Cialis 20 Mg Cialis Viagra Satış Cialis 5 mg Viagra sipariş elektronik sigara


“YİRMİ BEŞ KURUŞ’UN HİKAYESİ !!!! TÜRK
İNSANINDAKİ EŞSİZ GÜZELLİK !!!


 Ağlaya ağlaya okuyacağınız, tarihimizden gerçekleri anlatan bir
hikaye. Okurken o anı yaşatan bir hikaye. Bu güzel hikayeyi okumadan geçmeyiniz
lütfen….


 Seferberliğin ilânıyla beraber, Ayvalık’taki 9. Tümen’e bağlı 23.
Alay ağırlıklarıyla birlikte Soma’ya gelerek, trenle Bandırma üzerinden
Tekirdağ’a sevk edildi. 23. Alay’ın Burhaniye’de bulunan bir piyade taburu,
mesafenin daha kısa olacağı hesabıyla, Burhaniye–Edremit– Çanakkale yoluyla
cepheye sevk edildi. Bu tabur yürüyüşe geçmeden önce, geçecekleri yollara yakın
köylere, gönderdikleri çavuşlar vasıtasıyla, geçecekleri gün ve saat
belirtilerek, köylülerden asker için yemek hazırlamalarını, misafir olarak
geceleyecekleri yerleri hazırlamalarını istedi. Böylece yürüyüş sırasında,
asker için iaşe ve ibate (yeme ve barınma) telaşından bir ölçüde kurtulmuş
olunuyordu. Aynı şekilde, o yıllarda henüz bir köy olan Havran’a gelen
çavuşlar, muhtardan kendilerine kaç kişilik, yemek ve yatak
hazırlayabileceklerini sorunca. Muhtar;


 “Burasının köy olduğuna bakmayın. Burası büyük bir köydür. Sizin taburun
hepsini ağırlayabiliriz, yedirir içiririz.. Merak etmeyin deyince askerler,
köyden ayrıldı. Gerçekten de belirtilen günde Havranlılar, bir tabur askeri
doyuracak kadar yemek hazırlamışlar, yatacak yerlerini hazırlamışlardı. Tabur
Havran yakınlarına geldiğinde, Tabur Kumandanı, Edremit’in çok yakın olduğu ve
çok daha büyük olduğunu düşünerek, Havran’a sadece bir bölük asker yollamıştı.
Bir taburluk hazırlanan yemek, bir bölüğe göre çok çok fazla gelmiş, artmış,
hattâ ertesi güne bile kalmıştı. Bir taburluk yatacak yer hazırlayan Havran
Muhtarı, gelen askerleri sadece büyük evlere taksim ederek, küçük ve fakir
evlere yük olmasın diye kimseyi göndermemişti. Bölük kumandanı şöyle anlatıyor:


 “Ben her zaman, seferi durumlarda en geç yatar ve en erken kalkarım.
Askerleri evlere dağıttıktan sonra, sokaklarda dolaşmaya başladım. Yavaş yavaş
evlerin ışıkları sönüyordu. Asker yatmaya, uyumaya başlamıştı. Aydınlatma
olmadığı için sokaklar zifiri karanlıktı. En son birkaç evde ışık kalmıştı.
Onlar da sönünce ben de gidip yatacaktım. Sokakta, birden, iki büklüm,
bastonuna dayanarak yürüyen, ihtiyar bir kadına rastladım. Neredeyse
çarpışacaktık. Aklıma çeşit çeşit şeyler geldi. Kadına:


 “Nene, sen bu saatte sokakta ne
arıyorsun?” diye sordum.


 “Evlatlarımı arıyorum… Oğullarımı
arıyorum…”


 “Kim senin evlâtların?”


 “Dün bana muhtar, askerler gelecek,
sana da misafir etmen için dokuz evlât vereceğim, dediydi… Onlara yataklar
hazırladım… Yemekler hazırladım… Gelmediler… Onları arıyorum..”


 Bir tabura göre hazırlık yapan muhtar, bir bölük asker gelince,
ağırlık olmasın diye, bu ihtiyar nineye, misafir etmesi için asker yollamamış.
O yıllarda, kadınların hiçbir sosyal güvenceleri yoktu. Kimsesiz kadınlar, çok
zor durumda kalıyorlar, çok zor geçiniyorlardı. Hiçbir gelirleri olmayan, bu
yaşlı ve yoksul insanlar, bazen zeytinler silkildikten sonra gidip yerlerde
kalan zeytinleri toplayarak, biraz gelir elde etmeye çalışıyorlar, buna da
“başakçılık” deniyordu. Bu nene de böyle birisi olduğu için, muhtar acımış, ona
kimse göndermemişti. Ama nene büyük sevinç içinde dokuz kişilik yer hazırlamış,
yiyecek hazırlamıştı. “Nenenin çok üzüleceğini anladığımdan, ışıkları henüz
sönmemiş bir eve gidip, daha yatmamış olan dokuz askeri neneyle birlikte
yolladım… Kadıncağız nasıl sevindi bir görseniz… Ertesi gün sabah erkenden
bölüğü yol üzerinde topladım, yoklamayı yaptıktan sonra, tam yürüyüş emri
verecekken, iki büklüm, yaşlı bir kadın, bastonuna dayanarak elinde bir torba
yanıma geldi. Galiba akşam karşılaştığım nene idi.


 “Kumandan oğlum, bu torbada, evdeki
bütün zeytinleri ne varsa koydum. Üstüne de biraz çökeleğim vardı onu koydum…
Bunları benim asker oğullarıma yedir emi…”


 Almasam, nenenin çok üzüleceğini
anladığımdan, çavuşlardan birine işaret edip, elindeki torbayı aldırdım. Nene
bu sefer, sevinç içinde, avucunda sımsıkı tuttuğu bir mendili açtı. İçinden tek
bir yirmi beş kuruş çıktı. Bana uzattı.


 “Kumandan oğlum… biliyorum, çok az.
Ama bütün param bu kadar… Bunu al, benim asker oğullarıma, hiç olmazsa bir çay
içir, olur mu?..”


 Şaşırdım..


 Biliyordum ki, nenenin başka parası yoktu… Bütün servetini
getirmişti. Yirmi beş kuruşu aldım. Kaldırarak bölüğe gösterdim..


 “Bölük… Bakın neneniz, size bütün servetini bağışladı.. Bunu ona
helâl ettirin..!” “Yürüyüş emrini verdim.. Nene arkamızdan el sallıyordu..
Bölüğüm.. O yirmi beş kuruşu helâl ettirdi… Yarısından çok fazlası
Çanakkale’de, Gazze’de şehit oldu… Bu millet böyle bir millettir… Dün öyleydi…
Kim ne derse desin, bugün de öyle…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

deneme bonusu veren siteler | hd film izle | film izle | film izle | 4k film izle | bets10 giriş

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet novagra satın al viagra satış