Atatürk ve Afet İnan’ın ‘Gizli’ Mektuplarını Açıklıyorum !


Evet, Atatürk ile
Afet İnan’ın arasındaki büyük bir gönül bağı, büyük bir aşktır.


Ancak bunun nasıl bir gönül ilişkisi, nasıl bir aşk olduğunu
ancak beyni uçkurunda, zihni cinsellikte, kalbi fesatlıkta olmayanlar
görebilir.


Afet İnan’ın Cenevre’de üniversite eğitimi aldığı yıllarda
Atatürk ile olan mektuplaşmaları bu gönül bağını öyle güzel ortaya serer ki:


“Atatürk,


Uzun günler geçti.
Yolculuk, yeni üniversite yaşamı, yerleşme işleri ve birçok düşünceler hep
bugünler içinde yer aldı. Sizden haber aldıkça kuvvet topluyor ve çalışma
kudretini kendimde buluyorum.


Ankara yolunda iken
dil teorinizi tarih ve tarihten önceki zaman içinde düşündüm. İnsan güneşin
aydınlığını ve sıcaklığını yeryüzüne indirdikten sonradır ki, kültür sahasında
ilerlemiş ve kendi emeği ile doğaya egemen olabilmiştir…


Ben buradaki
derslere gelir gelmez başladım. Sınav için zorunlu olan kısımların
profesörlerini tanıdım ve derslerine devam ediyorum. Yalnız Prof. Pittard’ın
dersini benim seçtiğim bölümde gelecek yıl için olduğu halde, onun ısrarı ve
benim de isteğim üzerine bu seneden almaya başladım. Şimdilik en iyi anlaştığım
profesör o.


Bizim yeni
hafriyattan bahsetmiştim. (Çorum Alacahöyük’teki kazılardan bahsediyor.) İlk
dersinde kalabalık bir öğrenci gurubuna Türkiye’deki bu yeni arkeolojik
buluntulardan bahsetti ve üzerinde önemle durdu. Fırsat düştükçe gerek ders,
gerek konferans hazırlamalarında Türklüğe ve Küçük Asya Kültürüne karşı olan admirasyonunu
ve ilgisini tebarüz ettiriyor.



Derste bir tarih profesörü, Türklük üzerinde bilgisizce bir söz kullandı.
Rektörün bir lokaldaki toplantısında bu profesörle münakaşa ettim. Bugün aynı
profesör seminer konferansları için birçok talebelerle ders yaparken, daha önce
yaptığı hatayı yerinde olarak tashih etti. Pek memnun oldum. Telgraf cevabınıza
çok sevindim. Saygı ile ellerinizden öperim.


Afet”


“Profesörlerden
birisi ile şu mevzu üzerinde münakaşam oldu. Atina Akropolü’nün Türkler tarafından
cephanelik yapıldığını ve 1687’de Venedikliler tarafından bombalanarak tahrip
edildiğini Voltaire’in kitabından okudu. Benim yerinde gördüğüme göre, Atina
Akropolü Türkler tarafından cephanelik değil cami olarak kullanılmıştır. Atina,
hatta bütün Yunanistan abideleri Türkler sayesinde muhafaza edilmiştir. Savaş
esnasında cephane geçici olarak konmuş olabilir. Bunun hakkında bizim Tarih
Kurumu, Atina’daki elçimiz acaba ne düşünürler? Ben bu dediklerimi dokümanla
ispat etmek isterim…”


“…Dün
Pittard’ın labaratuarında bir Fransız bilimadamı için çay vardı. Ben de davetli
idim. O konferans verenle konuştum. Genel müzeler hakkında konuşurken,
Yunanistan’da gördüğüm Türk Osmanlı eserlerinden söz ettim ve konferansını
dinlediğimi fakat Türkiye hakkında niçin iyi şeyler göstermediğini sordum.
Biraz utandı, sorduklarıma da yanıt veremeyince yanımda fazla kalamayarak
çekildi. Pek iyi bir tanışma olmadı. Fakat ben de içimde olanları söylemiş
oldum…”


“Afet,


Mektuplarını aldım.
Ara sıra telefon görüşmelerinden de sıhhat ve afiyetinden ve muvaffakiyetle
derslerini takip ettiğinden haberdar oluyor ve memnun oluyorum. Senin
gaybubetinden hasıl olan bu sıkıntıyı bu suretle tahfif etmekteyim. Ben
bildiğin gibi dil ile meşgul oluyorum. Sen giderken basılmış olan ilk broşürü
tashih ve tadil ettirerek yeniden bastırttım. Sen de almış olacaksın. Bunlardan
sana yeniden beşer tane gönderiyorum. Bununla beraber şimdiye kadar teorinin
tatbikatı olmak üzere, Ulus’ta yazdığım yazıların da kupürlerini toplu olarak
gönderiyorum… Bence Güneş-Dil Teorisi isabet etmiştir. Hint-Avrupa dillerine de
kabil-i tatbiktir. Sen kendin, gönderdiğim tatbikat notlarıyla teoriyi
kavramaya çalış. Anlaşılmayan yerleri sor izah edeyim. Ondan sonra belki
linguistik profesörünle beraber tetkik ve tentik eder onun da mütalaasını bana
bildirirsin…


Biz yemek odasında
her gece dilcilerle tahta başında dil tatbikatı yapıyoruz. Ben gündüzleri buna
hazırlanıyorum. Ekseriya çıkmaya da vakit bulamıyorum… Telefonla görüşmek
istediğin gün, ben henüz yatakta yatıyordum. Celal yanıma geldi, telefonu
açtım. Halbuki yanıma gelinceye kadar geçen zamanda konuşma bitti diye yolu
kapamışlar. Ulaştık tekrar, bulamadık, pek canım sıkıldı.


K.Atatürk”


İşte bahsi geçen gizli aşk!


Türklük aşkı, fikir aşkı, bilim aşkı ve tarih aşkı…


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet