Orhan Atilla Bulut : Siz ER MUSA’nın hikâyesini bilir misiniz ???


1 Nisan 2020


Bugün size İngilizlerle aramızda geçen küçük ve fakat
ibret dolu bir olaydan söz edeceğim: Olay Kuşadası’nda geçer…


1934 yılının Temmuz ayı… İngiltere’nin Akdeniz filosu,
Ege’de dolaşırken dört İngiliz askeri tekneyle Kuşadası’nın Dipburun
yöresindeki Kanapiçe Koyuna yaklaşırlar.. Deniz sınırlarımızı artık
askerlerimizden oluşan Gümrük Muhafaza Alayları korumaktadır. İngiliz
Denizciler karaya çıkarken Dipburun Karakol eri Balıkesirli ER MUSA, “Dur!
Teslim ol!” diye uyarır ama İngiliz askerleri bu uyarıyı dinlemeyip kaçarlarken
Balıkesirli Er Musa tüfeğinin tetiğini arka arkaya çeker. İngiliz subaylarından
birisi hayatını kaybeder. Diğeri de yaralanır.


Kuşadası Kaymakamı Dilaver Argun Ankara’yı
bilgilendirir. Ankara’dan talimat gelmesi beklenirken, bir İngiliz savaş gemisi
Kuşadası Limanı’na demirler. 2 İngiliz subayı karaya çıkıp, Kaymakamın makamına
gider. Kaymakamdan askerlerin hesabını sormaya çalışır. Burnu büyük İngilizler
öfkelidir. ESKİ Osmanlı Türkiyesinde daha evvel istedikleri gibi bu sularda
gezen İngilizler, daha yeni kurulmuş bir devletin askerinin “asil ve güneşin
batmadığı imparatorluğun askerini” nasıl öldürdüğünü anlamış değildir. Ve
onlara göre bu olacak şey değildir. İstedikleri gibi bu topraklarda at koşturup
istedikleri topraklara ayak basmaya alışmışlardır 1838’den beri…


Donanmamız bu sulara gider taziyelerini bildirir Kaymakam
da “Türk sularına izinsiz girilmesi nedeniyle görevin yapıldığını” bildirir.
İngiliz asker için gerekli tören yapılır ama ESKİ Osmanlı Türkiyesinde
konsolosluk bahçesine bir çocuğun erik düşürmek için attığı taşı bile sorun
eden ve devletten tazminat ile çocuğun okulunda özrünü bile elde edebilen
İNGİLİZLER kızgındır ve ısrarcıdır.


“Er Musa kesinlikle cezalandırılmalıdır ve TAZMİNAT
verilmelidir… ”


Diplomatik baskı kurulur hatta daha büyük bir
donanmayla Kuşadası kıyılarına gelmeye karar verirler.

Alışmışlardır ESKİ OSMANLI TÜRKİYESİNE

Ama artık YENİ TÜRKİYE vardır hem de sözde değil uygulamada…


Atatürk bu olayı öğrenir öğrenmez tam da Norveçlilerin
dediği gibi “ Atatürk gibi düşünüp Atatürk gibi kararını hızla verir” Cevat
Abbas’a Ankara’ya iletilmek üzere “Türk askeri, kendisine düşen vazifeyi
yapmıştır” der ve Bolu’dan ayrılır.


Verdiği emir şu dur: “Görevini yaptığı anlaşılan Türk
eri Balıkesirli Musa, yerinden alınamaz ve cezalandırılamaz. Gerekirse Musa
için İngiltere ile savaş göze alınır.


“Şimdi Ankara’ya hareket eder ve Ege’de kısmi
seferberlik emri verir.


Hükümet ise Kaymakam Dilaver Ergun’a bir takdirname ve
para ödülü gönderir. Bu arada. Ege bölgesindeki birlikler kısmi seferberlik
durumuna geçirilir. İzmir Müstahkem Mevki Komutanlığı birlikleri, Balıkesir’den
2. Kolordu ile Afyon’daki 1. Kolordu bölgeye doğru yola çıkar!


Yani ER MUSASI için Yeni Türkiye Cumhuriyeti kararını
vermiştir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni yöneten iktidar, “Er Musa için”
dünyanın ‘kabadayısı’ İngiltere ile gerekirse savaşacaktır!


YENİ TÜRKİYE 1923 sonrasıdır ve HAKKINI da verir.

Bu hak, bir tek ERİ için “güneşin batmadığı imparatorluk” ile savaşı göze
almaktır.


1934 Kanapiçe koyundaki olay İngiliz elçisine
anlatılırken;

“İngiliz askerlerinin bağımsız bir devletin topraklarında ne işi vardır” a
dayanır. ve İngilizler çeker gider..


Bu olayda asker de görevini yapmıştır; hükümet de!

Bu olay Atatürk Cumhuriyetinin gururudur!

Artık Türk kıyılarına öyle el kol sallanarak rahatça girilemeyeceği;

Türk askerinin tekinin bile, hele de görevini yapıyorsa çok önemli olduğu;
vurgulanmıştır.…

Ama bir de şu öğrenilmiştir.

Mustafa Kemal Türk milletinin ONURUDUR ve gerekirse ERİ için, Türk milletinin
onuru için savaşı bile göze alabilmektedir..


Orhan Atilla Bulut