SİYASET & DIŞ POLİTİKA & PARTİLER


“Gece saat 23.00 civarı. Rahmetli Muhsin Başkan’a bir
telefon olduğunu telefondaki bayanın başkanla görüşmek istediği iletildi. 
Rahmetli derhal bağlayın dedi.
Telefon bağlandı rahmetli bir taraftan konuşuyor bir taraftan da elinde kalem
önündeki kağıda not alıyor idi.


Ancak telefonla konuşurken rahmetlinin moralinin bozulduğunu sessiz sessiz
ağladığını gördük. 
Biz rahmetliyi
ağlarken hiç görmemiştik Şaşa kaldık. Ortalık bir anda bir sessizliğe bürü
ndü.
Pür dikkat rahmetliyi izliyoruz.
 
Konuşma bitti bir iki dakika sonra rahmetli
kendini toparladı. Bana dönerek Orhan bey param kalmamış maaş alana kadar bana
30.000 tl o günkü rakam paradan sıfır atılmamıştı borç verir misin? Maaşı
alınca veririm dedi.


Bende başkanın ne demek borç. Kurban olsun 30.000
buyurun dedim. Yok Orhan bey hemen alamam. Önce maaş alınca bu parayı benden
isteyeceğinize kati bir söz vermelisiniz dedi. Bende söz başkanım hatırlatırım
dedikten sonra parayı aldı daha önce not aldığı kağıttaki adresi çağırdığı
şoföre verdi ve adresi ayrıca tarif etti, bu parayı al acilen bu parayla odun
kömür alın bu adrese yetiştirin, açık yer yoktu deyip gelmeyin mutlaka kömür
odun satan bir yerin sahibini bulun selamını söyleyerek gerekirse evinden
alarak iş yerini açtırın, ayrıca sabahleyin bana tekrar hatırlatın yeniden bir
şeyler gönderelim dedi. Daha sonra kendine gelince kimdi başkanım o telefon
dediğimizde; Şehit bir ülküdaşımızın annesi oğlum Muhsin evde odun kömür bitti
üşüyorum dedi oraya gönderiyoruz derken gene göz yaşlarını akıtmaya devam
etti.”


(Prof. Dr. Orhan KAVUNCU)


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir