Teoman Ertuğrul TULUN : KAROLENJ AB PROJESİNE İTALYAN TEPKİSİ


İtalya, yakın bir süre önce Çin’in, genellikle Yeni
İpek Yolu olarak bilinen Kemer ve Yol Girişimi (BRI) küresel projesine katıldı.
BRI, “ Çin mallarını daha ileri pazarlara ulaştırmak amacıyla tüm dünyada büyük
altyapı projeleri geliştirilmesine yönelik olarak bir dizi Çin finansmanı
sağlanmasını içeriyor. Eleştirmenler, bunun aynı zamanda jeo-politik ve
stratejik etki yaratmaya yönelik cesur bir girişimi temsil ettiğini
düşünüyorlar.”[1]


Bu bağlamda konuya dair haberlerde, “İtalya adına,
popülist Beş Yıldızlı Hareket lideri Başbakan Yardımcısı Luigi Di Maio’nun,
İtalya’yı resmen BRI’ın bir parçası yapan şemsiye anlaşmayı (niyet mutabakatı)
imzaladığı” ve ayrıca “ büyük İtalyan gaz, enerji ve mühendislik şirketlerinin
başkanlarının da takip ettikleri bir ortamda enerji, finans ve zirai ürünlerin
Çin pazarına girmeleri olanağı yaratan ticari anlaşmalara da imza attığı”
bildirilmektedir. [2]


Etkili Batı basın ajansları, bu anlaşmanın
imzalanmasının arka planı olarak, Başbakan Yardımcısı Luigi Di Maio’nun 2018’de
hükümete girmeden önce on yıl boyunca Çin’de yaşayan sanayiden sorumlu Devlet
Bakanı Michele Geraci’nin başkanlığında “sanayi bakanlığında bir Çin Görev Gücü
kurarak Pekin yanlısı politikaya öncülük ettiğini” ve kendisinin de “sekiz ayda
iki kez Çin’i ziyaret ettiğini ve Dışişleri Bakanlığını günün en hassas
diplomatik konularından birinde etkin bir şekilde devre dışı bıraktığını”
belirtiyorlar.[3]


13 AB ülkesinin Çin’in BRI projesine katıldığı
bilinmektedir. Bununla birlikte, “Washington ve Brüksel, G7’nin ağır sıklet
üyelerinden olan Roma’nın katılımının, stratejik bir tehdit olarak gördükleri
bir projeye daha fazla güvenilirlik kazandırmasından derin endişe
duyuyorlar”.[4]


Bu bağlamda, The New York Times gazetesi söz konusu
anlaşmanın imzalanması haberini “Müttefiklere Meydan Okumak, İtalya Çin’le Yeni
İpek Yolu ile İlgili Anlaşma İmzalıyor” başlığıyla yansıtmış ve İtalya’nın
“Avrupa Birliği ve Amerikalı müttefiklerinin girişimlerine ve uyarılarına karşı
çıktığını… Trump yönetimindeki ve Avrupa Birliği’ndeki proje karşıtlarının,
İtalya’nın, Çin’in ekonomik – ve potansiyel olarak askeri ve siyasi -
genişlemesinin Avrupa’nın kalbine ulaşmasına izin veren bir Truva Atı haline
gelmesinden endişe duyduklarını” öne sürmüştür. [5]


Bu noktada, İtalya’nın özellikle AB’nin Çin’le yapılan
anlaşmaya ilişkin protestolarına kulak vermemesinin nedenlerini incelemek
yararlı olacaktır. Bu hamle yalnızca ekonomik nedenlerle mi yapılmıştır?


İtalya’nın Fransız-Alman
ekseni ve Karolenj AB Projesi ile hoşnutsuzluğu


Daha önceki bir analizimizde de ele aldığımız gibi,
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Alman Federal Şansölyesi Angela Merkel,
Ocak 2019’da Aachen’da, Alman Şansölyesi Konrad Adenauer ’un ve Fransa
Cumhurbaşkanı Charles de Gaulle’ün 1963 yılında aynı şehirde Élysée Anlaşmasını
imzalamalarından 56 yıl sonra yeni bir  “Fransız-Alman İşbirliği ve
Bütünleşme Antlaşması” imzalamışlardır.[6] Bu antlaşmanın imza töreninde
Merkel, ortak Fransız-Alman Avrupa Ordusu oluşturulmasına değinmiş,
 Macron ise birkaç kez Fransa ve Almanya’nın Avrupa’ya öncülük etmenin
“sorumluluğunu” üstlenmelerine atıfta bulunmuştur. Merkel, Aachen kentini
“Avrupa’nın Babası olarak adlandırdığımız Şarlman’ın esas ikametgâhı” olarak
nitelendirmiştir.


Yukarıda değinilen analizimizde açıklandığı gibi,
“Fransız-Alman eksenini savunan görüşe göre, Şarlman, Batı Roma
İmparatorluğu’nun yıkılmasından bu yana Batı Avrupa’dan yöneten olarak tanınan
ilk imparatordur ve bu görüşün savunucuları tarafından Avrupa’nın babası olarak
kabul edilmektedir.” Fransız-Alman ittifakının katı savunucuları hala zaman
zaman günümüz Fransa’sının ve Almanya’sının büyük bölümünü kapsayan eski
Karolenj Şarlman İmparatorluğuna atıfta bulunmaktadırlar. Bu bakımdan,
Fransız-Alman ittifakının savunucuları Fransa ve Almanya’yı “çekirdek Avrupa”
veya “Karolenj Avrupa” olarak telakki etmektedirler.


Fransa ve Almanya Avrupa’nın sorumluluğunu
üstlendiklerini iddia ederken, diğer AB ülkelerini açıkça bir kenara koymakta,
 AB’de ve Avrupa’da imtiyazlı “çekirdek statülerini”  açıkça ilan
etmektedirler.


İtalya, AB’nin önde gelen kurucu üyelerinden biridir.
Birliğin önde gelen ekonomileri arasındadır. Başkenti Roma, son derece etkili
olan Roma İmparatorluğu’nun başkentiydi. Bu bağlamda şöyle bir soru akla
geliyor: İtalya’nın kendisine AB’de ikinci sınıf üye olarak davranılmasını
kabul etmesi olanaklı mıdır?


İtalya’nın Fransız-Alman
eksenine tepkileri


Bu yılın Şubat ayında Fransa-İtalyan ilişkilerinde
benzeri görülmemiş gelişmelere tanık olduk. Fransa, “Paris’in, iktidardaki
İtalyan partilerinden gelen ‘tekrarlanan, temelsiz saldırılar’ şeklindeki
tanımlamasından sonra” Roma’daki büyükelçisini geri çekti.[7] Bu olağanüstü AB
iç kargaşası AB basınında,  “iki Avrupa gücü arasındaki sıcak tartışma -
Fransa dışişleri bakanlığına göre II. Dünya Savaşı’ndan bu yana en kötüsü-
diplomatik bir mütekabiliyetten daha fazlası. Avrupa’da politika yapmakta yeni
bir yolun başlangıcı” şeklinde nitelendirilmiştir.[8]


Bu gelişmelerden hemen önce, Ocak ayında, “İtalya’nın
aşırı sağcı İçişleri Bakanı Matteo Salvini, İtalya ve Polonya’dan halkçıların
(popülist), Mayıs’ta yapılacak Avrupa seçimlerinden önce, Almanya ve Fransa’nın
merkez-sağ etkisinin yerine geçmesi için bir ‘Avrupa baharı’ başlatması
gerektiğini” ifade etmiştir. Ayrıca “Fransız-Alman ekseninin yerini İtalyan-Polonyalı
ekseninin alabileceğini” belirtmiştir. [9]


İtalyan siyasetçilerin Fransız-Alman eksenine karşı
hoşnutsuzluğu sadece aşırı-sağ ya da “halkçı” olarak adlandırılan siyasetçiler
ile sınırlı değildir. 2015 yılına geri gidildiğinde İtalya Başbakanı Matteo
Renzi, Sosyalist zirvesinde,  “Fransa ve Almanya’nın önemli Üye Devletler
olduğunu, ancak onların önemli Avrupa meselelerine karar verdiklerinin ve diğer
tüm Üye Devletlerin bir kenara itildiklerinin doğru olmadığını”
belirtmiştir.[10]


Sonuç


İtalya’nın Çin’in BRI projesine katılımı uluslararası
medyada genellikle ekonomik sonuçları açısından değerlendirilmiştir. Kuşkusuz,
İtalyan gaz, enerji ve mühendislik firmalarının Çin pazarına girmesi ve Çinli
firmaların Orta ve Doğu Avrupa ile bağlantı kurmalarını sağlayacak Trieste
limanını kullanmaları önem taşımaktadır. Ancak, konunun siyasi yönü ve
özellikle İtalya’nın AB’ye yönelik genel tutumu bu anlaşmanın ekonomik yönü
kadar önemlidir. Konunun siyasi yönü, İtalya’nın, Birliğin baskın güçlerine
karşı hoşnutsuzluğunun nedenleri hakkında da ipucu vermektedir.


Bu bağlamda, Avrupa Komisyonunun Mart 2019’da Çin ile
ilişkilerle ilgili bir basın açıklaması yaptığını belirtmek gerekir. Komisyon,
“Çin’in artan ekonomik gücüne ve siyasi etkisine” dikkat çekerken, bazı hareket
tarzları da önermiştir.[11] İtalya’nın Çin ile anlaşması, Komisyon’un Çin ile
ilişkilerin gözden geçirilmesi gerektiği konusundaki uyarısıyla ilginç bir
şekilde aynı zamana denk düşmüştür. Ayrıca, 2019 Mart tarihli AB Konseyi
Toplantısında, Konsey,  “9 Nisan 2019’da yapılacak olan AB-Çin zirvesini
hazırlamış… küresel bağlamda Çin ile genel ilişkiler hakkında görüş
alışverişinde bulunmuştur”. [12]


Bütün bu belirtiler, AB’nin kurucuları arasında
bulunan ve güçlü üyelerinden biri olan İtalya’nın AB’de ortaya çıkan bir tür
 “ yöneten eksen” den  (hegemonic axis)  memnun olmadığına
işaret etmektedir. Yaklaşan Brexit de belirsizliği arttırmakta ve AB’nin kurucu
üyelerini bile yeni girişimler başlatmaya zorlamaktadır. Bu noktada, Fransız-Alman
ekseninin AB’ye ve Avrupa’ya birlikten daha fazla bölünme getirdiğini daha
rahat bir şekilde söyleyebiliriz. Bu eğilimin Avrupa’yı nereye götüreceğini
tahmin etmek giderek zorlaşmaktadır.


 *Fotoğraf: https://www.politico.eu


[1] “Italy joins China’s New Silk Road project”, BBC,
23 Mart 2019, https://www.bbc.com/news/world-europe-47679760.


[2] “Italy joins China’s New Silk Road project”.


[3] Crispian Balmer, “Italy’s drive to join China’s
Belt and Road hits potholes”, Reuters, 15 Mart 2019, https://www.reuters.com/article/us-italy-china-analysis/italys-drive-to-join-chinas-belt-and-road-hits-potholes-idUSKCN1QW1E2.


[4] Silvia Sciorilli Borrelli, “Silk Road opens a rift
in Italy’s government”, 13 Mart 2019, https://www.politico.eu/article/italy-comes-to-silk-road-juncture-with-chinese-mou/.


[5] Jason Horowitz, “Defying Allies, Italy Signs On to
New Silk Road With China”, New York Times, 23 Mart 2019, blm. Europe, https://www.nytimes.com/2019/03/23/world/europe/italy-china-xi-silk-road.html.


[6] Teoman Ertuğrul Tulun, “After Brexit: The
Footsteps of a Truly Carolingian European Union”, Center For Eurasian Studies
(AVİM), 15 Mart 2019, blm. Analysis, 2019/5, https://avim.org.tr/en/Analiz/AFTER-BREXIT-THE-FOOTSTEPS-OF-A-TRULY-CAROLINGIAN-EUROPEAN-UNION.


[7] Emma Anderson, “France recalls ambassador to Italy
over Rome’s ‘repeated attacks’”, Politico, 07 Şubat 2019, https://www.politico.eu/article/france-recalls-ambassador-to-italy-over-romes-repeated-attacks/.


[8] Alberto Alemanno, “The real winner of the
Italy-France dispute is Europe.”, Politico, 08 Şubat 2019, https://www.politico.eu/article/italy-france-dispute-real-winner-europe/.


[9] Georgi Gotev, “Salvini calls for ‘Italian-Polish
axis’ to replace Paris-Berlin”, Euractiv, 10 Ocak 2019, blm. EU Elections 2019,
https://www.euractiv.com/section/eu-elections-2019/news/salvini-calls-for-italian-polish-axis-to-replace-paris-berlin/.


[10] European Post, “Italian anger over Franco-German
axis”, European Post, 09 Temmuz 2015, blm. Press Review, http://europeanpost.co/italian-anger-over-franco-german-axis/.


[11] “Commission reviews relations with China,
proposes 10 actions” (European Commission, 12 Mart 2019), IP/19/1605, http://europa.eu/rapid/press-release_IP-19-1605_en.htm.


[12] “European Council meeting (21 and 22 March 2019)
Conclusion” (European Council, 22 Mart 2019), EUCO  1/19, https://data.consilium.europa.eu/doc/document/ST-1-2019-INIT/en/pdf.