Cialis 20 Mg Cialis Viagra Satış Cialis 5 mg Viagra sipariş elektronik sigara


Teoman Ertuğrul TULUN : AB’NİN GEÇ KALMIŞ VE
BENMERKEZCİ 2019 ORTA ASYA STRATEJİSİ
 

Analiz No : 2019 / 19




18.07.2019


Giriş


Avrupa Birliği (AB) geçtiğimiz ay AB Konseyi’nin (Avrupa Birliği
Bakanlar Konseyi/Konsey) 17 Haziran’da Orta Asya ile ilgili yeni bir AB
stratejisine ilişkin sonuçları kabul ettiğini duyurmuştur. AB tarafından
yayımlanan bilgi kitapçığına göre, yeni stratejiyle AB, “AB politikasını
bölgede ortaya çıkan yeni fırsatlara uyarlamayı” amaçlamaktadır.[1]


Bu bağlamda, 2019 Orta Asya Stratejisi için, Avrupa (Birliği)
Komisyonu (kısaca; Komisyon), Avrupa (Birliği) Parlamentosuna (kısaca:
Parlamento) ve Konsey’e önce 15 Mayıs 2019’da “AB ve Orta Asya: Daha Güçlü Bir
Ortaklık İçin Yeni Fırsatlar” başlıklı bir ortak iletişim belgesi sunmuştur.[2] Söz konusu belge, giriş bölümünde,
amacını şu şekilde açıklamaktadır:


“Avrupa Birliği (AB) ve Orta Asya’nın beş ülkesi (Kazakistan,
Kırgız Cumhuriyeti, Tacikistan, Türkmenistan ve Özbekistan), güçlü karşılıklı
çıkarlara dayanan, uzun zamandır devam eden bir ilişkiye sahiptir.


2007 Orta Asya AB Stratejisi, AB ve Orta Asya’nın daha önce
görülmemiş bir iş birliği seviyesine ulaşmasına yardımcı olmuştur. Orta
Asya’nın, Avrupa ve Asya’nın kavşağındaki stratejik coğrafi konumu, AB’nin
enerji ithalatındaki payı ve yetmiş milyon nüfuslu pazar potansiyeli ve AB’nin
bölgesel güvenliğe olan ilgisi Orta Asya’yı AB için giderek daha önemli bir
ortak haline getirmiştir.”[3]


Yukarıda belirtilen Ortak Belge, giriş bölümünde, Avrupa-Asya
bağlantısının ve AB’nin bölgedeki sürdürülebilir bağlantıya olan ilgisini
destekleme gereksinimin altını çizmektedir. Bu bağlamda Afganistan’a da atıfta
bulunmakta ve “Orta Asya ile Afganistan arasındaki daha güçlü iş birliğinin,
AB’nin bu ülkede barışı sağlama çabaları için yeni parametreler belirlediğini”
belirtmektedir. Ayrıca, “bazı Orta Asya ülkeleri tarafından küresel ve bölgesel
ilişkilerde daha aktif bir rol oynamak için ifade edilen yeni arzunun, AB ile
ortak hedeflerde iş birliği potansiyelini artırdığına” dikkat çekilmektedir.[4]


Bu Ortak Belge üzerine, yukarıda belirtildiği gibi, Orta Asya’daki
Yeni Stratejiye ilişkin Konsey sonuçları, 17 Haziran 2019 tarihinde AB Konseyi
(Dış İlişkiler) tarafından kabul edilmiştir. 


2019 stratejisi ne içeriyor?


Sonuçlar belgesinin ikinci paragrafında, “Konsey, Yüksek Temsilci
ve Avrupa Komisyonu tarafından hazırlanan ‘AB ve Orta Asya: Daha Güçlü Bir
Ortaklık İçin Yeni Fırsatlar’ Ortak Haberleşme Belgesini onaylar. Bu belge,
işbu Konsey sonuçlarıyla birlikte, önümüzdeki yıllarda AB’nin Orta Asya ülkeleriyle
etkileşimi için yeni politika çerçevesini oluşturmaktadır” denilmektedir.[5]


Sonuçlar belgesi, yeni stratejinin Orta Asya’da esnekliği, refahı
ve bölgesel iş birliğini desteklemeye odaklandığını vurgulamaktadır. Bu
bağlamda Konsey, AB’nin Orta Asya ile olan ilişkisinin temel taşı olarak kabul
edilen, bölgenin ilgili ülkeleriyle karşılıklı yarar sağlayan Gelişmiş Ortaklık
ve İş Birliği Anlaşmaları (EPCA’lar – Enhanced Partnership and Cooperation Agreements)
oluşturma ve uygulama konusundaki sorumluluğunun altını çizmektedir. Ayrıca, AB
ilişkilerinin kapsamının, her bir Orta Asya ülkesinin reformlar yapması,
demokrasiyi, insan haklarını, hukukun üstünlüğünü ve yargının bağımsızlığını
güçlendirmesi, serbest piyasa ekonomisi içinde özel sektöre, özellikle küçük ve
orta ölçekli işletmelere destek verilmesi dâhil ekonominin modernize edilmesi
ve çeşitlendirilmesi ile bağlantılı olduğunu yinelemektedir.


AB Konseyi, Sonuç belgesinde, Avrupa-Asya bağlantısının
güçlendirilmesine yönelik küresel çabalarda Orta Asya’nın stratejik rolünü
kabul etmekte ve bu çabaların bölgeye yarar sağlaması gerektiğini
vurgulamaktadır. Konsey, sürdürülebilir, kapsamlı ve kurallara dayalı
bağlantısallığı teşvik etmek için Orta Asya ülkeleriyle iş birliğinin artmasını
beklediğini belirtmektedir. Ayrıca, Afganistan’da barışı teşvik etmek amacıyla
iş birliğini güçlendirmek için AB’nin ve Orta Asya devletlerinin ortak
çıkarlarına da vurgu yapmaktadır. Sonuçlar belgesinin Afganistan’a dair yedinci
paragrafı şu şekildedir:


“Konsey, Afganlarca sahiplenen ve yönetilen bir barış sürecinin ve
ülkenin yeniden inşasının desteklenmesinde Orta Asya ülkelerinin kilit önemini
kabul eder. AB’nin Afganistan stratejisine uygun olarak, Orta Asya ülkeleri ile
Afganistan arasında kapsayıcı bir barış sürecinin ve sürdürülebilir kalkınmanın
ortak bir şekilde desteklenmesi için daha fazla siyasi ve ekonomik yükümlülük
altına girilmesinin teşvik edilmesinin önemini vurgular. Orta Asya, Afganistan
ve Güney Asya arasındaki daha güçlü bağlantı, barışın, refahın ve daha geniş
bir bölgenin istikrarının sağlanmasında önemli bir role sahiptir.”[6]


Sonuç belgesinin on birinci paragrafında, “şiddet içeren
aşırıcılık, radikalleşme, terörizm, sanal [siber] ve melez tehditler, kitle
imha silahlarının ve bunları atma vasıtalarının yayılması gibi” ortak güvenlik
zorluklarına atıfta bulunulduğu vurgulanmalıdır. Bu konuda iş birliğini
sürdürmek ve radikalleşmenin sosyo-ekonomik temel nedenleri ile mücadelenin
önemi belirtilmektedir. “Bölge içi ticareti kolaylaştırmak, kişilerin,
uyuşturucu ve malların yasadışı kaçakçılığına karşı mücadele etmek ve göç
akışlarını yönetmek amacıyla, Afganistan dâhil bölgede hudut yönetiminde iş
birliğine devam edilmesinin AB için bir öncelik olduğu” kaydedilmektedir.


Enerji ve ulaştırma konuları, Sonuçlar belgesinde kapsamlı bir
şekilde ele alınmaktadır. Bu husustaki yazımlar, bu iki konunun Orta Asya’daki
yeni AB stratejisinin merkezi temasını oluşturduğunun ipuçlarını vermektedir.
Bu bağlamda, Belgenin on üçüncü paragrafının ilgili kısımlarından aşağıda yer
alan alıntıların yapılmasında yarar görülmektedir:


“…AB’nin Avrupa ve Asya’yı Bağlama Stratejisi’ne
uygun olarak, Konsey, kaliteli altyapıyı teşvik etmek ve ekonomik, sosyal, mali
ve çevresel sürdürülebilirliği geliştirmek için Orta Asya’da ve Orta Asya
ülkeleri ile birlikte uygun olan hallerde sürdürülebilir bağlantı oluşturulması
ve malların sorunsuz geçişinin sağlanması için ortaklıklar kurulması çağrısında
bulunmaktadır. Konsey, Orta Asya’yı, Doğu Ortaklığı ülkeleri ve Afganistan ile
ilişkilendirme çabalarını desteklemektedir. Konsey, genişletilmiş Trans-Avrupa
Ulaştırma Ağını Orta Asya’daki ağlara bağlamaya, Karadeniz’in ve Hazar
Denizi’nin köprü olma potansiyelinin tam olarak kullanıldığı ortak enerji ve
ulaştırma bağlantı projelerinin uygulanmasına karşılıklı ilgiyi artırmaya
yönelik çalışmaları desteklemektedir. Ulaşım gittikçe daha fazla tarzı [modu]
kullanır hale gelirken, ayrıca mevcut ve gelişmekte olan Avrupa-Asya ulaşım
ağlarını geliştirmek için yeni fırsatlar ortaya çıkarken, Kuzey-Güney ve
Doğu-Batı demiryolu bağlantıları gelecekte önemli bir rol oynayabilir… AB,
yenilenebilir enerji ve enerji verimliliği konularının yanı sıra eşit
koşullarda elektrik bağlantılarının kolaylaştırılması hususunda Orta Asya
ülkeleri ile iş birliğini artırmalıdır.”[7]


Yukarıdaki paragraftan da görüleceği üzere, AB; Karadeniz ve Hazar
Denizi’ni, Avrupa’ya Orta Asya ve Asya’dan ulaşan ortak enerji ve ulaştırma
projeleri için bir köprü olarak görmektedir. Bu bağlamda, Karadeniz Bölgesi,
Hazar Denizi, Güney Kafkasya ve Afganistan, Orta Asya ve Doğu Asya’ya açılan
köprünün yapı taşları olarak düşünülüyormuş gibi görünmektedir. Yukarıda da
belirtildiği gibi, Avrupa Komisyonu’nun Parlamento’ya ve Konsey’e sunduğu Ortak
İletişim belgesi, Orta Asya’yı “Avrupa ve Asya’nın kavşağındaki stratejik
coğrafi konumda bulunan” bir bölge şeklinde nitelendirmektedir. Bu bağlamda,
aynı “stratejik coğrafi konum” özelliğinin aslında Karadeniz, Güney Kafkasya ve
Hazar Denizi bölgeleri için de geçerli olduğunu belirtmek gerekir.


Bu konuları ayrıntılı olarak incelemek için, Orta Asya ile AB
ilişkilerinin geçmişini ve 2007’de kabul edilen bölge ile ilgili ilk strateji
belgesini kısaca özetlemek faydalı olacaktır.


AB-Orta Asya İlişkilerinin Arka
Planı ve 2007 AB Orta Asya Strateji Belgesi


Avrupa Parlamentosu Araştırma Servisi’nin hazırladığı
bilgilendirme kâğıdına göre, “1991’de Sovyetler Birliği’nin dağılmasından hemen
sonra AB, yeni bağımsızlık kazanan Orta Asya ülkeleriyle ortaklık ve iş birliği
anlaşmaları (PCA’lar [- partnership and cooperation agreements]) müzakere
etmeye başladı.”[8] Türkmenistan dışında tüm Orta Asya
ülkeleri ile bu anlaşmalar yürürlüğe girmiştir. Bu arada yeni nesil EPCA’lar da
halen müzakere edilmektedir. Bu tür anlaşmalar, yıllık iş birliği konseyleri de
dâhil olmak üzere AB ve Orta Asya ülkeleri arasında diplomatik temasların
yoğunlaştırılmasını ve insan hakları, adalet, içişleri ve ticaret gibi
konularda düzenli toplantılar yapılmasını sağlamıştır. Bölgesel düzeyde, AB
Yüksek Temsilcisi ile beş Orta Asya ülkesi dışişleri bakanları arasında yıllık
toplantılar (en son Kasım 2018’de) gerçekleştirilmiştir. AB ayrıca 2005 yılında
ilk AB Orta Asya özel temsilcisini atamıştır.


AB, 2007 yılında Orta Asya için ilk stratejisini benimsemiştir.[9] Strateji; “Orta Asya’nın Avrupa ve
Asya’yı bir araya getirme geleneği vardır. İki kıta arasında stratejik olarak
önemli bir kesişme noktasında yer almaktadır” tanımlaması ile başlamaktadır.


Söz konusu strateji belgesi, bölgedeki barışı, demokrasiyi ve
refahı sağlamak amacıyla genel olarak diplomatik faaliyet ve kalkınma
yardımları için öncelikleri belirlemektedir. Bu hedefe ulaşmak için önerilen
girişimler, ortak tehdit ve zorluklarla mücadele; insan hakları, hukukun
üstünlüğü, iyi yönetişim ve demokratikleşme; gençlik ve eğitim; ekonomik
gelişme, ticaret ve yatırım; enerji ve ulaşım bağlantıları ve çevre, su ve
iklim değişikliği ana başlıkları altında toplanmıştır.


Bekleneceği üzere, 2007 stratejisindeki en kapsamlı başlıklardan
biri enerjidir. Bu bağlamda enerji konusuna stratejide aşağıdaki şekilde yer
verilmektedir:


“AB ve Orta Asya, küresel güvenliğin önemli bir
unsuru olarak enerji güvenliğini arttırma konusunda büyük bir ilgiyi
paylaşmaktadırlar. İhracat rotalarının çeşitlendirilmesinde, talep ve arz
yapılarında ve enerji kaynaklarında ortak bir ilgi mevcuttur… Petrol ve doğal
gaz çıkartılması, dünya pazarlarındaki arzın artmasına katkıda bulunacak ve
çeşitlendirmeye yardımcı olacaktır. Bölgeden yapılan gaz dağıtımları AB için
özel bir önem taşımaktadır… AB, kendi adına, diğer ilgili ortaklarla iş birliği
içinde, bu kaynakların geliştirilmesi ve taşınması için tüm seçenekleri göz
önünde bulundurmaya hazırdır… Bu bağlamda AB, Bakü Girişimi çerçevesinde Orta
Asya ülkeleri ile düzenli genişletilmiş enerji diyaloğu yürütecektir… AB, yeni
petrol, doğal gaz ve hidro-enerji kaynaklarının araştırılmasını ve mevcut
enerji altyapısının geliştirilmesini destekleyecektir. AB enerji arz
güvenliğini arttırmak için, ek boru hattı güzergâhlarının ve enerji taşıma
ağlarının geliştirilmesini de destekleyecektir. Ayrıca bölgesel enerji
güvenliğine ve iş birliğine katkıda bulunacak ve Orta Asya üreticileri için
ihracat pazarlarını genişletecektir. AB, Orta Asya ülkelerine yeni Hazar Denizi
– Karadeniz – AB enerji nakil koridoru geliştirilmesinde siyasi destek ve
yardım sağlayacaktır.”


Bu bağlamda, yukarıdaki paragrafta değinilen Bakü Girişiminin,
2004 yılının Kasım ayında Bakü’de düzenlenen Enerji Bakanlar Konseyi’nde
başlatılan AB, Karadeniz ve Hazar Denizi ile Komşu Ülkeleri arasındaki Enerji
İş Birliği girişimi olduğunun belirtilmesi gerekir. Türkiye bu girişimde yer
alan ortak ülkelerden biridir.


AB’yi yeni 2019 Orta Asya stratejisi
hazırlamaya sevk eden şey nedir?


Orta Asya’nın AB için göz ardı edilen bir bölge olduğu bir
gerçektir. Bölge uzun bir süre AB için bir öncelik veya ilgi alanı olmamıştır.
Bu durum, 2004’te başlatılan AB Komşuluk Politikası için bile bir dereceye
kadar geçerlidir. AB Komşuluk Politikası, Doğu’da en fazla Güney Kafkasya’ya
uzanmıştır. Yukarıda açıklandığı gibi, bölgeye olan bu ilgisizlikteki değişimin
ilk göstergesi, 2007 Orta Asya Stratejisi’nin kabul edilmesi olmuştur. Aslında,
AB’nin Orta Asya’ya ilk ve sonraki ilgisi büyük ölçüde enerji güvenliği
konularına dayanmaktadır. Yukarıda da açıklandığı gibi AB, Hazar’ı ve Orta
Asya’yı Avrupa’ya gaz ithal etmek için kullanabilmeyi ümit etmiştir (örneğin,
Nabucco boru hattı). Ayrıca, Afganistan’daki istikrarsızlık AB’yi Afganistan’a
daha fazla odaklanmaya ve Orta Asya ile Afganistan’ı birlikte ele almaya
zorlamıştır. Daha yakın bir zamanda, 2014 Ukrayna krizinden itibaren AB ayrıca
Orta Asya’yı Rusya Federasyonu ve Batı arasındaki gerginliklerin ışığında da
ele almaya başlamıştır.


Tüm bu gelişmeler, Çin Halk Cumhuriyeti’nin (ÇHC) Kemer ve Yol
Girişimini açıklamasıyla stratejik önem taşıyan yeni ekonomik ve siyasi
boyutlar kazanmıştır. Bu girişimin, ÇHC Devlet Başkanı Şi Cinping tarafından
2013 yılında Kazakistan ziyareti sırasında açıklandığını hatırlamakta yarar
bulunmaktadır. Astana Times gazetesine göre, 7 Eylül 2013 tarihinde Nazarbayev
Üniversitesi’nde öğrencilere ve öğretim üyelerine bir konuşma yapan Cinping,
‘Yeni İpek Yolu’ boyunca bölgesel iş birliğinin arttırılması çağrısında
bulunmuştur. Ayrıca, Çin’in Orta Asya ülkelerinin iç işlerine müdahale etmek
niyetinde olmadığını, yalnızca altın bir gelişme fırsatı olarak adlandırdığı bu
girişimi benimseme konusunda bölgenin daha fazla iş birliği ve destek göstermesini
istediğini belirtmiştir.[10] Bu önemli girişimin Orta Asya’nın en
önemli ülkelerinden biri olan Kazakistan’da açıklanmasının Orta Asya’nın önemi
bakımından sembolik bir değeri olduğuna şüphe yoktur.


Ulaştığı boyutlar ve dünya politikaları üzerindeki uluslararası
etkisi göz önüne alındığında, bu girişimi okuyucuya daha fazla açıklamaya gerek
olmadığı düşünülmektedir. Bununla birlikte, bu bağlamda, AB’nin önde gelen
ülkelerinden ve dünyanın en büyük ekonomilerinden biri olan İtalya’nın AB’nin
ve ABD’nin muhalefetine rağmen, bu projeye katılmaya başladığını hatırlamakta
yarar bulunmaktadır.[11] Bu tekil gelişme bile Yol ve Kemer
Girişimi’nin AB üzerindeki etkisini açıklayabilecek niteliktedir.


Yukarıda belirtilen hususlar ışığında, AB’nin Orta Asya
konusundaki 2019 strateji belgesinin hazırlanmasında en önemli etmenlerin
ÇHC’nin Yol ve Kemer Girişimi ve AB’nin Afganistan’daki gelişmelere ilgisi
olduğunu belirtmek mümkündür. 2007 stratejisinde nadiren belirtilen
Afganistan’a 2019 strateji belgesinde sekiz kez atıf yapıldığını görmekteyiz.
Yeni 2019 Orta Asya stratejisi çerçevesinde AB’nin önümüzdeki dönemde
Afganistan’ı Orta Asya ülkesi olarak kabul etmeye hazırlandığını söylemek
mümkün görünmektedir.


Sonuç


Uzun bir ilgisizliğin ardından AB, Orta Asya ülkeleriyle yakın
ilişkiler geliştirme gereksinimi hissetmiştir ve bu çerçevede yeni stratejiler
geliştirmektedir. Türkiye ise tüm Orta Asya ülkeleriyle çok yakın ve tarihsel
nitelikte ilişkilere sahiptir. Bu ülkelerin hepsinin bağımsızlığını tanıyan ilk
ülke Türkiye olmuştur.


Türkiye’nin, Orta Asya’nın Türkçe konuşan ülkeleri arasındaki
dayanışmayı artırmak amacıyla 1992’den bu yana yapılan “Türk Dili Konuşan
Ülkelerin Devlet Başkanları Zirvesi” sürecine öncülük ettiğinin bu bağlamda
vurgulanmasında yarar bulunmaktadır. Bu süreç, 2009 yılında imzalanan Türk Dili
Konuşan Ülkeler İş Birliği Konseyi’nin (Türk Keneşi/Konseyi) oluşturulmasıyla yasal
ve kurumsal yapı kazanmıştır. Keneş Sekretaryası İstanbul’da kurulmuştur.


Bu noktada, AB üyesi Macaristan’ın, Türk Keneşi’ne gözlemci olarak
aktif bir katılımcısı olduğunu belirtmekte de yarar vardır. Daha önce
geçtiğimiz yıl AVİM analizlerimizden birinde aşağıdaki değerlendirmeye yer
vermiştik;


“Türk Konseyi toplantısı Macaristan tarafından
muhtemelen yeni bir Avrasya dış politikası için bir giriş kapısı olarak
yorumlanmıştır… Avrupa’nın sıra dışı politikacılarından Victor Orban Avrasya
girişimini Orta Asya’dan başlatmıştır. Türk Konseyi toplantısını ‘Doğu
Politikasına Açılış’ girişimini başlatmak için akıllı biçimde kullanmıştır.
Aynı zamanda akıllıca akrabalık bağlarını teşvik etmektedir. Ancak ekonomik
konular da unutulmamıştır. Bu husus, Kırgız ve Macar iş çevreleri arasındaki iş
ilişkilerini geliştirmek için açılan 65 milyon dolarlık kredide açıkça
görülmektedir. Ayrıca beraberindeki heyet, Kırgızistan ve Macaristan arasında
turizm konusunda bir anlaşma da imzalamıştır. Bu hususlar Macaristan’ın Orta
Asya’ya açılmak amacıyla AB için bir örnek teşkil etmesini sağlayacak bir adım
olarak nitelendirilebilir.”[12]


AB, Türkiye’nin tarihi, sosyal, etnik ve dil açısından özel
ilişkilere sahip olduğu bazı bölgelerde AB adayı Türkiye ile iş birliği yapmak
yerine rekabet etmeyi tercih etmekte ve Türkiye’yi bu bölgelerin dışında
tutmaya çalışmaktadır. Bu yaklaşımın en çarpıcı örneği Balkanlardır. Son iki
yıl boyunca birçok AVİM analizinde ve yorumunda AB’nin Balkanlar’daki bu kabul
edilemez dışlayıcı tutumuna dikkat çektik. Bunun son örneği, AB Güvenlik
Çalışmaları Enstitüsü’nün hazırladığı 147 numaralı “Balkanların Geleceğine Dair
Chaillot İncelemesi” başlıklı belgedir.[13]


AB, bu kez Türkiye’nin çok özel ilişkilere sahip olduğu bir başka
bölgede, Orta Asya’da kapsamlı bir strateji geliştirmeye çalışmaktadır. AB’nin
Balkanlar’da takip ettiği yanlış yolu Orta Asya’da takip edip etmeyeceğini ve
Türkiye ile iş birliğini tercih edip etmeyeceğini zaman gösterecektir.


*Resim: https://qazaqtimes.com


[1] European Union, “New EU Strategy on Central Asia”, European
Union External Action
, 24 Haziran 2019, blm. EEAS, https://eeas.europa.eu/headquarters/headquarters-homepage/64930/new-eu-strategy-central-asia_en.


[2] European Council ve European Parliament, “The EU and Central
Asia: New Opportunities for a  Stronger Partnership” (European Commission,
15 Mayıs 2019), JOIN(2019) 9 final, https://eeas.europa.eu/sites/eeas/files/joint_communication_-_the_eu_and_central_asia_-_new_opportunities_for_a_stronger_partnership.pdf.


[3] European Council ve European Parliament, 1.


[4] European Council ve European Parliament, 1.


[5] General Secretariat of the Council, “Outcome Of Proceedings”
(Council of the European Union, 17 Haziran 2019), 5, 10221/19 COEST 139, https://www.consilium.europa.eu/media/39778/st10221-en19.pdf.


[6] General Secretariat of the Council, 3.


[7] General Secretariat of the Council, 5.


[8] Martin Russell, “The EU’s New Central Asia Strategy” (European
Parliamentary Research Service, Ocak 2019), PE 633.162, http://www.europarl.europa.eu/RegData/etudes/BRIE/2019/633162/EPRS_BRI(2019)633162_EN.pdf.


[9] The Permanent Representatives Committe, “The EU and Central Asia:
Strategy for New Partnership” (Council of the European Union, 31 Mayıs 2007), PESC
655 COEST 179, https://eeas.europa.eu/sites/eeas/files/st_10113_2007_init_en.pdf.


[10] Michelle Witte, “Xi Jinping Calls For Regional Cooperation Via
New Silk Road”, The
Astana Times
, 11 Eylül 2013, blm. Business, https://astanatimes.com/2013/09/xi-jinping-calls-for-regional-cooperation-via-new-silk-road/.


[11] Teoman Ertuğrul Tulun, “Italian Reaction To The Carolingian EU
Project”, Center
For Eurasian Studies (AVİM)
, 11 Nisan 2019, blm. Analysis No:
2019/10, https://avim.org.tr/en/Analiz/ITALIAN-REACTION-TO-THE-CAROLINGIAN-EU-PROJECT.


[12] Teoman Ertuğrul Tulun, “Hungary’s Participation In The
Cooperation Council Of Turkic-Speaking States”, Center For Eurasian Studies (AVİM),
12 Eylül 2018, blm. Analysis No: 2018/23, https://avim.org.tr/en/Analiz/HUNGARY-S-PARTICIPATION-IN-THE-COOPERATION-COUNCIL-OF-TURKIC-SPEAKING-STATES.


[13] Teoman Ertuğrul Tulun, “Chaillot Paper On Balkans Future: A Case
Of Ill-Informed Leading The Ill-Informed”, Center For Eurasian Studies (AVİM), 02 Ekim 2018, blm.
Analysis No: 2018/28, https://avim.org.tr/en/Analiz/CHAILLOT-PAPER-ON-BALKANS-FUTURE-A-CASE-OF-ILL-INFORMED-LEADING-THE-ILL-INFORMED.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

deneme bonusu veren siteler | hd film izle | film izle | film izle | 4k film izle | bets10 giriş

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet novagra satın al viagra satış