SON DAKİKA

Yurtsever ve Açık Bilgi Platformu | Özel Büro İstihbarat Grubu Özel Buro

ATATÜRK & MİLLİYETÇİLİK & CUMHURİYET REJİMİ & KEMALİZM

ATATÜRK VE TÜRK MİLLİYETÇİLERİ DOSYASI /// Mehmet ASAL : MUSTAFA KEMAL Mİ YOKSA ATATÜRK MÜ ???

ATATÜRK & MİLLİYETÇİLİK & CUMHURİYET REJİMİ & KEMALİZM
Bu haber 31 Ağustos 2020 - 0:00 'de eklendi.
Whatsapp Paylaş Telegram Paylaş

Mehmet ASAL : MUSTAFA KEMAL Mİ YOKSA ATATÜRK MÜ ???


Daha yazıyı okumadan “ne farkı var ki?”
dediğinizi duyar gibiyim.


Son yıllarda bir modadır gidiyor. Mustafa
Kemal Atatürk’ten bahseden birçok kişi bilinçsiz bir şekilde sadece “Mustafa
Kemal” adını kullanıyor. Oysa bunu bilinçli olarak yapan ve Atatürk soyadını
söylemekten ısrarla kaçınan bir kesim de var.


 Önce size şunu sormak istiyorum,
örneğin İsmet İnönü’den bahsederken, “İsmet şunu yaptı, İsmet bunu yaptı” mı
diyoruz yoksa “İnönü” veya “İsmet İnönü” şunları yaptı mı diyoruz. Tabii ki
“İsmet İnönü” veya sadece “İnönü” diyoruz ama hiçbir zaman “İsmet” demiyoruz.
Aynı örneği çoğaltalım, “Adnan “ demiyoruz “Adnan Menderes”  veya
“Menderes” diyoruz. “Turgut”  demiyoruz, “Turgut Özal” veya sadece “Özal”
diyoruz. Bu örnekler sonsuza kadar uzatılabilir ama sadece ön ismiyle anılan
bir lider, siyasetçi yoktur.


 Gelelim Mustafa Kemal Atatürk’e. Bu
soyadını kendisine TBMM, millet adına vermiştir. Bu soyadını dünya üzerinde
taşıyabilecek ikinci bir kişi yoktur. Oysa “Mustafa” veya “Kemal” adında veya
“Mustafa Kemal” adında on binlerce kişi vardır.


 Bakınız Tirajı haftada 25 bin olan
Moskova’da yayınlanan Novoye Vremya dergide Aaleksandr Kustarev imzasıyla
yayınlanan bir yazıda, Mustafa Kemal Atatürk’ün soyadına ilişkin kısmında
yazdıklarına:


………………..Çağdaş Türk
devletinin kurucusu Atatürk, (1881–1938) daha önce sadece Mustafa adını
taşıyordu. Zira o dönemde, Türkler soyadı kullanmıyorlardı. Mustafa, sıradan
bir ailenin oğluydu ve Selanik’te doğmuştu. Okulda çok başarılı olduğu için
kendisine “Kemal” adı verilmiştir. Daha sonra da kendisine
“Atatürk” soyadı verilmiştir. “Atatürk”
soyadı, kendisine yaranmak amacıyla verilen abartmalı bir soyadı değil, bir
unvandır. Zira ondan önce Türk milleti diye bir şey yoktu.

Osmanlı İmparatorluğu vardı ve bu imparatorluğu sultan ailesi, hilafet ve İslam
kenetliyordu. Atatürk, bütün bunları kararlı bir şekilde ortadan
kaldırmıştır……………………….


 O halde bu kadar müstesna, bu kadar
güzel ve tüm milletinin onayı ile kendisine “Atatürk“ soyadı verilmiş bu lideri
anarken veya ondan bahsederken, bu eşsiz ve anlamlı soyadını kullanmaktan
kaçınmak niye? Tüm dünya “Atatürk” adını bilir.


ABD’de diplomatik görevle bulunurken,
karşılaştığım ABD vatandaşlarının yarısına yakınının Mustafa Kemal Atatürk’ü,
sadece Atatürk olarak bildiğini ve andığını gördüm ve duydum. Bugün Çin’de,
Pakistan’da, Endonezya’da, Malezya’da, Bengaldeş’te ve daha pek çok ülkede
Atatürk ismi okul kitaplarında sadece Atatürk ismiyle anılırken, Atatürkçülük
(Kemalizm tabiriyle değil Atatürkçülük olarak) öğretilirken, biz Türkler
mensubu olduğumuz milletin adını ve atalığını almış liderimize bu soyadını
yakıştıramıyor muyuz ki “Atatürk” ismini kullanmaktan bilerek veya bilmeden
kaçınıyoruz.


 Gazi Mustafa Kemal’e Atatürk
soyadını veren ve bu soyadının alınamayacağını belirten kanun başlığı ve metnin
orijinali aşağıdadır.


Kanunun adı bile, savımızı ifade etmeğe
yetmiyor mu? “Kemal öz adlı………)


KEMAL
ÖZ ADLI CUMHURREİSİMİZE VERİLEN SOYADI


HAKKINDA
KANUN


 Kanun
Numarası : 2587


Kabul
Tarihi         : 24.2.1934


      
Madde
1.


KEMAL
öz adlı Cumhurreisimize ATATÜRK soyadı verilmiştir.


Madde
2.


Bu
kanun neşri tarihinden muteberdir.


 Madde 3.


Bu
kanun Büyük Millet Meclisi etrafından icra olunur.


ATATÜRK
SOY İSMİNİN ALINAMAYACAĞINA DAİR KANUN


Kanun
Numarası                              
:
2622


Kabul
Tarihi                                      
:
17/12/1934


Yayımlandığı
Resmi Gazete Tarihi   :
24/12/1934


Yayımlandığı
Resmi Gazete Sayısı  :

2888


Madde
1.


Kemal
Öz
adlı Türkiye Cumhur reisine 24.11.1934 tarih ve 2587 sayılı kanunla
verilmiş olan ATATÜRK soyadı tek şahsına mahsustur, hiç kimse tarafından öz
veya soyadı olarak alınamaz, kullanılamaz ve kimse tarafından hiçbir surette
bir kimseye verilemez.


Madde
2.


ATATÜRK
adının başına ve sonuna başka söz konarak öz veya soyadı alınamaz ve
kullanılamaz


Madde
3.


Bu
kanun hükmü 24/11/1934 tarihinde başlar.


Madde
4.


Bu
kanun hükmünü yerine getirmeye Dahiliye Vekili memurdur.


Şimdi gelelim özellikle “Atatürk” demekten
kaçınanlara. Ülkemizde 1960’lı yılların sonlarında giderek güçlenen sol
ideoloji, Atatürkçülüğün içerdiği “Sol
Milliyetçi”
anlayışı görmezden gelmek ama Atatürk’ü kendi
ideolojisi doğrultusunda kullanmak isteyince, Marksizm’in bir uzantısı olan “milliyetçi düşünceyi behemehal düşman
kabul etme”
noktasından hareketle, Mustafa Kemal ismine sahip
çıkarak ve özellikle Atatürk ve Atatürkçülük demekten kaçınarak, Kemalizm
tabirini amaçları doğrultusunda kullanmaya çalışmıştır. Marksist ve Leninist
düşünce yapısını benimsediğini iddia eden bu guruplar, “Atatürkçülük” düşünce
sistemini de bölerek sadece Mustafa Kemal’i bünyesine alan ve onun düşünce
yapısının ve felsefesinin tamamını görmek yerine, ulusal mücadele esnasında
ortaya çıkan “emperyalizm
ve emperyalist güçlerle mücadele
” ilkesini benimseyen bir
görüşün temsilcisi olmuşlardır. Onlara göre Mustafa Kemal, yapılması gerekli
devrimlerin doğal sonucu olarak ortaya çıkan herhangi bir liderdir ve
Kemalizm’in tek hedefi Emperyalizm ve Kapitalizm ile savaşmaktır.


Bu kesimlerin bilinçli bir çaba ve
sistemle kullandıkları “Mustafa Kemal” ve kullanmaktan kaçındıkları “Atatürk”
tabirleri, maalesef bugün aydın geçinen birçok kişinin de bilinçsizce “Atatürk”
yerine “Mustafa kemal” ifadesini kullanmasına sebep olmuştur.


 Bu gün bile zoraki olarak birbirine
düşman gösterilen sol ve milliyetçilik, artık olması gerektiği gibi bir arada
tutulmalı ve Atatürkçülük veya Kemalizm yorumlanırken bu değerler çerçevesinde
olaya bakılmalıdır. Egemen muhafazakâr sahte milliyetçi anlayışa karşı laik,
devrimci, antiemperyalist, devletçi, sol milliyetçilik tezleri savunulmalı,
Marksizm kalıntısı milliyetçilik düşmanı anlayışlara karşı da bilimsel,
tarihsel ve sosyolojik gerçeklerin ışığında  milliyetçi olmayan bir solun
ancak emperyalistlerin hizmetindeki bir hezeyan olduğu anlatılmalı ve Dünya’ ya
Batı gözüyle bakma sakatlığından kurtularak, olduğumuz yerden bakma cesaretini
ve bilgeliğini göstermeliyiz. Bu arada milliyetçiliği sadece ulusalcılık olarak
algılamak da yanlıştır. Gerçek Atatürk Milliyetçiliği; Kurtuluş Savaşı ve onu
takip eden Cumhuriyet devriminin yani genel anlamda Kemalist devrimin yarattığı
özgün sol bir ulusçuluktur ki; bu husus Atatürk ilkelerinde de yerini almıştır.
Bu anlayıştan hiçbir şekilde taviz verilmemesi gerekir.


 Emperyalist toplumlar için
milliyetçilik gerçekten kapitalizmle iç içe geçmiş bir anlayışken; mazlum
milletler için ve özellikle Türk Milleti için sol ile bütünleşmiştir. Herkes
kabul eder ki, solun en karakteristik özellikleri antiemperyalizm, devletçilik
ve halkçılıktır. Bu da Atatürk Devrimin ve Türk Milliyetçiliğinin özünü
oluşturmaktadır. Solun enternasyonal anlamına gelince; sol milliyetçilik,
kapitalist ve faşist yapıda olmadığı için insancıl ve barışçıl niteliktedir.
Atatürkçülüğün (Kemalizm) yüce davası sadece Türk Ulusu için değil tüm ezilen
milletler için çok büyük bir anlam ifade etmektedir. Dolayısıyla ezilen
ulusların siyasi ittifakına sol milliyetçilik anlayışı karşı değildir.


Atatürk’ ün tabiriyle : “Gerçi bize milliyetçi derler. Ama biz
öyle milliyetçileriz ki, işbirliği eden bütün milletlere hürmet ve riayet
ederiz. Onların milliyetlerinin bütün icaplarını tanırız. Bizim
milliyetçiliğimiz herhalde hodbince ve mağrurca bir milliyetçilik değildir.’”




Esasen sol milliyetçiliğin doktirinel olarak doğuşu Kemalist devrim ve
Kemalizm’ e rast gelir. Atatürk bunu şu şekilde ifade etmiştir :
“Türkiye’nin bugünkü mücadelesi yalnız kendi nam ve hesabına olsaydı belki
daha kısa, daha az kanlı ve daha çabuk bitebilirdi. Türkiye azim ve mühim bir
gayret sarf ediyor.

Çünkü müdafaa ettiği bütün mazlum milletlerin, bütün şarkın davasıdır ve bunu
nihayete getirinceye kadar Türkiye kendisiyle beraber olan şark milletlerinin
beraber yürüyeceğinden emindir.” Toplumculuğun ve milliyetçiliğin iç içe
geçmiş olduğu mazlum ve mağdur kahraman Türk Halkı emperyalizme karşı ilk
ulusal kurtuluş savaşını vermiş ve arasız devrimlerle milliyetçi sol yapısını

güçlendirmeyi hedeflemiştir. Atatürkçülük sadece Batı sömürgeciliğini değil aynı
zaman doğu gericiliğini de yıkmıştır.



Milliyetçilik anlayışı üzerinde yükselen bu devrim bütün mazlum uluslara örnek
teşkil etmiştir. Öyle ki; bu devrimin izleri Cezayir’ de, Küba’ da, Tunus’ ta,
Hindistan’ da, Vietnam’ da, Afrika’ da, Türkistan’ da Mısır’ da, Afganistan’ da
kendini göstermiştir.



Türk Milliyetçiliğinin yani Atatürk milliyetçiliğin; Batı Milliyetçiliğinden
farklarından birisi de Sınıf Bilinci taraftarı olmamasıdır. Halkı sınıfsız,
imtiyazsız, kaynaşmış kitle olarak tanımlar. Atatürk Ulusçuluğu; dini, mezhebi,
soyu ne olursa olsun, kendini Türk bilen herkesi, Türk ulusundan sayar. Atatürk
Milliyetçiliği sosyal devlet yanlısıdır. Ütopik sosyalizmi reddetmesine karşın,
kamu ekonomisi yanlısı yani halkçı bir görünümdedir. Atatürk Milliyetçiliği
sosyal adalet çerçevesinde antiemperyalist, laik, devletçi; Türklük şuurunu
birleştirici sayan bir düşünce sistemidir. Atatürk Milliyetçiliği Osmanlı’nın
ümmetçi ve federal sistemine karşı Türklük bilinci ve sol değerler taşıyan Türk
Milliyetçiliği bayrağını yükseltir.


 Tüm bunları okuduktan sonra size bir
kere daha sormak istiyorum,


 “Mustafa Kemal mi, yoksa Atatürk mü?”


 Tabii ki Atatürk dediğinizi
duyar gibiyim. Lütfen duyarlı olalım.

Etiketler :
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

TÜM KATEGORİLER
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER