Cialis 20 Mg Cialis Viagra Satış Cialis 5 mg Viagra sipariş elektronik sigara


Avrasya’da Türk-Slav
birlikteliği mümkün mü?


Prof. Dr. Salih YILMAZ • Ankara Yıldırım Beyazıt
Üniversitesi


Rus Avrasyacılığı Sovyetlerin yıkılmasından sonra kurulan BDT stratejisinin
başarısızlığı sonrasında yeni bir tarz ve fikirle Sovyet dönemindeki etki
alanını ABD’ye kaptırmadan Rusya’nın etkisini sürdürmesine olanak sağlamıştır.
Günümüzde BDT ülkelerinin önemli bir kısmı Avrasyacılık fikri etrafında
birleşmişlerdir. Avrasya Birliği konusunda Türkiye, İran, Gürcistan, Ukrayna,
Azerbaycan ve Özbekistan aynı zamanda bu stratejinin kırılma noktalarıdır.
Rusya’daki Avrasyacılık hareketi günümüz Rusya’sının temel dış politika
anlayışıdır.



Rus Avrasyacılığının Ortodoksluk ideolojisine dayandığına yönelik eleştiriler
vardır. Bu eleştiriyi yapanlar yine Dugin’in fikirlerine takılı kalmışlardır.
Dugin’in 2000’li yılların başında ortaya attığı Avrasyacılık temelli
fikirlerine göre Ruslar, dünyaya medeniyet götürmekle görevlendirilmiş kutsal
bir millettir. Dugin’in buna dair belli başlı görüşleri şöyledir: “Ortodoksluk
bu medeniyetin dinidir. Rusya tüm dünyaya hükmetmek istiyorsa öncelikle ABD’ye
karşı bir cephe kurmalıdır. Bu cephede İran, Almanya, Japonya yer almalıdır.
Çin ve Türkiye Rusya’nın tarihsel düşmanlarıdır. Bu iki ülke Rusya’nın
hedefleri önünde en büyük engeldir. Bu iki engeli bertaraf etmenin yolu iki ülkede
karışıklık çıkarıp parçalamaktan geçer. Türkiye var olan kimliği ve tarihi alt
yapısıyla Orta Asya’daki Türk Cumhuriyetlerinde milli uyanışı tetikleyecektir.
Böyle bir durum Rusya’nın tüm Orta Asya hedeflerini yok edecektir. Orta Asya’da
İran’ın etkinliği artırılırsa Türkiye’nin bu bölgelere girmesi de
engellenecektir. Türkiye’de etnik ayrıştırma ve çatışma çıkarılmalıdır.
Ayrılıkçı Kürt hareketler desteklenmeli ve Türkiye’ye yakınlık gösteren
Azerbaycan, İran-Rusya-Ermenistan arasında paylaşılmalıdır.” Dugin’in
2000’li yılların başında dillendirdiği bu fikirleri daha çok Rusların ABD’ye
karşı kurmaya çalıştığı ittifakın tanımı niteliğindedir. Dugin’in fikirlerine
Rusya’da muhalefet edenler, Türkiye’nin parçalanma teorisini eleştirmişler,
Türkiye’nin de içinde bulunduğu bir Avrasya stratejisini öne sürerek “ortak
medeniyet” vurgusu yapmışlardır. Türkiye ile Avrasya’da işbirliği
yapılması gerektiğini ileri sürmüşlerdir. Rusya’da Putin başta olmak üzere
politika üreticiler ve uygulayıcılar Türkiye ile dostane ilişkiler kurulmasını
tercih etmişlerdir. Dugin’in de özellikle 15 temmuz FETÖ Darbe girişiminden
sonra Türkiye’ye dair fikirlerinde önemli değişimler olmuştur. Dugin daha önce
yazmış olduğu kitaplarındaki Türkler ve Türkiye aleyhine yazılan bölümleri çıkartarak
daha olumlu bir tavır sergilemeye başlamış ve ilgili bölümleri yeniden
yazmıştır. Dugin’in fikirlerindeki değişiklik kendisini: “Türkiye, önceden
kendi ulusal çıkarları konusunda koşulları ortaya koyarak, Moskova ve Tahran
ile birlikte tüm haklara sahip bir taraf olarak Avrasya bütünleşmesine
katılır.” derecesinde olumlu dönüşüme uğratmıştır.



AVRASYACILIĞI DOĞRU TANIMLAMAK



Türkiye’deki akademik ve politik çevrelerin Avrasyacılığı sadece Dugin ve
fikirleriyle eşdeğer tutarak değerlendirmesi onların Avrasyacılığı yanlış
anlamasına neden olmuştur. Günümüzde Rusya’da Dugin’in savunduğu Avrasyacılık
aşırı milliyetçilik olarak algılanmaktadır. Avrasyacılık teorisi Dugin’den
yıllar önce ortaya konulmuş ve farklı biçimde ifade edilmiştir. Avrasyacılığın
sahibi Dugin değildir ve bundan sonra da olmayacaktır. Günümüzde Avrasya
Ekonomik Birliğine üye ülkelerin çoğunluğunun Müslüman olduğu gözden
kaçırılmamalıdır. Bu nedenle Rus Avrasyacılığını veya Türk Avrasyacılığını
Dugin etkisinden kurtarıp kendine özgü politik bir teoriyle değerlendirmek
faydalı olacaktır. Rusya’da 1991 yılından sonra Dugin’in teorisyenliğini
yaptığı “Yeni Avrasyacılık” politikası, Putin ve çevresindeki politika
uygulayıcılar tarafından uygulanabilir görülmeyerek değişikliğe uğramıştır. Bu
değişikliğe bağlı olarak son yıllarda Avrasya coğrafyasında “Rus Dünyası”
kavramı ön plana çıkarılmıştır.



Rus Avrasyacılığında lider Ruslardır. Avrasyacılık çatısı altında pek çok
değişik millet bir araya gelmiştir. Bu çatı Tatarları, Slavları, Finleri,
Farsları, Kafkas halklarını kendi milli kültürünü de koruyacak biçimde ortak
amaç etrafında birleştirmektedir. Avrasya üst bir kültürdür. Avrasya terimi
aynı coğrafyayı paylaşan milletlerin oluşturduğu imparatorluğun adıdır. Bu
milletler tarih boyunca birbirleriyle tanışık ve bitişik yaşamışlardır. Bu
tanışıklıktan dolayı milletler arasında da yoğun bir karışım yaşanmış ve melez
bir toplum ortaya çıkmıştır. Avrasya kültürel alan olarak Bizans, Helen,
Türk-Tatar ve Rus alt kültürlerinin birleşimiyle oluşmuştur. Rusya, tarihte
Avrasya coğrafyasının liderliğini yapan Cengiz Han’ın mirasına sahip çıktığını
iddia etmektedir. Fakat Rus Avrasyacılığı önündeki en büyük engel Amerika’dır.
Ruslara göre ABD karşısında alınabilecek bir yenilgi Avrasya projesini de başarısız
kılacaktır. Sovyetler Birliğinin dağılması sonrası Rus Avrasyacılığına ilgi
gösteren ülkeler aynı zamanda küreselleşmeye, Atlantikçiliğe karşı durabilmek
için de bu harekete katılmışlardır. Turuncu ve kadife devrimlerin etkisi birçok
ülkeyi Rusya’ya yaklaştırmıştır. Ayrıca bu ülkeler, Avrasya Birliği çatısı
altında uluslararası terör, uyuşturucu ticareti ve kaçakçılık gibi uluslararası
boyuttaki sorunlarla da baş edebilecek güce kavuşmuşlardır.



Rusya’da son dönemlerde Bagramof’un ortaya attığı “Türk-Slav Birliği”
esasına dayanan teori sıkça tartışılmaktadır. Bu yeni teori geçmişte önemli bir
tarihi birikime sahip Altın Orda Devleti bünyesindeki Türk-Müslüman
topluluklara Rusya tarihinde hak ettikleri değeri vermeyi öngörmektedir.
Avrasyacılığın başarıya ulaşabilmesi için Türk ve Slav topluluklarının birlikte
hareket etmelerinin gerektiği üzerinde durulmaktadır. Avrasya tabiriyle coğrafi
değil, kültürel birlikteliğin amaçlandığı düşünüldüğünde bu birliktelik ancak
Türk ve Slav topluluklarının ortak amaç etrafında bütünleşmesiyle başarıya
ulaşacaktır. Avrasya kıtasında Türk-Slav birlikteliğine en fazla ABD ve Almanya
muhalefet etmektedir. ABD, Türkiye’nin Rusya ile ortak amaç etrafında
birleşmesini kendi çıkarları açısından zararlı görmektedir. Almanya ise
Rusya’nın Türkiye ile ortak işbirliği kurması halinde kendi ekonomik
çıkarlarının zarar göreceğini düşünmektedir. Bu coğrafyada sadece Çin, Rusya ve
Türkiye ile ortak amaç etrafında ekonomik birlikteliğe önem vermektedir.
Avrasya kültürünün en önemli belirleyici unsurunun Turan (Türk) çizgisi
olduğunu gözden kaçırmamak gereklidir.



BÖLGEYE YÖNELİK STRATEJİ BELİRLENMELİ



Batı (Avrupa) ile Doğu (Asya) arasında köprü olan Avrasya’daki toplulukların
temsilciliğini Türkiye ve Rusya yapabilir. Bu iki ülkenin tek başına hareket
edeceği bir Avrasya’nın etkisi de istenildiği ölçüde olmayacaktır. Günümüzde
Avrasya, dünya hâkimiyeti için ABD, Rusya ve Çin’in mücadele sahasıdır.
Türkiye, İran ve Hindistan da bu mücadeleye zamanla dâhil olmuşlardır.
Türkiye-Kafkaslar ve Orta Asya Türk Cumhuriyetleri hem sahip oldukları yeraltı
zenginlikleri ve petrol kaynakları hem de enerji ulaşım hatları açısından bir
çekişme bölgesidir. Bu bölge genelde Türk ve akraba toplulukların yaşadığı
sahalardır. Bu nedenle Rus Avrasyacılığının başarılı olması adına bu
bölgelerden Türkiye’yi uzak tutmak gerektiğine dair görüşler vardır. Türkiye bu
bölgelere aktif ve planlı girebilmek için istekli davranmamaktadır. Eğer
Türkiye bu bölgelere uzun vadede daha planlı biçimde yaklaşırsa Rus Avrasyacılığının
bölgedeki etkisi azalacaktır. Rusya bu tehlikeyi gördüğü için Türkiye ile
Avrasya rekabetine girmektense işbirliği yaparak ortak bir Avrasya Birliği
çatısı altında birleşebileceğine dair planları tartışmaktadır. Rusya’nın
Türkiye planlarına kendi içerisinden oldukça sert muhalefet edenler vardır. Bu
muhalefet edenler Rusya ile yaşanan uçak krizi sonrası istediklerini almışlar
ve Rus toplumunu Türk düşmanlığı konusunda beslemişlerdir. Tüm bu yaşananlar ve
planlara rağmen Türkiye, Avrasya stratejisini henüz oluşturamadığı için Rusya
ile birlikten kaçınmaktadır. Rusya, Avrasya’da rakibinin olmadığını
düşünmektedir. Rusya, rekabetin olmadığı Avrasya coğrafyasında Şanghay
İşbirliği Örgütü ve Birleşik Devletler Topluluğu gibi aktif örgütlerle kolayca
askeri, kültürel, ekonomik ve siyasal bütünleşme bulabilmektedir.



GÜÇLÜ BİR KUTUP DOĞABİLİR



Türk Avrasyasının başarılı olabilmesi için Rusya içerisinde yaşayan Türk
topluluklarıyla iletişim ve işbirliğinin artırılması gerekmektedir. Fakat Rusya
bu tehlikeyi gördüğü için Türkiye’yi kendisinden uzak tutmaya çalışmıştır.
Rusya’nın bu politikası zamanla kendisinin de bölgede izole edildiğini
anlamasıyla çökmüştür. İki ülke birbirlerine olan bağımlılıklarını daha iyi
anlamışlar ve hızlı biçimde işbirliğine yeniden dönmüşlerdir.



Rus Avrasyacılığı veya Türk Avrasyacılığı tek başına dünyada ayrı bir kutup
oluşturamaz. Ancak bu iki teori ortak amaçlar etrafında birleşebilirse dünyada
güçlü bir kutup doğabilir. Türk-Rus işbirliği her iki topluma güç katıp refahı
artıracaktır. Bu iki devlet beraberliği seçerek tek kutuplu dünyaya meydan
okuyabilir. Türk-Rus ilişkilerinde 24 Kasım 2015 bir dönüm noktası olmuştur. Bu
kriz süreci sonrasında 27 Haziran 2016’daki normalleşme ile iki ülkenin
stratejik işbirliğine giden yolu açılmıştır. Avrasya Birliği hareketi ve
medeniyet anlayışı Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Rusya Devlet Başkanı
Putin’in inisiyatifiyle kısa sürede aktif hale gelebilir. Çünkü her iki toplum
da bu birleşmeye ve ortak hareket planına hazır haldedir.


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

deneme bonusu veren siteler | hd film izle | film izle | film izle | 4k film izle | bets10 giriş

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet novagra satın al viagra satış