Cialis 20 Mg Cialis Viagra Satış Cialis 5 mg Viagra sipariş elektronik sigara


YILMAZ ÖZDİL : MEKTUP 

1923.


Yine böyle bir ekim günüydü.



10 bin kilometre uzakta, New York eyaletindeki
Elmira şehrinde bir evde, 10 yaşında bir çocuk, babasının daktilosunun başına
oturmuş, o çocuksu heyecanıyla mektup yazıyordu.



Gazi Mustafa Kemal Paşa


Angora, Türkiye


Sayın efendim,


Ben 10 yaşında Amerikalı bir çocuğum.


Türkiye ve yeni hükümetine büyük ilgi duyuyorum.


Siz ve bayan Kemal hakkında bir röportaj okudum.


Türkiye hakkında bir defterim var.


Şimdiden siz ve bayan Kemal hakkında birçok yazı
ve resim topladım.


Lütfen bir Amerikalı çocuğa küçük bir not ve
imzalı fotoğrafınızı gönderin.


Bir gün Türkiye’yi görebileceğimi umut ediyorum.


Saygılarımla,


Curtis LaFrance



Mektup, Ankara’ya ulaştı.


Mustafa Kemal okudu.


Çalışma odasına gitti, oturdu, cevap yazdı.



Mustafa Kemal’in ABD’ye yazdığı ilk resmi
mektuptu.



Türkiye Cumhuriyeti Riyaseti,


hususi


Mister Curtis LaFrans’a,


Mektubunuzu aldım.


Türk vatanı hakkındaki alaka ve temenniyatınıza
(iyi dileklerinize) teşekkür ederim.


Arzunuz vechiyle bir adet fotoğrafımı leffen
(ilişikte) gönderiyorum.


Amerika’nın zeki ve çalışkan çocuklarına yegane
tavsiyem, Türkler hakkında her işittiklerine hakikat nazarıyla bakmayıp,
kanaatlarini mutlaka ilm ve esaslı tedkikata (hakkıyla anlayıp, araştırmaya)
isnad ettirmeye (dayandırmaya) bilhassa atf-ı ehemmiyet (önem) eylemeleridir.


Hayatta nail-i muvaffakiyet ve saadet olmanızı
temenni eylerim.


Türkiye Reisicumhuru


Gazi Mustafa Kemal



Henüz 10 yaşındaki Curtis, Amerikan bağımsızlık
mücadelesinin kahramanı, yeni kıtaya özgürlük fikrini aşılayan Fransız
aristokrat Lafayette’in soyundan geliyordu.


Fransız devriminin en güçlü karakterlerinden
biri olan Lafayette, Amerikan bağımsızlık savaşı patlak verince Philadelphia’ya
gitmiş, İngilizlere karşı Amerikalıların safında yeralmış, general olmuş,
George Washington’la beraber İngilizleri söküp atmış, “iki dünyanın kahramanı”
ilan edilmişti.



İşte böyle bir adamın soyundan gelen Curtis,
özgürlük, bağımsızlık hikayeleriyle büyümüştü.


O küçücük yaşına rağmen “bağımsızlık”
kavramının, dünyadaki en saygın yaşam biçimlerinden biri olduğunu biliyordu.


Amerikan gazetelerinde Türk Kurtuluş Savaşı’yla
alakalı haberleri merakla okumuş, The Saturday Evening Post dergisinde
yayınlanan Mustafa Kemal röportajını okumuş, okudukça hayran olmuş, yeni
kurulan şehir “Angora”yı çok merak etmişti.


Ulaşır mı ulaşmaz mı, ciddiye alınır mıyım
alınmaz mıyım diye düşünmeden, yukardaki mektubunu yazmıştı.



75 yıl geçti.


Tamı tamına 75 yıl boyunca Türkiye’nin bu
mektuptan haberi olmadı.



Çünkü, Mustafa Kemal bu mektubu, fırsattan
istifade propaganda yapmak için, Türkiye Cumhuriyeti’nin reklamı olsun diye
yazmamıştı.


Ne gazetelerin haberi olmuştu, ne de Amerikan
konsolosluğuna duyurulmuştu.


10 bin kilometre uzaktaki 10 yaşındaki bir
çocuğun samimi duygularına, samimi bir cevap vermişti, hepsi buydu.



Curtis büyüdü, Yale Üniversitesi’nde okudu,
makine mühendisi oldu, Columbia Üniversitesi’nde işletme yüksek lisansı yaptı,
Çek cumhuriyetine gitti, Prag’ta Charles Üniversitesi’nde Slav dilleri üzerine
eğitim alırken, İkinci Dünya Savaşı patladı, ülkesine döndü, aile şirketinin
başına geçti, fabrika kurdu, itfaiye kamyonları üretti, Avrupa’dan Afrika’ya
onlarca ülkeye ihracat yaptı, çok zengin bir işadamı oldu, Newport Sanat
Müzesi’nin, Tarih Kurumu’nun, Newport Müzik Festivali’nin, Redwood
Kütüphanesi’nin en büyük sponsoru oldu, yılın hayırseveri ödülü aldı.



85 yaşındayken, ABD’de yaşayan Saliha Sulander
isimli Türk vatandaşıyla tesadüfen tanıştı. Sohbet sohbeti açınca, Mustafa
Kemal’in kendisine yazdığı mektuptan bahsetti.


Saliha hanım kulaklarına inanamıyordu, acaba ben
mi bilmiyorum diye araştırdı, hayır, mektuplaşmadan kimsenin haberi yoktu.


Amerikan Life dergisi 1959’da bu mektupları
yayınlamıştı ama, dünyadan haberi olmayan sayın basınımızın haberi olmamıştı.


Saliha Sulander derhal Türk büyükelçiliğine
gitti, bu mucizevi tesadüfü anlattı.


Elçilik görevlilerimiz Curtis’e ulaştı, mektup
incelendi, netleştirildi, Ankara haberdar edildi.


Yıl 1998’di.


Bülent Ecevit’in talimatıyla, kültür bakanımız
İstemihan Talay tarafından Türkiye’ye davet edildi.


Curtis, kızıyla birlikte Ankara’ya geldi.


“Polatlı diye bir yer olduğunu biliyorum, resmi
davetlerden önce Polatlı’ya gitmek istiyorum” dedi.


Herkes merak etti tabii, hay hay gidelim ama,
niye Polatlı?


Meğer, Curtis henüz iş hayatına yeni başladığı
dönemde Polatlı belediyesi’ne itfaiye aracı satmıştı iyi mi… Gittiler
Polatlı’ya, 40 sene önce sattığı itfaiye aracı hâlâ kullanılıyordu.



Aslında, Türkiye’ye ilk gelişi değildi.


1960’tan itibaren defalarca gelmişti, Ankara’yı
İstanbul’u İzmir’i gezmişti, tekneyle Ege ve Akdeniz kıyılarımızı dolaşmıştı.


Her gelişinde Anıtkabir’i ziyaret etmiş,
kendisine ömrü boyunca ilham veren Atatürk’ün kabri başında saygı duruşunda
bulunmuştu.



Ama bu defa farklıydı, bu defa Türkiye
Cumhuriyeti devletinin resmi davetlisi olarak Ankara’daydı.


“Hayatımın en duygulu anını yaşıyorum” dedi.


Mustafa Kemal’in kendisine gönderdiği mektubu,
Anıtkabir müzesinde sergilenmek üzere Türkiye’ye armağan etti.



Anıtkabir’deki törende kısa bir konuşma yaptı.


“1938’te Atatürk’ün öldüğünü duyduğumda 25
yaşında bir delikanlıydım, niye ağladığımı kimse anlamamıştı” dedi.



2012 yılında, 99 yaşındayken vefat etti.


Curtis’in uykusunda vefat ettiği gece, 10
Kasım’dı!



Curtis’le Mustafa Kemal mektuplaşırken…


İstanbul’da Mary doğdu.


Amerikan konsolosluğunda ticaret ataşesi olarak
görev yapan Julian Gillespie’nin kızıydı.



Türkiye Cumhuriyeti’nde dünyaya gelen ilk
Amerikalı’ydı.



16 yaşına kadar Türkiye’de yaşayan Mary, 1981
yılında, Atatürk’ün doğumunun yüzüncü yılında, hatıralarını şöyle anlattı.


“Maçka’da oturuyorduk. Yaz aylarında Florya’ya
giderdik.


Yüzerdik, piknik yapardık.


Atatürk’ün Florya plajındaki köşkü, bize çok
yakındı.


Hiç unutmuyorum, yedi yaşındaydım…


Mustafa Kemal Atatürk yanımıza geldi.


Babam ve orada bulunan Amerikalılar kendisini
saygıyla selamladılar.


Babam, beni ve kardeşimi Atatürk’e takdim etti.


Bizler küçük olduğumuz için O’nun büyüklüğünü
kavrayabilecek durumda değildik, bizimle oynamasını, oyuncak fincanlarımızla
çay içmesini istedik, kumdan pastalar yapmıştık.


Atatürk bizim oyuncak fincanlarımızı aldı, çay
içer gibi yaptı, kumdan pastaları yiyormuş gibi yaptı, çok güzel olmuş diye
iltifat etti.


Çok sevinmiştik.


O’nu denizde yüzerken gördüğümüz zaman el
sallardık, gel bizimle oyna diye çağırırdık.


Bir defaki gelişinde ağlıyordum, niye ağlıyorsun
diye sordu, bebeğim hasta dedim… Atatürk gitti, elinde siyah çanta olan biriyle
geri geldi, doktor getirdim dedi!


Doktor steteskopla oyuncak bebeğimin göğsünü
dinledi, nane şekerini ilaç olarak verdi.


Şimdi bu büyük adamın biz çocukları kırmadan
arkadaşlık etmesini düşününce, O’na olan saygım ve hayranlığım sonsuz hale
geliyor.”



Hollywood burada olsa, yüz kere filmini
çekerlerdi.



10 bin kilometre uzaktaki Amerikalı çocuk,
Mustafa Kemal’le mektup arkadaşı oluyor, Türkiye Cumhuriyeti’nde dünyaya gelen
ilk Amerikalı çocuk, Mustafa Kemal’le oyun arkadaşı oluyordu.



1933…


Türkiye Cumhuriyeti onuncu yaşını kutlarken,
Roosevelt, ABD başkanı seçilmişti.



Mustafa Kemal, milli mücadeleye daima yamuk
bakan ABD başkanları Coolidge ve Hoover dönemlerinde temas ve mesafeyi
korumuştu, ciddi manada ilişki kurmamıştı.


Roosevelt seçilince, hamle yaptı.



Roosevelt pul meraklısıydı.


Hem de öyle böyle değil, dünyanın en önemli pul
koleksiyonerlerinden biriydi.


Mustafa Kemal özel olarak hazırlattı, Türk posta
pullarından zamksız bir seriyi Beyaz Saray’a gönderdi.


Üç kuruşluk pul, paha biçilmezdi.


Roosevelt derhal teşekkür mektubu yazdı.


Sürpriz hediyeden aldığı hazzı koleksiyoner
heyecanıyla tarif ediyordu…



Azizim Cumhurbaşkanı,


Çok kısa süre içinde gerçekleştirmiş olduğunuz
harikulade eseriniz (Türkiye Cumhuriyeti) karşısında duyduğum heyecanı dile
getirmek isterim.


Nadir olan istirahat zamanlarımda, bana
göndermek lütfunda bulunduğunuz Türk Posta Pulları Koleksiyonu’nu
seyretmekteyim.


Pullar üzerinde resmedilmiş olan manzaraları bir
gün kendi gözlerimle görmeyi ümit ediyorum.


Samimi saygılarımla ve güzel temennilerimle,


vefakarınız,


Franklin D. Roosevelt



Mustafa Kemal’in duygusal zekası, Türkiye’ye hiç
ayak basmamış olan ABD Başkanı’na posta pullarımız üzerinden Türkiye seyahati
yaptırıyordu.



Roosevelt aynı bakış açısıyla karşılık verdi.


Maddi değere değil, Mustafa Kemal’in kişisel
merakına odaklandı.


Üzerine ay-yıldız işlenmiş “müzik dolabı”
gönderdi.


Şişli’deki Atatürk Müzesi’nde sergileniyor.



Türkiye-ABD ilişkileri, işte bu mektuplarla
kuruldu.


Eşit, saygılı, insaniydi.



Ve, yine bir ekim ayı…


ABD başkanı, Türkiye Cumhuriyeti cumhurbaşkanına
mektup yazdı.


“Ekonominizi yok etmek istemem, ki yaparım”
diyor.


“Terör örgütüyle otur anlaş” diyor.


“Dünyayı hayal kırıklığına uğratma” diyor.


“Senin bazı sorunlarını çözdüm” diyor.


“Eğer dediklerimi yapmazsan, tarih seni şeytan
olarak görür” diyor.


“Uysal ol” diyor.


“Aptallık etme” diyor.



Türkiye, Türkiye olalı, böylesine
aşağılanmamıştı.



Trump’a dengesiz hıyar filan diyerek, kendi
kendimizi mutlu edebiliriz ama, gelin, daha işe yarar bir şey yapalım…



Amerikalı çocukların ilham aldığı, ABD
başkanlarının hürmet ettiği Cumhuriyet’ten, bu hazin Cumhuriyet’e nasıl
savrulduğumuzu tekrar tekrar düşünelim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

deneme bonusu veren siteler | hd film izle | film izle | film izle | 4k film izle | bets10 giriş

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet novagra satın al viagra satış