerine oranla fazla kapışıldı.
Uluslararası Internet kurulu şimdi ticaret kurumu olarak kayıtlı olmayan
firmalara veya kişilere “.com” alanında ad tescili yapmıyorlar.
Kişiler artık sitelerine sadece “.nom.tr” ile biten isimler
alabilirler. Yasayla kurulmuş veya yasaya uygun bir tüzüğü bulunan dernekler
ise “.org.tr” alanında site ismi alabilirler. Hükumet daireleri veya
kamu kurumları, “.gov.tr” (hükumet, government), ve askerî
nitelikteki kurum veya kuruluşlar ise “.mil.tr” (askeriye, military)
ile biten isimler alabilirler. Yeni kurallara göre “.k12.tr” orta
öğretim kurumlarına ayrılmış bulunuyor. Internet hizmeti sunan kuruluşlar
“.net.tr” alanında tescil edilebilirler.


Kişiler ise kendi şahsî siteleri için
“.nom.tr” veya “gen.tr” Domain’inde isim tescil
ettirebilirler. Firmalar da isterlerse “.com.tr” yerine
“.gen.tr” alanında isim alabilirler. Dünyanın bir çok ülkesinde
bulunmayan “.bbs” alt grubu, henüz Türkiye’de veriliyor ve 40
civarında site bu adı taşıyor.


Son sayımda Türkiye’de “com.tr”
alanında 7,500, “.org.tr” alanında 443, “.edu.tr” alanında
107, “.k12.tr” alanında 70, “.gov.tr” alanında 224,
“.net.tr” alanında 88, “.gen.tr” alanında 700 civarında
site vardı. 40 site ise “.nom.tr” alanında bulunuyordu.


Internet Sitenizin Tescili


ISS’ler ve onlara omurga ile bağlantı sağlayan
ikinci düzey hizmet sunucular, kendilerine Türk Telekom’un bir kuruluşu olan
TURNET tarafından tahsis edilmiş IP adreslerini, sitesine evsahipliği
yaptıkları kişilere verebilirler. Bu nedenle siz, bir evsahibi firma ile
anlaşma yaptığınızda, büyük bir olasılıkla, isim tesciliniz ücretsiz
yapılacaktır. Ancak firmalar bu ismin ve IP adresinin Internet’in ilgili
birimlerine, Avrupa IP Ağı’na (RIPE, Reseaux IP Europeens) ve InterNIC denen
genel tescil kurumuna “yayınlanması” için bir ücret talep
edebilirler.


Tescili siz doğrudan da yaptırabilirsiniz.
Bunun için Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nin elektronik isim tescili formunu,
dns.metu.edu.tr adresinde doldurmanız gerekir.


<webform1.tif>


Formu doldururken Türkçe karakter (ü, ö, ğ, ı,
ş gibi) kullanmamanız gerekir. Forma, evsahibi firmanın Internet Server
Adresini (IP adresi olarak kendisine TURNET tarafından tahsis edilmiş, örneğin
144.122.1.102 gibi, bir numarayı) ve bu Server adını (örneğin,
ns02.metu.edu.tr) yazmak zorundasınız. Bu formun doldurulmasında mutlaka dikkat
edilmesi gereken kurallar, dns.metu.edu.tr/uyari.html adlı sayfada bulunuyor.
Yine aynı yerde v21.html adlı sayfada da alan ve isim seçme ile ilgili kurallar
var. Bu iki belgeyi iyice okumadan, isim tescili için başvurmamak gerekir.


Evsahibi firma olarak, Türkiye’de bir şirketi
değil de, örneğin ABD’de bir firmayı seçerseniz, tesciliniz RIPE nezdinde
yetkili kurum olan Orta Doğu Teknik Üniversitesi tarafından değil değil, ARIN
adlı kuruluş nezdinde yetkili kurum olan Network Solutions, Inc., firması
tarafından yapılacaktır. Bunun için InterNIC’in Web sitesindeki başvuru formunu
doldurmak zorundasınız, Asya’da bir firmayı seçerseniz, tescil işlemi APNIC
adlı kuruluş tarafından yapılacaktır. Tescili nerede yaptırırsanız yaptırın,
mutlaka tescil formuna kendi adınızı yazın; tescili ISS veya evsahibi firma
yaptırıyorsa forma sizin adınızı yazmasını şart koşun.


<webreg01.tif>


Web Domain Adları tesciliyle ilgili geniş
bilgiyi InterNIC’in Internet adresinde (http://rs.internic.net) de
bulabilirsiniz.


Internet’in kısa zamanda yürürlüğe girmesi
beklenen yeni isimlendirme kuralları, yeni Üst Düzey Domain’ler oluşturulmasını
öngörüyor. Bunları şimdiden tanımanızda yarar var:


.arts Kültürel ve sanatsal amaçlı kurum veya
kuruluşlar


.firm İş kuruluşları ve firmalar


.info Enformasyon hizmeti veren siteler


.rec Eğitim ve spor amaçlı faaliyetler


.store Elektronik ticaret mağazaları


.web Web hizmeti veren kurum veya kuruluşlar


İsim bahsini kapatmadan önce, beğendiğiniz bir
ismin başka bir kişi, kurum veya firma tarafından daha önce alınıp alınmamış
olduğunu araştırmanız gerektiğini hatırlatalım. Bunu, InterNIC sitesinde
kolayca yapabilirsiniz. Son sayımda, hergün tescil edilen Site adı sayısı 20
bini bulmuştu! Bu nedenle beğendiğiniz bir isim muhtemelen alınmış olabilir.
Bulacağınız ismin kısa anlamlı olmasına dikkat edin.


Firmanız için site adı alacağınız zaman,
tescilli ticaret markası olarak size ait bir kelimenin başka biri tarafından
Domain adı olarak tescil ettirildiğini görürseniz, Orta Doğu Teknik
Üniversitesi veya InterNIC kanalıyla o ismin kullanılmasını durdurabilirsiniz,
ama siz de o adı kullanamazsınız. Bu nedenle beğendiğiniz bir adı başka birinin
ticaret markası olarak tescil ettirip size engel olmasını önlemek için,
bulduğunuz adı önce ticaret markası olarak tescil ettirin ve daha sonra tescile
yetkili kuruluşda başvurun.


Bu bahiste son olarak, Domain isimlerinin
tescili için size yardımcı olabilecek kuruluşlardan da söz edelim. Bulduğunuz
ismin tescil işini bir ISS veya Web evsahibi firmaya bırakırsanız, tabiî
firmaya bağlı olarak bir sorunla karşılaşmayabilirsiniz. Fakat bu adı kendiniz
tescil ettirmeye kalkarsanız, tescil kurumları sizden genellikle iki Domain
Server’ın IP numarası istenecektir. Bir evsahibi ile anlaşmadan böyle bir
adrese sahip olmanız mümkün olamaz. Bu sorunu ortadan kaldırmak için bazı
firmalar sizden bir ücret alarak, bulduğunuz site adını sizin isminize fakat
kendi IP numaraları ile tescil ettiriyorlar. 35-40 Dolar’a bu büyük bir
kolaylık. Sonra, bir Web evsahibi ile anlaştığınızda, bu sitenin IP adresini
değiştirmekle yetiniyorsunuz.


Bu tür yardım sağlayan güvenilir firmalar
arasında 123 Domain Me! (www.123domainme.chm), Alldomains (www.alldomains.com),
Tabnet Registration Services (www.tabnet.com) sayılabilir. Bu alanlarda,
beğendiğiniz bir ismin başkası tarafından alınıp alınmadığını da
araştırabilirsiniz. Alldomains firması Türkiye için de tescil talebi kabul
ediyor.


Evsahibinizi değiştirmek istediğinizde, ilk
tescile benzer bir işlem yapmak zorundasınız. Anlaştığınız yeni evsahibinden IP
adres numarasını isteyin, ve Tescil makamına adres değişikliği için başvurun.
Tabiî, bu arada Web sitenizin tam bir kopyasını çıkartıp, yeni evsahibinin
bilgisayarına aktarmak zorundasınız. Bir hafta ile on gün arasında bütün
Internet Domain Name Server merkezlerine yeni IP adresiniz yayınlanacaktır.
Bundan sonra eski sitenizi istal edebilirsiniz.


Bölüm III: Web Sitesi Tasarımı


Evet, şimdi artık sitenizin adı belirlenmiş,
nerede olacağına karar verilmiş bulunuyor. Web sitesi için nasıl bir yol
izlemeye karar vermiş olursanız olun, bundan sonra yapacağınız iş, her türlü
site tarzı için aynı sayılabilir. Aslında Web sitesi dediğimiz şey, önce sizin
bilgisayarınızda, sonra Web Server bilgisayarında bir dizin ve onun içinde bir
çok alt-dizine dağılmış bilgisayar dosyaları demektir. Sitenizi kendi
bilgisayarlarınızda, kendi Server’ınızda oluşturmak ve bunu kiralık bir hatla
Internet’e bağlamaya karar verdiyseniz, Web siteniz büyük bir ihtimalle,
tasarlandığı bilgisayardan Web Server’a yerel alan ağı ile aktarılacak
demektir. Ücretsiz bir Web sitesi edindiyseniz, Server sahibinin talimatı doğrultusunda,
sayfalarınızı site sahibinin sitesine muhtemelen FTP yolu ile aktaracaksınız.
Bir Web evsahibi ile anlaşma yaptıysanız, izleyenecek yollar aşağı yukarı
standart hale gelmiş sayılır. Bütün yapacağınız şey, sitenizi oluşturduktan
sonra evsahibinin bilgisayarına aktarmaktan ibaret.


Web evsahibi firma ile anlaşma yaparken, sizin
vereceğiniz çeke karşılık, firma da size bir IP adresi ile sizin Web
hesabınızın kullanıcı adı ve parolasını verecektir. Ayrıca size bir FTP hesabı
açması ve bunun parolasını vermesi gerekir. FTP hesabını, kendi sabit
diskinizde oluşturacağınız alanı, evsahibinin bilgisayarına aktarmakta
kullanacaksınız.


Yine yaptığınız anlaşmaya bağlı olarak,
gelecek elektronik mesajlarlar için POP Posta Kutusu için Server adı, gidecek
elektronik mesajlar için SMTP Server adı, size verilen POP Kullanıcı Adı ve
parolası gibi bilgilerin de size verilmesi gerekir. Yine anlaşmanıza bağlı
olarak, CGI programlarınız için açabileceğiniz dizin, burada kullanabileceğiniz
CGI programlarının bulunduğu URL (ve buraya girebilmek için gerekli parola)
bilgilerini de istemeniz gerekir.


Bazı evsahibi firmalar, müşterilerine ek
hizmetler de sunarlar. Örneğin sitenizi her gün kaç kişinin ziyaret ettiği,
bunların sizin alanınıza hangi sitelerden geldikleri gösteren ziyaretçi
istatistikleri, ya size hergün elektronik postayla gönderilir; ya da siz
firmanın vereceği bir URL’e giderek, kendi istatistiklerinizi kendiniz
ararsınız. Bu ikinci durumda muhtemelen size bir parola vereceklerdir.


Evsahibi firma ile anlaşma yaparken verilmesi
gereken bütün bilgileri isteyin. Gerçi araştırmalarınız sonucu 24 saat teknik
servis veren bir firma bulmuş olmalısınız; ama daha ilk günden sizi zora
sokmalarına izin vermeyin.


Site Yönetim ve HTML Yazma Programları


Bu noktadan sonra HTML veya ASP sayfalarınızın
tek tek oluşturulması ve bir site bütünlüğüne kavuşturulması gerekir. Site
edinmekte hangi yolu izlemiş olursanız olun, sitenizi oluşturmaya FrontPage ile
başlamanızı şiddetle tavsiye ederiz. Piyasada yüzlerce HTML editörü ve site
yönetim programı bulacaksınız. Bunların bazılarına ihtiyacınız olacak. Ama
FrontPage, şu anda piyasada mevcut site oluşturma ve yönetim programlarının
sadece en beceriklisi değil, aynı zamanda en kolayı. Ve tabiî, en yaygını ve
adeta standart haline gelmiş olanı. Bununla birlikte FrontPage’de de sayfa
yaparken olmasını arzu ettiğiniz bir çok imkan ve yeteneğin bulunmadığını
göreceksiniz. HTML dilini öğrenmeye başladıkça, sık sık bir düz yazı programının
size her türlü HTML editöründen daha kullanışlı geldiği anlar olacak. FrontPage
ile yapacağınız sayfalara, başka firmaların programlarında multimedya ekleri
yaptığınız günler gelecek. Fakat FrontPage, sadece sayfa tasarımında değil,
fakat aynı zamanda yapacağınız sayfaların bir site olarak, evsahibi bilgisayara
aktarılmasında, ileride sitenize ekler yaptıkça veya sayfalarda bazı unsurları
değiştirdikçe yapabileceğiniz hataları özellikle bağlantı kopukluklarını
belirlemenize yardımcı olacaktır.


FrontPage’i kullanmak zorunda değilsiniz;
fakat kullanacağınız site yönetim ve HTML sayfa oluşturma programlarının,
mutlaka FrontPage’de bulunan şu özelliklere sahip olmasına dikkat edin:


Gördüğünüz Gibi Sayfa Oluşturma: Masaüstü
yayıncılık programları ile bilgisayar diline garip bir kısaltma daha girmişti.
İngilizce Ne Görürsen Onu Alırsın (What You See Is What You Get) kelimelerinin
kısaltılmışı olan WSIWIG (Vizivig, okunuyor) şimdi HTML sayfa yapma
programlarının da bir özelliği. Sayfalarınızı, sanki bir kelime işlem
programında, ya da masaüstü yayıncılık programında kağıda dökülmek üzere sayfa
yapıyormuş gibi, yapıyorsunuz; program sayfanızı HTML kodlarını koyarak
saklıyor. Bu programlarla HTML dilini öğrenmek zorunluğu asgariye iniyor.
Dikkat edin, “Ortadan kalkıyor,” demiyoruz. Çünkü eninde sonunda HTML
kodlarına elle ince ayar yapacağınız bir an mutlaka gelecektir. En azından,
kullanma izni verilen bir Javascript veya benzeri program parçacığını bir yerde
beğenip, sayfanıza ithal etmek isteyeceksiniz. Ne kadar WSIWIG olsalar da HTML
editörleri çoğunlukla ilave Script tarzı programları kendi kodlarına ithal
etmekte fazla yardımcı olmuyorlar.


Kopuk Bağlantıları Bulma: Site yönetim
programınızın, sayfalarınızın arasında veya bir sayfanın çeşitli unsurları
arasındaki bağlantıların kopuk olup olmadığını belirlemesi gerekir.


Bütün Sitenizin Şeması: Kullanacağınız site
yönetim programı, sitenizin bütün sayfalarını, küçük pullar halinde ve
birbirlerine bağlantılarını çizgilerle gösterebilmelidir. Böylece hangi
sayfanın nereye bağlandığını, bağlanmamış sayfa olup olmadığını ve özellikle
sitede bir sayfaya değil de, tasarlandığı sıradaki gibi sabit diskte bir
dizinde duran sayfalara bağlanmış sayfaları görebilirsiniz. Site kavramıyla
değil de tek tek sayfalar hazırlamak üzere geliştirilmiş HTML editörleri,
çoğunlukla bir sayfadan bir başka sayfaya veya unsuruna bağ yaptığınız zaman,
HTML’in bu amaçla açtığı HREF koduna, sabit diskin ve dizinin adını yazar. Site
yönetim programınızın, bu sayfaları Internet’teki yeni alanınıza yüklerken,
bütün bağlantıları düzeltme kabiliyeti olması, işinizi büyük ölçüde
kolaylaştırır.


Microsoft FrontPage, bunlara ek olarak,
oluşturacağınız Internet sitesinde, Web Server olarak kullanılan programa
bağımlı olmak şartıyla, ziyaretçilerinizle etkileşmenizi kolaylaştıracak başka
özelliklere de sahiptir. Bunları da kısaca sıralayalım:


CGI programı yazmadan, Form’lara
Action/Hareket kazandırmak: Form’larınıza koyacağınız “Gönder” veya
benzeri komut düğmelerinin karşılığı, HTML’in FORM etiketinde ACTION komutunun
karşısınaz yazacağınız bir program olacaktır. Bu programlara genellikle CGI
programı denilir. Eskiden bütün Web Server’ların UNIX işletim sistemiyle
çalıştığı zamanlarda, bu tür CGI programlarını yazmanın en kolay yolu Perl
dilini öğrenmekti. Perl nisbeten kolay bir programlama dili olmakla birlikte,
işi bilgisayar programı yazmak olmayan kişiler için CGI programı ciddî bir
sorun olurdu. FrontPage, Web Server’da FrontPage Extensions adı verilen program
yönetmeni yüklenmiş ise, site sahibinin hiç bir programlama dili öğrenmeden
Form’larına hareket kazandırmasını mümkün kılıyor.


Tartışma ve Sohbet Grupları Açma: FrontPage
ile Web sitenizde kolayca tartışma ve sohbet “odaları” açabilirsiniz
ve ziyaretçileriniz bu sayfalarda birbirleri ile karşılıklı yazışabilirler.
Yine eski UNIX sistemlerinde bunun için ek program satın almanız gerekiyordu.


Web Sitenizde Özel Alanlar Açma: Frontpage ile
oluşturacağınız sayfaları istediğiniz ziyaretçiye açma, istediğinize kapatma
imkanı vardır. Özel bir sayfaya girmek isteyen ziyaretçiye, FrontPage
Extensions’ın yardımıyla parola sorabilirsiniz. Yine eski Server’larda bunun
için özel Unix programları gerekiyordu.


Arama Kutuları Koyma: FrontPage sayesinde
ziyaretçilerinize Web sitenizdeki bütün HTML belgelerinin içinde geçen bütün
kelimeleri kullanarak arama yapma imkanı verebilirsiniz. “Arama
motoru” da denen bu imkandan yararlanabilmek için ilave program üreten
firmalara tek kuruş ödemek zorunda değilsiniz.


Ve tabiî, FrontPage’in Internet’ten kolayca
indirebileceğiniz ücretsiz bir program olmadığını da hatırlatalım. Perakende
satış fiyatı 80 Dolar’la 100 Dolar arasında değişen bu programı, NT Server
işletim sistemi ile ücretsiz edinebilirsiniz. Programın sadece sayfa editörü
olarak kullanılabilecek bir sürümü, Internet Explorer ile ücretsiz
verilmektedir. Internet Explorer da çeşitli Internet alanlarından (örneğin,
www.microsoft.com) ücretsiz edinilebilir.


Sitenizin Etkinliği


Bir Web sitesi oluştururken, mimarîden
basılmak üzere yayın hazırlamaya kadar hemen her tasarım projesinde karşı
karşıya kalınan sorunla karşılaşacaksınız: Şekil mi, işlev mi?


Kimine göre, Internet bilgisayarı televizyona
çevirdiği için bu kadar ilgi çekmektedir; dolayısıyla Web siteniz baştan sona
bir televizyon programı gibi tasarlanmalıdır. Kimine göre, ziyaretçiler bu
kadar masraf ve zahmet ederek bir Web sitesine ulaştıklarında, mutlaka
yararlanacakları şeyi bulmalıdırlar.


Siz, mimarîde veya mobilyada hangi tarzı daha
çok seversiniz? Şekle önem vereni mi, kullanışlılığa önem vereni mi? İnanın bu
tercihiniz, yapacağınız sayfalara ve bu sayfaların tümünün oluşturacağı Web
Sitesine de kişiliğini verecektir. Web sitesi, bir görsel ifade tarzıdır.
Burada biz ne desek, siz yine kendi ifade tarzınızı kendiniz oluşturacaksınız.


Fakat… Unutmamak gereken tek şey, Web
sitesinin oyuncak olmadığıdır. Sahibi için oyuncak niteliğinden ileri gitmeyen
Web siteleri de vardır. Ama siz, bu kitapçığın en başında kendi kendizine
sormanızı istediğimiz soruya verdiğiniz cevaba göre, nasıl bir Web sitesi oluşturmalısınız?
Web sitesini sırf eğlenmek, bilgisayarla yeni bir oyun türüne kavuşmuş olmak
için mi kuruyorsunuz? Yoksa belirli bir ticarî, fikrî, duygusal, vs., amaca mı
hizmet edeceksiniz? Ya da, Web sitenizi kendiniz için mi kuruyorsunuz,
başkaları için mi?


Cevabınız “Başkaları” ise, o zaman
uygulamanız gereken bazı metamatik kurallar var. Bunların başında da sitenin
etkin olması geliyor.


Ekonomi uzmanları, “Etkinlik, harcanan
zamana göre elde edilen yararın oranıdır,” derler. Bunu kendi Web sitenize
uyguladığınızda şu sorulara cevap bulmak zorundasınız:


1. Bu sayfaya gelecek ziyaretçi aradığını
kolay buluyor mu?


Bir Web sayfasında aranan unsurun kolay
bulunması, herşeyden önce sayfanızın ziyaretçinin bilgisayarına çabuk
aktarılmasını gerektirir. Oluşturduğunuz sayfaları kendi sabit diskinizde
kolayca açıp kapatabilirsiniz. Sonuç itibariyle sayfalarınız browserınızla aynı
sabit diskte duruyor! Ziyaretçinin browserı ile sayfalarınızın arasına binlerce
kilometre mesafe ve sayısız router ile telefon teli ve uydu sinyali girdiği
zaman, aynı hızı bulamayacaksınız.


Kolaylığın bir diğer ögesi ise sunuluşta
içgüdüsel yaklaşımlara uygun bir tasarıma bağlı kalmaktır. Her konu, kendi
içinde doğal bölümlere ayrılır. Mimar Sinan’ın hayatını ve eserlerini anlatan
bir sayfa yaptığınız zaman, sitenizin “Hayatı” ve
“Eserleri” diye ikiye bölünmesinden daha tabiî bir şey olamaz.
“Hayat” bölümüne girebilecek bir unsuru “Eserler” bölümüne
koyarsanız, bu unsura ziyaretçileriniz açısından kayıp gözüyle bakabilirsiniz.
mimar Sinan’ın hayatını ile ilgilenenler bu unsuru göremeyecekler, eserlerine
ilgi gösterenler ise ilgisiz buldukları bu unsura dikkat etmeden geçeceklerdir.


2. Sayfanızın temel karakterine uygun olmayan,
“Olmasa da olur” diyebileceğiniz şeyler var mı?


Grafikler, zemin fotoğrafları, ses, anime
grafikler ve video klipleri çoğu zaman hiç bir sayfada olmasa kimsenin
“neden yok” diyeyeceği şeyler değildir. Mimar Sinan’ın eserlerini
fotoğraf ve grafik olmadan anlatabilmek, hemen hemen imkansız olsa gerek; ama
sırf başkaları yapıyor diye, sayfanıza açılırken çalmak üzere Mimar Sinan devri
Klasik Türk Müziği’nden güzel bir örnek koymanın sayfanızın Internet’e 16
etapta bağlanan bir ISS’in abonesi ziyaretçiye vereceği sıkıntı, belki de
sayfanızın tümünün görülmesini önleyecektir. Çağımızda, hiç kimsenin 10-15
saniyeden fazla kum saati seyretmeye tahammülü olmadığını bilmek zorundasınız.


3. HTML’in kurallarına tümüyle riayet ettiniz
mi?


Etkin olmasını sağlamaya çalıştığınız
sayfalar, kolay gibi görünen, ama bütün bilgisayar dilleri gibi incelikleri ve
kuralları olan bir dille yazılıyor. HTML, diğer bir çok bilgisayar programlama
dilinden farklı olarak, hata halinde de çalışabilen bir dildir. HTML’in birinci
satırında hata yaparsanız, o satırdaki komutlar icra edilmez, ama ikinci
satırdakiler edilir. HTML’i yorumlayan browser, hatalı birinci satırı atladığı
için o satırın gereğinin yerine getirilmemesi, sayfanızın geri kalan bölümünün
ziyaretçinin ekranında tümüyle amacınıza aykırı canlandırılmasına neden
olabilir.


HTML’in her kuralı belirli bir amaç için
vardır; bu kuralları keyfî olarak çiğneyemezsiniz. Örneğin, bir sayfanın
browser tarafından Türkçe karakterlerle canladırılması için baş tarafındaki
<HEAD>..</HEAD> etiketi içinde sayfa kodlama sistemiyle ilgili bir
META TAG bulunması gerekir. Bir büyük yayın organının Internet sayfalarında bu
etiket bulunduğu halde sayfalarındaki Türkçe altı karakter (İ, ı, ğ, Ğ, Ş ve
Ş), Almanya, Fransa, İngiltere ve ABD’de, ülkenin varsa standart ASCII dizisi
dışındaki harflerine veya High ASCII karakterler dediğimiz karakterlere
çevrilerek gösteriliyor. Neden? Dikkat ettiyseniz, META TAG’in
<HEAD>..</HEAD> etiketi içinde olması gerektiğini söyledik. Bu
yayın organının sayfalarında <HEAD>..</HEAD> etiketi bulunmuyor. Sayfayı
tasarlayan “Bu etiket olmasa da olur,” diye düşünmüş olmalı. Bu
tasarımca, kendi sayfalarını, Türkiye’de Türkçe sistemle çalışan bir
bilgisayarda sınadığı için, bu basit ve görünüşte hiç bir yayarı olmayan
etiketi atıp, iki satır az kod yazmaktan kurtulduğuna seviniyor olmalı!


Özetlersek, sayfalarınızın amacına uygun ve
etkili olabilmesi için kolay ve çabuk yüklenen, amaç dışı unsurlarla içgüdüsel
arayıp bulma davranışını bozmayan ve HTML’in tüm kurallarına harfi harfine
riayet eden sayfalar olması gerekiyor.


Hayatınızın Gerçeği: İki Browser


Üzülerek belirtmeliyiz ki, sayfalarınız
zilyaretçilerinizin ekranlarında hiç bir zaman sizin ekranınızda göründüğü gibi
görünmeyecektir. Bunun birinci nedeni, ziyaretçileriniz Internet Explorer
kullananlar, Netscape Navigator kullananlar ve Diğerleri olmak üzere üçe
ayrılacaktır. HTML, Internet’in ortak dili olmakla birlikte, browserların
yorumuna bağlı bir dildir. Bunun sonucu olarak bazı site sahipleri,
sayfalarının başına kullanıcının browser’nın türünü ve sürümünü araştıran
programlar koyarlar ve buna göre ziyaretçilerine farklı sayfa gönderirler.


Bu, her sayfanın iki ayrı türünü yapacak zaman
ve paranız varsa, takip edilebilecek, ama kesinlikle gereksiz bir yoldur. her
iki browser’ın birbirinden ciddî olarak ayrıldığı noktalar özellikle Dinamik
HTML dediğimiz, sayfaları duraganlıktan kurtaran özellikler kazandıran tasarım
komutlarıdır. DHTML unsurları, zaten bir sayfanın ziyaretçiye gönderilme
süresini uzatan unsurlardır. Amacınız ektili bir iletişim ise, bu süreyi mümkün
olduğu kadar kısaltmak başlıca amacınız olmalı. Sayfalarınızı her iki
browser’ın ortak yorum özelliklerine göre tasarlamanız, yani mümkün olduğu
kadar DHTML ögelerinden kaçınmanız, iki türlü sayfa tasarlamanıza ve
gerçekleştirmenize lüzum bırakmaz.


Bunu demiş olmakla birlikte, DHTML’in ne kadar
yaygın kullanıldığını da görmemezden gelemeyiz. DHTML ile sayfalarınız hareket
ve ziyaretçinin tercihlerine göre içerik kazanabilir. Bu ise etkinliği arttıran
bir araç olarak kullanılabilir. COOKIE denilen, sizin sitenizden ziyaretçinin
bilgisayarına gönderilen küçük bilgi dosyacıkları, ziyaretçinin örneğin sizin
sitenize ilk geldiğinde nelerle ilgilendiğini, hangi sayfalara gittiğini, ne
gibi araştırmalar yaptığını içeren bilgileri, ikinci seferinde size
ulaştırabilir. Bu kez bu ziyaretçiye sunacağınız sayfada, sadece onun ilgi
alanına giren unsurlara yer verebilirsiniz. Bu dinamizmi klasik HTML ile
sağlayamazsınız. DHTML, JavaScript, VBSCript gibi dillerle yazılmış
programcıklarla, sayfalarınızı vermek istediğiniz ana mesajı daha kolay, daha
etkili vermenizi sağlayabilir.


Bunu yaparken sadece bir browser’ın yorum
özelliklerine bağlı kalırsanız, bir Javascript programının sadece IE’da tam
icra edilmesine dikkat eder, Netscape kullananlar hakkında “Ne görürse
görsün!” diye düşünürseniz, siteniz ticarî amaçlı ise muhtemel
müşterilerinizin yüzde 50 ile 60’ını elden kaçıracaksınız demektir. Evet,
Netscape halâ IE’ın bütün becerilerine sahip değil; ama ne var ki Internet’den
yararlanan kişilerin büyük bir bölümü Netscape kullanıyor.


Ayrıca Netscape’in beceri alanına girse bile,
IE’ın yorumlayabildiği bazı JavaScript programları, dinamik STYLE kağıtları,
DIV ve SPAN etiketleri ile yapabileceğiniz bir dizi “Web oyunu,”
IE’ın ve Netscape eski sürümleri ve halâ kullanılan diğer browser programlar
tarafından anlaşılamaz. Bu tür programları kullanan ziyaretçilerinizi
düşünerek, sayfalarınızın en azından vermek istediğiniz mesajı aşağı yukarı
veren bir “Sadece metin” sürümünü de yapmanızda yarar var.


Sayfalarınız bittiğinde, Internet’e koymadan
önce, çeşitli bilgisayarlarla, çeşitli browser’larla sınayın. Farklı
ortamlarda, nasıl durduğuna bakın. Ve en önemlisi, Internet’e koyduğunuz anda,
Internet’e 28.8 K modemle bağlı bir bilgisayardan sayfalarınızın nasıl
geldiğini inceleyin. Saat tutun!


Sayfanızı 15, 17 ve 21 inç ekranlarda, VGA ve
SVGA grafik kartlarında, ve 640X480, 800X600 ve 1024×768 çözünürlükte
inceleyin. Bununla, sayfalarınızı en az üç, en fazla altı ayrı bilgisayarda
incelemeniz gerektiğini söylemiş oluyoruz. Web tasarımcıları, genellikle en
gelişmiş, bol hafızalı grafik kartları bulunan, büyük ekranlı bilgisayarlarla
çalışırlar. Sabahtan akşama bilgisayar ekranı karşısında çalışmak için aslında
böyle bir sistem şarttır. Fakat ziyaretçilerinizin çoğu, genellikle 15 inç ve
halâ bir VGA grafik kartına bağlı, 640X480 çözünürlükte bir ekran sahibi
olacaktır. Sizin özene bezene oluşturduğunuz sayfalarınız, böyle bir ekranda
hiç de arzu ettiğiniz görsel etkiyi yapmayabilir.


Etkinlik ve kolaylık ilkesi, birinci
sayfanızda hiç bir zaman yukarı-aşağı ve sağ-sol kaydırma çubukları olmadan
canlandırılmasını gerektirir. İç veya sonraki sayfalarda yukarı-aşağı kaydırma
çubuğu olabilir, ama asla sağdan sola kaydırma çubuğuna basmaya gerek
bırakmamalısınız. Kağıda basılmak üzere hazırladığınız sayfalarda grafiklerin
ortadan bölünmeden basılacağı bir yere denk gelmesine dikkat edin.


FrontPage ile Web Sitesi İnşaatı


FrontPage (FP) ile Web sitesi oluşturmak için
şu altı adımı atacaksınız:


1. FrontPage’i kurun:


<webFP01.tif>


FrontPage programını bilgisayarınıza kurmak
çok kolay bir işlem. Ayrıca program kutusundan çıkan kullanma kılavuzu,
İngilizce bilenler için yeterli bir kaynak. Ayrıca bir çok yazarın FrontPage’in
inceliklerini anlatan kitabı da var. FrontPege’i kullanabilmek için
bilgisayarınızın Windows 95, 98 veya NT ile çalışıyor olması gerek.


2. Frontpage’de sitenizi oluşturun:


<webFP02.tif>


Program açılırken, sizden sabit diskinizde bir
Web alanı oluşturmanızı isteyecektir. Bilgisayarı başkalarının da
kullanabileceğini düşünerek, kişisel Web alanınızın sabit diskteki bu kopyasını
isterseniz parola ile gizleyebilirsiniz. FrontPage’in Kişisel Web Alanı dediği,
aslında sabit diskinizde açılacak bir dizinden ibarettir.


3. Ana sayfanızı ve bağlı sayfalarınızı
oluşturun.


<webFP03.tif>


Sayfalarınızı oluşturabilmek için önce bir
site planlaması yapmanız ve hangi sayfanın hangi sayfaya gideceğini planlamanız
gerekir. Bunu aşağıda ele alacağız. FrontPage tek tek sayfaları oluşturmak için
size sayısız hazır örnek sayfadan veya tamamen boş bir ekrandan hareket etme imkanı
veriyor. Ayrıca FP’in sabit diskindeki binlerce grafik unsurdan
yararlanabilirsiniz. Kullanılmaya hazır düğmeler, çizgiler, bağlantı simgeleri,
animasyon grafikleri, istediğiniz gibi kullanabilirsiniz; veya Microsoft’un
Tema (Theme) adını verdiği tarzda, sayfalarınız arasında görsel birlik
sağlayacak tarzda, hazır örneklerden hareket edebilirsiniz.


4. Sitenizi Internet’e Aktarın.


<webFP04.tif>


Bu yapabilmek için, daha önce ele aldığımız
gibi, FP Weblerine ev sahipliği yapabilen bir Server’da yer kiralamış ve
kendinize bir URL almış olmalısınız. Evsahibi firma, FrontPage’in adını
duyunca, programın sizden isteyeceği bilgilerin tümünü verecektir. FP’in
dilinde sitenizi Internet’e aktarmanın adı “Yayınlamak”tır. Menü
çubuğundaa Publish (Yayınla) düğmesine bastığınızda karşınıza gelecek bir dizi
ekranda, evsahibinin vereceği bilgileri gireceğiniz kutular olduğunu
göreceksiniz. Bundan sonrası tamamen kendiliğinden devam edecek ve Web siteniz
Internet’te yerini alacaktır.


Burada ikinci adımda belirtilen işler,
sitenizi inşa ederken en çok zaman harcayacağınız adım olacaktır. Bu adımı
ikiye ayırarak, biraz yakından inceleyelim


İçeriği Derleme


Sayfalarınızı yapmaya başlamadan önce şu
bilgilerin kağıtta, sabit diskte veya diskette elinimizin altında olmasını
sağlayın:


Ürünler ve hizmetleriniz hakkında ayrıntılı
bilgi


Müşteri hizmetleri bilgileri, broşürler, el
kitapları, kılavuzlar


Firmanızın, derneğinizin veya dairenizin
yayınladığı bütün bültenler, dergiler, eleman arama ilanları, basın bültenleri.


Daha önce yapılmış Web sayfaları


Kurum veya kuruluşunuzun emir-komuta zinciri
sırasına göre yukarıdan aşağı yetkililerinin adları, sıfatları, adresleri,
telefon numaraları


Kurum veya kuruluşunuzun yıllık faaliyet ve
malî raporları


Personel listesi


Müşteri listesi


Kurum veya kuruluşunuzun faaliyet takvimi


Bu bilgileri belki sitenizde
kullanmayacaksınız. Ama bu bilgileri önceden derlerseniz, sitenizde kullanmanız
gerektiğinde sayfa tasarım işine ara verip, malzeme peşinde koşmaktan kurtulmuş
olursunuz.


Bu arada sayfalarınızda kullanmanız gereken
resimler, fotoğraflar, grafikler hazır mı? Hiç bir işe başlamadan, sayfalara
girmesine karar verdiğiniz her türlü malzemeyi bir kenara yığın ve bunlarla
aşina olmaya çalışın. Hangi rapordan hangi fotoğrafı veya grafiği alacağınızı
belirleyin.


Kağıt üzerindeki malzemenin bilgisayar
ortamına aktarılması için gerekli tarayıcı (scanner), elektronik kamera, vs.,
gibi cihazların hazır olmasına, çeşitli bilgisayarlar arasında disketle
aktarılamayacak büyüklükte malzemenin alınıp verilmesi için gerekli ağ
bağlantıları veya ortak tanışabilir medya (Zip disk veya benzeri büyük
disketler) bulunmasını sağlayın.


Web sayfalarına girecek metin ve başlıklarla
düğmelerle seyir (Navigasyon) grafiklerindeki kelimelere kadar bütün yazıların
ve başlıkların hem doğru hem de ortak bir dili olması gerekir. Metinlerin
çeşitli kaynaklardan denetimi, dikkatli editörler tarafından yapılabilir. Ortak
ifadeyi ise ya tek kişi, ya da birbirini çok iyi anlayan bir editörler grubu sağlayabilir.
Bu nedenle Web sitesinin en az bir editörü olmalıdır. Web sitesinin herşeyi bir
kişi, ve o kişi de siz iseniz, yazar sıfatınızla düzeltmen sıfatınızı
birbirinden ayrı kullanmaya çalışmalısınız. Bir kişinin kendi hatasını
yakalaması hiç de sanıldığı kadar kolay değildir. Bu nedenle yayın kurumlarının
eskiden beri uyguladığı ilkeyi uygulayarak, yazdıklarınızın “ikinci bir
çift göz tarafından görülmesini” sağlayın. Bu mümkün değilse, yazdığınız
bir şeyi bitirdikten en az 24 saat sonra yeniden okuyun.


Eğer içerik derleme ve denetimini bir kurul
yapacaksa, şu hususlara dikkat edin:


Eskimiş bilgileri kim ayıklayacak?


Yeni bilgiler kimden gelecek; kimde
toplanacak? Bunları sayfalara yerleştirme konusunda kim karar verecek?


Örgüt içinde farklı gruplardan gelecek malzeme
kimde toplanacak?


Değişiklikleri ve güncelleştirmelerden kim
sorumlu olacak?


Site Internet’e açıldıktan sonra gelecek talep
ve eleştiriler kimde toplanacak?


Dil ve imlâ hatalarını yakalamaktan ve
düzeltmekten kim sorumlu olacak?


Web sitesi, bir anlamda grafik demektir.
burada kastettiğimiz istatistik bilgilerinin belirli şekilsel sunuluş tarzı
olan istatistik grafikleri değil. Her türlü resim, çizgi, fotoğraf, ve bunların
belirli bir alanda sunuluşu grafik öge sayılır. Grafik unsurlar, her bir
sayfanın kişiliğini belirlemekle kalmazlar, her sayfada tekrar ederek siteye
bütünlük kazandırırlar. Bu nedenle tıpkı yazılardaki dil birliği gibi, grafik
unsurlarda da görsel birlik sağlanmalıdır. Görsel birlik, düğmelerin biçim ve
renginden tutun, üzerine yazılacak başlıklarda kullanılacak harfin türüne,
şekline ve büyüklüğüne kadar aynı olmalarını gerektirir. Ayrıca sayfalarınızda
fotoğraf ve çizgi resimler kullanacaksanız, hepsinin aynı tarz olması gerekir.
Grafik unsurlarla ilgili teknik kurallar, bu kitapçığın kapsamını aşıyor.
Grafik, grafikçilerin işidir. Bir çok grafik programı, bilgisayarda grafik
unsur yapmayı olağanüstü kolaylaştırmış bulunuyor. Bu, kolayca yapılan her
grafiğin “grafik” olduğu anlamına gelmiyor. Tıpkı yan yana ve alt
alta dizilen bir çok kelimenin bir şiir oluşturmadığı gibi. Özellikle ticaret
amacıyla oluşturacağınız Web sitesinde mutlaka bir grafik sanatçısının
yardımını istemelisiniz.


Aslına bakarsanız, HTML dilini kullanarak
yapacağınız bir ekran dolusu sayfa, yazıları, resimleri, çizlegileri ile,
kendisi bir grafik unsur olacaktır. Bu nedenle en azından kağıt üzerinde
basılmak amacıyla sayfa hazırlama deneyiminiz yoksa, mutlaka FrontPage’in hazır
şablon sayfalarını kullanmalısınız.


İçeriği Sayfalara Geçirme


İnternet sitenizde yer alacak unsurları
belirledikten sonra sıra bunları bir veya daha çok sayfa halinde
“siteleştirmeye” geliyor. Bir site, biraraya doldurulmuş ve
aralarında kavramsal bir birlik olmayan sayfalar demeti demek değildir. Bir
sitenin birinci sayfasından (Index Page) son sayfasına kadar her bir sayfasının
ve her sayfadaki her bir ögenin bir anlamı, sitenin varlık sebebine bir katkısı
olması gerekir.


Tıpkı Gütenberg’den bu yana basılı eserlerin,
kitapların, dergilerin gazetelerin, broşürlerin okuyucu olarak bizlere
kazandırdığı “anlam verme davranışı” gibi, son on yıldır tasarlanan
Web sayfaları da Web ziyaretçilerinde belirli bir “anlamlandırma
dili” meydana getirmiş bulunuyor.


Bunu biraz açalım. Bir gazetenin birinci
sayfasında, az sayıda kelime ile fakat oldukça büyük harflerle bir başlık
görürseniz, başlığın kelimelerini bile okumadan bu haberin önemli olduğunu
anlarsınız. Bir dergide oldukça süslü bir harf türüyle ve renkli bir zemin
üstünde, yanında tanınmış bir sinema sanatçısının fotoğrafı bulunan bir başlık
görürseniz, o haberin acil önemde olmadığını bilirsiniz. Bu anlama ve bilme
durumu sağlayan, sizin okuyucu olarak bugüne kadar edindiğiniz tercübelerden
çıkan “anlamlandırma davranışı”dır. Her davranış gibi “anlam
verme” de zamanla ve deneyimle öğrenilir. Şimdi, bugüne kadar yapılmış
bütün Web sayfalarını bir yere toplarsanız, her on sayfadan 7’sinde site içinde
değişik yerlere gitmekte sullanılan seyir (Navigation) düğmeleri ve
metinlerinin ekranın sol tarafına dizildiğini göreceksiniz. Diğer sayfalardan
ikisinde seyir unsurları sayfanın altında sadece birinde sağında olacaktır. Bu,
Internet abonelerine, Web sayfalarında belirli bir deneyim, alışkanlık ve
beklenti oluşturmuş bulunuyor. Elbette bu “kuralı” kırmak elinizde.
Ama oluşturacağınız “kural dışı” sayfa, ziyaretçilerinizde
alışmadıkları bir durumla karşı karşıya oldukları hissine yol açar. Bu,
dikkatli kullanılırsa, sürüden ayrılarak dikkat çekme şeklinde, olumlu bir
unsur da olabilir. Ne var ki, kural dışı uygulamalara başvurabilmek için önce
kuralları ustaca uygulama becerisi edinmek şarttır.


FrontPage’in şablon sayfaları arasında çok
“kuralcı” olanları kadar, kurallara iyice aykırı görünler de var.
Program kurulurken, bu şablonlarla yapılmış örnek sayfalar da sabit diskinize
koypa edilecektir. Bunları dikkatle inceleyip, işinize uygun bir şablonu
seçebilirsiniz.


FP’i ilk açtığınızda karşınıza FP Explorer adı
verilen Site Yönetim programı gelecektir. Bu programda Personal Web (Kişisel
Web) görünümünde (View/Navigation) menüdeki New Page (Yeni Saya) simgesini her
tıkladığınızda sitenizin tümünün görünümünü veren ortadaki alanda bir sayfa
simgesi oluşacaktır. Bu simgenin üzerini farenin sağ düğmesi ile tıklayarak
açılacak menüden Remane (Yeniden Adlandır) maddesini seçerek, sayfalarınıza
istediğiniz adı verebilirsiniz.


İyi bir site planlaması kağıt üzerinde
yapılmalıdır. Sonra bu planı FP Navigation ekranında oluşturabilirsiniz. Tipik
olarak sitenizin bir açılış sayfası (buna genel olarak Home Page veya Splash
Page deniliyor) ve bu sayfanın içinde yer alacak seyir düğmelerine veya
kelimelerine tıklayarak gideceğiniz içerik sayfaları olmalıdır.


Burada, basit bir örnek site oluşumunu
görüyorsunuz:


<website1.tif>


Bu noktada sitenizdeki bütün sayfalar için
ortak bir ana tema seçebilirsiniz. FP size 100’e yakın tema veriyor. Tema
seçimini FP Explorer’ın soldaki memü simgeleri arasında bulunan Themes
(Temalar) simgesini tıklayarak yapabilirsiniz. İşte Küresel Pazarlama (Global
Marketing) adı verilen tema:


<website2.tif>


Home Pege olarak adlandırılan sayfayı iki kez
tıkladığımızda, FP’in HTML editörü çalışacak ve içi boş olan bu sayfayı,
seçtiğimiz temaya göre işlenmeye ve içi doldurulmaya hazır olarak karşımıza
getirecektir.


< website3.tif>


Burada dikkat ederseniz, site planında ana
sayfaya bağladığımız Yeni Sayfa 1 ve Yeni Sayfa 1 adlı iki sayfa, bağlantısı
kurulmuş (link) olarak, ekranın sol tarafında seyir satırları olarak hazır
bulunmaktadır. Bu sayfaların adını Navigation ekranında değiştirecek olursak,
FP bu sayfalara yapılan bütün atıfları (linkleri) düzeltecektir.


Bu kitapçıkta HTML ile sayfa oluşturma
konusuna girmiyoruz. HTML ile sayfa oluşturma konusunda temel bilgileri edinmek
için, Byte Eğitim Dizisi’nin 15’nci kitabı olan HTML Rehberi’ne başvurmanız
gerekir.


Sayfalarınızın tümünü inşa ettikten,
içeriklerini yerleştirdikten, bağlantılarını kurduktan sonra, FP Explorer’a bu
sayfaları ve içlerindeki bütün unsurları Wes sitenize evsahipliği yapacak
firmanın Web Server’ına göndermeniz, veya FP’nin diliyle “Yayınlamanız”
(Publish) gerekir. Web evsahibinizin Server’ı FrontPage-uyumlu ise FP bunu
mevcut Internet bağlantınızı kullanarak yapacaktır.


Web Sitenizin Yönetimi


Site yönetimi, bir siteyi oluşturmak kadar
önem taşıyor. Sitenizi FP uyumlu bir Server’da oluşturuysanız, evinizde veya
işyerinizdeki bilgisayardan evsahibinin Server’ındaki sitenizi kolayca
yönetebilirsiniz. Site yönetimi ile kastedilen işler arasında, Açma İzni, Sayfa
Değiştirme ve Güncelleştirme ve İdare Yetkileri bulunur.


Yapacağınız Web sayfalarının otomatik olarak
herkes tarafından görülme, yani Browser programı ile açılabilme izni vardır.
Fakat tamamen özel bir Web sitesi yapıyorsanız, sitenizi sadece belirli
kişilere veya belirli bir parolayı verecek kişilere açabilirsiniz.


Sitenizdeki sayfaların inşası,
güncelleştirilmesi ve FP HTML Editörünü kullanarak değiştirilmesi yetkisini,
ancak Authoring yetkisi olan kullanıcılar kullanabilir. Siteyi oluşturan kişi,
FP tarafından Yönetimi (Administrator) olarak bilinir ve program kurulurken
yöneticiden bir kendisine bir parola seçmesi istenir. Bu parola verilmedikçe FP
bilgisayarda oluşturulacak Kişisel Web’i açmayacaktır. Yeni bir Web alanı
oluşturmak isterseniz, FP kim olursanız olun sizden bir parola seçmenizi ister
ve yapacağınız Web sitesi bu parola verilmedikçe yeniden açılamaz. Bir Web
sitesini oluşturan kişi, FP’nin deyimiyle sitenin yöneticisi, sitede ve
sayfalarında değişiklik yapma yetkisine sahiptir ve bu yetkiyi istediği isme
verebilir. Yönetici herhangi bir FP Web sitesi için yetki vereceği kişilere bir
de parola seçmek zorundadır.


Bir FP Web sitesinde yetki dağıtma yetkisi de
sitenin yöneticisine aittir. Yönetici bu yetkiyi de tıpkı Authoring yetkisi
gibi istediği isimlerle, parola vererek, paylaşabilir. Yönetici, isterse kendi
yetkilerini de değiştirebilir. (Yetki verme veya Authoring yetkisini başka bir
kişiye devretmeden yöneticinin kendi kendisinin yetkisini yok etmesi halinde
Web sitesi açılamaz hale gelebilir!)


Bir sitede oluşturulacak dizinlere kimin
erişebileceği ve içindeki kimin görebileceğine ilişkin yetkiler ise FP’den
değil Web Server’dan yapılabilir.


FrontPage’in Özel Unsurları
(Components)


FP’i diğer Web yönetim programlarından ayıran
önemli özelliklerinden biri Component adı verilen bazı unsurlarla,
sayfalarınıza ve sitenize ziyaretçilerle etkileşme, güvenlik ve kullanım
kolaylığı sağlamasıdır. Component’lar genellikle dinamik nesnelerdir; Web
sayfanızın durumuna veya kullanıcının bir hareketine bağlı olarak bir şeyler
yaparlar.


Component’lar, FP’in HTML editöründe Insert
(Ekle) menüsünden Insert FrontPage Components maddesi (FrontPage Unsuru ekle)
seçilerek girilir. Bazı Component’lar ise yine Insert menüsünden Active
Elements seçilerek girilebilir. Bu unsurları kısaca tanıtıtalım:


“İçindekiler Tablosu” unsuru, içinde
yer aldığı HTML sayfasında bir Web sitesindeki bütün sayfaların bağlantısı ile
birlikte bir listesini oluşturur. Ziyaretçileriniz bu listede istedikleri
satırı tıklayarak arzu ettikleri sayfaya ulaşırlar.


Arama Formları: Sitenize koyacağınız ve içinde
metin arama kutusu, arama düğmesi veya kutuyu temizleyerek yeniden başlama
imkanı veren Sil düğmesi bulunan bir formla, verilecek kelime veya kelimelerin
sitenizdeki bütün sayfalarda aranmasını sağlayabilirsiniz. Sonuçlar, metnin
geçtiği sayfaların adları ve bağlantıları ile gösterilecektir.


Sayfa ve Grafik Ekleme Unsurları (Include
Component): Diyelim ki bazı sayfalara belirli bir konuda bir metin
koyacaksınız. Ancak bu metin, zaman zaman değişecek. Bu metnin yer aldığı 10,
15 sayfayı tek tek her seferinde düzeltmek yerine, bu bilgiyi bir HTML
sayfasına koyabilirsiniz; sonra bu sayfayı, sözkonusu metnin görülmesi gereken
heryere eklersiniz. Ekleme sayfanın içeriği değiştiği zaman eklendiği
heryerdeki bilgi de değiştirilmiş olacaktır. Bunu metinle değil de grafikle de
yapabilirsiniz.


Zaman damgaları (Timestamps): Bir sayfaya
konulan “zaman damgası”, sayfanın en son değiştirildiği tarih ve
saati metin olarak gösterir. Siz sayfanıza sadece zaman damgası unsuru
koyarsınız; ancak bu damga ziyaretçinin ekranında, tarih ve saati belirten
metin olarak gösterilir.


Yer tutma unsurları: Bir HTML sayfasının ilk
tasarımını yapan ve daha sonra sayfayı değiştiren kişilerin adı ve soyadı ile
sayfanın tanımının yerini tutacak bu unsurlar sayfa sabit diske
kaydedildiğinde, yerini tuttukları unsurun içeriğini kendi yerlerine yazarlar.
Böylece bir sayfanın kimin tarafından tasarlandığı, kimin tarafından
değiştirildiği ve tanımı herseferinde hatırlanarak değiştirilmek külfeti
ortadan kalkmış olur.


FrontPage’in Form Unsurları


FP, ziyaretçilerin Web siteleri ile
etkileşmesini sağlamada CGI programlama zorunluğunu da ortadan kaldırır.
Formları şu maksaklarla kullanabilirsiniz:


Ziyaretçilerden, isim, adres, telefon
numarası, elektronik adres, görüş ve düşüncelerini derlemek için
yararlanabilirsiniz.


Ziyaretçilerin, siteniz veya sitenizi tahsis
ettiğiniz konular hakkında görüşlerini, düşüncelerini ve tepkilerini
derleyebilirsiniz.


Sitenizde tanıtımını yaptığınız mal ve
hizmetlerin satışını yapmak üzere, kredi kartı numarası ve teslim adresi gibi
bilgileri alabilirsiniz.


Belirli bir konuda ziyaretçileriniz arasında
tartışma açabilir, herkesin görüş ve düşüncesini belirtmesine, veya
başkalarının görüş ve düşüncelerine tepkisini göstermesine imkan sağlayabilirsiniz.


Form oluşturmanın HTML bölümüne girmeden,
FP’in formla elde edilecek bilgileri işlemesine imkan veren komutlar ve
unsurlarından söz edelim. FP, oluşturacağınız forma otomatik olarak Form
Handlers adını verdiği, formla elde edilecek bilgilerin işlenmesinde
kullanılacak unsurlar ekler. Bu unsurlar, ya FrontPage Server Extensions adı
verilen, kullanılması son derece kolay ve Sadece Microsoft’un değil fakat başka
firmaların, hatta Unix ortamında çalışan bazı Web Server’ların da kullanabildiği
mini-programlar sayesinde hizmete sokulabilir. FP bir formla elde edilecek
bilgiyi ya Server’daki Web alanında, ya da sabit diskte ayrılacak bir dizinde
belirlenecek bir yazı dosyasına ekleyebilir. FP ayrıca bu bilgileri verilecek
bir elektronik posta adresine gönderebilir.


FP, arzu ederseniz, Form Handler’ları, ISAPI
(Internet Server Application Program Interface), NSAPI (Netscape Server
Application Program Interface), CGI (Common Gateway Interface) veya ASP (Active
Server Page) uyumlu bir şekilde de oluşturabilir. Bu arayüzlere uygun
oluşturulacak Handler’ların kullanılabilmesi için Web Server’de bu arayüzlerle
çalışan programların kurulmuş olması gerekir.


FP’nin sitenizi sadece kayıtlı kullanıcıların
ziyaret etmesine imkan veren Kayıt (Registration) formu ile tartışma grupları
oluşturmaya yarayan Discussion Groups sihirbazı, özel bir çaba gerektirmeden,
kolayca uygulanabilecek formlardır. Bu formların kullanılması için Microsoft’un
Internet sitesinde (www.microsoft.com/frontpage) geniş bilgi bulabilirsiniz.


Tavsiyeler


Bir Web sayfası tasarımcısının en büyük
yardımcısı, diğer Web siteleridir. Web sitelerinin iyi, güzel, zevkli, çabuk
açılan, içinde hareket etmesi kolay olanlarından örnek almak gerekir. Buna
karşılık kötü, çirkin, zevksiz, yavaş açılan ve en önemlisi ziyaretçi olarak
sizi sinirlendiren sayfalardan ders almak gerekir.


HTML tasarımı üzerine okuyacağınız ciltler
dolusu kitaptan daha fazla yararı şu tavsiyeyi tutarak elde edebilirsiniz:


Internet’te “En İyi” sayfaları bir
araya getiren şu sayfadaki bağlantıları izleyin ve ulaşacağınız sayfalardan
hoşunuza gidenlerin ekran görüntüsünü yakalayın:


<webbest.tif>


http://dir.yahoo.com/Computers_and_Internet/Internet/World_Wide_Web/Best_of_the_Web/


Internet’te “En Kötü” sayfaları bir
araya getiren şu sayfadaki bağlantıları izleyin ve ulaşacağınız sayfalardan en
itici ve çirkin bulduklarınızın ekran görüntüsünü yakalayın:


< webnotbs.tif>


http://dir.yahoo.com/Computers_and_Internet/Internet/World_Wide_Web/Best_of_the_Web/Not_Really_the_Best/


//////////////////KUTU////////////


Ekran Görüntüsü Yakalamak


Browser programında, veya başka bir programın
penceresi içindeki görüntüyü, grafik olarak yakalamak ve sabit diskinize
kaydetmekle, ekranın o andaki fotoğrafını çekmiş olursunuz. Bunun için piyasada
çeşitli programlar satılıyor. Ancak Windows ortamında bunu başka programa
ihtiyaç duymadan yapabilirsiniz. Bütün ekranın görüntüsünü yakalamak için
klavyenizdeki Print Screen tuşuna bir kere basın. Sadece o anda odak noktası
olan, en önde veya fare simgesini içine tıklamış bulunduğunuz tek pencerenin
görüntüsünü elde etmek için önce ALT tuşunu tutun ve bırakmayın, sonra Print
Screen tuşuna basın. Sonra herhangi bir grafik programını, örneğin Windows’un
Paint programını açın Edit menüsünden Yapıştır/Paste maddesini seçin.
Yakaladığınız ekran görüntüsünü şimdi BMP biçiminde grafik doysayı olarak sabit
diskinize kaydedebilirsiniz.


<websccap.tif Resimaltı: İşte bir MS Word
ekranının görüntüsü Paint programında.>


//////////////////////////////////////////


İyi tasarım, iyi saç traşı gibidir: Göze
görünmez. Ya da iyi tasarım iyi radyo spikeri gibidir; konuşanı değil, haberi
dinlersiniz. İyi tasarlanmış bir sayfada, dikkatiniz tasarımın kendisine değil,
içeriğe döner. Ve iyi bir tasarımın yerini hiç bir şey tutamaz. “Sayfam kötü
de tasarlanmış olsa, önemli değil; nasıl olsa içeriği önemli!” diyen bir
site sahibi, kendisini başarısızlığa mahkum eder.


Bir Web sayfası, sayfayı oluşturulan sanatçı
ve teknik ekibin üzerinde çalıştığı bilgisayarın ve özellikle ekranının
imkanları değil, ortalama bir bilgisayar sahibinin edinebileceği bilgisayarın
imkanları ve yetenekleri gözönüne alınarak yapılmalıdır. Sayfalar baştan aşağı
grafikle dolu olur ve grafikler renk ve diğer unsurlar açısından büyük
bilgisayar dosyaları oluşturursa, bu sayfaların yavaş bir bağlantıya sahip
bilgisayara aktarılması da yavaş olur. Bu nedenle Web sayfaları, 14 inç VGA
ekran standartı dikkate alınarak, 72 DPI çözünürlükte, Windows sisteminin temel
16 rengi kullanılarak yapılmalıdır.


Index.html


Web sitenizi yaptığınızda, mutlaka ana
sayfanızı Index.html olarak adlandırın. FP bunu sizin için otomatik olarak
yapacaktır ve bunun bir sebebi var. Bir bilgisayar kullanıcı Browser’ının adres
kutusuna bir sitenin adresini yazar ve bu site içinde belirli bir sayfanın adını
vermezse, (örneğin, sadece www.alinin_sitesi.com.tr yazarsa) Web Server hangi
sayfayı gönderir? Bir çok Web Server için varsayılan sayfa Index.html’dir. Bazı
Server’lar varsayılan sayfanın Default.html olarak adlandırılmasını isterler.
Eski sürüm Server’lar arasında sayfa adı vermeyen ziyaretçiye web sitesinin kök
dizini (root directory) içinde yer alan dosya adlarını gösteren bir liste
sunanlar veya ziyaretçiye hata mesajı verenler de vardır. Web evsahibinize,
Server’ının varsayılan sayfa olarak hangi adı vermeniz gerektiğini sorun ve ana
sayfanıza daima bu adı verin.


Davranış Kuralları


Özellikle ticaret amaçlı Internet sayfasının
muhtemel müşteri olan kişinin bilgisayarına yavaş aktarılması, kişinin
ilgisinin dağılmasına ve bizim muhtemelen bir satış imkanını kaçırmamıza neden
olur. Web sayfası tasarım programlarının çoğu zaman bir sayfanın Internet
Server’ından kişinin bilgisayarına yüklenmesi için geçecek süreyi hesap etme
imkanları bulunmaktadır. Bu imkandan yararlanılarak, sayfamızın Internet’e
örneğin saniyede 14.4 Kbps aktarabilen bir modemle bağlı kişinin bilgisayarına
ne kadar sürede aktarılacağını daima gözönünde tutmalıyız.


Web sayfalarımızı, Microsoft firmasının
Internet Explorer programı ile izleyecekler kadar, hatta onlardan daha çok
sayıda Netscape firmasının Navigator programını kullanarak ziyaret edecek
kişiler olacağını hiç bir zaman akıldan çıkartmamalıyız.


Web sayfalarımız, bizi ziyaret eden kişinin
bilgisayarında mevcut düzenleri asla bozmamalıdır. Bizim sayfamız, örneğin
ziyaretçinin kullandığı programı tam ekran çalışmaya zorlarsa, ortaya hiç
istemediğimiz sonuçlar çıkabilir. Biz bir takım bilgisayar programlarının
nelere muktedir olduğunu, bilgisayar kullanıcılara kanıtlamak üzere Web sayfası
yapmıyoruz. Adı üstünde sayfamızı ziyaret eden kişi ziyaretçi olduğuna göre
kendisine mümkün olan bütün saygımızı göstermek zorundayız.


Ağ Davranış Kuralları adıyla (Network
Etiquette–Netiquette) yaygın olan kuralları burada kısaca tekrar edelim:


1. Kimseye hakaret etmeyin ve kimseyi
öfkelendirmeyin. Sayfanıza sadece güzel şeyleri alın. Kimseyi küçük düşürücü
yazı veya resim yayınlamayın.


2. Sahibinin izni olmadan, telif hakkı
başkasına ait eserleri sayfanıza koymayın. Bir yazı ve resmin, ya da bir başka
sanat eserinin fotoğrafının mutlaka bir telif hakkı sahibi vardır. Bir yazının
yazarının, bir fotoğrafın fotoğraçının, bir resmin ressamın izni olmadan bir
basın-yayın aracına alınarak yayınlanması nasıl yasaksa, aynı şekilde Web
sayfasına da konması da yayınlanması anlamına gelir ve aynı şekilde yasaktır.
Bir Web yöneticisinin günümüzde söyleyebileceği en yanlış söz, “Nereden
bilecekler!” sözü olsa gerek.


3. Ticaret simgesi ve ticari marka gibi,
yanında belirleyici simgesi olan logoları, ilgili firma ile açıkça yapılmış bir
anlaşmanız yoksa kullanmayın.


4. Sizden kendi sayfasına bağlantı vermenizi
istememiş veya sayfasında bunu açıkça belirtmemiş kişi veya kuruluşların
sayfalarına asla bağlantı vermeyin. Belirli bir Web alanına veya sayfasına
bağlantı vermeniz gerektiğini düşünüyorsanız, sayfanın sahibinden yazılı izin
alın.


5. Ziyaretçilerinizin size, alanınız ve
sayfanız hakkında ne düşündüklerini söyleme fırsatı verin; sayfalarınızın
altında, Webmaster’ın adresini vermeyi ihmal etmeyin.


Görsel Denge


Günümüzde içeriği tayin ederken düşülen en
büyük yanlışlardan biri, Internet’in en büyük müdavimlerinin iki satırdan daha
fazlasını okumayan kişiler olduğu varsayımıdır. Internet’ten toplumun her
kesiminden kişilerin yararlandığını varsaymak zorundayız. Sayfamızın amacı uzun
uzun bilgi vermekse, “Nasıl olsa kimse okumuyor!” diye bu bilgileri kırpmak,
gerçekten o bilgiye ihtiyacı olan kişilere haksızlık olur. Sayfamızın bir
hareket noktası, bir geçiş noktası olduğunu tahmin ediyorsak, kimseyi fazla
oyalamaya, istemediklerini bildiğimiz bilgileri zorla vermeye de hakkımız
yoktur.


Grafik tasarımcı, içeriğin trafik polisidir,
dersek gerçeği abartmış olmayız. Hangi görsel etkinin nasıl sağlanacağını
belirlemek görsel tasarımcının işidir. Tasarımcı, bu işi yaparken önemli
unsurların zincirin başında gelmesini sağlamalı, bilgi akışının belirlenmiş
kurallara uygun bir şekilde ziyaretçiye ulaşmasına yardımcı olmalıdır.


Yale Tıp Fakültesi’nin, ekrana bakan kişinin
göz hareketlerini belirleyen cihazlarla donattığı bilgisayarların başına
oturttuğu 12 bin kişiyle yaptığı araştırma bir bilgisayar ekranının görsel
taranma çizgisinin, (1) soldan üst köşeden sağ üst köşeye, (2) sağ üst köşeden
sağ alt köşeye doğru genel tarama (3) yeniden sol üstten itibaren okuma, ve (4)
üst orta noktadan aşağı doğru okumayı sürdürme tarzında olduğunu gösteriyor.


<webgors2.tif>


Buna göre, izleyici Web sayfasında önce büyük
şekil kitlesini ve renkleri görmekte, önplandaki unsurlarla arka plandaki
unsurlar arasındaki kontrastın farkına varmaktadır. İzleyici ancak daha sonra,
varsa grafik unsurların verdiği bilgiyi almakta, üçüncü olarak da okumaya
başlamaktadır. Okuma tahmin edilebileceği gibi, en büyük kitleden benzetme
yoluyla başlamakta ve daha sonra kelimelere inmektedir.


Bu belirleme, bize, Web sayfasının bütünü
itibariyle mükemmel bir grafik dengesine sahip olması gerektiğini gösteriyor:
salt metinden ibaret gri bir sayfa itici ve sıkıcı iken, büyük ve geniş
grafikler, büyük ve kara likeler halindeki harfler özellikle içerik arayan daha
rafine izleyiciye “içi boş” izlenimini verecektir. Grafik sanatçı, bu noktada
sayfanın beklenen “müşterisi”nin varsayılan ilgi odağını, grafikle metni
dengeleyerek bulmak zorundadır.


<webgors1.tif>


Bu dengede oran ve uygunluk, sadece sayfanın
hedef kitlesi, ya da başka bir deyişle sayfanın içeriği dikkate alınarak
bulunabilir.


Yazıyı soldan sağa doğru okumaya alışmış
toplumlarda, görsel dikkatin ekranda da soldan sağa doğru gitmesi doğaldır. Bu
nedenle Web sayfalarında da ekranın üst yarısı, görsel odak noktası olmalıdır.
Ne var ki, 14 ile 16 inç arasında değişen en yaygın ekran türünde, önce işletme
sisteminin menüleri, altında browser’ın başlık ve menüleri, genellikle grafik
sanatçısına, çalışabileceği temiz alan olarak 8 cm’e 13 cm’lik bir alan
bırakmaktadır. Bu alanın mümkün olduğu kadar yumuşak, pastel renklerle
doldurulması; sert, aşırı yoğun çarpıcı renklerden kaçınılması gerekir. Bu tür
renkler ancak çok fazla dikkat çekmek istediğimiz, bir ya da iki unsur için
saklanmalıdır. Yazılar mutlaka arkalarındaki zeminle çarpıcı bir kontrast
oluşturmalıdır. Dramatik ve karmaşık grafikler, mutlaka grafik sanatçıları
tarafından yapılmalıdır.


Metinleri daha belirgin hale getirecek
noktalar, kutular, yatak ve dikey çizgiler, çoğu zaman görsel bütünlük sağlamak
yerine sayfanın tümüne yama hissi verirler. Görsel sanatçıların çoğunun HTML
dilinden nefret etmelerinin sebebi, H1 ve H2 başlık etiketlerinin çoğu zaman
aşırı büyük başlıklar oluşturmasındandır. Grafik sanatçıları, görsel etki
unsurlarının etkisini iyi bildikleri gibi, HTML gibi, hassas ayara izin
vermeyen bir dille, stilistik ürünler vermenin zor olduğunu biliyorlar. Aşırı
kullanılan grafik etkinin, nasıl bir sonuç verdiği, palyaçoların makyajlarından
ve giysilerinden kolayca anlaşılabilir.


Bütün görsel tasarımlarda olduğu gibi, Web
sayfası tasarımında da tutarlılık şarttır. Web alanları, günümüzde firmaların
kurumsal imajlarının oluşumunda en önemli unsur haline gelmiş bulunuyorlar. Bir
firmanın basın ve televizyon reklamlarında nasıl aynı imaj sürdürülmek zorunda
ise, sonuçta bir tür televizyondan ibaret olan Web’de de aynı imajın korunması
gerekir.


Grafik unsurlarla “stil” oluşturmaya kalkmak,
grafikçilerin işidir. Bir Web alanının başından sonuna tutarlı bir şekilde
izlenen grafik uygulama, sonunda izleyicide Web alanının sahibi kurum hakkında
bir yorum uyandırır. Bu nedenle sırf süsleme amacıyla, sayfaların orasına
burasına çizgi ya da fotoğraf unsurları konulmamalıdır. Özellikle çizgi
grafiklerin üç boyutlu görünmesini sağlamak gerektiği inancı, günümüzde hemen
hemen bütün Web tasarımına egemen olmuş ve hemen hemen her grafik unsurun bir
tarafına gölgeler yerleştirilmiş bulunuyor. Gölge, bir görsel öge olarak
kullanılacaksa, sayfanın tümünün bir bütün olduğu unutulmamalıdır. Bir unsurun
gölgesi sağa aşağı, diğerininki sola yukarı düşemez. Böyle bir uygulama,
sayfayı izleyende derinlik duygusundan çok baş dönmesi ve mide bulantısı
duygusu verir!


Ana sayfa, ya da yaygın adıyla home page, ya
da giderek moda olan bir yaklaşımın verdiği isimle splash page, izleyicinin
bizim Web alanımıza daldığı noktadır. Bu nedenle sayfada bir davet unsuru
olması şarttır. Bu sayfanın az ve öz unsun içermesi de giderek yaygın bir tarz
olmaya başladı.


Ancak izleyicinin içi tamamen boş, alanımızın
ana unsurlarına bağlantılar vermeyen, buna karşılık görkemli grafikler içeren
bir sayfa ile zaman kaybetmesi, bize ne kazandırır? Bir gazete veya derginin
Web alanı, yayınladığı organın kapak sayfasına benzeyebilir. Ama bir üretim
firması, ana sayfasında hiç değilse belli başlı mal gruplarının bağlantıları
olmalıdır.


Çoğu Internet’e modemle bağlanan izleyiciler
için, minimalist, yani küçük grafiklerin geniş alanlar işgal etmesini sağlayan,
başlıklardan ve beyaz alanlardan yararlanan, buna karşılık görsel etkisi son
dere yüksek sayfalar yapılması mümkündür.


Ekranın coğrafyası


Özellikle meslek yaşamı boyunca kağıt üzerinde
grafik üreten sanatçıların, bilgisayar ekranında izlenmek üzere grafik yapmaya
başladıklarında karşı karşıya kaldıkları ilk sorun, ekranda büyük görünen
grafiğin kağıt üzerinde küçücük kalmasıdır. Kağıt üzerine geçirilecek
grafikleri bilgisayarla çizen grafik sanatçılarından kimi de kullandıkları 21
inçlik ekranda yaptıkları grafiklerin, evlerdeki 14 inçlik ekranlarda nasıl
görüneceğini pek hesaba katmazlar. Yapılan hemen hemen bütün araştırmalar, Web
ziyaretçilerinin sadece yüzde 10’unun bir ekranın sağında ve altında kalan
unsurları görmek için, kaydırma çubuklarını kullandıklarını gösteriyor. Başka
bir deyişle, grafiğiniz, 14 inçlik bir ekranın sağından ve altından dışarı
taşıyorsa, izleyicilerinizin yüzde 90’ını kaybediyorsunuz, demektir.


Bilgisayar ekranı, çoğu zaman gazete ve dergi
sayfalarından küçüktür. Web tasarımında sık sık yapılan hata, grafiklerin 14
inçlik bir ekranın temiz görüntü alanının dışına çıkmasıdır. Macintosh ve Windows’un
kapladıkları alanlarla Internet Explorer ve Netscape Navigator’ın çerçeve
başlıkları çıktıktan sonra kalan bu temiz alanın ölçüsü, 535 pixel
genişliğinde320 pixel yüksekliğindedir. Pixel, ekranda görüntüyü oluşturan
noktaların ölçüdür ve ekran imalatçısına göre ve ekranın büyüklüğüne göre
değişmektedir. Bu ölçüyü geçen bir grafik, A4 kağıda basılamaz.


<webalan.tif>


Buna göre, tasarımcı genişliği 13 ile 15 inç
arasında değişen bir ekrana göre çalışsa bile yapacağı sayfanın kağıda
dökülmesi ihtimali varsa, sayfasının enini, 600 değil, 535 pixel’i geçmeyecek
şekilde ayarlamalıdır. Ekrandaki sayfamızın eni kağıt üzerinde yaklaşık 21 cm
olur. Oysa bunun yaklaşık 19 cm’si kağıda basılabilir. Buna karşılık kullanıcının
sayfasını aşağı-yukarı kaydırmasını önlemek üzere tasarlanan bir ekran
sayfasının yüksekliği 350 pixel (yaklaşık 12.5 cm) olurken, 672 pixel (yaklaşık
23.5 cm) bir ekran sayfası sayfa rahatça A4 veya ABD standardı dosya kağıdına
basılabilir. Bir çok Web sayfasının kağıda dökülmesi tasarımcının ilk olarak
gözönünde tuttuğu husus değildir. Tasarımcı, çok metin unsuru yeralan
sayfaların hemen hemen daima kağıda döküleceğini unutmamalıdır. VGA ekranı
sağından soluna dolduran bir yazı, kağıda döküldüğünde, sağdan 2 santimetresini
kaybedecek demektir. Browser programların Macintosh veya Windows ortamında tam
ekran olarak gösterdikleri temiz alan farklıdır. Bu nedenle kayıp, 2 cm’nin
altında veya üstünde olabilir.


Baskı bakımından kayba uğramayacak “tam ekran”
ölçüleri Netscape Navigator ve Internet Explorer’da azami genişlik 535 pixel,
azami yükseklik 295 pixel olarak planlanmalıdır. Buna karşılık basılması
düşünülmeyen sayfalar 595’e 295 pixel olarak çalışılabilir.


Burada sayfanın uzunluğundan da söz etmek zorundayız.
Bilgisayar ekranlarının sağındaki kaydırma çubuğu, ekrandan uzun bir içeriğin
yukarı doğru kaydırılmasını sağlar. Özellikle firmanın Web alanı için önemli
sayfaların bağlantıları, bir ekran dolusu içeriğin altında kalırsa, izleyicinin
nerede ne gibi bağlantı olduğunu bilmediğini ve çok az kişinin ekranında
sayfayı yukarı doğru kaydırdığı gerçeğini hatırlarsak, büyük bir ihtimalle ana
sayfamıza kadar gelmiş bir ziyaretçinin bizim için önemli sayfalara gitmesini
sağlayamamış oluruz.


Sayfamızı ekrandan uzun tutmaya karar
verirken, izleyicinin sayfayı mutlaka kaydıracağından emin olmalıyız. Bir
gazetenin haber özetleri sayfasını tasarlayan kişi, bundan hemen hemen yüzde
100 emin olabilir; ziyaretçi zaten haberi okumak için o sayfada bulunmaktadır ve
haber ne kadar uzunsa, ekranını o kadar kaydıracaktır. Ama metin halinde bilgi
verilmeyen buna karşılık tasarımcı için önemli bağlantılara yer verilen bir
sayfanın, bağlantıların bulunduğu alt kenarı, tasarımcının bir yanlış hesabı
sonucu ekranın 2 santimetre altında kalmış ise, bağlantıların orada
olabileceğini tahmin etmeyen bir çok kişi, bu içi boş sayfaya bir kaç dakika
baktıktan sonra mouse’ını Geri Dön düğmesine doğru sürmeye başlayacaktır.


HTML dilini kullanarak yaptığımız sayfaların,
gazete dergi sayfası gibi statik olmadığını hatırlamamız gerekir. Adı üzerinde
HTML, hypertext’e–ekranı yani birbirine sıçratabilecek hyper bağlantılar
içeren metinlere–dayanmaktadır. Verilecek bilgiler ekranlar dolusu bir metin
oluşturuyorsa, bunu bir ekranlık parçalara bölerek, ve parçaları birbirine
bağlantılayarak, izleyicinin kaydırma çubuğunu kullanma zorunluğunu ortadan
kaldırabiliriz. Verdiğimiz bilgi gerçekten çok uzunsa, örneğin bir şirketin
yıllık mali raporunu Web sayfalarımıza koyacaksak, daha iyi bir teknik raporun
yazı ve grafikleri ile birlikte kullanıcının bilgisayarına download edilmesi
için bir bağlantı koymak olabilir.


Web’de Sayfa Düzeni


Mevcut Web sayfası tasarım programları, Quark
Express, Corel Ventura veya Adobe PageMaker gibi sayfa tasarım programlarından
çok daha az denetim imkanı getirmektedir. Bunun başlıca nedeni, kullanıcının
bilgisayarı ile Web Server programının bulunduğu bilgisayar arasındaki iletişim
protokolüne (HTTP) uygun bir iletişim sağlamak zorunda olan HTML dilinin karşı
karşıya olduğu teknik zorluklardır. Ama bu zorluklar, bir taraftan HTTP
protokolünde, diğer taraftan browser programlarının HTML’i yorumlayışlarındaki
sürekli gelişme sayesinde, yavaş da olsa, giderek azalmaktadır. Şimdilik bazı
zorluklar var diye, HTML sayfaların palyaço makyajı gibi olması da gerekmez.
HTML ile yapılabilecek muhteşem tasarımlar vardır. Hele, HTML 4.0 sürümü ile
sağlanan ve sayfalarda görsel birlik bağlamakta kullanılması gereken yerel
STYLE kodu veya Cascading Style Sheet (CCS) adı verilen stil komutları dosyası
oluşturma imkanı, görsel açıdan etkili HTML sayfalar yapmayı mümkün
kılmaktadır.


Aşağıda, görsel açıdan arzu edilen etkiyi
sağlamakta kullanılabilecek bazı HTML tasarım kolaylıkları sıralanmaktadır:




Renk


Bir Web alanının çeşitli sayfaları arasında
görsel birliği, belki de diğer grafik unsurlardan daha fazla, renk birliği
sağlar. Daima Macintosh sisteminin daha zengin renk skalası yerine Windows’un
daha kısıtlı temel renklerini kullanınız. Windows 95 ile PC dünyasına da 256
renk içeren paletler gelmiş olmakla birlikte, Windows sistemi gerçekte 216 renk
üretebilir. güvenli bir renk skalası, en az üç en fazla beş renk içermelidir.
Bu renklerin Windows’ın sistem renkleri olmasına dikkat ediniz. Sistem
skalasında yer almayan bir renk seçtiğiniz zaman, bu rengin hangi tür
bilgisayar ekranında nasıl gösterildiğini mutlaka sınayınız. Sizin ekranınızda
hafif bir sarı, bir başka bilgisayarın ekranında neon sarısı olabilir.
İzleyicinin bizim arzu ettiğimiz rengi, arzu ettiğimiz tonda görmesini sağlamak
için, sayfanın geri planına renklendirlmiş boş kutudan oluşan grafik
yerleştirmek, sadece sayfanın aktarılmasını geciktirmeye yarar. Renk tonundan
fedakarlık ederek, sayfalarımızın hızlı aktarılabilir olmasını sağlamalıyız.
Netscape’in renkleri Hexadecimal sayılarla tanıdığı, buna karşılık Explorer’ın
renkleri isimleriyle tanıyabildiğini unutmamak gerekir. Explorer da hexadecimal
değerleri tanıyabildiğine göre, güvenli bir uygulama daima renklerini sayıyla
ifade etmektir.




Ölçüler


Sayfanın kodlanması sırasında işi şansa
bırakarak, ölçüleri yüzde olarak vermeyiniz; daima pixel olarak veriniz. Yatay
olarak bütün unsurlarınızın genişliği, sayfanın izleyici tarafından kağıda
basılacağını tahmin ediyorsanız 539 pixel’i, sadece ekranda seyredileceğini
düşünüyorsanız 350’yi geçmemelidir. Bununla birlikte sayfada yatay veya dikey
kaydırma çubuğunun çıkmasına neden olmayacak bir tasarımda, ölçülerin yüzde
olarak verilmesi, büyük ekranı olan izleyicilerin teknik imkanlarından kendi
lehimize yararlanmamızı sağlar.




Sütun


HTML, sayfayı sütunlara bölemez. Bu bakımdan
sütunlu sayfa düzeni ya tablo ile, ya da grafik unsurların mutlak koordinatları
verilerek yapılabilir. Mutlak koordinat yöntemi sadece browser programlarının
4.0’ncü sürümüyle uygulanabilir olduğuna göre, eski sürüm browser sahipleri,
bizim sütunlar halinde görüleceğini sandığımız unsurları, alt alta dizilmiş
olarak görebilirler. Tabloların kutularına arka plan rengi ve görüntüsü
verebiliriz. Bu imkandan yararlanırken, sayfanın aktarılması hızını ne ölçüde
yavaşlattığımızı hesaba katmalıyız. Tablonun her bir kutusunu, bağımsız bir
HTML sayfası gibi ele alabilir ve içine metin ve grafikleri
yerleştirebilirsiniz. Yeni sürüm browserlar, tablo kutusu içine yeni bir tablo
bile kabul edebilirler. Tablo, etkili bir sayfa tasarımında güçlü bir araç
olarak kullanılabilir.




Çerçeve


HTML’e sütun görüntüsü veren bir diğer imkan
çerçeve (frame) komutlarıdır. Ne var ki, bilgisayar kullanıcılarının sahip
olduğu browserların eski sürümleri, çerçeve komutlarını yorumlayamazlar.
Çerçeveli sayfaların yavaş yüklendiği gerçeği de bir çok kullanıcıda çerçeveye
karşı olumsuz bir önyargı oluşturmuş bulunuyor. Bununla birlikte çerçeve,
sayfanın bir köşesini sabit hale getirerek, tasarımcıya değişmeyen bir seyir
denetim alanı verir ve bağlantılar buraya yerleştirilebilir; ama tasarımı önce
hiç çerçeve kullanmadan yapmanın yollarını aramalıyız. Seyir (navgation)
bağlantılarımızı, her sayfada tekrarlamak veya bağlantı komutlarını içeren
basit grafiği her sayfada tekrar ederek, çerçeveye başvurmaktan kurtulmak
mümkündür. Çerçeve kullanmaktan başka çare yoksa, çerçeve genişliklerinin
toplamının, tayin ettiğiniz sayfa genişliğini aşmamasına özen gösteriniz. Bir
sayfanın ortasında beliren kaydırma çubuğu kadar kötü görsel etki oluşturulan
başka bir uygulama olamaz! Kaydırmak çubuğundan kurtulmak için çerçevelerin
kaydırılamaz olmasını (scrolling=none) sağlamak ise, doludan kaçarken yağmura
tutulmak olur. Çerçevenin içeriği çerçeveye kalan alanı aşmıyorsa, kaydırma
çubuğu ekrana gelmeyecektir. Kaydırma tümüyle önlenir ama içerik ekranın
sağından dışarı taşarsa, izleyicinin içine düşeceği öfkeyi düşünün ve kaydırma
komutunu otomatik’te tutun (scrolling=auto). Her sayfanın bir de çerçevesiz
türünü yapıp, her ikisini birbirine bağlantılandırmak, izleyeciye saygılı bir
tasarımcının başlıca ilkelerinden biri olmalıdır. Bu arada IFRAME komutu ile
ilgili ufak bir hatırlatma yapmakta yarar var: Frameset komutu kullanmadan, bir
HTML sayfasının içine yüzen bir başka çerçeve yerleştirmeye imkan veren bu
komut, şu anda sadece Explorer tarafından tanınmaktadır. Etkili bir görsel
unsur oluşturulan ve Frameset gibi bilgisayardan bilgisayara aktarılması zaman
almayan bu yararlı komutu kullanabilmek için en azından Nestcape 5.0’e kadar
beklemek gerekiyor.




Grafiklere
konulacak bağlantı komutları (map’ler)


Daima client side map kullanmaya özen
gösteriniz. Server side map komutları, izleyicinin bilgisayarı ile Web Server
bilgisayarı arasında iletişimi iki kez arttırmaktan başka bir işe yaramayan
eski bir teknolojidir.




Metin
Biçimlerdirme


HTML’de yazıları şekillendirme, henüz yeni
başlıyor. Quark’ın imkanlarının HTML’e gelmesi için daha çok zaman geçmesi
gerekiyor! Ama durum o kadar da umutsuz değil. Explorer’da 3.0’den beri olan
HTML dosyası dışı stil dosyası (cascading style sheet, CCS) tanıma imkanı,
Netscape 4.0’e de bir ara sürümle gelmiş bulunuyor. Ama browser’ları en son
sürümle güncelleştirilmiş kaç kişi var? (Kendi sorumuzun cevabını verirsek, bir
araştırma Türkiye’deki tüm browser’ların sadece yüzde 12’sinin her iki
programın 4’ncü sürümü olduğunu gösteriyor.) Fakat her iki programın 3’ncü
sürümlerinden bu yana ortak tarafı, HTML’in içine yerleştirilmiş STYLE komutunu
tanımalarıdır. Bu imkanısayfalarınızı zenginleştiren bir şekilde kullanmak
mümkündür. SPAN komutunu, STYLE ile birlikte kullanarak, H1-H6’ya bağlı
kalmadan etkili sayfalar yapılabilir. Paragrafların sayfanın sağına, soluna
veya ortasına bloke edilmesini sağlayan “text-align:” komutu, bir başka güçlü tasarım
unsuru olarak kullanılabilir. Her bir paragrafa, bir diğerinden bağımsız sağ ve
sol boşluklar (margin) vermek mümkündür. Biçimlendirme komutlarınızı sayfanın
başında tanımlarsanız, aşağıda istediğiniz gibi yararlanabileceğiniz tag’ler
elde etmiş olursunuz.




Form


Bir gazete veya dergi sayfasının ya da
televizyonun yapamayacağı fakat HTML’in yapabileceği bir şey varsa, o da FORM
komutunun kullanılması olmalı. Form, kullanıcının Web server ile ile
etkileşmesinde doğrudan kullanabileceğimiz bir işleve sahiptir. Form ile
ziyaretçi bize bilgi verebilir, bilgi isteyebilir; hatta form komutu ile
izleyiciye bizim bilgisayarımızı kullanma, izin verdiğimiz programları işletme
imkanı bile verebiliriz. Form sayfanın kendisinden beklenen etkileşmeyi
sağlayabilmek için teknikten önce uygun bir görsel etkiye sahip olması gerekir.
Bu nedenle formlar, Web sayfasının teknik yönetmeni tarafından
komutlandırılmadan önce, grafik tasarımcısı tarafından çizilmelidir. Form
sayfalarında izleyicinin kutudan kutuya gitmesinin mantıksal bir çizgi izlemesi
gerekir. Örneğin, izleyicinin adresini yazarken, sokak adı ve bina numarasından
önce kenti yazmasını istemeyiniz. Herkes, yıllarca resmi ya da resmi olmayan
formlar doldurarak, adeta belirli bir form beklentisine sahiptir. Bu beklentiyi
bozmak izleyiciyi şaşırtabilir. Formlarda istenen bilgilerden radyo düğmesi
veya işaretleme kutusunun seçilmesi suretiyle verilecek olanların değişkenleri
aynı ismi taşımalıdır. Aksi taktirde, örneğin bu formla elde edilecek bilgi bir
veri tabanına işlenecekse, ortaya kullanışlı olmayan bir sütun çıkartmış
olursunuz. Formlarda, mutlaka doldurulması gereken kutular, belirgin bir renkte
ve açık ifadelerle işaretlenmiş olmalıdır. Formların bağlı olduğu CGI
programları, formu dolduran kişiye o anda ekran başında ve daha sonra
elektronik posta ile formunun alındığını bildirmelidir. Kısa bir teşekkür
mesajı içerek bu bildirim ekranında, mutlaka formdan bir önceki sayfaya geri
dönme imkanı olmalıdır. Formun yanlış doldurulduğu kullanıcıya ayrıntılı olarak
bildirilmeli, hangi kutuda, hangi bilgide hata olduğu veya hangi kutunun
mutlaka doldurulması gerektiği açıkça kaydedilmelidir. Hata bildiren ekrandan
geriye dönüşte, formun boş şekli ne değil, hatalı da olsa doldurulmuş şekline
dönme sağlanmalıdır. Formda kredi kartı numarası, adres, ya da kişinin özel
yaşamıyla ilgili izinsiz açıklanması mümkün olmayan bilgiler isteniyorsa,
formun belirgin bir yerinde bu bilgilerin gizli tutulacağı güvencesi yer almalı
ve bu gizliliğin sağlanması için CGI tarafında gereken önlemler alınmalıdır.
Elektronik ticaretle ilgili formlarda, bize güvenliği veren firmanın, sistemin
veya bankanın güvenlikle ilgili logosu belirgin şekilde kullanılmalıdır.




ALT


Grafikleri bilgisayarına aktaramayan bir
izleyici, sizin koyduğunuz grafik yerine çirkin bir kopuk bağlantı simgesi
görür. Oysa bunun yerine, yüklenemeyen grafiği anlatan bir kaç kelime,
kullanıcıyı meraktan kurtarır.




META ETİKETLER


Web alanımızın izleyene bir şey kazandırmasını
sağlamak, ziyaretçiye yeniden gelmesi için çıkartılmış en etkili davetiyedir.
Yeniden ziyareti sağlamak kadar, sayfalarımızın varlığını bile bilmeyen,
özellikle belirli bir koruda arama yapan kişilerin karşısına kolayca
çıkabilmemiz gerekir. Belirli arama sistemlerini işleten kurum ve kuruluşlar,
Internet’teki sayfaların tümünü inceleyerek içindekileri indekslemek yerine,
HTML sayfalarının başındaki META tag’lerini kaydetmekte ve indekslerini burada
yer alan bilgilerle yapmaktadırlar. Bu nedenle, bütün HTML dosyalarımızın
başında, örneğin:


<META name=”description”
content=” Filanca Gazete / Filanca Online / Filanca Newspaper “>


<META name=”keywords” content=
“filanca, hurriyet, turkiye, turk, turkce, basin, gazete, haber, gundem,
politika, dunya, spor, ilan, ekonomi, yazar, news, newspaper, press , journal,
daily, politics, international, sports, journalist, economy, advertisement
“>


şeklinde tanıtma satırları bulunmalıdır.
Ayrıca SubmitIt.com firmasının sağladığı, sayfalarımızı ilgili alanlara
ulaştırarak, bağlantı verilmesi imkanından yararlanma yollarını aramalıyız.
Başkalarının bağlantı verdiği sayfaların HTTP adresini değiştirmemeye özen
göstermeliyiz. Adresimizi değiştirmek zorunda kalırsak, en az altı ay süreyle
eski adresi koruyup, buradan yeni adrese otomatik ve elle kullanılabilen
bağlantılar vermek, mevcut ziyaretçi kitlesini kaybetmemek açısından önem
taşır.




Bağlantıları Kontrol Edin


Sitenizi Server’a gönderdikten sonra,
ziyaretçi gibi sitenize girin ve bütün bağlantıları tıklayın. Bazı HTML
editörleri, metin veya resim unsurlarına veya diğer sayfalara bağlantı (link)
kurduğunuz zaman, HREF etiketinin karşısına bağlantının hedefini yazarken, bu
unsurun bulunduğu sabit diskin ve dizinin adını da yazarlar: <A
HREF=”c:Webyenisayfa.htm”></A> gibi. Böyle bir bağlantıyı
içeren sayfayı sitenize koyduğunuz zaman, Server’ın bulunduğu bilgisayarda
sayfanız gerçekten C: diskinde ve Web dizininde ise, bazen mesele olmayabilir.
Çoğunlukta ziyaretçiniz bir hata mesajı alacaktır. Sitenin durduğu dizin,
Server açısından o sitenin kök dizinidir ve bütün diğer dizinler kök dizine
göre göreli (relatif) olarak gösterilmelidir. Sayfanız, sitenizin içinde Web
dizininde ise bu bağlantının doğru şekilde gösterilmesi şöyle sağlanır: <A
HREF=”./Web/ yenisayfa.htm”></A>. Dikkat ederseniz, ters
bölü işaretinin yerine düz bölü işareti kullanıyoruz.




Yükünüzü
Azaltın


Sayfanızda gerçekten bir anlamı olmayan, bir
maksada hizmet etmeyen ne varsa atın. Hele, “Siz bilmen ne zamandan beri
bilmem kaçıncı ziyaretçisiniz!” diyen sayaçların ziyaretçiye ne faydası
var? Coğrafî olarak binlerce kilometre uzakta ve Internet’te omurgaya 30 etap
ötede bulunan bir ziyaretçi, sitenizi kaçıncı ziyareççi olarak ziyaret ettiğini
bilse ne olur? Oysa bu sayacın bağlı olduğu CGI programının çalışması ve sonucu
bildirmesi, ziyaretçi için fazladan zaman kaybıdır.


Yazıyla belirtebileceğiniz bir unsuru,
grafikle belirtmekten vazgeçin. Browser’ının kuruluş özelliklerinde grafikleri
istemediğini belirtmiş ziyaretçileri düşünerek, her grafik bağlantı unsurunun
bir de metin bağlantı unsuru olmasını sağlayın.


Özellikle grafik olarak sunulan metinlerde
kısaltma yapmayın; kısa bir kelime bulun.




Türkçe..
Türkçe.. Türkçe..


Bu bölümü kapatırken, buraya kadar söylenenler
ölçüsünde–hatta onlardan çok daha fazla– önemli şu uyarıyı asla unutmayın:


Sayfalarınızda Türkçe dil bilgisi ve yazım
hatası yapmayınız. İyi bir İmla Klavuzu, ve metinlerin (özellikle grafik
halinde sunulan yazıların) daktilo ve Türkçe hatası içermemesi gerekir. Bu,
söylemesi kolay ama yerine getirmesi oldukça güç kurala riayet,
ziyaretçilerinize ve ortak kültürümüze ne denli saygılı olduğunuzun en büyük
göstergesi olacaktır.


Ek 1 Özel Internet: Intranet


İster parekende, ister toptan alışveriş
amacıyla olsun, elektronik alışveriş yapmak üzere bilgisayarı ile bir firmanın
Web sitesine bağlanacak kişinin karşısına çıkacak Web sayfaları ne kadar
dinamik, ne kadar albenili olursa olsun, bu sayfaların gerisinde, o sayfalarda
sunulacak mal ve hizmetlerin arzını sağlayacak, yani kredi kartı bilgisini
anında doğrulatacak, mal ve hizmetin teslim edilmeye hazır olup olmadığını
belirleyecek, dolayısıyla firmanın bütün mal ve hizmetlerinin envanterini
tutacak, satılan malın sevk belgelerini dolduracak, dağıtıcıya teslim fişlerini
yazacak ve envanteri güncelleştirecek bir sistem yoksa, elektronik ticaretin
yararlarını görmek şöyle dursun, kendi kendimize–sağlayacağı gelirle oranlı
olmayan–yeni masraf kapıları açıyoruz, demektir.


Gerçek zamanlı olmayan, yani günün sonunda bir
personelin klasik yöntemlerle kredi kartını doğrulatmasına dayanan sistem, bize
kolaylık değil, ikinci bir yük getirir. Satılan malın envanterinin tutulması
elektronik değilse–bu sistemin mağazalar sistemi ile birleştirilmesi zorunluğu
nedeniyle–mağazalarda mevcut sistemin dışında ikinci bir uğraşı anlamına
gelir.


Oysa elektronik ticaret, sabit masrafları
asgari düzeyde tutarak, azami kazancın elde edilmesini sağlamalıdır.
Internet’teki Web sayfaları, tek ya da iki kişilik işletmelerin, 10-20 kişilik
perakende satış yerlerinin yaptığından daha fazla kazanç elde ettiğine ilişkin
başarı öyküleri ile dolu ise, nedeni, bu bir ya da iki kişinin yanında,
depolamayı nerede ise sıfıra indiren, kayıt ve takip işlemleri dahil bürokratik
tüm işlemleri otomasyona bağlayan, bilgisayar şebekesi bulunmasıdır.


Günümüzde, bilgisayarlardan yararlanmayan ve
bilgisayarları şebekeleşmemiş bir kurum düşünmek hemen hemen imkansız hale
gelmiş bulunuyor. Firmaların ister elektronik ticaret, ister reklam, ister
prestij amaçlı olsun, Internet’te giderek artan varlıkları da kendi kurumları
içindeki işlemlerinin bilgisayar şebekelerine dayanmasını ayrıca zorunlu
kılıyor.


Bir firma, bazı bölümlerinde bilgisayara
dayalı bile olsa bilgisayarları arasında veri deposu, envanter, elektronik
iletişim ve bu bilgilerin Internet yoluyla müşterilere açılması gibi alanlarda
henüz şebekeleşmiş olması şarttır. Bu amaçla,


1. Bir firmanın genel merkez idare birimleri,
fabrikalar, tasarım atölyeleri ve mağazalarında, Yerel Alan Ağı (Local Area
Network, LAN) oluşturması ve LAN’ların arasında Geniş Alan ağı (Wide Area
Network, WAN) kurması şarttır.


2. WAN çapında, sadece firma mensuplarının
kullanacağı bir “dahilî Internet, yani intranet kurması ve bunu Internet’e
bağlaması gerekir.


3. Bu sağlandıktan sonra firma Internet’te Web
sitesi kurabilir veya varolan Web sitesini elektronik ticaret amaçlı hale
getirebilir.


İki bilgisayarın bir şekilde birbirine
bağlanması, ortaya iki üyeli bir Yerel Bilgisayar Ağı çıkartır. Birbirine
bağlanınca kadar bu iki bilgisayar arasındaki alış-veriş, ya disket değişimi
yoluyla, ya da birincisinde elde edilen bilginin ikincisine yeniden girilmesi
yoluyla yapılabilirdi. Ne var ki, günümüzde bir bilgisayarın elde ettiği
bilgiler, ya da bir bilgisayarda oluşturulan dosyalar o denli büyük olmaya
başladı ki, bu bilgilerin disketle, hatta seyyar disklerle taşınması imkanı
kalmadı. Bilgisayardan bilgisayara bilgi naklinin disketle yapılması, ya da
bilgilerin ikinci bilgisayara yeniden girilmesi, gerçekte bilgisayardan
beklenen yararı da ortadan kaldıran, kendi-kendi kendini yok eden bir uygulama
olmaktadır. Bilgisayar eğer bilginin hızla naklini sağlamak ve yapılan bir işin
bir kere daha yapılmasını önleyerek personel ve zamandan tasarruf için
kullanılıyorsa, bilgisayarlar arası bilgi naklinin mutlaka bu ilkeye uygun
yapılması gerekir. Bu, bir işyerinde birbirine bağlı olmayan bilgisayar
kalmamasını gerektirir.


Önce Ağ


Bilgisayarlar arası ağlar, genellikle yavaş
olmasıyla; ileri teknolojiye dayanan geniş çapta imalat yapan, demir-çelik ya
da otomobil fabrikaları için geliştirilmiş sistemler olarak tanındı. Bu kötü
şöhretin silinmesi zamanı ise çoktan gelmiş bulunuyor. İki yıl öncesinin
siyah-beyaz ekranlı bilgisayar ağlarının yerini, firmalar içi Internet
(Intranet), firma-içi elektronik posta, firmanın farklı kentler ve ülkelerdeki
ağları arasında ise Internet-Intranet bağlantısı yoluyla ve neredeyse bedava
iletişim almış bulunuyor.


Ağ teknolojisindeki gelişmelerin firmalara
sağladığı bir başka kazanç ise, düne kadar bilgisayar ağı kurmak, bilgisayar
bölümü adı verilen ve bir kaç kişinin gece-gündüz istihdam edildiği bir birimi
zorunlu kılarken, bugün ilk kurma aşamasından sonra bilgisayar ağının, firmanın
Intranet’ini ve Internet’ini idare eden kişi tarafından bakılıp, onarılabilecek
kadar basitleşmesi oldu.


<webnet01.tif>


Günümüzde yerel alan bilgisayar ağları
Client/Server (müşteri/hizmetkar) bağı adı verilen donanım ve yazılımla
kuruluyor. Bunun için genellikle işlevsel ve fiziksel olarak birbirine yakın
personelin bilgisayarları (client), bir merkez bilgisayara (server) bağlanmaktadır.
Client bilgisayarların kullandığı yazılım (yazı yazma, grafik yapma, muhasebe
programları) merkez bilgisayarda durmakta; merkez bilgisayar müşterilerine
yazıcıdan ve fakstan yararlanma, elektronik posta alıp-verme, Intranet ve
Internet’e ulaşma gibi hizmetleri sunmaktadır. Bugünün teknolojisi, client
bilgisayarların doğrudan yazıcıya, faksa hatta Internet’e sahip olmalarına
imkan vermekle birlikte, bu hizmetlerin yerel-merkez bilgisayarda toplanması,
masraf denetimi ve yatırımın kontrolü açısından daha çok tercih edilmektedir.
Bir merkez yoluyla birbirine bağlı bütün bilgisayarların kullanıcıları,
birbirlerine Intranet yoluyla bağlı oldukları gibi, ağ hizmetleri çerçevesinde
de alış-veriş yapabilirler. Tasarım bölümünün çizdiği bir grafik, bir anda
bütün yöneticilerin bilgisayarlarından çağrılıp, bakılabilir, arzu edilirse
değiştirilebilir. Muhasebe servisinin son rakamları, kağıda dökülmeden, yetki
verilen bütün diğer bilgisayar kullanıcıları tarafından görülebilir.


Perakende satış noktalarında kurulacak yerel
ağın merkez bilgisayarı (server), satış kasalarını da müşteri (client) gibi
görebilir. Kasa makinalarını oluşturan bilgisayarlar, bütün muamelelerini
server’a anında bildirirler ve server bu bilgileri gerekli veritabanlarına
işlemek üzere bir kenara kaydeder.


Yerel-merkez bilgisayarları (LAN server), daha
geniş bir ağın (WAN) müşterileri olabilirler. Geniş alan ağı da tıpkı yerel
alan ağı gibi oluşturulur ve ağlar arasında alışverişi sağlar. LAN-WAN bağı,
düne kadar firmaların telefon idarelerinden kiraladıkları gerçek zamanlı özel
hatlarla gerçekleştiriliyordu. Bunun bir çok nedeninin başında, güvenlik
kaygısı geliyordu. Firmalar, bilgisayar ağlarını, Internet kullanıcılarının da
kullandığı bir yolla birbirine bağlamak, başkta bir deyişle kendi ağlarını
Internet’e açmak istemiyorlardı.


Oysa bugün TCP/IP protokolüne, Microsoft
firmasının yaptığı eklerle, günümüzde herkesin kullandığı Internet’ten tıpkı
kendi özel kablo bağlantımızdan yararlanıyor gibi yararlanma imkanı var. Kısaca
Tunnelling adı verilen bu yöntemler, kamuya açık Internet’te, sadece bizim
kullanıcılarımızın girebildiği bir tünel açmamızı sağlıyor. Bu tünelin iki
ucunda yangın duvarları [firewall] bulunduğu da düşünülürse, Internet’in hızı
yeterli olduğu durumlarda, LAN’larımızı, WAN’ımıza Internet yoluyla bağlamamız
mümkün.


Böyle bir bağlantı, firmaya Internet’ten
güvenli iletişim için yararlanma imkanı verir. Ana merkez dışındaki yerel
ağlarımız arasında güvenli iletişimi böylece sağlayabiliriz.


Internet’i, kendi iletişim ağının anayolu
haline getirmek isteyen firmanın yapacağı ilk iş, kendisine bir Alan Adı
(Domain Name) almaktır. Sonra mevcut donanımın Yerel ve Geniş Alan ağları
şeklinde bağlanması gerekir. Bu iki aşamada gerçekleştirilebilir: Mevcut
bilgisayarların, ağ’a bağlanabilecek şekilde Ağ Kartı ile teçhiz edilmesi ve
içlerinden birinin Server olarak seçilmesi; ve sisteme bir işletme programı
yüklenmesi.


Bir ağ’a bağlanacak bilgisayarın, önce
kendisinin varlığını ağ’a bildirmesi, sonra ağ’ın sunacağı imkanlardan yararlanması
gerekir. Bu amaçla, IBM uyumlu bilgisayarlara, çeşitli hız ve yetenekte network
kartı takılır. Network kartı, adından da anlaşılacağı üzere, ağı oluşturan
kablonun bilgisayara bağlanmasını sağlar. Ağı oluşturan kablo ve network
kartlarının oluşturacağı kombinasyon, ağ’ın hızını ve genişliğini tayin eder.
Yakın zamana kadar tipik bir yerel alan ağı mimarisi, Ethernet sistemi idi.
Günümüzde Ethernet şebekesinin yeni bir türü Fast Ethernet en çok revaç gören
sistem olmuştur. Kolay bulunması ve ucuz oluşu nedeniyle, Ethernet’in yıldız
topoğrafyasında yapılması tercih edilmektedir. Yeni bilgisayarların ve çoğunda
hazır bulunan Windows 95 işletim sisteminin, bu tür kartları takıldığında
tanıması ve gerekli programları kendi kendine yüklemesi dikkate alınırsa,
genellikle revaç gören bir sistemin dışına çıkarak, gereksiz para, işgücü ve
zaman ayırmanın yerinde olmadığı görülebilir. Network kartlarından çıkan
kablolar Hub adı verilen ve yıldızın merkezini oluşturan bir cihaza
bağlanırlar. Bir ağın müşterisi (Client) veya hizmetkarı (Server) olan tüm
bilgisayarlar, aynı teknik donanımla, aynı Hub’a, bağlanırlar. Hub’lar da
birbirine bağlanabilir. Hub’ların teknik niteliği, Hub’dan Kart’a olan mesafeyi
de tayin eder. Bu mesafe, ilave bir masraf yapmadan alınabilecek herhangi bir
kart, hub ve kablo kombinasyonunda 200 metredir.


Bu işlerin gerçekleştirilmesi için, bir
Enformasyon Teknoloji Bölümü kurulması mümkün olduğu gibi, şebekenin
anahtar-teslimi bir müteahhit firmaya yaptırılması da mümkündür. Hangi yol
izlenirse izlensin, firma yönetiminin alınacak cihazların en hızlı iletişime
açık olmasını sağlaması ve firmanın elinde bulunan müstakil bütün
bilgisayarların ağa dahil edilebilmesi gerekir.


Biz, firmasınnda yeni bir ağ kuracak herkese
Microsoft® Windows™ NT Ağı öneriyoruz. Bu öneri yapılırken, NT sisteminin
sadece farklı marka ve network kartlarına sahip bilgisayarlardan oluşan bir ağı
mükemmel şekilde ve en az personelle işletmesindeki kolaylık ve üstünlükleri
değil, fakat aynı zamanda bir tek paketle hem Intranet, hem Internet hem de
elektronik ticaret yazılımı edinmenin mümkün olduğu gerçeği dikkate alıyoruz.
Microsoft® Windows™ NT Server sistemi, Macintosh bilgisayarlarının da
bulunduğu, Ethernet, Fast Ethernet, Fiber Optik, Token Ring gibi farklı işletim
sistemleri, topoğrafya ve medyaya sahip bir yerel ve geniş alan ağını
işletebilir. Böyle bir sistem ayrıca Backoffice adı verilen bir paketle, ağ’a
ve ağda bulunan bütün bilgisayarlara hertürlü veri bankasını paylaşma,
birbirinin yazıcısından yararlanma, ortak dış faks sistemi kullanma, ve
piyasada mevcut 12 bine yakın kullanılmaya hazır programı ortaklaşa kullanma
imkanı vermektedir. Backoffice’in elektronik ticaret imkanları aşağıda ele
alınmıştır.


NT sisteminde sadece bir bilgisayar bütün
sistemin ana merkezi olarak görevlendirilir. Bu bilgisayara NT sistemi
yüklenirken, kendisinin Primary Domain Controller olduğu bildirilir. Bir
sistemde sadece bir Primary Domain Controller bulunur, ama birden fazla Server
bulunabilir. Bu Server’lar, (ana Server’ı yedeklemek amacıyla) Backup Domain
Controller, (kaynakları paylaşmak amacıyla) File Server, yazıcıları paylaşmak
amacıyla Print Server, Internet Information Server, Internet Commerce Server
(eski adıyla Merchant Server) ve Web Server şeklinde Member Server görevleri
verilir. Bu görevler, taşıyacağı ağ hizmetleri ve ağın trafiği çok değilse, ana
server’a da verilebilir. Ana server’a verilen member server hizmetleri NT
ortamında her an başka bilgisayarlara (server) kaydırılabilir.


Yerel ağın (LAN) oluşturulmasından sonra, sıra
LAN’ın Internet’e bağlanması konusu üzerinde düşünmeye geliyor. Bu bağın
niteliği, LAN’ımızın ne ölçüde hızlı bir geniş alan ağına (WAN) dönüşeceğini de
tayin edecektir. Bir kere daha belirtmek gerekirse, burada kastedilen Internet
bağlantısı, sadece Web sayfası demek değildir. Bu suretle oluşturacağımız
Internet Sitesine bizim firmamızın personeli dışında kimse zaten girmeyecektir.
Bu site ile varsa firmanın Web sayfaları arasında ilişki kurulabilir; hatta
kurulmalıdır. Özellikle servisler ve yöneticiler Web Sitesine girmesini
istedikleri mal ve hizmetleri, Web operatörüne ileteceklerdir. Firmanın Web
sitesini ziyaret edecek kişiler sadece bu sayfalara girmiş olacaklar, fakat
firmanın özel amaçlı Internet sitesinin farkında bile olmayacaklardır. Bu
Internet Sitesi sadece firma içi iletişim için kullanılacaktır.


LAN ile Internet arasındaki bağlantının
büyüklüğü (bandwidth) firma içi iletişimin yüküne göre belirlenmelidir. Eğer
firma içi iletişimin çok yüksek olması bekleniyorsa, örneğin mağaza yöneticileri
ile merkez satış yönetimi arasında hergün video konferans yapılacaksa,
bağlantının T1 veya ISDN hattı ile olması şarttır. Böyle bir bağlantı
düşünülmüyor, fakat sadece dosya alış-verişi ile yetinileceği bekleniyorsa,
özel (dedicated) hat yerine, çevirmeli erişim yoluyla (dial-up connection)
ihtiyaç anında modemle bağlantı kurulması ile yetinilebilir.


Internet Hizmet Sunucu ile LAN’ımız arasında
kuracağımız bağlantının başlangıçta, ISDN hattından ibaret olması
düşünülebilir. Bu hattın doğacak trafiği taşıyamaması halinde, kiralık daimi
hatta bağlantıya geçilebilir.


Seçilecek bu bağlantı, bizim LAN’ın
Hub’larından birine, araya Router denen bir cihaz konularak bağlanır. NT
sistemi, Router olmadan da, kendisine gelecek TCP/IP mesajlarını yönlendirebilir.
Ancak LAN-Internet trafiğinin yükü, araya Router koymadan yapılacak bir
bağlantıda, NT Server’ı aşırı meşgul edebilir.


NT sisteminin ya ana Server’ı, ya da tayin
edilecek bir üye Server’ı, elektronik posta (E-Mail) Server’ı görevi yapabilir.
Bu bilgisayar, ağ’a girme yetkisi tanınmış bütün personelin IP adresini ve o
anda sistemde olup olmadığını, sistemde ise fiziken hangi bilgisayarda
çalıştığını bilecektir. Dış Internet’ten gelen bir TCP/IP mesajı (elektronik
posta, gönderilen bir dosya, bir yazı, bir muhasebe programının spread-sheet’i,
bir grafik programının tasarımı, video konferans görüntüsü, ve saire) doğruca
bu bilgisayara yönlendirilecektir. Bunun için sistemdeki bütün bilgisayarlarda
TCP/IP protokolünün etkin hale getirilmesi, ve NT sisteminin Internet için ana
kapı olarak seçilmiş olması gerekir. Windows 95 ve Windows for Workgroups
sistemlerinde TCP/IP iletişim ve NT ile bağlantı protokolü vardır. Macintosh
bilgisayarlarına ise dışarıdan yüklenmesi mümkündür. Başka bir deyişle, çok
eski olmamak şartıyla, günümüzde hemen hemen bütün bilgisayarlar, 25 Dolarlık
Network kartı ve 10 Dolarlık kablo, 50 Dolarlık Hub ile birbirine bağlanarak,
NT sistemine bağlı bir LAN haline getirilebilir; Internet Hizmet Sunucuya
verilecek abone bedeli ve şehiriçi telefon ücretiyle, Türkiye’nin her
tarafından, Türkiye’nin her tarafına WAN oluşturabilirler.


Bu suretle yapacağımız bir LAN-WAN-Internet
bağlantısından network-centric (NC) bilgisayar şebekesi oluşturmak, Intranet
kurmak ve elektronik ticaret alt yapısı için yararlanacağız.


Intranet’in Yararları


Bir firmanın LAN ağına sahip olması,
kaynakların birleştirilmesi ve daha etkin kullanılmasını sağlamak için gerekli
adım olmakla birlikte yeterli adım değildir. Bunun için, oluşturulacak
donanımın üzerine ya groupware adı verilen Lotus Notes veya Novell GroupWise
gibi bir uygulama paketi konulması, ya da günümüzün teknolojisi olan Internet’i
firma içinde gerçekleştirmek gereklidir.


Firma içi internet (Intranet), internet
değildir. Intranet bir elektronik posta programı da değildir; ama firma içi ve
dışı elektronik postanın getirdiği imkanlarından yararlanmak için hem iç, hem
de dış e-posta programlarına sağlı olması gerekir. Birbiriyle ileşitim
yapamayan bir çok farklı donanımı, Internet teknoloji yardımıyla hep birlikte
devreye sokmayı başardığı için Intranet’e, günümüzde firmaların içinde karar
alma sürecini hızlandıran; öğrenme sürecini kolaylaştıran; alt ve üst arasında
iletişimi sağlayan; işbirliğini ve uzmanlık bilgisinin firma içinde daha kolay
dolaşmasını mümkün kılan bir sihirli değnek diye bakanlar bile var.


Bir intranet firmaya iş ilişkilerinde avantaj
sağlar. Günümüzün dinamik ve kıyasıya rekabete açık iş ortamında, firmaların
sürekli ve hızlı şekilde yeni mamülleri piyasaya sürmesini gerekli kılmaktadır.
Piyasanın değişen taleplerine cevap vermekte geç kalmak, piyasa payının
kaybedilmesi tehlikesini taşımaktadır. Ayrıca günümüzün giderek artan
tüketiciyi koruma anlayışı, tüketicinin firmalardan taleplerini de
artırmaktadır. Intranet, bir firma içinde iletişim ve karar süreçlerine
getirdiği akışkanlık ve düzen sayesinde, firmaların piyasa koşullarına cevap
vermelerini hızlandırmaktadır. Bölümler arasında bilgi alışverişi artmakta,
bölümlerin birbirlerinin sorularına cevap vermesi ve taleplerini yerine getirmesi
daha hızlı olmaktadır. Kademeler arasındaki yazışmalar aşağıdan yukarı artan
bir yetki silsilesi içinde denetlenebildiği için, birimler arasında üstünden
sorumluluk atma sorunu ortadan kalkmakta, sistem-içi sorunlar bunalıma
dönüşmeden çözülebilmektedir.


Intranet’in imalat ve operasyonda da
avantjaları olacaktır. İmalat takvimi ve envanter kontrolü, hemen her firma
içinde iç ve dış bilgilerin derlenmesine, hammadde ve ara madde arzına, satış
tahmin cetvellerine, kaynak tahsis kararlarına, mühendislik bilgilerine, depo
ve ulaştırma imkanlarına dayanan dinamik süreçlerdir. Intranet, sağladığı hızlı
iletişim ve süratli karar mekanizması sayesinde parça sipariş ve satınalma
işinde masraflı depolama zorunluklarını kaldırabilir; üretim takvimlerinin
ilgili tüm personelin her an istifade edebileceği bir tarzda tutulmasını
sağlayabilir; malzeme, tarif, tasarım bilgisinin daha kolay paylaşılmasını
sağlayarak israfı önler.


Intranet’in muhasebe alanında sağladığı
avantajlar da dikkat çekicidir. Çeşitli kaynaklardan mali analiz bilgileri
toplamak ve firma bütçelerini oluşturmak, Intranet uygulamasında çok daha etkin
ve hızlı yapılabilir. Intranet uygulamasında mali bilgilerin derlenmesi çok
daha güvenli olabilir. Firmanın kağıda döküldüğünde daha kolay yayılabilecek bilgileri,
son ana kadar Intranet’te sadece ilgililerin görebileceği tarzda saklanabilir.
Mali raporlar tek merkezde ve her an istifadeye hazır olarak tutulabilir ve
çeşitli ihtimal senaryoları ile kaynak tahsisi daha bilgili ve bilinçli tarzda
yapılabilir. Birimlerin mali durumları hakkında daha hızlı bilgi vermesi
sağlanabilir. Bordrolar daha güncel ve doğru hazırlanabilir.


Intranet’in satış ve pazarlama alanında da
avantajları olacaktır. Günümüzde firmaların satış ve pazarlama bölümlerinin
karşı karşıya olduğu sorunların başında firmanın sürekli değişen üretim
listesini takip ve bunu yönlendirme çabası gelmektedir. Fuarlar ve sergilerin
takibi, defileler ve rekabet hakkında bilgi edinilebilecek başka mecraların
izlenmesi ve buralardan elde edilecek bilgilerin firmasının kendi üretimine
yansıtılması, satış ve pazarlama birimlerinin en çok zaman ayırdığı işler
olmakdadır. Intranet gibi, bilgi paylaşmayı en kolay ve zahmetsiz iş haline
getiren bir sistem, bir firma içinde en çok pazarlamacıların işine yarayacaktır.


Özetle, Intranet, bir firma içinde bilgi alış
verişinin artmasını sağlayacak ve firmanın kararları daha doğru, daha güncel ve
verimli olacaktır. Intranet, bir firmanın Internet’te başarılı ticaret
yapmasının da temel taşı olacaktır.


Internet’te Ticaret


Elektronik ticaret yeni bir kavram değil.
Firmalar ve kişiler yıllardan beri çeşitli türde elektronik ticaret yapıyorlar.
Ancak yakın tarihe kadar yüksek masrafı ve karmaşık teknik zorunlukları
dolayısıyla elektronik ticaret kitlelere yayılamıyordu. Internet, hem kolay,
hem ucuz bağlantı sağlayarak, elektronik mal ve hizmet alış verişini kitlelere
yaymayı başardı.


Internet’te ticaret, çok kısa süre içinde
yüzmilyonlarca Dolarlık bir potansiyel oluşturmuş bulunuyor. Özellikle firmalar
açısından Internet’te ticaretin sağlayabileceği kazancın, ancak yatırımcıların
hayal gücü ile sınırlı olduğunu söylemek yanlış olmaz. Herşeyden önce giderek
artan oranda kabul gören standartlar, firmaların iş yaptıkları diğer firmalarla
ilişkilerine yeni bir görünüp kazandırmaktadır. Firmalar arası toptan ticaret,
Internet aracılığıyla ticaretten en fazla yararlanan alan olmuştur. Firmalarla
perakende alıcı arasındaki ilişki ise toptan ticarete oranla daha yavaş
gelişmektedir. Bunda, henüz Internet’te ticaret yapan perakende satıcı
sayısındaki artışın toptan alış-verişe oranla daha yavaş artıyor olması kadar,
tüketicide sorumsuz yayıncılık sonucu son yıllarda yerleşmiş güvensizliğin
silinmemiş olması da rol oynamaktadır. Ortalama bir bilgisayar kullanıcı, hala,
bilgisayarının ekranına yazacağı bir kredi kartı numarasının ve adresin,
kolayca sorumsuz ellere düşeceği kanısındadır. Bununla birlikte özellikle
enformasyon teknolojisi ile uğraşan kişilerden başlayarak, aşağı doğru,
bilgisayarlı alış-verişin örneğin telefonla yapılan alış-verişten daha güvenli
olduğu kanısı gelişmektedir. Bu tespite parallel olarak, ABD’de elektronik
ticaretin en çok bilgisayar yazılımı ve donanımı konusunda olduğu, onu yayın
aboneliği, bilet ve yer ayırtma, ve borsa ile ilişkili mali hizmet alış verişinin
izlediği, doğrudan perakende mal alımının ise en son sırada yer aldığı
belirtilirse, Internet’e güvenin, toplumun elektronik gelişmelere en açık
kesiminden, ortalama üyesine doğru geliştiği bir kere daha görülmüş olur.


Internet’te ticarete açık Web alanlarının
oluşturulmasını ya da geçerli terminoloji ile ifade edersek “Elektronik mağaza”
kurmayı sağlayan hazır paket programların sayısı hergün artmaktadır. Örneğin
Netscape firması, yeni piyasaya sürdüğü Kiva adlı paketle, NT veya Unix
sistemleri için, bir firmanın ihtiyacı olabilecek bütün yazılımları
sunmaktadır. Bir ağ’da kullanma hakkı 25 bin Dolar olan bu yazılım, Web Server
hizmeti gören ağ merkezine yüklenmekte ve bu ağ’a, müşterinin kredi kartının
teyidinden, firmanın envanter veri tabanından bilgi alma, faturalama ve
sevkiyata kadar hemen hemen elektronik ticaret için gerekli bütün işlemleri
yapabilecek otomasyonu kazandırmaktadır.


Benzeri bir başka yeni program ise dünyanın en
büyük bilgisayar imalatçı firmalarından Intel ile Almanya’nın dev program
üreticilerinden SAP arasında kurulan ortaklık olan Pandesic LLC’nin piyasaya
sunduğu paket de 25 bin Dolar civarında bir fiyat etiketi taşımakta, firmanın
envanter veritabanından bilgi almakta ve müşteriye sunmaktan, bankalarla işlemi
tamamlamaya ve sevkiyatı hazırlamaya kadar hemen hemen bütün işlemlere imkan
sağlamaktadır.


Ancak biz burada, Microsoft firmasının sunduğu
paket programın uygulanmasını öneriyoruz. Microsoft, Internet’te ticaret imkanı
veren yazılımı, NT ağlarını işleten Backoffice adlı paketine entegre etme
yolunu seçmiş bulunuyor. Bu paketin 5 “client” bulunan bir ağ’ın Server
merkezine konulmasının bedeli 3 bin Dolar civarındadır. Ağ’daki client
bilgisayar sayısı arttıkça, bu fiyat da artmaktadır.


Ağ işletim sistemine entegrasyonu nedeniyle
“tek sistem-tek çözüm” ilkesi çerçevesinde bakım-oranım ve kullanımın
öğrenilmesi gibi cari harcamalarda tasarruf sağlayan Microsoft’un Internet’te
ticaret stratejisini benimsiyoruz. Microsoft Site Server Enterprise Edition adlı
bu paket, NT ağ işletim sisteminin bir parçası olarak (3 bin Dolar civarında
satılan paketin içinde) edinilebileceği gibi, Commerce Server adıyla, sisteme
daha sonradan da ilave edilebilir.


Microsoft firması, Internet’te ticareti
kolaylaştıran ve belirli bir standarta bağlayan unsurları, Microsoft Windows
işletim sistemine ve Microsoft Internet Explorer programına da
yerleştirmektedir. Özellikle yeni piyasa sürülecek Windows 98 işletim sistemi
Microsoft Wallet programını da içerecek ve bu sistemi kullananlara, ilave bir
güvenlik sağlayacaktır. Bu program kullanıcılar tarafından şu anda bile
Microsoft firmasının Web alanlarından ücretsiz edinilebilmektedir.


Microsoft’un Internet ticaret stratejisi üç
parça üzerine inşa edilmiş bulunuyor:


Server Tabanı: Microsoft’un kullanıcılarla
güvenli ve hızlı iletişim sağlamayı amaçlayan Web platformu, Active Server
Pages teknolojisine dayanmakta ve firmanın Transaction Server programı ile
bütünleşmektedir. Başka bir deyişle, Microsoft, NT ağına koyduğu güvenlik sistemini,
Web ile ilişkileri ve Web dünyasında alış-verişi düzenleyen Server’ına da
uygulamaktadır. Bu pakette firma ağ operatörünün, elektronik mağazayı
kolaylıkla oluşturmasını sağlayacak yardım ekranları vardır. Programa
yerleştirilmiş bir çok yardımcı program, firmanın Internet mağazasına reklam
alınmasını ve bu reklamların müşterinin ilk tercihiyle birlikte “müşterinin
zevkine uygun” şekilde sunulmasını sağlamaktadır. Yine Server’da yer alan
sipariş işleme kolaylıkları, firma tarafından kendi muhasebe ve sevkiyat
sisteminin gereklerine göre tanzim edilebilmektedir. Başka bir deyişle, Server,
kendi kurallarını firmaya empoze etmek yerine, firmanın her türlü işleyiş
özelliğine uygun hale getirilebilmektedir.


Ödeme: Microsoft firması Açık Ödeme Mimarisi
adını verdiği sistem üzerine bina ettiği Microsoft Wallet programını,
kullanıcının bilgisayarına yerleştirerek, ve arzu ettiği ödeme tarzını seçme
işini bilgisayar kullanıcıya bırakarak, güvenliği artırmak istemektedir. Wallet
mevcut gerçek-zamanlı ve yüzde 100 güvenli ödeme yöntemlerinden birini
seçebileceği gibi, ilerde çıkacak yeni yöntemleri de benimseyebilir. Server,
kullanıcının seçeceği her türlü sisteme açık ve Wallet’ın göndereceği onay
kodunu kabule hazırdır. Bu sistem, firma, müşteri ve banka sistemi arasında
ortak-işletim kolaylığı getirdiği gibi, müşteri açısından da firmayı kendisi
ile banka arasındaki ilişkiden çıkarttığı için ayrıca ilave güvenlik duygusu
kazandırmaktadır. Kullanıcı açısından firma sadece kredi kartının onaylandığı
mesajını almakta ve dolayısıyla satıcı firmaya kredi durumuyla ilgili,
alış-veriş açısından gerekli olmayan bilgileri vermemiş olmaktadır. Wallet
programının özellikle Windows 98 işletim sistemi ile birlikte bu sistemi
kullanan tüm bilgisayar sahiplerine verileceği düşünülürse, tüketici açısından
standart hale gelmesi beklenmelidir.


Ticaret Ortakları Programı: Microsoft firması,
Commerce Server sistemine daha geniş bir kabul kazandırmak için, özellikle
ABD’de geçerli bir firmalar arası işbirliği ve dayanışma sistemine de öncülük
etmekte, bu sistemden yararlanacak firmaların birbirleri ile işbirliğini
arttırıcı çözümler önermektedir.


Microsoft’un entegre çözümü, bilgisayar
kulanıcısına bugün Internet Explorer 4.0 ile yakında Windows 98 işletme ortamı
ile, bu örnekte olduğu gibi, hızlı ve güvenli alış-veriş imkanı kazandıran
Wallet ve Buy Now ek programlarını kazandırıyor. Bu iki program da Netscape
firmasının Internet programı ile kullanılabilmektedir. Firma ise NT ağ işletim
sisteminde mevcut Internet Information Server programına Internet Commerce
Server programını ilave etmekle yetiniyor. Bu ekle, firmanın NT ağında
Microsoft’un Commercial Internet System adını verdiği entegre sistem
oluşmaktadır. Bu sistemin bir başka yan yararı, firmanın varsa Web alanını ve
bu alanda yer alan sayfalarını, her ziyaretçinin özelliklerine göre
kişiselleştirmesine imkan sağlamasıdır. Internet’te daha iyi ticaret anlamına
gelebilecek Web sayfasının ziyaretçinin belirlenebilen veya bilinen
özelliklerine göre kişiselleştirmek, bir ölçüde bu raporun kapsamı dışında
kalmaktadır.


Özetlemek gerekirse,


— gerek bugün mevcut (SMTP ve HTTP gibi)
Internet ve ağ iletişim protokollerinin tümünü uygulamış olması, gerekse
geliştirilmekte olan (XML ve EDI gibi) yeni bilgisayarlar arası veri alış-veriş
protokol önerilerine açık olması,


— elektronik alış-verişe sunulan mal ve
hizmetlerin Web alanında temsilini son derece kolay ve çok az sayıda personelle
sürdürülebilir hale getirmesi


nedeniyle, Microsoft Site Server 3.0 Commerce
Edition, çok kısa süre içinde piyasa payını en hızlı artıran Internet’te
ticaret yazılımı olmayı başarmış bulunuyor.


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet