Kosova’da
ABD Fırtınası


Yazan  Gözde Kılıç Yaşın




22 Nisan 2020


Kosova’da Albin Kurti hükümeti, kurulduktan 51 gün sonra koalisyon
ortağının verdiği gensoru önergesiyle düşürüldü.


Balkanlarda siyasi hayat çalkantılıdır, seçim sonuçlarına
itirazlar, erken seçimler, gizli anlaşmalar, büyükelçiliklerden gelen
direktifler eksik olmaz. Bu nedenle iki ay önce 3 Şubat 2020’de, 120 vekillik
parlamentodan 66 oyla güvenoyu alan Kurti’nin 25 Mart’ta gece yarısı yapılan
oylamada, sadece 35 oy çıkarabilmesi normal görülebilir. Hatta temsili
demokrasi esaslarıyla da uyumludur. Ama arka planında devletin egemenlik
haklarını, tam bağımsızlık esaslarını ilgilendiren bir dizi sebep bulunuyorsa
konunun aslında sadece Kosova’yı ya da sadece Balkanların devlet geleneği zayıf
ülkelerini ilgilendirmediğini söyleyebiliriz.


Elbette karşılıklı bağımlılık ve bağlılıkların etkisiyle günümüz
devletlerinde “egemenlik hakkı”, klasik anlamından farklı bir uygulamaya sahip.
Ancak bazıları için tek yönlü bağımlılık aşırı belirgin. Geleneğiyle bağı
koparılmış devletler, çeşitli kancalarla iradesi sakatlanmış siyasilerin
yönetimindeki milletler, ekonomik kriz batağındaki ülkeler bunların başında
geliyor. Bazı devletler sınırlarına çekilip ulusal menfaatlerini ön plana
çıkarabilirken dünyanın başka coğrafyalarında “bağımlı bağımsız devletler”in
sayısı artıyor. Bu da devletler arası ilişkilerde aranan egemen eşitlik
ilkesini zedeliyor. Aynı zamanda anlamını büyük ölçüde yitiren demokrasi de
kıymetini kaybediyor. Oy kullanmanın yasal zorunluluk olmadığı ülkelerde
sandığa gidiş oranının yüzde 50’lerin altına düşmesinin en büyük nedeni de bu
zaten. Sandık sonuçlarına güvenilmiyor, seçilenlerin vatandaşın ihtiyaçlarını
merkeze alacağına ve ulusal çıkar esaslı hareket edeceğine inanılmıyor.


Balkanlar zaten devlet, kurumlar, vatandaşlık bağı gibi pek çok
açıdan yeniden dizayn edilmek istenen bir coğrafya. Makedonya, Bosna Hersek ve
Kosova yeni devlet modellerinin denendiği ülkeler. Bir anlamda laboratuvar
görevi görüyorlar. Kosova ise zaten daha başında “uluslararası gözetim altında”
olacak bir bağımsızlığı kabul etmişti. Sırbistan’ın “görülmedik denli
genişlikte özerklik” teklifini kabul etmeyen Kosova’nın Batı’dan gelen “görülmemiş
denli dar bir egemenlik
” teklifini kabul etmesi, kuşkusuz
önceliğini Sırbistan’dan kurtulmaya vermiş olmasıyla ilgili. BM Güvenlik
Konseyinin 1244 sayılı kararıyla Sırbistan’ın toprak parçası kabul edilen
Kosova’ya –BM gözetiminde 8 yıl süren müzakerelerde taraflar ortak çözümde
uzlaşamadığı için- bağımsızlık ışığı yakılmıştı. Ancak bu koşullu bir
bağımsızlık olacaktı. Hazırlanan Ahtisaari Planı anayasasının ve bağımsızlık
bildirgesinin bir parçası olacaktı. Kosova Anayasası uluslararası sivil
temsilciler danışmanlığında hazırlandı; seçim sonuçları uluslararası yetkililer
tarafından onaylanarak geçerlilik kazanıyordu; NATO gücünü biraz daraltarak
Kosova’daki varlığını sürdürüyor; AB güvenlik ve yargı misyonunu üstlenen EULEX
ile Kosova’da görev yapıyor; BM Kosova’yı zaten istese de terk edemiyor; AB ve
BM tarafından atanan temsilci de uyuşmazlıklarda son sözü söylemek üzere
Priştina’da bulunuyordu. Bağımsız bir devlet olarak kendisine bir bayrak ve
millî marş seçme hakkı vardı ancak bunu “çok etnikli” yapısına uygun biçimde
yani millî sembollere yer vermeksizin gerçekleştirebilecekti. Millî sembollerin
bulunmayacağı millî bir bayrak, ülke sembolü ve marş. Her türlü kanun ve
yönetmeliğin Batı’nın önerdiği Anayasa’ya uygunluğunu yine Batı denetliyor.
Kosova zaten 1999 NATO bombardımanından Şubat 2008’e dek Sırbistan yönetiminde
değildi; Kosova’nın egemenlik hakları, uluslararası örgütlerce kullanılıyordu.
Bağımsızlık ilanından sonra da Kosova’nın seçilmiş yetkililerince uluslararası
örgütler nezaretinde kullanılıyor. Kosova, teknik anlamda 193 BM üyesi ülkenin
117’si tarafından tanındı. Ancak tanıyan devletlerin Kosova’nın bağımsızlık
deklarasyonuna eklemli Ahtisaari Planı’na bağlılık sözüyle bu tanımayı
gerçekleştirdiği göz ardı edilmemelidir. Rusya, Çin, Sırbistan gibi asla
tanımama kararlılığında olanlar nedeniyle BM üyesi olamayacak ve tanıyanlarınca
da “denetimli bağımsızlığa” mahkûm edilmiş bir devlet söz konusudur.


Balkanlara yerleşen denetim elbette yeni çatışmaları engellemek
amacında. Çünkü bölgesel işbirliği çok zayıf ve anlaşmazlıkları çatışmalara
çevirebilecek damarlar varlığını koruyor. Ancak öte yandan ana egemenler
arasındaki çekişmeler, bu öncelikli amacın arkasındaki nüfuz alanı yaratma
amacının varlığını da açık ediyor. Yani ilgili aktörler bölgede sadece istikrar
ve barış değil, yönlendirilebilecekleri ve güç dengesinde kendi pozisyonlarını
kuvvetlendirecek bir süreç peşindeler. Yerel aktörler gibi bölge dışı aktörler
de adımlarının arkasına müttefiklerine dahi söylemedikleri hedefleri
yerleştiriyorlar. Gerçi bu çağda hiçbir şey gizli kalmıyor; garip olanı ise
infial yaratabilecek sırlar, gizli anlaşmalar, yasaklı para alışverişleri,
saklanmış hedefler açığa çıktığındaki sessiz kabulleniş… Açık ki devletlerle
birlikte insanlarının da iradesi eritiliyor, manipüle ediliyor,
yönlendiriliyor. Zaten insandan başlar her şey. İnsan yoksa devlet
yoktur. Toplumların
maruz kaldığı psikolojik savaş
 bu yazının konusu değil ama
olsaydı da bahsettiğimiz akıl almaz durumun sadece birazını izah edebilirdi.
Kuşkusuz ki dayatılanı kabul etmek istemeyenler de var. Bunların bir kısmı,
sistemin yasal olanakları içerisinde uyanış ve değişim yaratmaya çalışan
aktivistler. Albin Kurti bu nedenle bölgenin önemli bir karakteri.


Albin Kurti: Aktivist Siyasetçi


Albin Kurti, siyasetçi olmaktan çok “yapabiliriz” inancı aşılayan
eski bir aktivist. Siyasete girdikten sonra da bu ruhunu kesinlikle korudu.
1997’de Sırp yönetimini hedef alan “şiddet içermeyen” öğrenci hareketlerinin
organizatörüydü, 98-99’da “savaş esiri” olarak hapisteydi; 2005’te artık mesele
Sırbistan değildi. Kurti de etrafındaki protestocularla Sırbistan’dan
bağımsızlığını kesin olarak elde edip de Batı güdümünde kalan Kosova’nın tam
bağımsızlığı için çalışmaya başladı. Kosova’nın kendi kaderini tayin hakkının
tanınmasını istiyordu, Vetëvendosje- Self Determinasyon Hareketini kurdu. Bu
bir aktivasyona yönelik “toparlanma hareketi” idi, barışçıl protestoların
hedefinde artık BM adına ülkeyi yöneten UNMIK[1] ve AB adına onun yerine geçmeye
hazırlanan EULEX[2] vardı. Vetëvendosje, kendi misyonunu
“Siyasi kutuplaşma ve şiddete başvurmayan demokratik çatışma” olarak
tanımlıyordu. UNMIK’e atfen hazırladıkları “UNMIKistan” ve “UNMIKolonialism”
gibi “esprili” pankartlara bazen EULEX’in araçlarını hedef alan zarar verici
eylemler aldı. Ancak Kurti’nin bu eylemlerin sorumlusu olarak yargılanması,
Vetëvendosje’ya duyulan sempatiyi arttırdı. Hareket partileşti ve 12 Aralık
2010 seçimlerinde yüzde 12,66 oranında oyla meclise üçüncü parti olarak girdi.
Daha geniş kesime hitap etmenin yollarını buldukça oylarını arttırdı. Özellikle
ülkedeki diğer etnik kimlikleri yok sayan ürkütücü millîyetçi tavrını
törpülemesi gerekiyordu. Arnavutlukla birleşmek için referandum yapılması
hedefinden vazgeçmese de sosyal politikalar, işsizlik, eğitim, sağlık
konularındaki eksikler ve yolsuzluklara yönelmesi gücünü arttırmasında etkili
oldu. 2017 seçimlerinde yüzde 27,49 oranındaki oyuyla sandıktan ikinci parti
(32 sandalye kazanarak) çıktı. Birinci parti ise Ramush Haradinaj liderliğinde
seçim koalisyonu yapan 12 partilik bir gruptu (yüzde 33,74 oy ve 39 sandalye
kazandı). 8 Ekim 2019’daki erken seçimde birinci parti çıkan Vetëvendosje yüzde
26,27 oy alarak 29 sandalye kazandı. Albin Kurti’nin seçimin ikinci partisi
olan LDK (Kosova Demokratik Birliği-28 sandalye) ile koalisyon hükümeti kurması
4 ay sürdü. Hükümetin ömrü ise iki ay…


Albin Kurti, halkların kendi kaderini tayin etmesi gerektiğine
inanan bir siyasetçi. Sömürgeci olarak tanımladığı sadece Sırbistan olsa da
emperyalizm karşıtı bir duruşu olduğu imajı veriyor. Ahtisaari Planının
Anayasanın parçası olmasına, ülke için öngörülen bayrağa, kimliklerinin yok
sayılmasına, egemenlik haklarının tam kullanılamamasına karşı ve geçmiş
yönetimleri de bunları kalıcılaştırdıkları için eleştiriyor. Yunanistan’da
Çipras’ın başa geçtiği dönemdeki heyecan ve beklentinin çok daha fazlası Albin
Kurti Başbakan olduğunda yaşandı. Seveni-sevmeyeni, yolsuzlukla mücadelesini,
elçilik binalarından gelen emirleri, Sırbistan’la normalleşme konusunda AB’nin
verdiği ödevleri, ekonomi, işsizlik, eğitim, sağlık konularını nasıl idare
edeceğini merakla bekledi. Yunanistan’da Çipras, hiçbir vaadini
gerçekleştiremedi, gerçek siyasi karakterini gösteremedi; ülkenin ulusal
çıkarlarıyla başkalarının çıkarlarını bağdaştırmak zorunda kaldı. O güne dek
Yunanistan’ın asla kabul etmediği “Makedonya” tabirini içeren bir ismi,
komşusunun kullanmasını tanıyan bir anlaşmayı işin içine spekülatör ve renkli
devrimci George Soros’un karıştığını bile bile gerçekleştirdi. Albin Kurti kısa
sürede siyasileri ve mafyayı birleştiren yolsuzluklara karşı mücadelesini
başlatabildi ama Sırbistan’ın Kosova’yı tanımasını sağlamak normalleşme
sürecini masada iki eşit taraf olarak yürütmek hedefine yaklaşamadı bile. Kurti
Sırbistan’a aralarında bir sınır olduğunu hatırlatma ve Kosova’nın ayrı bir
devlet olduğunu kabul ettirme amaçlı konulan yüzde 100’lük gümrük vergisini
kaldırmak istemeyince ABD, Kosova’daki askerini çekmekle tehdit etti. Hâlbuki
tam tersinden bakılsa ABD’ye yabancı topraklardaki ikinci büyük üssünü kurma
imkânı veren Kosova’ydı.
 Ama bakılmadı. Albin Kurti,
ABD’nin taleplerine daha az dikkat edip AB üzerinden çözüm geliştirmeye denedi
ama iki cephede de bu hamle ters tepti.


Albin Kurti’nin Düşürülmesi


LDK lideri İsa Mustafa’nın Kurti hakkındaki gensoru önergesini
gündeme getirme nedeni, Kurti’nin İçişleri Bakanı Agim Veliu’yu kendisine
danışmadan görevden almasıydı. Ancak İsa Mustafa’nın oylama sonrasındaki ilk
açıklamasında Kurti yüzünden Kosova’nın ana müttefiki tarafından yaptırıma
uğradığını ifade ettiğini[3] unutmamak gerekir. Mustafa,
başlangıçta bir anlaşma yapmışlarsa da derin anlaşmazlıkları olduğunu ve
İçişleri Bakanının görevden alınmasının ikincil konu olduğunu söyledi.


Öncelikli konu herhalde ana müttefikin tepkisinin çekilmesiydi.
Zira Kurti, oylamaya geçilmeden önceki meclis konuşmasında, Kosova
Cumhurbaşkanı Thaçi ile Sırbistan Cumhurbaşkanı Vuciç arasındaki ABD’de yapılan
toprak değişimi konulu bir anlaşma nedeniyle kendisini devre dışı bırakmak
isteyenin Thaçi olduğunu söylemişti. Thaçi’nin kendisine gidip ABD’de
imzalamayı önerdiği gizli anlaşmanın varlığını ispatlayacağını da sözlerine
eklemişti. Ertesi gün 26 Mart’ta ABD Dışişleri internet sayfasında ABD
Başkanının Kosova-Sırbistan diyalogu Özel Elçisi Richard Grenell, ABD Kosova
Büyükelçisi Philip Kosnett ve ABD Batı Balkanlar Özel Elçisi Matthew Palmer’in
ortak açıklaması yayınlanarak Grenell’in böyle bir gizli planı görmediği ve
duymadığı söylendi.[4] Açıklamada “ABD
Hükümeti’nin Kosova ile Sırbistan arasında hava, demiryolu ve karayolu
bağlantılarını yeniden kurmak için son anlaşmaları desteklemeye odaklanması,
ekonomiyi iyileştirmeyi ve ekonomik momentum yaratmayı amaçlıyor. Bu ivmenin
karşılıklı tanımaya yol açacak bir diyalog sürecine yeni bir enerji vereceğine
inanıyoruz.” 
ifadesine de yer verildi. Ertesi gün Kosova
Cumhurbaşkanı Thaçi, anlaşmayı yalanlayan açıklama için teşekkür etti ve “Sırbistan’la
diyologu sürdürmek ve BM üyeliği için gereken karşılıklı tanımayla nihai çözüme
ulaşmada ABD’nin desteğini kullanmalıyız
” dedi. LDK lideri İsa
Mustafa da ortak açıklamadan ikna olmuş olsa gerek ki facebook hesabından
Kurti’ye seslenerek “Kendi yetersizlikleri nedeniyle ABD’yi suçlayanlar, (ABD)
dostumuzdan özür dilemeli” dedi. Hâlbuki yine LDK’den olan Savunma Bakanı Anton
Quni, oylamadan hemen önce Albin Kurti’ye gümrük vergisini düşürmesi
karşılığında güven oylaması taleplerini geri çekmeyi teklif etmişti.[5] Vetëvendosje Yönetim Kurulu Başkan
Vekili Besnik Bislimi ise ABD’li diplomatların ortak açıklamasında yer alan
“ABD, anayasaya uygun kurulacak herhangi bir hükümetle işbirliği yapacaktır.”
ifadesini alıntılayarak “Kosova’daki birçoğunun yaydığı gibi herhangi bir
siyasi varlığa karşı (Vetëvendosje) herhangi bir pozisyonları yok.” deme[6] gereği duydu. Vetëvendosjeli Meclis
Başkan Yardımcısı Arberie Nagavci de kendilerinin “Amerikan karşıtı”
olduklarına dair propaganda yayan diğer partileri suçladı. İşte, ABD’nin ne
dediği, ne istediği bu kadar önemli… “Kosova, ABD Büyükelçiliğinden yönetilir”
sözünü sır verirmişçesine değil de kanıksanmış, sıradanlaşmış olay gibi
söyleyen Kosovalılar, benzer durumlarla çok karşılaşmış olmalı…


Eski Başbakandan Miras


Kosova-Sırbistan görüşmelerinde dümen 2013’te Almanya’ya
bırakıldı, Brüksel Anlaşmasının belirlediği hedeflerde ilerleme sağlanmışsa da
müzakereler uzun zaman önce durakladı. Kosova ve Sırbistan arasında arazi
değişimi ilk kez gündeme gelmiyor. Kosova’nın kuzeyinde Sırpların yaşadığı
bölgeyle Sırbistan’ın güneyindeki Preşova Vadisinin değişimi, Ağustos 2018’te
arazi düzenlemesi, bölgesel düzenlemeler gibi ifadelerle gündeme geldi. Almanya
Şansölyesi Merkel, Balkanlardaki tüm taşları yerinden oynatacak böylesi bir
yaklaşımı kesin bir dille reddetti; sınırlar asla değişmeyecekti. Çünkü tek bir
taş yerinden oynadığında tüm Balkanlar domino taşı gibi AB’nin üzerine
devrilecek sorun ve tartışmalarla çalkalanırdı.
[7] Zaten AB’nin hazırda (ABD’nin de
onayladığı) başka bir çözüm projesi vardı: Kosova’nın kuzeyinde yerleşik
Sırpların hakları “Sırbistan’dan hiç ayrılmamış gibi olacakları şekilde”
güncellenmekteydi.[8] Ahtisaari Planı’nın öngördüğü
düzenlemelerde sıra Sırp Belediyeler Birliği’nin kurulmasına gelmişti. (Bu bir
anlamda Kosova’nın içinde ayrı bir devletçik kurulmasıdır. Kosova içinde
bir Kosova
, sonuçta Kosova da bir yönüyle böyle devlet oldu.)
Arazi değişimi gündeme gelince ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton,
Kosova ve Sırbistan’ın anlaşması durumunda ABD’nin karşı çıkmayacağını
söylemişti.[9] O dönem Kosova Başbakanı Ramush
Haradinay’dı, Kosova’nın bölünmesi anlamına gelecek böylesi bir anlaşmayı kesin
bir dille reddetti. Aynı zamanda 22 Kasım 2018’de Sırbistan’dan gelecek mallara
yüzde yüz gümrük vergisi de koydu. Sırbistan Kosova’yı tanıyana dek de vergiyi
kaldırmayacağını söyledi. Sonra ne oldu? Haradinay, Lahey’deki (Hollanda)
Kosova Özel Mahkemesi tarafından “şüpheli” sıfatıyla ifadeye çağrıldı. Evet,
Haradinay Kosova Kurtuluş Ordusu’nda komutanlık yapmış eski bir gerilla. Ama
Lahey’deki savaş suçları mahkemesinde iki kez yargılanmış ve ikisinde de delil
yetersizliğinden beraat etmişti.[10] Ama yeni yargılama savaş suçlarıyla
değil, savaş sırasında ve sonrasında işlenmiş organ kaçakçılığı, sadece
organları için insanların öldürülmesi, insan ticareti gibi suçlarla ilgili. 12
Aralık 2010’da UÇK’nın işlediği bu tür suçlarla ilgili yayınlanan Dick Marty
raporundan[11] beri de bu mahkeme gündemdeydi ve
mahkeme 2016’da kuruldu. Raporda Thaçi’yi de suçlayan ifadeler bulunuyor. İşte
Haradinay yeni yargılama için 19 Temmuz 2019’da başbakanlıktan istifa etmek
zorunda kalınca Albin Kurti’yi iktidara getiren 8 Ekim erken seçimlerine
gidildi. Bu arada belirtelim ki Kurti, UÇK’nın savaşçısı olmamış ikinci
başbakandı.


ABD Balkanlara Hızlı Döndü


Özetlersek Kurti’nin düşürülmesinde üç ana sebep vardı: 1-İçişleri
Bakanını görevden alması, 2-Sırbistan’a uyguladığı gümrük vergisini
düşürmemesi, 3-Sırp Belediyeler Birliği’ni işler hale getirmemesi. Son ikisi
Sırbistan’ı Kosova’nın bağımsızlığını tanımaya zorlamak için getirildi.[12] Haradinay’ın mirası ama Albin Kurti
de benimsiyor. Zaten Albin Kurti bunları yıllardır savunuyordu. Haradinay
getirdi ve Kurti de ancak karşılıklılık esası uyarınca kaldıracağını söyledi.
İkisinin de iktidarına mâl oldu. Kurti’nin Başbakanlık makamındaki Kosova
bayrağını kaldırıp Arnavutluk bayrağını asması ve tebrik ziyaretine gelen
büyükelçileri bu bayrakla karşılamasının yarattığı diplomatik krizi de
hatırlamak gerekir. Kural dışı oynayacağının belirtileriydi bunlar.


Bu arada ABD, bir süreliğine Balkanlara ilgisini kaybetmiş
görünüyordu lakin ABD Başkanı Trump bir ay arayla Balkanlar için iki ayrı özel temsilci atadı. Üstelik
biri (Richard Grenell) sadece Kosova-Sırbistan görüşmeleri için atanmıştı,[13] demek ki Almanya’ya tanınan
süre dolmuş.
 Diğer diplomat, ABD’nin Batı Balkanlar Özel
Temsilcisi olarak atandı ve belki de AB’nin 24 Mart 2020’de (Korona virüsü
paniği ortamında) Arnavutluk ve Makedonya’yla üyelik müzakerelerine başlamaya
hazır olduğunu açıklamasında bunun etkisi olmuştur. Zîra Ekim 2019’da özellikle
Fransa, bu iki ülke için üyelik müzakerelerinin açılmasına kesinlikle karşı
çıkıyordu ve Macron, Rusya ve Çin’in Balkanlardaki etkisinin artmasına sebep
olmakla suçlanmıştı. Yunanistan-Makedonya isim anlaşmasına tarafları zorlayan
akıl da yine Rusya ve Türkiye’nin önünü kesme saikiyle hareket
ediyordu. Bu çerçevede Balkanlardaki siyasi gelişmeler sadece bölge ülkelerini
etkilemiyor, Kosova-Sırbistan müzakereleri de öyle. ABD, Balkanlara geri
döndüğüne göre Almanya’nın (AB’nin) öngördüğünden farklı bir anlaşma metnini
Kosova ve Sırbistan’a önerebilir mi? Önerebilir. Maksadı pozisyon belirlemekse
yapar. Adı “taraflar anlaştı” olur ya da Annan Planı, Ahtisaari Planı gibi isim
verilir ama olacaksa olur.


Yolsuzluk ve Kaçakçılıkla Mücadele


Albin Kurti için güven oylaması başlatılmasına sebep gösterilen
koalisyon ortağı LDK’nin vekili (Podujeva eski belediye başkanı) Agim Veliu’nun
İçişleri ve Kamu Yönetimi Bakanlığı görevinden alınması konusuna da değinmek
gerekir. Bakanın görevden alınma gerekçesi, Korona virüsü ile ilgili yaptığı
açıklamanın halkta panik ve endişeye neden olması şeklinde açıklandı. Çünkü
Veliu, saat başı vakaların arttığını söylemiş ve Kosova Cumhurbaşkanı Thaçi’nin
olağanüstü hâl ilan edilmesi gerektiği yönündeki sözlerini desteklemişti. Öte
yandan Albin Kurti, bazı siyasileri, belediye başkanlarını yakından
ilgilendiren yolsuzluk ve özellikle Kosova’nın kuzeyinde yine üst düzey
siyasilerin de adının karıştığı uyuşturucu ticaretine karşı mücadele başlatmıştı.
İçişleri Bakanının samimi desteğini gerektiren bu hamlede Kurti hayal
kırıklığına uğramış olabilir… Güven oylamasının yolsuzlukla mücadelenin
ciddiyetiyle de ilgisi olduğunu, belirtmeye gerek var mı? En azından sokaktaki
algı böyle oldu. Bu husus Albin Kurti’ye güveni arttıracak ve bir sonraki
seçime de daha fazla oy olarak yansıyacaktır.


Sonuçta Albin Kurti hükümeti, kurulduktan 51 gün sonra, koalisyon
ortağının talebiyle yapılan güven oylaması sonucunda düşürüldü. 117
milletvekilinin katılımıyla yapılan oylamada 82 evet, 32 red ve 1 çekimser oy
kullanıldı. Vetëvendosje’nin 29 oyuna 3 LDK’li vekilin oyu eklenmişti. Tek
çekimser oyun sahibi de Kosova Demokratik Türk Partisi lideri Fikrim Damka’ydı.
Korona virüsü nedeniyle erken seçim beklenmiyor. Yeni hükümeti kurma görevini
kime vereceği konusunda Cumhurbaşkanı Thaçi, Kosova Anayasasına göre tamamen
serbest. Hiçbir parti tek başına hükümet kurma yeterliliğinde değil. Hükümet
krizleri de istenmiyor. Bu nedenle Thaçi’nin koalisyonu yürütebilecek bir isim
seçmesi gerekecek. Ancak teknokrat bir hükümet kurulmasının da yolu açık.


Albin Kurti düşürüldü. Ama bir açıdan bazı isimlere
muhalefette olmanın daha çok yakıştığını söyleyebiliriz
. Albin
Kurti gibi bir isim Kosova’nın AB ve NATO, hatta BM üyeliği için devletin
egemenliğinden feragat anlamına gelen adımların atılmasına karşı çıkan eylem ve
söylevleriyle ülkesine daha fazla hizmet etmiş oluyor. Başbakan
kalsaydı/kalınca eninde sonunda bu adımları atmak zorunda kalacaktı.
“Karşılıklılık ülkeler arasında yol gösterici prensiptir ve Kosova egemen bir
ülkedir!” sözlerini çiğneyecekti. Çünkü aslında Başbakanlığına seçildiği
devlet, onun karşı çıktığı Ahtisaari Planının bir parçası.[14] İdealinde haklı olsa da
uluslararası siyaset, dengeler, sistem, küresel güçlerin beklenti ve dizaynları
farklı bir gerçeklik sunuyor. Tek başına iktidara gelmesi elbette mümkün.
Hakkında muhtemelen bir yerde saklanan suç dosyaları da yok. Güven oylamasını
kaybedince “Çünkü
kimsenin bahis atı değil
.” denildi. Bir gün birinin bahis atı
olur mu bilmiyoruz ama güçlü şekilde iktidara da gelse eninde sonunda
Kosova’nın bağımsızlık iradesine iliştirilmiş kısıtlama, şartlar ve kendisinden
öncekilerin “taviz”leriyle bağlı olacak.


Kurti yıllar önce konuştuğumuzda[15] “Kosova sorun değildir. Sırbistan sorundur. Sırbistan’ın değil de
Kosova’nın sorun olduğu tanımı üzerinden giderseniz, Sırbistan sorunun çözümü
olacaktır. Müzakerelerin başlatılmasına bu nedenle son derece kızgınız ve
karşıyız. Çünkü bunun yanlış bir yöntem olduğunu düşünüyoruz. Biz, Sırbistan
sorundur ve anti-demokratik UNMIK bunun parçasıdır; Kosova insanı da çözümdür,
diyoruz. Bu en önemli farkımız
.” demişti. Evet, ilk düğme yanlış
iliklendi ama şimdi başa dönmesi mümkün değil. Süreci anlatırken de “1995’deki iki
an Arnavutlar ve Kosova için çok önemlidir. İki olay, iki gerçeği ortaya
çıkardı: 1- Eğer savaşmazsanız, ciddiye alınmazsınız, Dayton bunun
göstergesidir. 2- Yugoslav ordusu yenilebilir, Hırvatistan’ın yaptığı gibi. Bu
iki fenomen Kosova toplumunun tüm halet-i ruhiyesini değiştirdi
.”
İşte Albin Kurti, halkın isterse süreci tersine çevireceğine inanırken bu tespitine
dayanıyor. Ama kaybedecek fazla şeyi kalmayan halkın direnci ile iyi-kötü
düzenini oturtmuş bir halkın direnci, eşit olmuyor. Üstelik Arnavutlar,
Sırbistan’a karşı savaşabilir ama ezeli düşmanlarına karşı güvenlik sağladığına
inandıkları ABD, AB ve BM’yi illa ki dost olarak görür. Albin Kurti de dâhil.
Kurti’nin ulaşmak istediği hedeflerin önünde de gerçekte Sırbistan değil
bölgede istikrar ve barış sağlamak adına belirlenmiş kurallar duruyor.
Kosovalılar, bu kurallara karşı çıkmanın ülkeye gelecek mali, askeri, siyasi
desteğin kesilmesine sebep olmasından korkuyor. Bu nedenle Kurti’yi iktidara
daha güçlü taşıyacak olan dış ilişkileri ve bağları etkileyecek politikaları
değil ülke içindeki yönetim sorunlarını ve siyasi ahlâksızlıkları çözecek
formülleridir.


Bu makale, Diplomatic
Observer 
dergisinin April 2020/146 sayısında “The US Storm
Over Kosova
” başlığıyla yayınlanan makalenin geniş halidir.


[1] Birleşmiş Milletler Kosova Geçici Yönetim Misyonu, BM
Güvenlik Konseyi’nin 1244 sayılı kararıyla 10 Haziran 1999’da kuruldu. BM
Sekreterinin atadığı Özel Temsilci yöneticidir.


[2] Avrupa Birliği Hukukun Üstünlüğü Misyonu, polis ve yardı
kurumlarını desteklemek için Şubat 2008’de kuruldu. Yetkili gücü 503 kişidir.
Kosova polisine, EULEX polisi destek verir. EULEX hakim ve yargıçları, 2018’e
dek Kosova adalet sisteminin parçasıydı. Görülen davaları izlemeyi sürdürüyor.


[3] Isa Mustafa reagon për herë të parë pas rrëzimit të qeverisë
Kurti, ,https://www.tpz.al/2020/03/25/isa-mustafa-reagon-per-here-te-pare-pas-rrezimit-te-qeverise-kurti/,
25 Mars 2020


[4] Joint Statement of Special Presidential Envoy Richard
Grenell, Ambassador Philip Kosnett, and Special Representative for the Western
Balkans Matthew Palmer on Kosovo, https://www.state.gov/joint-statement-of-special-presidential-envoy-richard-grenell-ambassador-philip-kosnett-and-special-representative-for-the-western-balkans-matthew-palmer-on-kosovo/


[5]Aslında Kurti, güven oylamasından bir gün önce Sırbistan’a
uyguladığı vergide bir değişikliğe gitti ve sadece hammadde üzerindeki yüzde
100 gümrük vergisini, 1 Nisan’dan itibaren yürürlüğe girecek şekilde
kaldırdığını ve tüm konularda karşılıklılık uygulanacağını açıkladı.


[6] US Dismisses Kurti’s Claims About Secret Land Swap Talks,
Balkan Insight, 27 March 2020


[7] Detaylar için bkz Gözde Kılıç Yaşın, Kosova-Sırbistan
Müzakereleri: Arazi Değişimi Seçeneği,
 Diplomatik Gözlem, Eylül 2018;
ayrıca Gözde Kılıç Yaşın, Kosova
-Sırbistan görüşmeleri: Ordu, Vergi, Sınır Düzenlemesi Kıskacında İstikrar,
 Diplomatik
Gözlem, Şubat 2019


[8] Kosovalı Sırplar Ahtisaari Planı’yla Belgrad’la doğrudan
iletişim, Sırbistan belediyeleri ile işbirliği, yüksek öğretim ve sağlık
konularında kendi belediyelerinde doğrudan karar verebilme, Sırbistan Millî
Eğitim müfredatını takip etme haklarını elde etmiş, belediyelerde 5 bin nüfusa
ulaşıyorsa kendi bayraklarını çekme, kendi anadilini resmi dil olarak kullanma,
kamu kurumlarında nüfusları oranında yer alma gibi haklarla donatılmıştı, Sırp
Kilisesi de özerkleşmişti.


[9] https://www.b92.net/eng/news/politics.php?yyyy=2018&mm=08&dd=24&nav_id=104932


[10] Yargılandığı mahkeme, savaş suçları için kurulan
uluslararası bir mahkemedir. Ama şimdi çağrıldığı mahkeme yine Lahey’de olsa da
Kosova kanunlarına göre yargılama yapan ayrı bir yer. Masraflarını AB’nin
karşıladığı bu özel mahkeme, 1998-99’daki savaş ve sonrasında işlenen insan
ticareti, organ kaçakçılığı, mala-servete el koyma, sivil öldürme, etnik
azınlıklar ve siyasi rakiplere karşı işlenen suçları ele alıyor.


[11] Dick Marty’nin raporu için bkz. https://assembly.coe.int/CommitteeDocs/2010/20101218_ajdoc462010provamended.pdf)
Doğrusu raporda Kosova’nın mevcut Cumhurbaşkanı Thaçi’nin Haradinay’dan daha
tehlikeli ve suçların merkezinde olduğu ifade edilmekteydi. Bu yüzden bazı
Kosovalılar yargılanma korkusu nedeniyle Thaçi’nin “İplerinin dışarıda
olduğunu” söylemektedir.


[12] Sırbistan, Kosova’nın İnterpol’e katılma isteğini
engelleyince Haradinay karşılık olarak gümrük vergisini getirmişti.


[13] Grenell, ABD Başkanının Kosova-Sırbistan diyalogu Özel
Elçisi olarak Eylül 2019’da, Matthew Palmer de ABD Batı Balkanlar Özel Elçisi
olarak Kasım 2019’da atandı. Gözde Kılıç Yaşın, 2020’de
Balkan Siyaseti ve Yeni Arayışlar
, Diplomatik Gözlem, Ocak 2020


[14] Ahtisaari Planı, Kosova Devletinin kuruluş anlaşmasıdır ve
Anayasasıyla bağımsızlık bildirisinin parçasıdır ama Kosova da Ahtisaari
Planının bir parçasıdır.


[15] Gözde Kılıç Yaşın, Bağımlı Bağımsızlıktan Tam Bağımsızlığa
Kosova: Lëvizja Vetëvendosje!, 2023 dergisi, Ocak 2012

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet