SİNAN MEYDAN : KURTULUŞ SAVAŞI’NDA
İNGİLİZLERLE SAVAŞMADIK YALANI VE GERÇEKLER



O SÖZDE
PROFLARA KÜÇÜK BİR TARİH DERSİ


Bugün 30 Ağustos. Türk ulusunun Atatürk’ün
Başkomutanlığı’nda emperyalizmi Anadolu yaylasına gömdüğü en kutsal zaferin
yıldönünü. Bu anlamlı günde, bu zaferin, emperyalizmin pençesindeki bütün
mazlum milletlere yol göstericiliğinin üzerinde durulması gerekirken, tv
ekranlarında ve gazete köşelerinde sözde proflar, hiç utanıp sıkılmadan, bu
zaferin önemini azaltmak için adeta bin dereden su getirmekle meşguller!
“30 Ağustos Zaferi’nin o kadar da önemli olamdığından” tutun da
“Kurtuluş Savaşı’nda İngilizlerle savaşılmadığına” kadar bir dizi
YALANLA kamuoyunu kandıran bu sözde proflara küçük bir tarih dersi daha verelim
hazır yeri gelmişken.


Cumhuriyet Tarihi yalancıların en büyük
yalanlarından biri “Kurtuluş Savaşı sırasında İngilizlerle savaşmadık,
onlar 1921’de zaten resmen tarafsızlıklarını ilan etmişlerdi!” yalanıdır.
Ömer Kürkçüoğlu, Cemil Koçak, İdris Küçükömer, Kadir Mısıroğlu, Yalçın Küçük,
Fikret Başkaya, Abdurrahman Dilipak ve Mehmet Altan gibi tarihçi, yazar ve
akademisyenlerin bu iddiasının aslında hiçbir “bilimsel temeli”
yoktur. Tarihsel gerçekleri, belge ve bilgileri gördükçe bu iddianın kocaman
bir “yalan” olduğu ortaya çıkmaktadır.


“Düzenin Yabancılaşması” kitabıyla
tanıdığımız İdris Küçükömer, “Sivil Toplum Yazıları”nda,
“Kurtuluş Savaşı Yunanlılara karşı kazanılmıştır. Kurtuluş Savaşı bir
Türk-Yunan savaşıdır!” tezini ortaya atmıştır. Yine aynı dönemlerde
“deliliği tescilli” Şeriatçı yazar Kadir Mısıroğlu Kurtuluş
Savaşı’ndan “Türk-Yunan muharebesi!” olarak bahsetmiştir. Daha sonra,
“Modern Türk Tarihini tersten yazdım, her olayın tersini kanıtlamaya
çalıştım ve sanırım başarılı oldum!” diyen “tez hastası” Yalçın
Küçük bağıra çağıra aynı tezi gündeme getirmiştir. Küçük’e göre “Kurtuluş
Savaşı tarihi baştan sona yanlıştır!” Hatta o kadar yanlıştır ki, mesela Birinci
İnönü Zaferi diye bir savaş hiç olmamıştır! Antiemperyalizmden bahsetmek mümkün
değildir! En fazla bahsedilebilecek Yunanlılarla yapılan savaş olabilir!
Türk-Yunan Savaşı tezleri daha sonraki dönemlerde Fikret Başkaya gibi
“Solcular” ve Abdurrahman Dilipak gibi “Şeriatçı” yazarlar
tarafından da yinelenmiştir.


GÜNÜMÜZÜN ALİ KEMALLERİ VE MEHMET ALTAN


“Kurtuluş Savaşı’nda İngilizlerle
savaşılmamıştır” tezi günümüzün Ali Kemalleri’nce sıkça dile
getirilmektedir. Okudukları birkaç “Cumhuriyet Tarihi yalanına”
sarılan günümüzün Ali Kemal-leri, köşelerinde çalakalem “İngilizlerle
savaşmadık ki…” diye çığlık atmaktadırlar. İşte günümüzün en ateşli Ali
Kemallerinden biri olan Mehmet Altan’ın 30 Ağustos 2009 tarihinde Star
gazetesindeki köşesinde yayınladığı “30 Ağustos ve İngiltere” adlı
yazısından bir bölüm:


“….İngiltere, 26 Ağustos 1922’de başlayan
Büyük Taarruz’dan çok önce, 14 Nisan 1921’de, Türk-Savaşı’nda kesin
tarafsızlığını belirten notasını Yunan hükümetine bildirdi. Bunu İngiliz
Parlamento tutanaklarında da görüyoruz. Örneğin, 13 Nisan 1921’de Avam
Kamarası’nda Sir C., İngiltere’nin Türk Milliyetçi Kuvvetleri’yle savaş halinde
olup olmadığını Başbakan’a sormuş. Hükümet adına cevap veren Mr. Harmsworth,
bir barış antlaşması onaylanıncaya kadar teknik yönden ortada savaş halinin bulunduğunu
fakat mevcut Türk-Yunan çatışması karşısında İngiliz tutumunun tarafsızlık
olduğunu söylemiştir. Keza… Lordlar Kamarası’nın 21 Nisan 1921 tarihli
oturumunda, Lord Lamington, Londra Konferansı’nın hemen ardından Yunanlıların
Türklere karşı saldırıya geçmesini, Müslümanların ‘İngiltere’nin teşvikiyle
yapıldığı’ biçiminde yorumlamalarına hükümetin ne dediğini sorar… Dışişleri
Bakanı adına cevap veren Earl of Crawford, Müttefiklerin “sıkı
tarafsızlık” uyguladıklarını vurgular. İngiltere ne Yunanlılara, ne de
Türklere silah vermektedir. İstanbul’daki Müttefik askeri makamları da,
Anadolu’da denetimleri altındaki demiryollarından yararlanılmasını
durdurmuştur. General Harington, İzmit Yarımadası’ndaki Yunan Tümeni üzerindeki
kumanda yetkisini bırakmıştır… Yunan kuvvetleri nezdindeki İngiliz irtibat
subaylarına da artık tavsiyelerde bulunmamaları ve hiç bir biçimde müdahale
etmemeleri yolunda talimat verilmiştir. Kısacası… Öncesi ve sonrasıyla, Büyük
Taarruz, düvel-i muazzama karşı yapılan bir savaştan ziyade sadece Yunanlılara
karşı yapılan bir savaştır.”


2. Cumhuriyetçi Prof. Mehmet Altan’ın
İngilizlerin “tarafsızlık politikasının” tamamen iç kamuoyuna yönelik
“göstermelik” bir politika olduğunu görememesi ve Büyük Taarruz
öncesinde İngilizlerin Mustafa Kemal’e ve Milli Harekete karşı aldıkları
önlemleri, yaptıkları planları bilmemesi ya büyük bit “cahilliktir”,
ya da büyük bir “hainliktir”. Ben, Prof. Altan’ın “cahil”
olduğunu düşünmüyorum…


Oysa ki, Türk Milli Kuvvetleriyle
savaştıklarını bizzat İngilizler itiraf etmişlerdir. Örneğin, İstanbul’daki
İngiliz Yüksek Komiseri, Amiral de Robeck, 1919 Haziranında Dışişleri Bakanı
Lord Curzon’a gönderdiği bir raporda bu gerçeği şöyle ifade etmiştir:


“Biz halen Türkiye ile savaşmaktayız.
Barış Antlaşması’nın (Sevr) bütün Türkleri bir araya getirdiğini görerek yeni
bir savaşa devam edecek miyiz?” Büyük Taarruz sonrasında bir gazetecinin
Mustafa Kemal’e sorduğu, “İngiltere’yle savaşacak mıyız?” sorusuna
Mustafa Kemal, şu cevabı vermiştir:


“İngiltere ile barış imzaladık mı ki, bu
sorunun yeri olsun! Yüz kez savaş durumundayız, bin kez savaş
durumundayız…”


KURTULUŞ SAVAŞI’NDA İNGİLİZ POLİTİKALARI


I. Dünya Savaşı’nı kazanan İngiltere, bu
savaşta 750 bin civarında kayıp vermiştir. Dahası savaş sonrasında İngiliz kontrolü
altındaki İrlanda da, Mısır da, Afganistan da ve Hindistan da geniş çaplı
ayaklanmalar çıkmış, bağımsızlık isyanları patlak vermiştir. Ayrıca, İngiliz
kamuoyu da artık savaş istememektedir: I. Dünya Savaşı, “ekonomik” ve
“askeri” bakımdan İngiliz insanını fazlasıyla yıpratmıştır. Ancak,
Güneş Batmayan İngiliz İmparatorluğu, I. Dünya Savaşı’nın galip ülkesi olarak,
hem sömürgelerdeki isyanları bastırmak, hem de yeni sömürgeler elde etmek için
politikalar üretmeye başlamıştır. Bu politikaların en başında, Osmanlı’nın
Anadolu coğrafyasını parçalamak ve özellikle Boğazlara ve Güneydeki Musul,
Kerkük gibi “petrol” bölgelerine el koymak gelmektedir. Savaş yorgunu
İngiltere, Anadolu’yu parçalama işinde Yunanistan’dan yararlanmaya karar
vermiştir. Türk düşmanı Lloyd George ve Hükümeti, Yunanistan’a her türlü
“maddi” ve “manevi” desteği vererek, “diri” Yunan
ordusunu 15 Mayıs 1919’da Anadolu üzerine göndermiştir. İngiltere parlamento
tutanakları incelenecek olursa (Salahi Sonyel ve Erol Ulubelen bu tutanakları
yayınlamışlardır). Başta İngiltere Başbakanı Lloyd George olmak üzere İngiliz
yetkililerin Türkiye’yi parçalamak ve Milli Hareketi yok etmek için hangi
planları yaptıkları, Yunanistan’ı maddi ve manevi bakımdan nasıl
destekledikleri görülecektir.


KAYNAK : SİNAN MEYDAN


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet