NOYAN UMRUK : ÇİÇEĞİ
BURNUNDA ‘ÇAKMA ATATÜRKÇÜLERE’ AYYAŞ TAVSİYELERİ

noyanumruk@hotmail.com

“Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk
Cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir.

Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu
temel, senin, en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum
etmek isteyecek, dahilî ve haricî bedhahların olacaktır.

…Cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri
zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış
olabilir…”

Akıl ile yürek ile ‘ATATÜRKÇÜ’ olmak her babayiğidin harcı
değildir…

Akıl ister, yürek ister, bağımsız düşünme yeteneği ister.
bilinç ister, bilgi ister, birikim ister, onur ister, vakar ister, engin yurt,
vatan ve millet sevgisi ister, basiret (ileri görüşlülük), itidal, hoşgörü ve
tevazu ister ve her şeyden önce ciddiyet ister…

Ve de ayinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz… Bu doğrultuda
eylem ister…

• Mesela; milletle
birlikte ülkenin aydınlanması ve gönenci için girişilen devrimler yerine, kökü
dışarıda cunta darbeciliği, bir dolarlık beyinlerle ve ‘Atatürkçülük edebiyatı’
ile Atatürkçü olunmaz…

• Mesela; söylenildiğine
göre MİT ve GENKUR’ca, devletin en üst kademelerinin bir türlü uyarılamadığı,
kiminin sözüm ona eniştesinden, kiminin komşusundan öğrendiği, ortaklık hukuku
gereği ‘taammüden’ yıllardır önlerine kırmızı halı döşenilenlerin giriştiği bir
garip islamcı kalkışmayı fırsat bilerek, bu kurumların başındakilerin içine
düşürüldüğü akıl almaz, anlaşılmaz tutumdan yararlanarak, iyice düşünmeden,
danışmadan ülkenin, Osmanlı’dan bu yana kök salmış, başta ordu ve irfan
yuvaları olmak üzere bütün dünyada örnek gösterilen yargı başta olmak üzere tüm
kurumlarının köküne kibrit suyu dökerek, ordusuz millet yaratarak da asla
Atatürkçü olunmaz…

• Mesela; son 10 yıldır
sürekli taammüden darbelere maruz bırakılan ordunun, başına çuval geçirilerek
maruz kaldığı ilk darbeyi bıyık altından izleyip, Ergenekon ve Balyoz’la aldığı
ikinci ağır darbeyi destekledikten sonra, 15 Temmuz’da aldığı öldürücü darbeden
istifade edip, acil karar ve eylemlerle onun emir-komuta birliğini iyice
sıfırlayıp, itibarını yerlerde süründürerek bu cadı kazanı bölgede, ülkeyi,
küresel taleplerin pazarı haline getirmekle de heeeeeç Atatürkçü olunamaz…

• Mesela; komşu ülkeler
üzerine yayılmacı emeller beslemekle, uluslar arası ilişkiler alanında sürekli
zikzaklar çizip, ülkenin itibarını sıfırlamakla, vakti zamanında tüm dünyanın
takdirlerine mazhar olmuş diplomasimizi ‘monşer’ aşağılaması ile dışlayarak da
Atatürkçü olunmaz…

• Mesela; saçı bitmemiş
yetim hakkına, kul hakkına, namusuna saygı göstermemekle ya da saygı
göstermeyenlere kol kanat germekle de Atatürkçü olunmaz…

• Mesela; kitleleri
aydınlanmanın erdemlerine yabancılaştırarak, eğitimi ‘cihadileştirerek’, bundan
istifade cehaletin karanlığı içinde hababam usulü yönetmeyi yeğ tutmakla da
Atatürkçü olunmaz…

• Mesela; “Siz
meydanlara sahip çıkın, gerisini bize bırakın, biz götürürüz…” sözcükleri
ile halkı koyun gibi görmekle de Atatürkçü olunmaz…

• Mesela; sıkışınca
orayı burayı boydan boya Atatürk posterleriyle donatarak, ulusal bayram ve yas
günlerini mümkün olduğunca es geçmek için mizansenler yaratmakla da Atatürkçü
olunmaz…

• Mesela; Kurtuluş
Savaşı’nda bile iradesinden bir milim dışarı çıkılmayan gazi TBMM’yi es geçerek
de Atatürkçü olunmaz…

• Mesela; Ülke için
hayati alanlarda sürekli ‘kandırılarak’ telafisi mümkün olmayan çok ciddi
hatalar yapıp, ülkenin felaketlere sürüklenmesine yol açıp, “Rabbim ve
milletim biz affetsin…” yakınması ile işin içinden sıyrılmak, halkı ahmak
yerine koymakla da Atatürkçü olunmaz…

• Hele hele bu milletin
dişiyle, tırnağı ile yüz yılda oluşturduğu ulusal serveti, varlıkları, saçı
bitmemiş yetim hakkını yabancılara, yandaşlara peşkeş çekerek rant spekülasyon
ekonomisi bataklığında dans ederek heeeeç Atatürkçü olunmaz…

Bütün bunlar, ‘hidayete erip’ gerçekten Atatürk’ü ve
Cumhuriyet değerlerinin önem ve anlamını geç de olsa idrak etmiş olanları
ilgilendirir tabii…

Yoksa, yine sıkışınca binilen bir tramvaysa Cumhuriyet değerleri,
yani takiye ise yine (ki açıkça öyle görünüyor), artık elde, asker görünümlü
kökü dışarıda bir islamcı kalkışma, sivil İslamcı darbe ya da karşı devrim,
turuncu darbe söylentileri üçgeni içine sıkışmış, envai çeşit terörle boğuşan
bir ülke ve bütün bu atmosferden yılmış, bıkmış, yorgun, biat operasyonuna tabi
bir millet, bir halk kalacaktır

Rodrik, durum böyle gelişirse “İyi ihtimalle Malezya,
kötü ihtimalle Afganistan…” diyor ülkem için…

Hala böyle bir yol izlenilmek isteniyorsa yukarıda
yazılanların hiçbir kıymet-i harbiyesi yoktur tabii; lakin işleri çoook çok
zordur…

Böyle çoook çakma Atatürkçü gördü bu ülke, dolayısı ile
artık karnı tok bu numaralara…
















































LİNK : http://www.abcgazetesi.com/cicegi-burnunda-cakma-ataturkculere-ayyas-tavsiyeleri-7995yy.htm

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet