Yobazlar Neden Atatürk Karşısında Çaresiz Kalıyorlar ???


Biraz empati kurmaya ne
dersiniz? Kendimizi karşıt görüşün yerine koyup onların ruh hallerini anlamaya
çalışsak. Bence hiç fena olmaz. Hem karşıt görüşü anlamış oluruz hem de
meselelerin özüne inip olayların neden- sonuç ilişkisini daha iyi kavramış
oluruz diye düşünüyorum

Kendinizi Atatürk ve Cumhuriyet düşmanı bir yobaz olarak düşünün. Hayal etmesi
bile kötü biliyorum ama bir an kendinizi bir yobaz olarak hayal edin. Hayatınız
boyunca hurafelerle beyniniz yıkanmış, beyninizin sorgulama ve düşünme merkezi
felç geçirmiş, biat kültürüyle yetiştirilmişsiniz, islamın hem barış dini 
hem de dünyanın düşman olduğu bir din olduğunu düşünerek garip bir ikilem
arasına sıkışıp kalmışsınız, hayalinizdeki devlet sisteminin tek güzel örneği
yok ve düşman olduğunuz bir liderin yine düşman olduğunuz devletinde
yaşıyorsunuz. Bu yüzden içinizde bir kin, bir eziklik var, Atatürk’e ve
Cumhuriyet’e sövmeyi bir ibadet haline getirmişsiniz. Psikolojik açıdan bakınca
çok hastalıklı bir durum… Bu ezilmiş, öfkeli ruh halini anlamadan yobazın
kişilik yapısını anlayamayız

Bu insanları iyi analiz etmek lazım. Yüzlerine yansıyan çok derinlerden gelen
öfkelerini görebilmeliyiz. Bu insanlar 90 yıldır tek bir amaç için yaşıyor.
”Atatürk ve onun kurduğu Cumhuriyeti yıkıp yerine şeriat devletini kurmak” Bu
amaçlarından zerre kadar sapmadan bugüne kadar geldiler ama hala amaçlarına
ulaşamadılar. Özellikle dini hassasiyeti yüksek olan bir müslüman bir ülkede
Atatürk’ü ”din düşmanı” göstermeye çalıştıkları halde insanlar Atatürk’ü
sevmekten vazgeçmedi. Bunun nedenlerini hiç düşündünüz mü? Dini konuda hassas
olan Türk milleti neden bu kadar yoğun ”din karşıtı” propagandaya rağmen
Atatürk’ten vazgeçmiyor?

Bu nedenlerin en başında yobazın cehaleti geliyor. Hiçbir konuda kapsamlı,
doğru bilgiye sahip olmadan ”dedemden duydum” ”ninem öyle dedi bilmiyorum”
hikayeleriyle bilgi dağarcıklarını doldurdukları için güçlü propaganda
yapamıyorlar. Sözde en bilgili oldukları konuda bile yazacakları bir paragrafı
geçemediği için insanları ikna etmekte güçlük çekiyorlar. Biraz tarih
bilgisi  ve mantıklı, sorgulayabilen bir beyne sahip olan birisi
yobazların iddialarındaki basitliği saçmalığı ilk bakışta anlıyor. İkna
edebildikleri kesim ise kendileri gibi düşünemeyen, kör cahil kesimdir. Bu
yüzden yobazın yalanları hiç bir zaman halkın çoğunluğu tarafından kabul
görmemiştir. Her zaman azınlık bir grup olarak kalmışlardır. Ayrıca bu
yalanların basitliğinin üzerine bir de yobaz yalanlarını deşifre eden Kemalist
yazarları da eklersek başarı oranları çok daha düşük olacaktır.

Yobazın başarısızlığının ikinci nedeni Atatürk’ü tanımamasıdır. Atatürk’ün
tarihi bir şahsiyet olduğunu kavrayamadıkları için basit argümanlarla onu yok
edebileceklerini sanıyorlar. Tarihi şahsiyet Şevket Süreyya Aydemir’in
ifadesine göre ‘‘tarihi bir misyon yüklenmiş ve kendi yolunu çizerek tarihteki
yerini alan” kişidir. Atatürk’te her yönüyle tarihe damgasını vurmuş tarihi bir
şahisiyettir. Sevseniz de sevmeseniz de yaptıklarıyla tarihe geçmiştir. Önce
bunu kabul edeceksiniz. Bunu yok saymak, yok saymaya çalışmak boş bir çabadır.
İstediğiniz kadar kara propaganda yapın Atatürk’ün başarıları tarihteki yerini
almıştır.  ”Resmi tarih yalan söylüyor” ”Sonradan kahraman ilan edildi” safsatalarını
bırakın 90 seneyi 1000 sene bile söyleseniz başarılı olamazsınız. Hele dünya
tarihine geçmiş bir insan için ”hain” olduğunu iddia etmek, bu iddiayla
başarılı olabileceğini düşünmek gülünç ve aciz bir durumdur. Yobaz, Atatürk’ü
seçimle iktidara gelen ve yaşadığı dönemde sevilen bir politikacı olduğunu
düşündüğü sürece başarısız olacaktır. İsteseniz de istemeseniz de Atatürk’ün
Dünya tarihine geçmiş bir şahsiyet olduğunu kabul edeceksiniz. Kafanızı kuma
gömerek sadece kendinizi kandırırsınız.

Yobazların başarısızlığındaki en önemli nedenlerden birisi de din adına ortaya
attıkları iddiaların gerçekte dini kutsallığı olmamasıdır. Bu yüzden ortaya
attıkları iddialar millet üzerinde etki etmiyor. Atatürk’ü ”din düşmanı” göstermek
için  ortaya attıkları iddiaları sıralayalım

 

Atatürk saltanatı kaldırıp Osmanlıyı yıktı.

Atatürk şeriatı kaldırdı

Atatürk hilafeti kaldırdı

Atatürk şapka devrimi yaptı alimleri astı

Atatürk tekke ve zaviyeleri kaldırdı

Atatürk medeni kanunu getirdi

Atatürk harf devrimi yaptı 1 gecede cahil kaldık

Atatürk kuran okumayı yasakladı

Atatürk el yazılarında islama ”arapların dini” dedi

Atatürk peygamberimize ”muhammed” dedi peygamberliğini kabul etmedi

Atatürk Ayasofya’yı müze yaptı

Atatürk kurana ”gökten indiği sanılan kitap” dedi

Bu iddialar, Atatürk’ün devrimleriyle ilgili ortaya atılan kara
propaganda malzemeleri. Bunların dışında bir de kişiliğine yönelik küçültücü
propagandalar var. Şimdi de bunları sıralayalım.

 

Atatürk çok içki içerdi ayyaştı ayık kafayla
gezmezdi

Atatürk kadın düşkünüydü. Lise önlerinden kız tavlardı

Atatürk eş cinseldi erkekliği yoktu ( Hem kadın düşkünü hem eş cinsel nasıl
oluyorsa artık )

Atatürk kadınların baş örtüsünü yırttı  ahlakını bozdu

Atatürk öldüğünde toprak kabul etmedi betona gömdüler

Atatürk’ün sol gözü manda gözüydü deccaldi

Atatürk’ün son sözü ”dini yok edemedik” oldu

Atatürk’ün annesi fahişeydi soyu sopu belli değildi

Atatürk yahudi dönmesiydi ( Yahudiliği hakaret olarak kullanan zihniyetin
yaradılanı yaradandan ötürü severiz demesi tuhaf değil mi? )

Atatürk Sabetayist ve masondu. ( Sabetayizm ve masonluk nedir desen bilmezler.
Ateist olmak zannediyorlar. Masonları dini bütün insanlar olarak düşünseler
önce kendilerini mason ilan ederler merak etmeyin hem de 33. dereceden evliya
mason)


Bu yalanların bir kısmı Rıza Nur’a bir kısmı da Said-i Nursi ve onu takip eden
nurculara aittir. En az devrimlerle ilgili yalanları kadar komik, basit,
temelsiz iddialar…. Her açıdan saldırdıkları halde neden başarılı olamıyorlar?
Neden insanlar Atatürk’ten vazgeçmiyor?

Yobazların en temel hatası bu iddiaların dini olduğunu sanmasıdır. İslam ne
saltanata, ne hilafete, ne şeriat rejimine, ne arap alfabesine muhtaçtır.
Bunların hiçbiri dinin kutsalı değildir. Saltanat mı kutsal? Hilafet mi? Sarık
cübbe mi? Alfabe mi? Hangisi kutsal? Bir şeyin kutsal olması için kaynağının
kutsal olması gerekir. Bu saydıklarımın hangisinin kaynağı ilahidir? Hepsi
insanın bulduğu ve hayata geçirdiği kavramlardır. Saltanatı, hilafeti insan
devlet yönetiminde uyguladı, Yazı insanın buluşu, kılık kıyafet insan üretimi.
Bunların hangisi dini? Hiç biri.

Diğer bir husus saydıkları sözde islami değerler her müslümanın değer verdiği
şeyler değil. Her müslüman şeriatı sevecek diye bir şart yok tam tersi çoğu
müslüman sevmez. Her müslüman için halifelik bir değer değildir. Her müslüman
için sarık cübbe bir şey ifade etmez. Üste para versen sarık cübbe giymeyecek
milyonlarca müslüman var buna yobazlar da dahil. Çünkü bu kişisel bir tercihtir
zevktir.  Her müslüman arap alfabesine değer verecek değil… Bu sebeplerden
dolayı iddiaları toplumda genel kabul görmüyor. İnsanlar için bir şey ifade
etmiyor.

Bir diğer nedense insanların Cumhuriyetle dönüşmüş olmasıdır. Adam laik bir
ülkede doğmuş şeriatı görmemiş, sarık cübbe giyilen dönemde yaşamamış, arap
alfabesi bilmemesi bir eksiklik değil… Eeee senin iddiaların bu insanlar için
ne ifade edebilir? Kaldı ki Atatürk’ün yaşadığı dönemde bile  ”Atatürk din
düşmanıydı” propagandası ‘şeriatı görmüş yaşamış insanların üzerinde bile
etkili olmamışken şimdi etkili olması mümkün değildir. Tam tersine zıt etki
yapar. Çünkü insanlar yaşadığı dönemin değerleriyle yaşarlar. Gördüğü şeyleri
savunurlar.Yaşadığı, alıştığı sistemi 100 sene önceki sistemle değiştirmeye
kalkarsnız sert tepkiyle karşılaşırsınız.

Yobazın hatalarından birisi de Atatürk’ü sadece müslümanların sevdiğini,
onların da Atatürk’ü ”müslüman” olduğu için sevdiklerini düşünmesidir. 
Birincisi bu ülkede Atatürk’ü seven sadece müslümanlar değil.Örneğin Ateistler
var. Bir kere burada kafadan çuvalladın. Senin propagandana hiç itibar
etmeyecek üstelik senin iddialarını kabul edecek Atatürkçü ateist bir kesim
var.Her  zaman da olacak.  Bunun dışında solcular var, Türkçüler var.
Bu görüşte olan insanların da Atatürk’ün inancıyla, din düşmanı olup
olmamasıyla ilgileri yok. Buradan da çuvalladılar mı? Geriye ne
kaldı?   Muhafazakar Atatürkçüler.

İşte yobazların hedef kitlesi bu kesimdir. Muhafazakar kesimden de sadece
şeriatçı düşünceye yatkın insanlar üzerinde etki edebilirler ki bu insanlar hem
karakter hem de kafa yapısı olarak Atatürkçülüğe pamuk ipliğiyle
bağlıdırlar.  Şeriata yatkın kesim dışında kalan normal müslümanlar için
de Atatürk’ün inancı değil yaptıkları önemlidir. ”Ateist olsa da onun sayesinde
şu anda özgürce ibadet edebiliyorum” diye minnet duyar. Ayrıca  bu
insanlar şeriat rejimine en az ateistler kadr muhaliftirler. Yobazın islami
saydığı hiç bir şeyin gözünde zerre kadar değeri yoktur. Yobazlar en çok
muhafazakar Atatürkçülere sinir olur. Ezberini bozan bu durum karşısında ”sen
nasıl müslümansın?” der ve hiç bir zaman  o insanların ”nasıl müslüman?”
olduğunu anlayamaz. Çünkü o insanlar samimi müslümanlardır. Vefa duygusu nedir
bilirler. Kendilerine yapılan hizmeti unutmazlar. Aydın düşünceye sahiptirler.
En önemlisi ATATÜRK’Ü ATATÜRK OLDUĞU İÇİN SEVERLER. Sizin padişahları
evliyalaştırıp sevmeniz gibi sevmezler.

Ben yobazların 1000 yıl geçse de hatalarını anlayacaklarını sanmıyorum.
Beyinleri felç geçiren insanların düşünebilme yetisini tekrar kazanması mümkün
değildir. Aklını şeyhine satan insanlar sadece biat etmeye programlıdır. Onlar
dün nerdeyse yarın da aynı yerde, şeyhlerinin dizinin dibinde oturacaklar. Bir
robot gibi şeyhinin yalanlarıyla programlanacaklar. Haklısınız sizin için ”zulüm
1923’te başladı” ama bilmediğiniz bir şey var ”Fragman bitti film yeni
başlıyor…”

 

TIBBIYELİ HİKMET