TÜRKİ CUMHURİYETLER

Jale TEBRİZİ ile Özel
Röportaj : Azerbaycan Mahpusları Ciddi tehlikededir


12
Nisan 2020


Birinci bölüm

Jale TEBRİZİ hanımefendi halen Fransa Paris şehrinde yaşıyor. Uzun yıllardır
insan hakları konusunda uluslararası boyutlarda özellikle İran’da gerçekleşen
sistematik insan hakları ihlallerin büyük titizlikle takip edip BMT ve
uluslararası insan hakları konusunda yetkili kurum ve kuruluşlar gündemine
taşıyan saygıdeğer aktivist ve düşünürdür. 2010 yılından günümüze kadar
kurucusu olduğu ve başkanlığını yürüttüğü “Erk İnsan Hakları Cemiyetini”
özellikle Güney Azerbaycan Türk milli aktivistlerin temel haklarının korunması
üzere paha biçilmez faaliyetler yapmış.

Jale TEBRİZİ hanımefendiyle İran’da yaşanan virüs krizinin özellikle siyasi ve inanç
mahpuslarına yönelik olası tehlikeler ve İran İslam Cumhuriyetinin davranış
biçimleri konulu röportajımız 2 bölümden oluşmaktadır.

Celal Ruşen: Tahminen son iki ayda tüm dünyada olduğu gibi İran’da da korona
tipi covid-19 virüsü yayılmaya geniş bir biçimde yayılmaya başladı. İran
yönetimi salgının durdurulması ve ya yavaşlatılması konusunda az çok
girişimleri oldu, öncelikle sizden bir milli ve önemli insan hakları aktivisti
olarak bu konuda değerlendirmenizi sormak istiyorum, yönetimin bu girişimlerini
nasıl değerlendiriyorsunuz?

Jale TEBRİZİ: size ve okurlarınıza selamlarımı ve saygılarımı sunuyorum
öncelikle. Kafkassam merkezinin sorumlularına da aynı zamanda ve size teşekkür
ediyorum davetinizden dolayı.

Bildiğiniz üzere korona virüsü dünyada yayıldığı gibi İran’da da geniş
yayılmıştır, fakat İran’da bununla ilgili haberleri boykot ederek gizlediler.
Bilindiği üzere seçimler söz konusu idi. Seçimler yapılabilsin ve engellenmesin
diye bu konuyla ilgili vakaları ve ölümler saklandı fakat hastaneler dolup
taşıyor ve ölümler gerçekleşiyordu. Bunun üzerine iş zıvanadan çıktı. İslami
rejim kontrol edemedi, sağlık bakanı yalan söyledi, cumhurbaşkanı Ruhani yalan
söyledi. Şimdide yönetimin resmi açıklamalarının aksine vaka ve ölüm sayısı çok
daha yüksektir. Verdikleri sayılar kesinlikle doğru değil. İran konusunda
uluslararası veriler çok daha ölümlerin ve vakaların öldüğünü gösteriyor.

Bir taraftan da biliyorsunuz orada sağlık imkanları oldukça kısıtlıdır.
Yardımda bulunmak isteyen devletlerin önerisi de İran yönetimi tarafından
reddedildi. Aynı zamanda sınır tanımayan hekimler İran’a İsfahan şehrine
gitmişlerdi orada Yardım için bulunuyorlardı, onları bile 24 saat içinde sınır
dışı ederek faaliyetlerine izin verilmedi. Dünya Sağlık Örgütünün tahsis ettiği
tıbbi yardımlar pazarlarda satıldı. Bunun içinde insan hakları savunucusu
gruplar Dünya Sağlık örgütünde kendilerinin bu tıbbi yardımları İran
hastanelerine ulaştırmaları yönünde ricada ve istekte bulundular. Gelinen nokta
İran yönetimi ekonomik durumların daha da kötüleşmesinden endişe ederek
insanlara sokağa çıkmaları yönünde izin veriyor. İşbaşı yapmalarını istiyor.
Bugün bile bir haber okudum bildiğiniz üzere birkaç gün sonra Şii mezhebinin
12. imamı olan Mehdi’nin doğum günüdür, bugün İran’da Bayram gibi
kutlanmaktadır, geniş bir biçimde halktan dua etmeleri isteniyor. Aynı zamanda
dışarı çıkmak için hiçbir kısıtlamanın olmadığından dolayı da salgının daha da
yayılmasından endişeliyiz.


Celal RUŞEN: bu salgın hedefinde bütün
kesimler var elbette fakat özellikle bir kesim var ki daha da tehlike
altındadır, sizin de yakın en doğrudan Bu konuyla ilgilendiğinizi üstünde
çalıştığımızı biliyoruz, O da İran hapishanelerinde olan mahpuslardır. çeşitli
sayılar bu konuda son dönemde Birleşmiş Milletler insan hakları komisyonunun
raportoru 176000 ahpusun İran hapishanelerinde olduğunu söyledi, Siz bu konuda
ne düşünüyorsunuz, sizin elinizde bu konu ile ilgili bir veri var mı acaba?


Jale REBRİZİ: İnsan hakları Komisyonu
tarafından söylenen bu sayılar İran devletinin ibraz ettiği verilerdir. Corona
virüsü konusunda İran’ın verdiği sayılar kesinlikle yanlış ve gerçeklikten
uzaktır diye düşünüyorum. İran hapishanelerinde olan Mahpus sayısı çok daha
fazladır. İran yargı sözcüsünün söylediklerine Esasen, 260.000 Mahpus var, 100.000
mahpusa izin verilmiş, 10.000 Mahpus ise affedilmiş diyor. Önemli bir konu daha
var ona değinmek istiyorum, hapishanelerde sadece hüküm giyenlerin sayısını
veriyorlar, hüküm giymemiş fakat tutuklu olanların, mahkeme bekleyenlerin, aynı
zamanda Devrim Muhafızları istihbaratının nezarethanelerinde olanlar ve ya
İstihbarat Bakanlığının hapishanelerinde olanların sayısı belli değil. Bu
tutuklular o verilen sayılara dahil değildir. Sonuç olarak gerçek sayının
söylenen resmi sayının çok daha üstünde olduğunu eminlikle söyleyebilirim. Şunu
da belirtmek isterim Birleşmiş Milletlerin verileri devletin verileri ile
aynıdır. Rejim ise hiçbir zaman doğru verileri söylemiyor ve saklıyor. Örnek
olarak şimdiye kadar Birleşmiş Milletlerin birçok kez İran devletinden ülkede
azınlıklar konusunda doğru veriler ve bilgiler istemesine rağmen, hiçbir zaman
bu konuda veriler ve sayılar vermemiştir.


Celal RUŞEN: Bu arada İran hapis
hapishanelerinde siyasi ve inanç mahpusların özellikle bu konuda can tehlikesi
söz konusudur. son 2 ayda sizin gibi insan hakları aktivistlerin girişimleri ve
çalışmaları sonucu bu tehlikenin çok ciddi boyutlarda olduğunu herkes fark
etti. İran İslam Cumhuriyeti tarafında özellikle siyasi mahpuslara yönelik bu
kovid-19 virüsü ortaya çıktıktan sonra bu tehlikenin boyutları nelerdir?
özellikle Güney Azerbaycan Türk siyasi aktivistleri konusunda bu tehlikeler
hangi boyutlardadır?


Jale TEBRİZİ: Bildiğiniz üzere milli
hareketimizin üyeleri şimdi çeşitli hapishanelerdeler, Evin hapishanesi,
Tahran, Racai Şehir, Karej, Tebriz, Zengan, Marağa, Ahar ve…, korona virüsünün
Hapishanelerde bulaşma risk oranı ve vakalar o kadar yüksek ki son olarak
isyanlara neden oldu. Şimdi hapiste olan siyasi ve milli Mahpuslarımız bu
salgın nedeniyle çok ciddi risk altındadır. İran yargı başkanı Raisi
mahpusların izine tabi tutulması konusunda bir bildiri yayınladı, fakat bu
bildiride izinden yararlanabilen mahpuslar sadece mali suçlardan dolayı Hüküm
giymiş mahpusları kapsamaktadır. Siyasi ve güvenlik mahpusları kapsamamaktadır.
Bu arada Güvenlik mahpusları dediğimizde İran rejiminin kendisine tehlike
gördüğü mahpuslardan söz ediyoruz. Bu bildiride birde 5 yıl gibi bir şart
konulmuştur. 5 yıldan az hapse mahkum olanlar sadece bu izinden
yararlanabilecekler diye şart koşuldu. Bildiğiniz üzere Hamenei de bu bildiriyi
teyit etti. Ona da döneceğiz. Söylemek gerekir ki bu bildiri son derece
adaletsiz ve ayrımcı ve eşitsizlik ilkesini ihlal eden bir biçimde
hazırlanmıştır. Mahpusların arasında özellikle bu dönemde ayrımcılık yapamazsınız.
Bu bildiri siyasi mahpusları göz ardı etmiş bundan dolayı insan hakları
konusunda tüm kurumlar birleşerek birleşmiş milletlere itiraz etti, BMT’nin
İran konusunda İnsan hakları komisyonu özel röportörüne yazdılar. Bizde kendi
kurumumuz çerçevesinde Erk ceniyeti(kurum) olarak başka Azerbaycan milli
ativistlerle birlikte dünya sağlık örgününe ve BMT’nin yüksek komiserine ve
aynı zamanda İnsan hakları özel röportörüne ve uluslararası af örgütüne
itirazlarımızı bildirdik ve teslim ettik. Bu itirazlarımızda esas isteğimiz
mahpuslarımızın en kısa sürede serbest bırakılmasıydı. Bildiğiniz üzere Milli
hareket olarak birçok hapiste olan aktivistlerimiz bulunmaktadır, onların
durumlarıyla ilgili son derece endişeliyiz, Abbas LİSANİ, Latif HASANİ, Tohid
EMİNİ, SAFABAKHŞ, FARŞİ hapiste olan mahpuslarımızdan sadece bir kaçıdır.

Şimdi Evin hapishanesinde korona virüs görülmüş ve karantinaya alınmış durumda.
Tohid EMİNİ, Kazem SAFABAKHŞ ve FARŞİ Evin hapishanesindeler. Tohid Evin
hapishanesinin 4 numaralı koğuşundadır yani virüsün bulaştığı koğuşta
tutuluyor. Tohid beyin ailesi izin ve serbest kalması için hapishane
yetkililerine müracaat ettiklerinde kendilerine “henüz korona virüse
yakalanmamış ki bırakalım”. Ya da Latif HASANİ’den hiçbir haberimiz yoktur.
Abbas LİSANİ zaten Kronik hastalıktan muzdariptir ve daha da tehelike
altındadır, olası her hangi bir tehlikede sorumluluğu İran rejimine aittir.
Alireza FARŞİ de aynı durumda. Tebriz’den ABDOLMOHAMMAD ZADE, HAMRE hanım Evin
hapishanesinde ve Mojgan SİYAMİ Erdebil şehrinde tutuluyor ve birçok
mahpuslarımız beklemekteler. Aileler rejim tarafından tehdit oluyorlar; insan
hakları savunucuları tehdit oluyorlar. Şimdiye kadar 5 yıl altında hüküm giymiş
bazı mahpuslara izin verilmiş fakat isteğimiz özellikle bu kriz döneminde
hepsinin serbest kalmasıdır.


Celal RUŞEN: Hanımefendi bir az önce
başkanlığını yürüttüğünüz Erk insan hakları cemiyetinin ve başka kuruluşların
BMT’nin insan hakları komisyonuna müracaatından söz ettiniz, bu müracaatlar
sonuç verdimi? Olumlu ise nasıl sonuçlanmış?

Jale TEBRİZİ: kesinlikle olumlu sonucu verdi. BMT’nin insan hakları
komisyonunun özel röportörü BMT insan hakları şurasının mart ayında geçirilen
43. oturumunda resmi itiraz bildirisini sundu. Bu itiraz bildirisi o oturumda
hazır bulunan devletlerin elçilerinin karşısında okundu ve bu doğrultuda
mahpusların serbest kalmaları yönünde istekte bulunuldu. BMT sözcüsü özel bir
bildiri yayınladı ve İran rejiminden aynı isteklerde bulundu. Mart ayının 25.
gününde de BASHRA hanım bir bildiri yayınladı ve özellikle İran’a yönelik “bir
faciadan önce mahpusları serbest bırakmaya mecbursunuz” diye açıkladı.

İran içinde sağlık şartları bu denli vahim durumlardayken hapishanelerin hangi
şartlarda olduğunu tahmin etmek çokta zor değil. Şahsım birkaç defa dünya sağlık
örgütü yetkilileriyle görüştüm ve özellikle bir az önce söylediğim 4. Koğuşun
durumuyla ilgili bilgi vererek İran’da bu konuyu araştırmalarını istedim.
Sağlık örgütü birkaç defa İran’a tıbbi malzemeler götürürken hapishanelerin ve
özellikle 4. Koğuşu konusunda bilgi almak ve ziyaret etmek istemişler fakat ne
ziyarete izin verilmiş ve ne de hiçbir bilgi verilmiştir. Dünya sağlık örgütü
yetkilileri de İran’dan döndükten sonra bu konu üzerine açıklamalar yaptılar ve
İran’ın durumunun hiç iyi olmadığının altını çizdiler.

Ardı var…


Röportajı yapan ve düzenleyen:

Celal RUŞEN

Kafkkassam- Kafkasya Stratejik Araştırmalar Merkezi

İran Masası

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir