Cialis 20 Mg Cialis Viagra Satış Cialis 5 mg Viagra sipariş elektronik sigara


‘… doğrulamaktadır, … uyum içerisinde olduğu görülmektedir, …
örtüşmektedir, … aynı doğrultudadır, … uyuşmaktadır var ama ‘aynıdır’ yok


(SÖZDE)
Balyoz davası
nda 16 yıl hapse mahkum edilen Kurmay Albay Cemal Candan
tutuklu bulunduğu Hasdal Cezaevi‘nden “Esir Bir Türk Subayı” imzasıyla
ASKERHABER‘e gönderdiği yeni mektubunda “deliller
değerlendirilirken kullanılan ifadelere
” dikkat çekti.


Sevgili Dostlarım,


Geçen mektubunda gerekçeli iddianamenin (kararın) genel bir
değerlendirmesini yaptıktan sonra, bu mektubumdan itibaren gerekçeli
iddianamenin detaylarını irdelemeye başlayacağımı belirtmiştim. Bunun gereği
olarak bugün, Aristo mantığının katledildiği, “Delillerin Doğruluğunu İrdeleme”
başlıklı bölümün ilk sekiz sayfasını (sf. 954-962) ele aldım.



Esasında bu sekiz sayfanın tek cümlelik özeti, mektubumun başlığında yazıyor.
Sakın, “Böyle saçma önerme olur mu!” demeyin! Çünkü bu sekiz sayfalık kısmında
tam da böyle yazıyor.



Tam sekiz sayfa boyunca, kimsenin gerçekliğini inkâr etmediği seminer ses
kayıtlarından veya seminer senaryosundan bir alıntı yapılarak, savunmanın
ısrarla sahte olduğunu beyan ettiği ve hatta ispat ettiği balyoz planı ve diğer
sahte belgelerdeki benzer bölümler karşılaştırılmıştır.


Her karşılaştırmanın sonucunda da;  “… doğrulamaktadır, … uyum
içerisinde olduğu görülmektedir, … örtüşmektedir, … aynı doğrultudadır, …
uyuşmaktadır” gibi ibarelerle gerçek belgelerle sahtelerinin benzerliği ortaya
konmaktadır. Ama AYNISIDIR sözcüğü hiç yoktur.



Sonunda da (sf. 962) “seminere katılanların bir kısmının Balyoz Harekat
Planından haberdar olduğu OEYTS adı altında bu planı konuştukları sonucuna
ulaşılmaktadır” denerek bölüm bitirilmektedir. Böylece de güya, sözde balyoz
planının gerçek olduğu ve seminerde prova edildiği ortaya konmaktadır.

           

İyi de, duruşmaların ilk gününden itibaren 20 ay boyunca kimse sahte belgeler,
gerçeklerine benzemiyor demedi ki! Tabii ki sahte gerçeğine benzeyecek, yoksa
adı sahte olmaz. Nitekim TDK sözlüğünde sahtenin tarifi; “bir şeyin gerçeğine
benzetilerek yapılan” şeklinde verilmiştir. Yani diğer bir deyişle, Türk Dil
Kurumu’nun yetkilileri, bir şey gerçeğine benzeyince adına sahte denir, gerçek
denmez diyorlar.


Duruşmaların başladığı ilk günden beri “sözde balyoz planın ve diğer sahte
belgelerin, 1’nci Ordu Karargâhından çalınan seminer ses kayıtları ve belgelere
benzetilerek üretildiğini” söylüyoruz. Yani bu sahte belgelerin gerçeklerine
bakılarak üretildiğini biz sanıklar söylüyoruz.



Peki, gerekçeli iddianamede, balyoz planının gerçek olduğunu ve seminerde
provasının yapıldığını ispat için bu kadar nafile çırpınma gösterilirken,
yukarıda belirttiğim savunmanın iddiası çürütülmüş mü? Bırakın çürütmeyi,
bahsedilmiş mi? Kocaman bir HAYIR.


Üstelik biz, sahte balyoz planının çalınan gerçek belgelere bakılarak
üretildiğini sadece iddia etmedik, ispat da ettik. Çünkü sahte gerçeğine çok
benzese de gerçeğinden farklıdır. Hataları, kusurları mutlaka vardır. Esasında,
maddi gerçeği aradığını iddia eden mahkemenin bulmasını gereken bu hataları biz
bulduk ve gösterdik.


Örnek mi? Ankara’da toplantıda olduğu söylenen kişilerin o anda yurtdışında
olduğunu, dokuz ayrı şehirde, dokuz ayrı kişi tarafından dokuz ayrı
bilgisayarda üretildiği gözüken belgelerin aslında tek bir bilgisayarda ve aynı
anda üretildiğini, sahtecilerin “Microsoft Word” belgesi üretmek isterken
“Microsoft World” belgesi ürettiklerini ve daha binlercesini delilleriyle
gösterdik.


Ama duruşma tutanaklarında onlarca klasör tutan bu sahtelik emarelerine
ilişkin ifadeler ve belgeler gerekçeli iddianamede bir satır bile yer almış mı?
HAYIR. Gerekçeli iddianameyi hazırlayanlar bu sahtelik emarelerini görmemiş,
daha doğrusu görmemek için gözlerini sımsıkı kapatmıştır.


Durum böyle olunca, insanın aklına, gerekçeli iddianamede yer alan bu
çarpık mantık önermesine katılanların maaşının sahte para ile ödemesini teklif
etmek geliyor. Nasılsa sahte para sıradan insanların ayırt edemeyeceği kadar
gerçeğine benziyor.


Sonuç olarak, gerekçeli iddianamenin sadece bu sekiz sayfalık bölümde
değil, tamamında görülen temel bir mantık hatası var. Bu hata, mahkeme
heyetinin sebep-sonuç ilişkisi değil, sonuç-sebep ilişkisi kurmaya
çabalamasından kaynaklanıyor.


Gerekçeli iddianame yazılırken; “sözde balyoz planı gerçektir”sonucu
peşinen kabul edilmiş ve bu sonuca ulaşmaya yarayacak sebepler bulunmaya
çalışılmıştır. Kısacası minareye kılıf aranmıştır. Minareye kılıf arayan bir
yargı sistemi olduğu müddetçe de Türkiye’de adil yargı sisteminden bahsetmek
hayal olacaktır.


Ben de, minarelere kılıfların aranmadığı mahkemelerde, adil yargılanmaya
susamış birisi olarak yine diyorum ki; hayatını vatanına ve milletine hizmet
etmeye adamış birisi olarak darbeciliği ve teröristlik damgası ile suçlanmayı
asla kabul etmiyorum. Gücünü haklılığından alan feryadımı duyun ve duyurun.


Cemal
CANDAN

Esir Bir Türk Subayı

Hasdal Cezaevi


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

deneme bonusu veren siteler | hd film izle | film izle | film izle | 4k film izle | bets10 giriş

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet novagra satın al viagra satış