SON DAKİKA

Yurtsever ve Açık Bilgi Platformu | Özel Büro İstihbarat Grubu Özel Buro

SOYKIRIMLAR & KATLİAMLAR & SÜRGÜNLER & AYAKLANMALAR

AYAKLANMALAR DOSYASI : Prag Baharı Nasıl Kışa Döndü ????

SOYKIRIMLAR & KATLİAMLAR & SÜRGÜNLER & AYAKLANMALAR
Bu haber 24 Temmuz 2019 - 0:00 'de eklendi.
Whatsapp Paylaş Telegram Paylaş

Prag Baharı Nasıl Kışa
Döndü ????


KAYNAK
: http://www.serenti.org/prag-bahari-nasil-kisa-dondu/




Serenti | 24 Şubat 2017 |




Prag’ın Wenceslas Meydanı; tarih 21 Ağustos
1968… On binlerce Çek meydana tepeden bakan süvari heykelinin etrafında
toplanmış, Rus tankları ise meydana toplanan kalabalığı yarıp ilerlemeye
çalışıyor. Zırhlı araçlardaki bazı Rus askerlerinin sabrı taşmış, ama yine de
sinirlerine hakimler; kalabalığa değil havaya ateş ediyorlar. Kitleler rüzgarda
sallanan sazlar gibi dalgalanıyor, fotoğrafçılar telaşla koşuşturuyor. Sonra
işler karışmaya başlıyor…


Bazı Rus tanklarının arkasına bağlanmış
benzin bidonları tutuşturuluyor. Yorgun troleybüsler devriliyor, son
görevlerini barikat olarak yapıyorlar. Tetikteki parmaklar iyice geriliyor.
Sovyet askerlerinin hedefi, Vinohradska Caddesi’ndeki Çek Radyosu binası. Oysa
burada toplanmış olan on binlerce insan da sabahın köründen beri sansürsüz
haber veren son kanallarını korumaya çalışıyorlar. Sonunda ipler kopuyor ve 15
Çek, burada radyoyu korumak için yaşamını feda ediyor. Radyo, son
dakikalara en önemli mesajlarını sıkıştırmaya çalışıyor: “Sabırlı olun,
provokasyona gelmeyin… Biz yalnızca insancıl bir sosyalizm istiyoruz…”


Radyo susuyor… Sekiz ay süren Prag Baharı, yanan
araçların dumanları arasında sona eriyor, bahar kışa dönüyor. Tekrar gelmesi
için yaklaşık yirmi yıl beklenecek…


1968 Ağustos’unda Varşova Paktı’na üye
ülke askerlerinin Çekoslovakya topraklarına girmesine neden olan
gelişmeler, aynı yılın Ocak ayında Alexander
Dubçek
’in Komünist Partisi Birinci Sekreteri olmasıyla başladı.
Klement Gottwald önderliğindeki komünistler, 1948’de yaptıkları bir darbeyle
Çekoslovakya’da iktidarı ele geçirmişler ve aradan geçen 20 yıl içerisinde
hiçbir muhalefete izin vermemişlerdi.  Komünistlerin rejimi yeniden
şekillendirmesi sürecinde iktidarda olanların tüm siyasal niyetleri, hedefleri
ve eylemleri, bunlara uygun olan siyasal davalarla birlikte yürüdü.


Devrim Kendi Çocuklarını Yer


Bunların önemli bir kısmı, özellikle
Sovyetler Birliği’nde Stalin döneminde gerçekleşen Moskova Duruşmaları gibi
kurgulanmış ve hazırlanmış davalardı. Devlet Mahkemesi Kasım 1948 ile Ocak 1953
arasında 27 bin kişiyi mahkum etti. 1953’de 6 bin 600, 1954’de ise 4 bin 496
kişi suçlu bulundu. Prag’daki en üst mahkemenin 1968’de yaptığı açıklamaya
göre, 1948 sonrasında 83 bin kişi siyasal davalarda çeşitli cezalara
çarptırıldılar. Siyasal tutukluların önemli bir bölümü cezalarını çekmek üzere
Tabor Nucenych Praci’ye (Zorla Çalıştırma Kampları-TNP) gönderildiler.


Fransız Devrimi’nden yaklaşık 50 yıl sonra
(1835) kaleme aldığı “Danton’un Ölümü” adlı dramasında, Karl Georg Büchner’in
çok güzel bir sözü vardır: “Devrim
Saturn gibidir, kendi çocuklarını yer…
” Çekoslovakya’da yaşanan
da tam buydu. Bu dönemde yapılan yargılamalar içinde en göze çarpanı kuşkusuz
Çekoslovakya Komünist Partisi Genel Sekreteri Rudolf Slansky idi. Düzmece bir
yargılama sonrasında 20 Kasım 1952’de Slansky ve 11’i Slansky gibi Yahudi olan
13 komünist önder ve bürokrat Troçkist-Titocu-Siyonist bir karşı-devrimci
komploya karışmaktan suçlu bulundular. Slansky’nin de içinde bulunduğu 11 kişi
idam edilirken 3 kişi de ömür boyu hapse çarptırıldı. İşin trajikomik yanı,
devrim düşmanlarının nasıl bulunacağını göstermeleri için Sovyet danışmanları
ülkeye çağıran Slansky’den başkası değildi.


Ancak 1953 yılında yaşanan ekonomik
bunalımın ardından ilk muhalefet işaretleri yine partinin içinden gelmeye
başladı. Çünkü komünist olmayan muhalefetin ardından parti içinde düşman olarak
lanse edilenlerin tasfiye edilmesinden sonra bile ekonomik durum düzelmemiş,
parti kitlelerden daha da uzaklaşmıştı. Ülke çapında yönetime ve Sovyetlere
karşı başlayan protesto gösterileri, SSCB’nin desteğini alan Çekoslovak
Komünist Partisi tarafından sert önlemlerle bastırıldı. Ancak 1960’lı
yıllarda ekonomik krizin derinleşmeye başlamasıyla, bastırılan muhalefet daha
da güç kazandı.


Parti içinde gelişmekte olan muhalefet
1967’de kendini daha fazla şekillendirmenin adımlarını atıyordu. Çeşitli
çevrelerde ve komisyonlarda yapılan tartışmalar dalga dalga yayılma eğilimi
gösteriyordu. Merkez Komitesi’nin Ekim 1967’de yaptığı toplantının gündeminde
ekonomik reformlar ve Çekler ile Slovaklar arasındaki sorunlar vardı.


Slovaklar Prag yönetiminin
milliyetçiliğinden ve merkeziyetçiliğinden rahatsızlık duyuyorlardı. 9,4
milyonluk Çek nüfusuna karşı, 4,2 milyon Slovak azınlık vardı. Devlet Başkanı Novotni’nin
uygulamaları tüm Slovak azınlığı Çek muhalefeti ile ittifaka itti. Slovak
muhalefeti esas olarak Novotni’nin şahsını hedef alıyor ve Slovaklara eşit
haklar verilmesini talep ediyordu. Çek muhalefetinin tersine, demokratikleşme
Slovaklar için ikincil planda idi. Çek muhaliflerle belki her konuda
anlaşamıyorlardı ama Novotni karşıtlığı ortak noktalarıydı.



Prag Baharı’nın Başlaması


Sonunda muhalefetin baskısıyla, yıllardır
ülkeyi Stalin taraftarı bir anlayışla yöneten Antonin Novotni, 5 Ocak’ta
Birinci Sekreterlikten ayrılmak ve yalnızca devlet başkanı sıfatıyla yetinmek
zorunda kaldı.  Alexander Dubçek’in Birinci Sekreter olması yenilikçi
kanadın büyük zaferiydi. Dubçek, Çekler ile Slovaklar arasında bir denge olarak
görüldüğü için, bu göreve biraz da itilerek gelmişti. Komünist Partisi
tarafından kabul edilen reform programları ile rejimi köklü bir şekilde
değiştirmeyi değil, daha liberal ve ılımlı bir hale getirmeyi amaçlıyordu.


Fakat Novotni karşıtları da bu süreçte üçe
bölünmüştü: Bir yanda bürokrat merkeziyetçi yapı yerine Dubçek’in deyişi ile
“insalcıl sosyalizm”den yana olup sosyalist demokrasinin yapısal olarak
yerleşeceği bir süreci hedefleyenler, diğer yanda Parti’nin konumuna
dokunmayacak, toplumun şekillenmesinde değişikliklere yol açmayacak olan
reformlarla yetinilmesini isteyenler ve bunların karşısında hiçbir reformdan
yana olmayan, Parti’nin ve var olan yapının güçlendirilmesini isteyenler.


Parti içi yönetim değişikliği toplum
içinde de kendini gösterdi. Her tarafta bir özgür tartışma, eleştiri, sorgulama
ve değişim rüzgarı esmeye başladı. Bu aynı zamanda Prag Baharı’nın da fiili
başlangıcını oluşturuyordu. O ana kadar özellikle aydınlar ve Parti
bürokrasisinin üst kademelerinde süren tartışmalar, 1968’in ilk günlerinden
itibaren işçiler arasında da yaşanmaya başladı. Yıllardır süren sansür
yumuşamış, Prag Radyosu’nda yapılan yayınlarda Gottwald dönemindeki siyasi
duruşmalar ve “temizlikler”  açıkça eleştirilmeye başlanmıştı. Basın-yayın
organları üzerindeki denetim, askeri sırların ve devlet sırlarının açığa
çıkarılmasını engelleme göreviyle sınırlandırıldı.


Yine Mart ayında yaşanan en büyük
gelişmelerden biri, Yüksek Mahkeme’nin tüm Stalin dönemi duruşmalarının yeniden
gözden geçirileceğini duyurmasıydı. Bu arada, çoğu Mart ayının ilk yarısı
içerisinde gerçekleştirilen değişikliklerle başta içişleri bakanı ve başsavcı
olmak üzere statüko yanlılarının çoğu görevden alındı; hem parti, hem de devlet
kurumları içerisinde reform yanlıları kilit görevlere getirildi.


Yazdığı mektupla tüm bu değişimlerin
ülkede anarşiye neden olacağını söyleyen Novotni, 22 Mart’ta diğer
görevlerinden de istifa etti ve yerini eski generallerden Ludvik Svoboda’ya
bırakarak siyasetten çekildi.


Bu olaylara 6 Nisan’da yeni bir gelişme
eklendi: Reformist Oldrich Cernik başbakanlığa getirildi. Ordu kademesi de
yapılan tüm reformları destekleyeceğini açıkladı.


Artık içeride reformistlerin önü
açılmıştı. Ama bir de dışarıdakiler, yani hesap verecekleri sözde “kardeş”
komünist partileri vardı…


Ne var ki, ekonomide arzu edilen liberal
yaklaşımlar ve hele düşünce ve ifade özgürlüğü, hem Çekoslovakya’daki tutucu
kesimler hem de diğer Doğu Avrupa ülkeleri ve Rusya’daki iktidarlar tarafından
büyük bir endişeyle izleniyordu.


Bu koşullar altında, ülke içerisindeki
reform karşıtları ülke dışındaki “kardeş partiler” ile temaslarını hemen
artırmışlardı. Slovak Parti şefi Vasil Bilak ile arkadaşları Alois Indra ve
Drahomir Kolder, durumu uzaktan ama yakın bir ilgiyle izleyen Brejnev’e
gönderdikleri gizli mesajlarla telaş yarattılar. Komünist partileri arasında
Temmuz sonunda Slovakya’nın sınıra yakın Cierna kasabasında yapılacak olan
mutabakat arama toplantısında ortaya çıkabilecek herhangi bir uzlaşmayı önlemek
için çağrıda bulundular: “Karşı devrimi önleyin, her ne pahasına olsun…” Bizzat
Brejnev’e ve Rusça yazılan bu mektup, kendi yurttaşlarına karşı dış güçleri
askeri istila hareketine teşvik etmekten başka bir anlam taşımıyordu. 1968
yazında hâlâ Slovak Parti şefi olan Bilak, Ağustos ayında bu görevden
uzaklaştırılacağını düşünerek, müdahaleyi çabuklaştırmak için elinden gelen her
şeyi yaptı.


Bürokratlaşmış ve baskıcı Doğu Avrupa
komünist partileri, 1968’de aynı derecede reform ihtiyacı içerisindeydiler; ama
bunu yapmaya cesaretleri yoktu. 23 Mart’ta Dresden’de yapılan bir toplantıda,
Sovyet Bloku ülkelerinin parti temsilcileri Dubçek’i reformlardan vazgeçirmeye
çalıştılar, ama başaramadılar. Bu dönemde Brejnev, “bekle gör” politikası
izlerken, özellikle Doğu Alman parti şefi Ulbricht ile Polonya parti şefi
Gomulka, şiddetle müdahale taraftarıydı.


1956 yılında Macar Devrimi sırasında
Sovyet tanklarının acısını yaşayan Macarlar orta bir yol izliyor, Romenler ise
Çekleri destekliyor, çoktandır bağımsız bir yol izleyen Yugoslavlar da onları
destekliyorlardı.


Diğer yandan Ruslar da tereddüt
içerisindeydiler. Soğuk Savaş’ın sürmesine rağmen giderek gelişmekte olan
yumuşama adımlarını kesmek de işlerine gelmiyordu.


Çekoslovakya Komünist Partisi Merkez
Komitesi 5 Nisan’da yaptığı toplantıda yeni bir Eylem Programı’nı kabul etti.
Eylem Programı, insancıl sosyalizmin uygulamaya konduğunu gösteriyordu:


Komünist Partisi öncü rolünü toplumun
üzerinde egemen olarak değil, onun özgür ve ilerici sosyalist gelişmesine
kendini adamış bir şekilde hizmet ederek gerçekleştirir. Parti otoritesini
dayatamaz, bunun parti faaliyeti yoluyla tekrar tekrar kazanılması gerekir.


4 Mayıs’ta Dubçek, başbakan Çernik ve
meclis başkanı Smirkovski’nin de dahil olduğu bir heyet Moskova’ya giderek SBKP
önderleri ile görüştüler. Sovyet liderleri gelişmelerden duydukları
hoşnutsuzluğu dile getirdiler. Çekoslovak heyeti ise ekonomik yardım isteğinde
bulundu. Ancak Piyasa Sosyalizmi adı altında Çekoslovak ekonomisindeki tüketim
malları üretimine doğru bir kayışa muhalefetini ifade eden SBKP önderleri
toplantıda anlaşma sağlanamaması üzerine ekonomik yardımı da vermeyeceklerdi.


1968, birçok gelişmenin yanı sıra dünya
komünist partileri arasındaki son bağların da kopmak üzere olduğu yıldı.
Çekoslovakya Komünist Partisi Merkez Komitesi’nin Haziran ayı başında yaptığı
toplantı sonucunda Çekoslovakya’nın sosyalizme doğru “bağımsız bir yol”
izleyeceğini açıklaması, SSCB ile aralarındaki kopmanın işaretiydi. Artık
herkes kendi yoluna gidecekti. Ne var ki Çekoslovakya, Çin değildi. Her şeyi
tarttıktan sonra, Ruslar ve uydu rejimler güç kullanmaya karar verdiler. Ama
askeri harekâta geçmeden önce, son bir deneme yapmak zorundaydılar… İşte 29
Temmuz günü yapılan buydu: Slovakya’nın Cierna kasabasında, Çek liderlerini
reformlardan vazgeçirmeye çalıştılar.


Dubçek ağır baskı altında, reformlardan
vazgeçme sözü vermek zorunda kaldı; ama toplantıdan sonra, yine ayak sürüyerek
politika değişikliği konusunu Çek Komünist Partisi’nin Eylül ayında yapacağı
kongreye bırakma eğilimi sergiledi. Diğer taraftan, Cierna toplantısı
yapılırken Varşova Paktı’nın başka temsilcileri de yine Slovakya’da, bu kez
Bratislava’da toplanıp konuyu kendi açılarından görüşüyor, burada da Antonin
Kapek, tıpkı Bilak gibi istilacılara davetiye gönderiyordu…


Prag Baharı’nın Sona Erişi


20 Ağustos gecesi 23:30’da yaklaşık 7.000
Sovyet tankı, sayıları 600.000’i bulan Sovyet, Doğu Alman, Polonya, Macar ve
Bulgar askeri ile birlikte Çekoslovakya sınırını geçmeye başladı. Gece
yarısından sonra da Prag Havaalanı’na her dakika bir uçak inerek kuvvet yığmaya
başladı. Çek ordusu direnmedi, çünkü çok fazla kan dökülmesinden çekinen
Savunma Bakanı Dzur ve Başbakan Çernik silahlı direniş için hiçbir emir
vermemişti. İstila kendi hızıyla ilerleyecek, kan dökülmeyecekti. Ne var ki,
Çek halkı sabah saat 04’ten itibaren durumdan haberdar oldu ve sabahın ilk
saatlerinde, Sovyet tankları Prag’a girerken on binlerce insan sokaktaydı.


KGB ve onunla işbirliği yapan StB
görevlilerinin ilk işleri, yanlarında askerler olduğu halde, Dubçek ve hükümet
üyelerini tutuklamak, diğer yandan da radyo ve iletişim tesislerini işgal etmek
oldu.


Parti ve hükümet yetkililerinin
tutuklanması kolay oldu; ama halkın savunduğu radyo binasına girmek için kan
dökmek zorunda kaldılar. Yönetimden direnmeme kararı gelmesine rağmen halk
direndi. Ağustos ile Eylül ayları içerisinde 100 ölü, 800 yaralı verildi. Radyo
işgal edildikten sonra gazeteler, sonra da bildirilerle halk gelişmelerden
haberdar edildi. Bu arada bütün yol tabelaları ve sokak isimleri söküldü,
işgalcilere zorluk çıkartacak her şey yapıldı.


Batılı ülkeler Varşova Paktı’nın
Çekoslovakya’yı işgalini kınadılar; ama tepkileri bundan ibaret kaldı.
Dünya çapında güçler dengesinin altüst olması anlamına gelecek bir karşı
müdahaleyi akıllarından bile geçirmediler. Yumuşama süreci, Çekoslovakya’nın
işgaline rağmen kendi mantığı içerisinde sürecekti…


Halk direnirken Prag’da iki önemli gelişme
oluyordu. Bunlardan birincisi Dubçek, Svoboda, Çernik ve Dzur’un diğer bazı
reformist liderlerle birlikte Moskova’ya kaçırılmalarıydı. Üç gün sonra liderler
Moskova’da nispeten yumuşak bir tavırla karşılandılar ve müzakere masasına
oturtuldular. Ülkelerine dönüp eski çizgiye gelmeleri için sürekli baskı
altında bırakıldılar ve bir süre sonra ülkelerine iade edildiler. Ama niçin?
Bunun yanıtını almak için tekrar Prag’a dönmemiz gerek…


İşgalcilerin planı, işbirlikçilerini meşru
bir zeminde iktidara oturtup durumu kontrol altına almaktı. Ne var ki böyle bir
zemin yaratamadılar. Parti kongresi işbirlikçi rejimi kabul etmek bir yana, tam
tersi bir karar aldı. Çekoslovakya’da karşı devrim olmadığı; ülkenin işgal
kuvvetleri ve hainler hükümetini kabul etmeyeceği yönündeki bu karar, bildiri
şeklinde basılarak ve gazetelerde yayınlanarak derhal tüm halka duyuruldu.


Haysiyetsiz İşgalcilersiniz…


Çekoslovakya Komünist Partisi’nin resmi
yayın organı olan Rude Pravo gazetesi 27 Ağustos’ta işgalcilere şöyle
sesleniyordu:


Boşuna yoldaşlar, iyi kalpli olabilirsiniz
ama buraya işgalciler olarak geldiniz. Ülkemizin topraklarını kirlettiniz.
Evlatlarımız sizden nefret ediyor ve edecekler de. Ve biz babalarsa, düşkün ve
iktidarsız ama onurumuzu yitirmeden seyrediyoruz. Bu saldırıyı da atlatacağız,
ihanetin ve alçaklığın bizi aşağılamasının üstesinden geleceğiz. Eğer
yüreklerimizden “sevgi” ve “barış” sözcüklerini söküp atmak zorunda kalıyorsak
bunun suçunu kendinizde arayın. Sizler haysiyetsiz işgalcilerisiniz.


Bu durumda, işbirlikçilerin ülkeyi yönetme
şansı olmayacağı açıktı. İşte bu nedenle, uçak ve trenlerde itile kakıla
Moskova’ya götürülen Dubçek ve arkadaşlarına yapılan muamele, orada, birden
değişmişti. Tabii ki baskı altında kaldılar; ama bir süre sonra ülkeye iade
edildiler. Halkın işgale karşı kesin direnişi onları bir süre daha yönetimde
tuttu.


Çek halkının direnişi devam etti. 16 Ocak
1969’da Jan Palach, Wenceslas Meydanı’nda kendisini yakarak Sovyet işgalini
protesto etti. Bu olay bütün dünyada yankılandı. Nihayet işgal güçleri 17 Nisan
1969’da Dubçek’i görevden alarak yerine kendi kuklaları olan Gustav Husak’ı
getirdiler. Ertesi yıl partiden de ihraç edilen Dubçek tam 18 yıl boyunca
Slovakya’da bir kereste fabrikasında çalışmak zorunda kaldı.


Bu arada Komünist Partisi’nin yönetimine
de işbirlikçilerini tayin ederek Eylül 1969’da Merkez Komitesi’ne reformları
iptal ettiren bir karar çıkartabildiler. Ama tüm bunlar boşunaydı: Doğu
Avrupa’nın bürokratik diktatörlükleri, 20 yıl sonra birbiri ardına ve önlenemez
bir biçimde çökmeye başlayacaktı. Alexander Dubçek de 1992’de şüpheli olduğu
ileri sürülen bir trafik kazasında ölmeden önce, 1991’de son Sovyet askerinin
ülkesini terk ettiğini görecekti.


Prag Baharı adıyla anılan ve bir sürecin
siyasal, ekonomik ve toplumsal şekillenmesinin yol açtığı gelişmeler, resmi
sosyalizmin, Marksizmi içine düşürdüğü bunalımın bir kez daha dışa vurulduğu
anlardan biriydi. Sosyalizmin sorunlarına fikri düzeyin ötesinde, fiilen işçi
ve tüm çalışan kitleler tarafından sokaklarda, fabrikalarda ve tüm üretim
birimlerinde ortaya konulduğu ölçüde çözümlerin arandığı bir dönemdi bu. Prag
Baharı, bürokratik sistemlerin sorunlarının açığa çıkması açısından, tarihsel
süreçteki önemli bir örneği oluşturdu.


Çekoslovakya’nın işgali sırasında,
Sovyetler Birliği Komünist Partisi 1. Sekreteri olan Leonid Brejnev, kendi
adıyla anılan bir doktrin ortaya atarak işgali meşrulaştırmaya çalışmıştı. Buna
göre, her komünist parti yalnızca kendi halkına değil, tüm sosyalist ülkelere
ve tüm dünya komünist hareketine karşı sorumluydu. Bunu unutan her sosyalist
rejim, tek taraflı ve karşı devrimci bir hale geliyordu.


Ne var ki Varşova Paktı’nın Çekoslovakya’yı
işgaliyle “dünya komünist hareketi” kavramının bir efsaneden ibaret olduğu
giderek ortaya çıkıyordu. Uzun zamandır Moskova ile çatışma halinde olan Çin,
Yugoslavya ve Arnavutluk, bunun geçici bir anlaşmazlık olmadığını ilan
ediyorlar ve Sovyetler Birliği ile uzlaşma köprülerini atıyorlardı. Keza,
Kuzey Kore ve bir ölçüye kadar da Küba, farklı yollardan ilerlemeye başlıyorlar
ve Moskova ile uyduları Çekoslovakya’nın işgali sonrasında yalnız kalıyorlardı.

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

TÜM KATEGORİLER
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER