Cialis 20 Mg Cialis Viagra Satış Cialis 5 mg Viagra sipariş elektronik sigara


Bir arkadaşımın
gönderdiği, GOA yayınevinin çıkardığı “Büyükelçi” isimli kitap bir
dönemi çarpıcı bir şekilde anlatıyor. Kendi kütüphanemde de bulunması için
araştırdım. Kitapçılarda değil ama sahaflarda bulabildim. Sizlerle de paylaşmak
istedim…


DEMİRYOLLARININ BABASI


Çanakkale cephesi ve
İstiklal Harbi’nde lojistik faaliyetlerde sıra dışı bir başarı sağlamış olan
Behiç Erkin, Atatürk ve İsmet İnönü’nün gözdesi olmuş bir kurmay subay!
Batılılar, “Hiçbir Türk demiryollarını işletemez!” derken, bu kurumu
saat gibi çalıştırmış. Kurtuluş Savaşı’ndan sonra demiryollarını
millileştirmiş. İlk demiryolu okulunu kurmuş. İlk kamu müzesini hizmete sokmuş.
İstanbul Teknik Üniversitesi’nin derslerini Türkçeleştirmiş. Milli İstihbarat
Teşkilatı’nın fikir babası ve Atatürk’le birlikte 13 kurucusundan birisi. En
önemli özelliği, görev aldığında kimseden çekinmeden karar alıp, uygulaması.
Fikri hür, irfanı hür, vicdanı hür! Atatürk’ün bizatihi soyadı verdiği 37 kişi
içinde yer alıyor. Soyadı Erkin, “şartlar ne olursa olsun, doğru karar
alıp uygulayan, bağımsız” anlamına geliyor… Genç Türkiye Cumhuriyeti’nde
milletvekili ve Bayındırlık Bakanı olarak görev yapmış.


FRANSA’DA BİR CESUR YÜREK


Budapeşte’de 11 yıl
Büyükelçilik yapan Behiç Erkin’e teklifi bizatihi Cumhurbaşkanı İnönü yapar:
“Cihan savaşının ayak sesleri duyuluyor. Bizim için en kritik iki ülke
Almanya ve Fransa’dır. Birinci Dünya Savaşı’nda Almanlarla yakın çalıştın.
Onları tanıyorsun. Berlin’e gitmeni istiyorum.” Büyükelçi Erkin ise
“Almanca bilmediğini ama Fransızcasının mükemmel olduğunu”
vurgulayarak, “Paris’te daha başarılı olacağı inancında olduğunu”
ifade eder. 31 Ağustos 1939 günü Paris’tedir. Bir gün sonra, 1 Eylül’de
Almanya, Polonya’ya savaş ilan eder. Fransa’nın süngüsü çabuk düşer ve Almanlar
Fransa’da Yahudi avına başlar. Türkiye’den giden Yahudilerin can ve mallarını
kurtarmak için Büyükelçi hem Almanlar hem de işbirlikçi Fransız hükümeti
nezdinde nefes kesen bir mücadele başlatır.


ALTI KELİME SÖYLE YETER!


O dönemde Fransa’da 330
bin kadar Yahudi yaşıyordu. Bunların 10 bin kadarı Türk vatandaşıydı. 10 bin
kadar Türkiye kökenli Yahudi ise Fransız vatandaşlığına geçmişti. Büyükelçi 20
bin Yahudi’nin hepsi için savaş verme kararı almıştı. Kitaptan aktaralım.


Reklamdan sonra devam ediyor


Başkâtip Fatin Rüştü
Zorlu: “Sayın Büyükelçim, hiç belgesi olmadığı gibi, bırakın belgeyi,
Türkçe bile bilmeyen ama babasının, dedesinin uzun yıllar önce bizim
topraklarımızda yaşadığını iddia eden birçok Fransız var aralarında”
(sayfa 20).


Büyükelçi Erkin: “O
zaman altı kelime ezberlesinler kâfi! Ben Türk’üm, akrabalarım Türk
topraklarında yaşıyor” (sayfa 20, 21).


Öyle de oldu. Bu altı
kelimeyi söyleyenlere gerekli belgeler verildi. Ama Büyükelçi’nin işi hiç de
kolay değildi. Fransız Vichy hükümeti, Yahudi sorununda Almanlardan bile daha
büyük güçlükler çıkarıyordu.


CUMHURBAŞKANI İNÖNÜ BİLE DEVREDEDİR


Behiç Erkin,
Fransızların, kanlarının son damlasına kadar savaşmadan ülkelerini düşmana
teslim etmesine anlam veremiyordu. “Ben size ölmeyi emrediyorum!”
diyen bir Komutan ve vatan için ölüme seve seve koşan insanların yaşadığı bir
ülkeden geliyordu. Eski Fransa Başbakanı Leon Blum’ın gelini, eşinin ve
yakınlarının toplama kampına konulması üzerine yardım için Behiç Bey’e
başvurur: “Kayınpederim, bir tek sizin yardım edebileceğinizi, Vichy
hükümeti ile aranızın iyi olduğunu söyledi”. Behiç Erkin’in cevabı
çarpıcıdır: “Yanlış değerlendirilmiş. Hükümetle ilişkilerimizde biz sadece
ülkemizin çıkarları doğrultusunda hareket ederiz. Ben hiçbir zaman düşman
boyunduruğu altına girmeyen bir ülkeden geliyorum. Savaşmayan Fransızlar,
düşman ne diyorsa onu yapıyor. Biz ise Yahudi olan Türk vatandaşlarının
haklarını savunuyoruz. Mesele budur!” Büyükelçi Erkin, devreye
Cumhurbaşkanı İnönü’yü sokmuş, İnönü’nün, Almanya’nın Ankara Büyükelçisi Von
Papen ile temasları sonucunda kamptakiler serbest bırakılmıştır.


ÖLÜMLE YAŞAM ARASINDAKİ FARK


Almanlar Fransa’yı işgal
edince, binlerce Yahudi için ölümle yaşam arasındaki tek fark, üstünde damga
olan bir kâğıttı: “Üstünde AY ve YILDIZ olan bir kâğıt ve yine üstünde AY
ve YILDIZ olan bir resmi damga!” Büyükelçi Erkin hayatı pahasına en yüksek
Alman makamları ile boğuştu; yetmedi, Fransa’nın işbirlikçi hükümetinin üstüne
gitti. Her iki tarafın baskıları nedeniyle görevden ayrıldı ama Türk
Yahudilerinin sağ salim Türkiye’ye gitmesini sağladı. O, Mustafa Kemal
Atatürk’ün yakın arkadaşıydı, silah arkadaşıydı ve adı Behiç Erkin’di. (sayfa
175)


Cumhuriyet’i kuran nesil
işte böyle bir nesildi. Âdem’in nesliydi. Memleketin namusunu çiğnetmemişti.
Günümüze baktığımızda onların kırıntısını bile göremiyoruz…


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

deneme bonusu veren siteler | hd film izle | film izle | film izle | 4k film izle | bets10 giriş

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet novagra satın al viagra satış