BAE CASUSLARI NEYİN PEŞİNDE ???

Birleşik Arap Emirlikleri(BAE) adına çalışan
iki istihbarat yetkilisi İstanbul’da casusluk iddiasıyla tutuklandı. Tutuklanan
iki şüphelinin Cemal Kaşıkçı cinayeti ile bağlantılı olan bir kişiyle de
görüştüğü belirtildi. Ortadoğu’da siyonist çete ve ABD ile sayısız suikastlere
imza atan BAE ajanlarının İstanbul’da yakalanması, ‘BAE’nin casusları neyin
peşinde’ sorusunu da beraberinde getirdi.


BAE
adına çalışan iki ajanın, İstanbul emniyetinde yapılan sorgularında Birleşik
Arap Emirlikleri’ne çalıştıklarını itiraf ettikleri belirtildi. İki ajanın
Ankara ve İstanbul’da içerisinde bulundukları yoğun telefon ve görüşme
trafiğinin dikkat çekmesi üzerine teknik ve fiziki takibe alındıkları
kaydedildi.


Ajanların,
Milli İstihbarat Teşkilatı tarafından takip edildiği ve bu takip sırasında
Ankara, İzmir, İstanbul ve Diyarbakır’da çok sayıda kişiyle görüştükleri tespit
edildiği kaydedildi.


Yakalanan
kişilerden birinin Cemal Kaşıkçı soruşturmasıyla bağlantılı bir kişiyle telefon
görüşmesi de yaptığı bildirildi.


BAE AJANLARLA İLGİLİ TALEPTE BULUNMADI


MİT’in
elde ettiği bulgular üzerine Pazartesi günü MİT ve İstanbul Emniyeti’nin ortak
operasyonu ile yakalanan BAE ajanlarının sorgularında itiraflarda bulundukları
öğrenildi.


Sorgulamaları
devam eden iki görevlinin Kaşıkçı cinayeti sonrası Türkiye’de istihbarat ağını
kaybeden Suudi Arabistan’ın yerine Türkiye’de yeni bir ağ oluşturmaya çalıştığı
belirlendi.


İki
istihbaratçının BAE adına çalıştıklarını itiraf etmelerine karşın, Pazartesi
gününden bu yana BAE makamlarında ajanlarla ilgili herhangi bir talep gelmediği
ifade edildi. MİT ve İstanbul Emniyeti’nin bu operasyonu aynı zamanda, yabancı
istihbarat örgütlerinin İstanbul’da yapacakları olası toplantıların
engellenmesiyle ilgili olarak önemli bir mesaj da taşıyor.


“BAE TÜRKİYE’DE FAALİYET İÇERİSİNDE”


Konuyu
gazetemize değerlendiren Filistinli akademisyen Dr. Muin Naim, “Türkiye’de
yakalanan Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) adamları başta Filistinli,
Mısırlı ve Arap dünyasından gelenlerin çalışmalarını takip etmiş. Yakalanan
şahıslar Türkiye’de casusluk faaliyetlerinde bulunduklarına dair ciddi ithamlar
var. Özellikle Arap dünyasında yaşayan halkların taleplerine ve çıkarlarının
tersine, onların sesine kulak tıkayan BAE’nin Türkiye’de de faaliyet içerisinde
olduğunu görüyoruz. BAE, sadece Arap baharına karşı değil, aynı zamanda
bölgedeki ABD karşıtı olan her gücün karşısında yer alıyor. Yakalanan şahıslara
ithaf edilen iddiaların doğru çıkması halinde, kendi ülkelerindeki zulümden
kaçan veya siyonist çete ve ABD’nin mazlumları takip etmeleri kimin hizmetinde
olduklarını çok net bir şekilde ortaya çıkarmaktadır. BAE, çok net bir şekilde
siyonist çetenin hizmetinde çalışmaktadır. Asıl bu noktaya odaklanmamız lazım.
Yakalanan kişilerin Muhammed Dahlan’ın adamları olduğu söylemi, işi basite
almaktan başka birşey değildir. Burada asıl odaklanmamız gereken nokta siyonist
çete ve ABD’ye hizmet eden BAE’nin bölgedeki casusluk faaliyetleridir. Küçük
taşeronlara takılmanın doğru olduğunu düşünmüyorum.” şeklinde konuştu.


“BAE’NİN HEDEFİ SİYONİST ÇETEYE KARŞI DURAN BÜTÜN
GRUPLARDIR”


BAE’nin
Ortadoğu’da işgal çetesi ve ABD adına kirli işler yaptığına dikkat çeken Naim,
“BAE’nin Türkiye gibi bir ülkede böyle bir eyleme girişmesi, Türkiye’nin
çıkarlarını da tehdit ettiğini ve ülkenin bağımsızlığı adına bir tehdit olarak
algılıyorum. Şayet bu casusların verdiği bilgilerle burada bazı isimlere
suikast yapılırsa, Türkiye’nin bölge halkları nezdinde olan itibarı sarsılır.
Bu önemli noktayı atlamamak gerekir. Bir devletin içerisinde casusluk faaliyeti
yapmak, o devlete karşı bir suçtur. BAE bugün burada casusluk faaliyeti
yapıyorsa, son dönemlerde Tunus, Malezya ve başka ülkelerde yapılan suikastleri
de hatırlatıyor bizlere. Bunu kime ve neye karşı hazırlıyorlar? Filistinli,
İHVAN mensupları ve diğer gruplar hakkında topladıkları bilgi ile ne yapmak
istiyorlar? Burada belki gözden kaçan bir durum var. casuslukla suçlanan
BAE’nin adamları sadece HAMAS ve İHVAN mensuplarını takibe alıp bilgi
toplamamış, aynı zamanda Türkiye’de bulunan Filistin Büyükelçiliği hakkında da
bilgi toplamışlar. Demek ki bunların hedefi sadece belli bir kitle değil, tüm
Filistinliler ve Siyonist çeteye karşı duran bütün gruplardır. Burada piyonlara
takılmamak lazım, asıl olan bu piyonları yöneten işgal çetesi ve ABD’dir.”
ifadelerini kullandı.


“AJANLAR, ADI BİRÇOK KİRLİ İŞLE ANILAN DAHLAN İLE
BAĞLANTILI”


Yakalanan
ajanların, daha önce Gazze’de Hacc’a gitmek isteyen Filistinlilerin otobüsüne
bombalı saldırı girişiminde bulunduklarını belirten Gazetemizin Genel Müdürü
Mehmet Sait Özcan, “BAE’li iki ajandan birinin 2008’de Gazze’de hacca gitmek
isteyen bir otobüsü bombalama eyleminde bulunmak üzereyken yakalanan Dahlan’ın
adamlarından Semir Şaban olduğu tespit edilmiş durumda. Ajanslara geçilen
bilgilere göre yapılan teknik ve fiziki takip sonucu bu ajanların İstanbul,
Ankara, İzmir ve Diyarbakır’a gittikleri; bilgi topladıkları ve temaslarda
bulundukları belirtiliyor. Bu ajanların, işgal rejimiyle işbirliği içinde
bulunan Filistin’in kötü adamı Dahlan’ın adamları olduğu iddia ediliyor.
Muhammed Dahlan’ı biliyorsunuz; Filistin’de yaptığı tahribatların,
yolsuzlukların haddi hesabı yoktur. Filistin’de tutunamayan Dahlan, ABD ve
işgalci İsrailce desteklenen BAE merkezli ve Mısır’daki cunta dahil körfez Arap
ülkelerinin tüm kirli işlerini yapan taşerona dönüşmüştür. Ancak BAE’nin,
özellikle Arap Baharı sonrası batılı güçler ve siyonist israil tarafından arap
coğrafyasında batıya ve israile tehlike arz edebilecek tüm gelişmelere karşı
hamleler yaptığını görebilmekteyiz. Açıktan söylemek gerekirse BAE,
evanjelistlerin yönettiği ABD’nin direktifiyle hareket eden, işgalci israille
sıkı fıkı bir ilişki içine girmiş ve güvenliği için çalışan kirli bir
emirliktir.” şeklinde konuştu.  


“BAE, CIA VE MOSSAD’IN MENFAATLERİNİ ÖNCELEYEN BİRÇOK
ÇALIŞMAYA İMZA ATTI”


“BAE,
Yemen’de devam eden savaşta koalisyonun hava bombardımanları dışında karada
Amerikalı paramiliter katilleri kullanıyor ve bu katillerin şu ana kadar birçok
suikastı gerçekleştirdiği biliniyor.” Diyen Özcan, şöyle konuştu: “Diğer yandan
BAE, Arap baharının ilk durağı Tunus’ta Nahda hareketi lideri Gannuşi’ye karşı
seküler zihniyete sahip Sibsi’ye finansal destek sağlamış ardından ülkede iki
muhalefet liderine düzenlenen faili meçhul! suikastle Tunus’ta gidişat
değişmişti. Batılı ülkeler, kendi direktiflerine uydukları için destekledikleri
birçok diktatörün devrildiği arap baharında kimi ülkelere bizzat müdahale
ettiler. Ardından ise Suudi ve BAE üzerinden bu ülkelere müdahalelerini
sürdürdüler ve sürdürmeye devam ediyorlar. Bu minvalde BAE’nin CIA ve MOSSAD
istihbarat örgütleriyle israilin menfaatlerini önceleyen birçok çalışmaya imza
attığı söylenebilir.“


“TÜRKİYE KENDİSİNE SIĞINAN MAZLUMLARA SAHİP
KORUMALIDIR SAHİP ÇIKMALIDIR”


BAE’nin
işgal çetesinin emriyle birçok suikaste imza attığına dikkat çeken Özcan,
“Dubai’de Mossad tarafından şehid edilen Mabhuh, Malezya’da şehid edilen
mühendis Dr. Fadi el Bataş ve daha birçok isme suikastlerin Mossad tarafından
yapılsa da bu yakalanan BAE’li ajanların Türkiye’de topladığı HAMAS ve İhvan
üyelerine ait istihbarat bilgilerinin de işgal rejimiyle aralarında su sızmayan
BAE istihbaratı tarafından Mossad’la paylaşıldığı anlaşılıyor. Ve bu da
geçmişte Mossad’ın yaptığı birçok suikastın arkasında BAE’nin de olabileceği
gerçeğini ortaya çıkarıyor. Ancak burada bilinmesi gereken BAE’nin aktör değil
taşeron olduğu ve ABD-israil merkezli evanjelist siyonistlerin; Filistin’den
sürülen yada Mısır’dan veya farklı bir İslam coğrafyasından Türkiye’ye ve diğer
İslam ülkelerine hicret eden Müslümanları fişleme görevini yerli işbirlikçi
ajanları üzerinden yürüttüğü gerçeğini bize gösteriyor. BAE’nin bu ajanlarından
birinin Cemal kaşıkçı cinayetiyle de ilişkili olabileceğine dair söylemler de
muhtemelen doğrudur araştırılması halinde bu ajanların da işin içerisinde
oldukları ortaya çıkabilir. İslam ülkelerinde batı destekli yönetimlerin
yaptıkları darbe ve dahi zulümlerden dolayı Türkiye’ye hicret eden Müslümanlara
Ensar olan Türkiye halkına ve hükümetine düşen görev; ölümlerden, zulümlerden
kaçarak kendine sığınan bu mazlumlara sahip çıkmak ve bu tür şer yapılanmalara
karşı bu Müslümanları korumaktır, sahip çıkmaktır.” ifadelerini kullandı.