Cialis 20 Mg Cialis Viagra Satış Cialis 5 mg Viagra sipariş elektronik sigara

KAYNAK
: https://biliminbittigiyer.wordpress.com/2019/07/21/408/
 

Acaba evren var olmadan önce zaman var mıydı ???




Gündelik
yaşantıda telefon ya da bilgisayar ekranında birkaç rakamdan, duvarda akrep ve
yelkovandan ibaret olan “zaman” kavramına çok farklı bir açıdan
yaklaşıyoruz: Zaman ne “zaman” oluştu?


Bugün yapılan astronomik gözlemlere baktığımızda, aslında
varlığımızın o kadar da basit olmadığını anlıyoruz. Milyarlarca yılı kapsayan
kozmik tarih, her dönüm noktasında yeni bir olayın bir oluşumun ortaya
çıkmasına neden oldu. Ünlü astronom Carl Sagan’ın da dediği gibi küçük bir toz
tanesi üzerinde yaşıyoruz.


13,7 milyar yıl yaşında olduğunu bildiğimiz evren, eğer bundan 1
yıl önce oluşsaydı, yaklaşık 200.000 yıllık modern insanlık tarihi sadece son
7,6 dakikaya sığabilirdi. Normalde 70 yıl yaşayan bir insan, bu hayali takvim
üzerinde yalnızca 0,16 saniye hayatta kalabiliyor. Yani kendi hayatımızdan ve
tarihimizden çok daha büyük zaman dilimlerinde nelerin gerçekleştiğini anlamaya
çalışıyoruz…


İşimiz zor, nitekim bir insan ömründen daha uzun süren merakımız,
yüzyıllardır inşa ettiğimiz bilim var. Peki ya tüm bu rakamları ifade etmek
için kullandığımız “zaman” nasıl ortaya çıktı? Gelin bu soruya da bilimsel
yaklaşımlarla cevap arayalım.


Aksi ispatlanmadığı takdirde, modern bilimin evrenin başlangıcı
olarak kabul ettiği Büyük Patlama’yı anlayarak işe koyulalım. Bilimde ve
yaşamda bir şeyi anlamlandırmak için öncelikle insan mantığına yatkın
düşüncelerle yola çıkıyoruz. Elimizdeki verilere dayanarak en iyi tarif
buluyor, sonra bu düşüncelerimizi sınıyor ve test ediyoruz.


Bugün de aynı aşamadayız: Büyük Patlama’ya neden olan etmenleri
araştırıyor, her şeyin nasıl başladığını anlamak istiyoruz. Bu yaklaşım
ise bize tuhaf bir sınırlama getiriyor: Zamanın geri dönülemez bir başlangıcı
vardır. İşte bu noktada zamanın yapısını da sorgulamaya başlıyoruz.


1. şekilde, zamanın herhangi bir başlangıcı
olmadığını, geleceğe ve geçmişe doğru sonsuzluğu olduğunu, anlatıyor.

2. şekilde ise zamanın bir başlangıç noktası var. Bu nokta Büyük Patlama da
olabilir, eğer kanıtlanırsa başka bir şey de. Bu şekle göre zaman her zaman
yoktu, sonradan oluştu.

3. şekilde ise zaman dairesel ve sonsuz bir döngüden ibaret.


Peki bilim bu
teoriler için hangi kanıtlara ve bulgulara sahip?


Kısaca elimizde evrenin varlığına dair 3 teori var: Evren her
zaman var olmuştu, bir başlangıca sahipti ya da döngüseldi. 1960’lı yıllarda
ise tüm beklentileri sonsuza dek değiştiren bir keşif yapıldı, uzayda bir tür
mikrodalga radyasyonu keşfedildi.


Evrenin sürekli genişlediğini ve genişlerken de soğuduğunu
biliyoruz. İşte keşfedilen o radyasyon dalgası da bu görüşe uygun bulgular
sundu. Gelişmiş teknolojimiz zamanla elimizdeki veri miktarını arttırdı, daha
kesin bilgilere ulaşmaya başladık.


Düz mantık:
Bugün büyük olan geçmişte küçüktür


Madem evren sürekli genişliyor, soğuyor ve düzensiz bir hale
geliyor; o halde geçmişte daha küçük, sıcak ve düzenliydi. Keşfedilen o
radyasyon da buna uygun bulgular sundu. Zira o dalga da yayılmaya başladığı
kaynaktan çıkınca daha güçlü ve sıcak bir radyasyon dalgasıydı.


Milyonlarca yıl öncesine dönelim. Evren bir zamanlar o kadar sıcak
ve yoğundu ki günümüzde “mikrodalga radyasyonu” olarak bildiğimiz radyasyon
türü daha güçlüydü. Bu sayede evren genişlerken onun her köşesine yayıldı.


Ancaaaak o tuhaf radyasyon dalgasıyla ilgili öğreneceklerimiz daha
son bulmadı. Gelişmiş gözlemler, bize onun siyah, yoğun ve tuhaf bir maddeye
bağlı olduğunu gösterdi. Karanlık madde, o günden itibaren bilim dünyasını en
büyük sorularından birisi haline geldi. Radyasyon zayıf olduğu için onun
evrenin başlangıcından bu yana var olduğu düşünülmüştü. Anlaşıldı ki yorgun ve
ölmüş bir yıldıza da ait olabilirdi. Bilimde yanılgıların sınırı yoktu.


Kol
saatinizde özel bir anahtar olduğunu düşünün. Geriye doğru çevirdikçe zaman
geriye doğru akıyor…



Saatteki bu anahtarı geriye çevirip, evrenin küçük bir noktada
sıkıştığı ana gidiyorsunuz. İşte buraya “tekillik” adı veriliyor. Aynısı, bugün
karadelik olarak bildiğimiz, o tuhaf radyasyon ışımaları dahil her şeyi soğuran
kara deliklerde de var. Ama burası bir kara delik değil, evrende tüm
enerjinin küçük bir noktaya sıkışmış hali.


Enerji türü ne olursa olsun, tekillikten kaçınılmaz olduğu
biliniyor, ancak tekilliği de net olarak tanımlayamıyoruz. Sadece ötesinde
zaman ya da mekanın önemini yitirmesi söz konusu…


Kısaca Einstein’ın Genel Görelelik teorisi gibi zaman ve mekana
dayanan her şey, tekillik durumunda bir anlam ifade etmiyor. Böylece sorumuzun
önemli bir kısmını burada saf dışı bırakıyoruz. Zamanın ne “zaman” ya da
“nerede” oluştuğu önemini kaybediyor. Çünkü tekillik durumunda zaman ve mekan
yok.


Peki ya Büyük
Patlama’nın öncesinde ne vardı?


Bilim, bize “Büyük Patlama zamanın başlangıcıdır” demiyor, bu
sadece varsayımlardan, hatta en kısır görüşlerden birisi. Artık biliyoruz ki
zamanın başladığı yer olmayabilir. Keşfettiğimiz ışımaların bize öğrettiği
değerli bir miras var: Protonlar, nötronlar ve elektronlar; yani atomların
temel yapı taşları. Karanlık maddeyi açıklamak bile bu yapı taşlarına bağlı.
Bugün, CERN deneyi gibi yüksek teknolojili ve uzun soluklu araştırmalarda,
protonlar bu nedenle çarpıştırılıyor. İki dev nötrino yıldızının çarpışması
gözlemlendiğinde bu nedenle sevince boğuluyoruz, çünkü tüm bu keşiflerin
ardında zamanı anlayabilme ihtimalimiz var.


Bir “Zamanın
başlangıcı var mı?” sorusundan bakın nerelere kadar geldik. Üstelik daha bu
işin detaylarına ve yan teorilere değinmedik:



Kozmik Enflasyon Teorisi. Bu ekonomik bir terim değil. Evrenin
sürekli nasıl genişlediğini ve genişlerken maddelerin, ışığın başına nelerin
geldiğini açıklamaya çalışan bir teori. (Merak edenler Ayhan Tarakçı’nın burada yer
alan videosuna ulaşıp enflasyon teorisini de anlayabilirler.)


Bugün evrenin nasıl genişlediğini gözlemlemekte zorlanıyoruz.
Hatta bazı fizikçilere göre gözlemleyebilirsek, bir şekilde evrenin genişleme
hareketini çok daha geriye dayandırabilirsek mevcut fizik kurallarını unutmak
zorunda kalacağız.


SONUÇ:


Binlerce yıl boyunca, zamanın nasıl
başladığına dair ortaya sadece 3 farklı teori atabildikdik. Anlaşılan o ki
kesin bir cevaba hâlâ daha yakın değiliz. Zamanın bir sonu ya da sonsuzluğu
olup olmadığını bilmiyoruz. Masallarda duyduğumuz “…ve sonsuza kadar mutlu yaşadılar”
sözüyle tüm hayatımızı planlıyoruz. Sadece ama sadece bir kıvılcımın yanıp
sönmesi kadar süren hayatımızda, kozmik ölçülerle uğraşıyor, zihnimizin
sınırlarını aşan bilim dalları, kültürler ve medeniyetler inşa ediyoruz




ORJİNAL MAKALE : https://www.forbes.com/sites/startswithabang/2019/06/07/does-time-have-a-beginning#3be0e1d73201

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

deneme bonusu veren siteler | hd film izle | film izle | film izle | 4k film izle | bets10 giriş

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet novagra satın al viagra satış