BELEDİYE & BAYINDIRLIK & KÖYLERİMİZ


BÜYÜKADA’DA ATLARA İŞKENCE 

Günaydın, biraz uzun ama çok önemli bir yazı.
Lütfen yayalım ve aktive olalım…




Ada gerçeği… “Üç seneye yakın Büyükada’da
noterlik yaptım. Evim de orada olduğu için neredeyse 24 saatimi adada
geçiriyordum. Önceleri yürüyüş yapmak için adanın arka tarafına doğru
yürüdüğümüzde ilk dikkatimi çeken faytona koşulan atların üstündeki yaralardı.
Sahiplerine sorduğumuzda umursamaz tavırlar gösterdiler. Israrcı
davrandığımızda bize karşı hırçın davranışlarda bulunmaya başladılar. Bir gün
karşıdan çoğu sakat 22 tane atın motora bindirilmek üzere getirildiğini gördüm.
Sorguladığımızda bu atların sakatlandıklarında hiçbir şekilde tedavi edilmeden,
kesim için karşıya kaçırıldığını öğrendim. Resmî birimlere ilettim, herkes
haberinin olmadığını söylüyordu. Ama bu uygulama yıllardır devam ediyor. Bu
durumu derinlemesine araştırmaya başladığımda, Büyükada’da yasal olarak bulunan
1.600 atın dışında sürekli kaçak olarak at getirildiğini, tanesinin 1.000 TL.
civarı olduğunu, adada çok ciddi ruam hastalığı olmasına rağmen kaçak
getirildiği için aşılanmadığını, bu sebeple ruamın yayıldığını, dört yılda
1.000’den fazla atın ruam sebebiyle resmi makamlarca itlaf edildiğini, bunun
dışında doğan tayların anneden ayrılması için ya adanın arkasındaki uçurumdan
atıldığını yada dövülerek adanın içindeki köpeklerin arasına atıldığını
öğrendim. İlk başta durumu Adalılara anlatmak için toplantılar düzenledim.
Ancak gördüm ki Adalar’da 1500 faytoncu ve ailesi yaşadığından büyük bir oy
potansiyeli var. Ve yerel idarenin susma ve göz yumma sebebi bu. Kaymakamlık
ruam hastalığı yaygınlaştığı için kontrolleri sıklaştırsa bile geceleri adaya
kaçak at sokuluyor, gece yarısı atların boynuna ip bağlayıp tekneden atları
denize itiyorlar. Sonra Ada’dan atları boyunlardaki ipten çekiyorlar. Gecenin
karanlığında kaybolan veya teknenin motoruna sıkışarak can veren atlar var. En
son iki ay önce iki atın bacağı kaçak at taşıyan teknenin motoruna sıkışarak
parçalandı. Biri Pendik sahiline biri de Ada’nın arkasındaki sahile vurdu. En
son yaşadığım olay bardağı taşıran son damladır. Gece yarısı yine ormanın içine
dövülerek bırakılmış köpekler tarafından kovalanan bir tay haberi geldi. Anne,
yavrusunu (tayı) görünce, onu bırakıp faytonda koşmak istemiyordu. Bir şekilde
kurtulmak için dövüp ormana bırakmışlardı. Ona bunu yapanı tespit edemedik
ancak bu uygulama faytoncular arasında sürekli vardı. Tayı beslemek maliyetli.
Onun yerine kullan, at sürümden kazan şeklinde sürekli at değiştirip, yaralanan
atları ya kesim için karşıya götürüyorlar ya da adanın arkasından uçuruma
atıyorlar.




Dayanılacak gibi değildi. Benim üç gün baktığım
tayla ilgili Adalar Kaymakamımız İBB ile temasa geçip ambulans getirtti. Ancak
üçüncü günün sonunda ölmüştü. Bu olaydan sonra artık Ada’da yaşamaya yüreğim
yetmedi. Faytonların kaldırılması için daha fazla mücadele edebilmek için
adadan tayinimi isteyerek, ayrıldım. Ada’da birçok arkadaşım atların
kaldırılmasını istese de orada mücadele vermek çok zor. Şunu net olarak anladım
ki adada yaralanan hiçbir atın şansı yok. Çünkü Ada’da veteriner yok.
Faytoncular kendileri atların açık yaralarını dikiyor, üstüne atla aynı renkte
ayakkabı boyası sürüyor. Ayaklarında çok koşturulmaktan doğan kan birikmesini
kendileri şırıngayla çekiyor. Üstelik bunu hiçbir eğitimi olmayan hatta
bazısının okuma yazması olmayan fayton kullanıcıları yapıyor. Çoğu enfekte
oluyor. Atların bir kısmı tetanozdan kıvranarak ölüyor. Kışın kesim için
gönderilmedi ise yiyecek verecek kimse olmadığından insanların yaşam alanlarına
inerek çöpten yemek bulmaya çalışıyorlar. Ayıklama şansı olmadığı için içindeki
yiyeceği paketiyle birlikte yediklerinden bağırsaklarındaki rahatsızlıkla
kıvranarak can veriyorlar. Birçoğu koştuktan sonra terli bırakıldığından
zatürreden ölüyor. Kısacası Ada’ya gelen atlar bu şartlarda en fazla 2 sene
hayatta kalabiliyorlar. Sırtlarında onca yükle atların Ada yokuşlarında kamçılanarak
yokuş tırmandırılmasına hangi merhametli gönül dayanabilir? Çok ağır şartlarda
çalıştıkları için zaman zaman parlayıp faytonu sağa sola vurmaya başlıyorlar.
Bu sebeple çevrede duran insanlar için de çok büyük tehlike. Geçen sene
parlayan atlar sebebiyle fayton altında kalan turistlerden ölenler oldu.
Bendeki kanaat asla bu faytoncularla ve Ada şartlarında düzeltme yoluyla bir
çözüm bulunamaz. Geçenlerde Ada’da İBB tarafından Fayton Çalıştayı düzenlendi.
Bir kere düzenlenme amacı ve çıkması istenen sonuç baştan belliydi. Çünkü tüm
aktivistler bilir ki 1500 faytoncu (ve ailesinin) yaşadığı Ada’ya gelmek ve o
Çalıştay’da konuşmak büyük risktir. Eğer Ada dışında İstanbul merkezde
düzenlenseydi tüm hayvanseverler oraya gelir ve faytonların kaldırılmasını isterlerdi.
Bu istenmedi. Ancak polis korumasında katılabilen sınırlı sayıda aktivist
çalıştaya gelerek çalıştayın samimi ve çözüme yönelik olmadığını ifade eden bir
basın açıklaması yaptı.”




Berran Altuntecim


(Adalar eski noteri)