ALMAN-FRANSIZ ORTAK KÜLTÜR ENSTİTÜLERİ : BATI AVRUPA
SÖMÜRGECİLİĞİNİN “MEDENİLEŞTİRME” MİSYONUNUN DÖNÜŞÜMÜ




Yazar
: Teoman Ertuğrul TULUN


Bilindiği üzere
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Almanya Federal Şansölyesi Angela
Merkel, 22 Ocak 2019 tarihinde Aachen’da “Fransız-Alman İş Birliği ve
Bütünleşme Antlaşması” başlıklı yeni bir anlaşma imzalamışlardır.
Antlaşmanın 3’üncü Bölümü “Kültür, Eğitim, Araştırma ve Değişim” başlığını
taşımaktadır. 3’üncü Bölümün 9’uncu Maddesi birleştirilmiş kültür enstitülerine
atıfta bulunmaktadır. Söz konusu madde aşağıdaki gibidir:


“Her iki devlet,
Fransız-Alman dostluğunun güçlendirilmesinde kültürün ve medyanın oynadığı
belirleyici rolü kabul etmektedir. Bunun sonucu olarak, halkları için ortak bir
özgürlük ve fırsat alanının yanı sıra ortak bir kültürel ve medya alanı yaratma
hususunda kararlıdırlar. Ülkeleri arasında özellikle Fransız-Alman Gençlik
Ofisi bünyesindeki gençler için hareketlilik ve değişim programları geliştirecekler
ve bu alanlarda nicel hedefler belirleyeceklerdir. [Taraflar], birleştirilmiş
kültür kurumları da dahil olmak üzere
[yazar tarafından
vurgulanmıştır], kültürel ifadenin tüm alanlarında daha yakın bağları
güçlendirmeyi teminen özellikle gençler için özel programlar ve sayısal
platformlar devreye sokacaklardır.”[1]


Almanya Federal
Dışişleri Bakanlığı Uluslararası Kültür Politikaları Devlet Bakanı Michelle
Müntering tarafından yapılan basın açıklamasına göre, söz konusu Antlaşma ile
bağlantılı olarak Almanya ve Fransa 22 Ocak’ta süratle ortak kültür kurumları
kurma niyetlerini ilan etmişlerdir. Söz konusu basın açıklaması aşağıdaki
gibidir:[2]


“Fransız-Alman
vizyonu olarak başlayan şey bugün gerçeğe dönüşmüştür: Birlikte Fransız-Alman
kültür enstitülerini yaratıyoruz, üçüncü ülkelerdeki kültürel iş birliğimizi
arttırıyoruz ve Avrupa için sorumluluk üstleniyoruz.


Bu ortak kültürel
kurumlarla, Avrupa’nın kültürel geleceğini şekillendirmek için el ele çalışmaya
hazır olduğumuzu somut eyleme dönüştürerek ortaya koyuyoruz. Bişkek, Erbil
[yazar tarafından vurgulanmıştır], Rio de Janeiro ve Palermo’daki tamamen
birleştirilmiş enstitüler, kültürel alanda Avrupa iş birliğinin ancak ulusal
bölünmeleri aşmamız ve kurumlarımızın birbirine yakın bir şekilde bağlanmasının
sağlanması durumunda başarılı olabileceğini gösterecekler.”


Almanya Federal
Dışişleri Bakanlığınca sağlanan arka plan bilgilerine göre, Temmuz 2017’deki
Fransa-Almanya Bakanlar Konseyi’nde Almanya ve Fransa, 2020’ye kadar en az on
yeni ortak Fransız-Alman kültür enstitüsünün kurulmasını kararlaştırmıştır. Bu,
uygulamada, Goethe Enstitüsü ve Fransız Kültür Merkezinin bütünleşik bir yerel
varlık haline gelmesi anlamını taşımaktadır. Goethe Enstitüsü ya da Fransız
Kültür Merkezi tarafından atanacak olan bir bireyin başında bulunacağı bu
birleşik kurumlar iki dili de bilen karma personele sahip olacaklar.


Konuyla ilgili
olarak basında çıkan haberler “ikinci bir dalgada Ulan Batur’da, Manchester’da,
Priştine’de, Juba’da [Güney Sudan] ve Mariupol’da [Ukrayna] ortak kültür
enstitülerinin geliştirileceğine” işaret etmektedir.[3] 2004 yılından beri Batı Şeria’daki
Ramallah kentinde kısmen bütünleşmiş bir Fransız-Alman kültür merkezi hali
hazırda faaliyet göstermektedir. Bu modelin ABD’de Atlanta, Arjantin’de
Kordoba, İngiltere’de Glasgow, Belarus’da Minsk ve Filistin’de Gazze için de
geliştirilmesi planlanmakladır. Yukarıda değinilen kaynakta (3’üncü dipnot) şu
hususlar kaydedilmektedir:


“Almanya
Türkiye’de, Fransız Kültür Merkezi, Hollandalı ve İsveçli ortaklar ve Türk
vakıfları ile çalışıyor. Almanya Dışişleri Bakanlığı, Gaziantep, Diyarbakır ve
İzmir kentlerinde yeni ortak kültür kurumlarına yönelik olarak 1 milyon avroluk
bir fonu onayladı. Bu merkezlerin kuruluş yerlerinin, ‘İstanbul ve Ankara gibi
en büyük kentlerin dışında olmaları nedeniyle bilinçli bir şekilde seçildiklerini’
belirtiliyor.”[4]


Yukarıda da
vurgulandığı gibi, Irak’taki Erbil, ortak Alman-Fransız Kültür Enstitüsünün
kurulacağı şehirler arasında yer almaktadır. Erbil’in bu birleşik kurumların
kurulacağı şehirlerden birisi olarak seçilme nedeni ise oldukça dikkat
çekicidir. Almanya Federal Dışişleri Bakanlığı, “[Erbil’in] kültürel bağların
ötesinde, iki ülkenin ortak bir Fransız-Alman umut mesajı göndermeye ve Irak’ta
yeniden yapılanma konusundaki taahhütlerini göstermeye istekli olduklarını”
ortaya koymak için seçildiğini öne sürmüştür.[5]


Şayet amaç
Irak’ın yeniden inşasına yardım etmekse, Irak hükümeti ile eşgüdüm sağlamanın
daha kolay olacağı Irak’ın başkenti Bağdat’ta birleşik Alman-Fransız
kurumlarını kurmak daha mantıklı olmaz mıydı? Neden bu birleştirilmiş
kurumların Eylül 2017’de Irak’tan ayrılma konusunda yasadışı bir girişimde
bulunan ve merkezi hükümetle sık sık anlaşmazlığa düşen Irak Kürt Bölgesel
Yönetimi’nin başkenti Erbil’de kurulması planlanmaktadır?


Goethe Enstitüsü ve Fransız Kültür
Merkezinin kökenleri nelerdir?


Bilimsel
kaynaklara göre, “küresel olarak tanınırlığı olan İngiliz, Fransız, İtalyan
Kültür Merkezleri veya Goethe Enstitüsü’nün varlığının kökenlerinin, Avrupa
sömürgeciliğinin Avrupalı olmayanlara medeniyet götürmesi misyonuyla ilgili
olduğuna dair genel bir kanaat” mevcuttur.[6]


Fransa bakımından
on dokuzuncu yüzyılın sonunda durum şu şekildeydi:


“Fransa’nın dış
politikası; Fransa’nın büyük bir dünya gücü olarak düşüşünü telafi etmeye
çalıştı ve dış kültür politikasını, bir zamanlar Osmanlı İmparatorluğu’na ait
alanlarda siyasi ve ekonomik üstünlüğünü güvence altına almak için bir araç
olarak kullandı. Fransız İttifakı [Alliance Française] ve Fransız Laik Misyonu [Mission
Laïque Française
] kuruldu ve bu kuruluşlar Fransız dilinin
kullanımını ve Orta Doğu’da Fransız kültür bilgisini arttırma aracı olarak
faaliyet göstermeye başladılar.”[7]


Almanya
örneğinde; yurtdışındaki Alman bilimsel ve kültürel kurumlarına sistematik
siyasi destek sağlanması Alman devletinin kuruluşundan önce başlamıştır.
Almanya oldukça geç bir zamanda ulusal birliğini sağlamış, bu nedenle ulusal
alanı dışında önemli etnik topluluklar bırakmak durumunda kalmıştır. Ayrıca göç
nedeniyle çok sayıda başka ülkede yaşayan topluluğa sahip olmuştur. Bu yurt
dışındaki etnik topluluklar önce Almanya’nın Yurtdışındaki Almanlığı Koruma
Derneği (Allgemeiner
Deutscher Schulverein zur Erhaltung des Deutschtums im Auslande
,
1881) ve daha sonra Yurtdışında Almanlık Derneği (Verein fur das Deutschtum im
Ausland.
) tarafından hedef olarak seçilmiştir.[8]


Diğer taraftan
Fransa, daha 1909 yılında, “Fransız sanatının yurt dışında tanıtımını ve takdir
görmesini sağlamakla görevlendirilen Okullar ve Çalışmalar Bürosunu [Bureau des
écoles et des œuvre
] kurarak, yurtdışında faaliyet gösteren çeşitli
kültürel kurumları koordine etmenin ve uluslararası Kültür Enstitüleri ağını
başlatmanın” ilk adımlarını atmıştır.[9] Bu bağlamda, ilk Fransız Enstitüleri
1910’da Floransa’da ve 1936’da Londra’da kurulmuştur. Daha sonra 1923’te Fransa
Dışişleri Bakanlığı, kültürel diplomasi için ilk çalışma birimini
oluşturmuştur.


Almanya’ya
gelince; Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra dış kültür politikası değişime uğramış
ve önemi artmıştır. Dış kültür politikası, Almanya’nın yeni siyasi dünya
düzenindeki nüfuzunu korumak için kullanabileceği geri kalan az sayıdaki siyasi
araçtan biri olarak kabul görmüştür. Böyle bir bağlamda, Birinci Dünya
Savaşı’nın sona ermesinden on yıl sonra, Almanya’da Kültür Dairesi gibi devlet
kurumlarını ve devlet tarafından finanse edilen özel örgütleri bir araya
getiren bir devlet destekli dış kültür politikası ortaya çıkmıştır. Yine bu
bağlamda, Alman Akademik Değişim Hizmeti (Deutscher Akademischer Austauschdienst, DAAD),
Alexander-von-Humboldt Vakfı (Alexander-von-Humboldt-Stiftung) ve Alman Akademisi (Deutsche
Akademie
) gibi özel örgütlerin tümünün 1920’lerin başında
kurulduğunun belirtilmesi gerekmektedir. Alman Akademisinin kuruluşuna;
uluslararası kamuoyunu hedef alan kültürel propagandanın Alman saygınlığını
yeniden inşa edebileceği ve zayıflamış ülkeye sempati kazandırabileceği
düşüncesi öncülük etmiştir. Alman Akademisinin kurucuları; esas olarak, bir
Alman kültür propagandası örgütü ve bir kapsamlı Alman halkı bilinci
oluşturulmasının hizmetinde olacak “bir Alman milliyetçiliği merkezi”
kurulmasına ağırlık vermişlerdir. Ardından, Nazi rejimi altında Alman Akademisi
genişletilerek, Nazi Almanya’sının en önemli kültürel propaganda kurumu haline
gelmiştir.[10] İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra
lağvedilen Alman Akademisi yerine Ağustos 1951’de Goethe Enstitüsü kurulmuş ve
bilahare dünya çapında bir Goethe Enstitüsü şubeleri ağı oluşturulmuştur.[11]


Aslında Goethe
Enstitüsü bugün Alman Dışişleri Bakanlığının bir parçası olarak telakki
edilebilir. Goethe Enstitüsü’nün Temel Sözleşmesinin 2’inci ve 4’üncü Maddeleri
bu ilişkinin ayrıntılarını göstermektedir. 2’inci Madde şu şekildedir:[12]


“MADDE 2


(1) Dışişleri
Bakanlığı ve Goethe Enstitüsü, sözleşme görevlerinin yerine getirilmesi için
birlikte çalışacaklardır. Diplomatik personelin ve çalışanlarının birbirleriyle
sadık bir şekilde işbirliği yapmalarını zorunlu kılacaklardır.


(2) Dışişleri
Bakanlığı, temel resmi kararlarının ve yurtdışındaki diplomatik
temsilciliklerden gelen önemli raporların yanı sıra, Goethe Enstitüsü’nün
çalışmaları için önem taşıyan ölçüde öneri, şikâyet, karar ve diğer olayların
içeriğini Goethe Enstitüsü’nüne bildirecektir. Sözleşmeden doğan görevlerin
yerine getirilmesi için önemli olan kendi toplantılarına ve istişarelerine
[Enstitüyü] davet edecek ve toplantı gündemindeki konular hakkındaki
görüşlerini dinleyecektir.


(3) Goethe
Enstitüsü çalışmaları hakkında (özellikle yıllık raporlarında) ve iş birliğini
etkileyen veya Dışişleri Bakanlığının yurtdışındaki kültür politikalar ve
halkla ilişkiler alanındaki sorumlulukları ile ilgili önlemler ve diğer olaylar
konusunda düzenli olarak rapor verecektir.


4) Goethe
Enstitüsü, tüm önemli genelgeleri sürekli olarak Dışişleri Bakanlığına
gönderecek ve Goethe Enstitüsü’nün ve kültürel enstitülerinin ilişkilerini
etkileyen tüm sorunlar konusunda Dışişleri Bakanlığının veya yurtdışındaki
diplomatik temsilciliklerin önceden onayını alacaktır.” 


Ne Amaçlanmaktadır?


Almanya ve Fransa
bu ortak girişimleri ile kültürel alanda işbirliği için “Avrupa’nın
sorumluluğunu omuzladıklarını” iddia etmektedirler. Avrupa Birliği Ulusal
Kültür Enstitüleri’nin (EUNIC) 2006 yılında kurulmuş olduğu bilinmektedir.[13] EUNIC, Avrupa ulusal kültür
enstitülerinin ve ulusal sınırların ötesinde kültür ve ilgili faaliyetlerde
bulunan ulusal organların oluşturduğu bir Brüksel merkezli kurumsal ağdır.
EUNIC tüm AB üye devletlerin örgütlerini bir araya getirmekte ve ortak çıkarlar
konusunda müşterek çalışma yapılması için üyelerinin kaynaklarını ve
uzmanlıklarını birleştirmektedir. Bu durum göz önünde bulundurulduğu zaman;
Almanya ve Fransa, hâlihazırda Avrupa çaplı bir ortak kültür kuruluşu varken
neden kendi aralarında ortak bir kuruluş kurduklarına dair tatmin edici bir
açıklama yapmamışlardır.


Fransa ve
Almanya, Fransız-Alman temelli Avrupa Ordusunun kurulmasına benzer bir şekilde
diğer AB üyelerini bir kenara itmekte ve kültürel iş birliği bahanesiyle dış
politika konusunda güçlerini birleştirmektedir. Yukarıda açıklandığı üzere, bu
kültür kuruluşları aslında bu ülkelerin dış politika araçları olarak faaliyet
göstermektedirler. Bu sebeple bu ikilinin şüphe uyandıran programlarına Irak’ın
Erbil şehrinden başlamaları şaşırtıcı değildir. Görünüşe bakılacak olursa yakın
gelecekte 19’uncu ve 20’inci yüzyıl sömürgeciliğinin çirkin manzaralarına benzer
manzaralarla karşılaşacağız.


*Fotoğraf:
Fransız Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Alman Federal Şansölyesi Angele Merkel
(https://icds.ee)


[1] “Traité entre la République française et la République fédérale
d’Allemagne sur la coopération et l’intégration franco-allemandes” (France
Diplomatie, 12 Şubat 2019), https://au.ambafrance.org/IMG/pdf/traite.aix-la-chapelle.22.01.2019_cle8d3c8e.pdf?12387/e3fb07ec6c86a7c33e3b1936506a7dd97dc60764.


[2] “Germany and France establish joint cultural institutes”
(Auswärtiges Amt Deutschland, 22 Ocak 2019), https://www.auswaertiges-amt.de/en/newsroom/news/germany-france-cultural-institutes/2180486.


[3] Catherine Hickley, “Germany and France to establish joint culture
institutes” (Authentication In Art, 25 Ocak 2019), http://authenticationinart.org/pdf/artmarket/german-french-institute.pdf.


[4] Catherine Hickley, “Germany Plans Mega-Exhibitions to Boost
Cultural Presence Abroad”, Authentication In Art, 20 Kasım 2017, blm. Culture
Policy, https://www.theartnewspaper.com/news/germany-seeks-to-boost-its-cultural-presence-in-the-world.


[5] “Germany and France establish joint cultural institutes”.


[6] Gregory Paschalidis, “Exporting National Culture: Histories of
Cultural Institutes Abroad. International”, Journal of Cultural Policy 15, sy 3 (14 Eylül 2009):
277.


[7] Somogy Varga, “The Marketization of Foreign Cultural Policy: The
Cultural Nationalism of the Competition State.”, Conbstellations 20, sy
3 (20 Ekim 2013): 443.


[8] Varga, 443; Paschalidis, “Exporting National Culture: Histories
of Cultural Institutes Abroad. International”, 277.


[9] Paschalidis, “Exporting National Culture: Histories of Cultural
Institutes Abroad. International”, 280.


[10] Varga, “The Marketization of Foreign Cultural Policy: The
Cultural Nationalism of the Competition State.”, 444-45.


[11] Paschalidis, “Exporting National Culture: Histories of Cultural
Institutes Abroad. International”, 282.


[12] “Basic Agreement” (Goethe Institut, 30 Ekim 2018), http://www.goethe.de/resources/files/pdf165/rahmenvertrag_engl_30okt18.pdf.


[13] “About Us”, European Union National Institutes for Culture, t.y.,
https://www.eunicglobal.eu/contacts.