İpsiz Recep derken, aklımıza ilk gelen…

İpsiz Recep derken
aklımıza ilk gelen Atatürk’ün Milis Yüzbaşı ünvanı verdiği, yüzyüze
konuşurken  ona Recep Emice diyerek hitap
ettiği, Kuvayi Milliye Sahil Müfrezesinin Rizeli kahramanıdır. Rize’nin Haldoz
(Hal-düzü) diye bilinen Portakallık mahallesindendir.

Büyüdüğü sokağın
adını halk kendiliğinden İpsiz Recep Sokağı koydu. Dolmuştan ineceği zaman
şoföre yolcular artık öyle sesleniyor; “İpsiz Recep sokağında inecek var!” Ne
güzel oldu.

Ben de bu sokağın
torunuyum, Morgül dede evimiz burada.  Bu
mahalleyi çok severim. Ordaki yaşlıları ziyaret etmek bana huzur verir. Bana
annemle babamla ilgili hatıralarını anlatırlar. İpsiz Recep’in yeğenine gelin
olan seksenlik Hatice Gürses’in  evi  de ordadır, oğlu Prof.Emin Gürses’ten onu
bilenler vardır. Avlusundan hiç ziyaretçi eksik olmaz.  Geçen hafta Hatice teyzeye gittim. Yine avlu
kalabalıktı. Yardımcısı kadının dizleri ağrıyordu, onun dizlerine bitki özlü
alabalık yağı götürdüm, şimdi bana dua edip duruyor.

Hatice teyze babamı
çok iyi hatırlıyor; “Leyla ablan küçüktü, baban Bedri aga kemanla ‘Leyla bir
özge candır’ çalar söylerdi,  susardık
onu dinlerdik..”

Konuyu İpsiz Recep
Emice’nin Kars’ı İngiliz işgalinden kurtarmaya gittiklerinde çekilmiş olan
fotoğrafına getirdim. Bunlar ailede pek anlatılmayan konular, bilemiyorlar.
Ancak ilk aklına gelen şu; “Beni istemeye geldiklerinde bunlara kız verilmez
dedeleri eşkiya idi” söylentisi. Diğer yaşlılar da öyle duymuşlar, başka şey
bilmiyorlar. İngilizlerin kime eşkıya dediğini duymamışlar.

Demek iftira böyle
bir şey.  Şayiası gerçeğinden hızlı
yayılıyor. İlk akıllarına gelen “eşkıya” oluyor, bu çok hazin. Mahallemin onur
abidesi bir kahramana atılan bu iftiranın altında neyin olduğunu onlara
anlatmalıydım. Ne kadarını anladılar bilemem ama okurlarıma da anlatmaya karar
verdim.

İngilizlere aşırı
borçlanan Osmanlının gün gelip Balta Limanı mali teslimiyetiyle liman
şehirlerine, bir tane de Trabzon limanına karakol kuran İngilizler, kendilerine
vergi vermeyi reddeden tüccarlar için “eşkiyadır, bu aileyi buradan sürün” diye
saraya rapor gönderdiklerini belgeleriyle biliyorum. Recep Emice  de Batum’dan Rize’ye tahıl vb ticaret
yapıyordu. Hatta böyle bir rapor benim Haldozlu Finci dedelerim için “Bu aile
eşkiyadır, Erzurum’a sürülmelidir” diye rapor yazmışlardı, kayıtlıdır,
belgelidir.

Açıktır ki Duyuni
Umumiye kararlarına boyun eğmeyenlere eşkiya diyorlardı. Silahını onlara
getirip vermeyen ve onlara vergi vermek istemeyenlerden  dağa çıkan elbette olmuştur, ama asla dağa
kadın kaldıran eşkıya olmamışlardır. İpsiz Recep de böyle bir şey hiç yok.  O, dağdakileri çağırdı indirdi, onları milis
kuvvetine kattı.

Eşkiya bizde dağa
kadın kaldırana denir. Recep Emicenin namus kavramı ise başlı başına örnektir.
Anlatayım. İlk eşinden çocuğu olmadığı için ayrılmış, daha sonra çocuklu ve
kocası ölmüş bir hanımla evlenmek istemiş. 
Ona uygun, yine buralı, kocası muhtemelen Yemen’de şehit,  tek kız çocuğuyla dul kalmış bir hanım olan,
bitişik mahalleden Osman Kara dedenin kızkardeşi Nadire hanım ile onu
evlendirmişler.  Yani öksüz kız çocuğuna
baba oldu,  dul hanıma da namus şemsiyesi
oldu. 

Bu öyle sıradan bir
davranış değildir. İpsiz Recep deyince bunları akla getirmek gerek,  eşkıya değil. O gün, Hatice teyzelerde
bunları anlatmalıydım. Sadece “Kimin karısını dağa kaldırmış, bir daha ona
“eşkıya idi” demeyin” diye biraz sertçe uyardım.

İngiliz’in ele
geçiremediği, vergisini (haracını) alamadığı tüccara ve bizim kahramanlarımıza
en büyük silahı iftira atmaktır.  Örneği
çoktur. Recep Emice’yi Samsun’a “Topla bizim uşakları gel” diye çağıran Yarbay
(Bandırma Vapurunda listedeki adıyla Kaymakam) Mehmet Arif (Finci) ile birlikte
ilk bastıkları İngiliz karakolu Kavak karakoluydu. Bu karakolların görevi aynı
zamanda silah toplamaktı, ordaki silahları da alıp milislere veren yarbay
Mehmet Arif ile buluşmaları tesadüf değildir. Daha önce de Trabzon Duyunu
Umumiye İngiliz komiseri Rize Portakallık Mahallesinde deniz  ticaret yapan amcaoğulları hakkında da
“eşkiyadırlar” raporu yazmıştı. komiserleri. Aynı çamur.

İpsiz Recep Emice deyince
iki kere düşünmek gerek.  Vatan namustur
demiştir, koşmuştur, üstelik kendi hayatı da bir namus örneğidir. Ona bağlanan
maaşı dahi almamış, yetim kalan şehit çocukları için Çocuk Esirgeme Kurumuna
bağışlamıştır.

Recep Emice
eşkiyaymış… Çamur at izi kalsın öyle mi?

Noktayı koymadan
belirtmeliyim, Rize’de dağa kadın kaldırmak o kadar kolay değildir. Akpınarlı
Fevzi dayıdan dinlediğim bir hikâyeyi anlatayım. Adını da vererek anlatmıştı.
Eşkıya falanca bir gün kendi köyünden gelinlik kızı dağa kaçırmış, o gece
eşkıya uyur uyumaz kız onun tüfeğini almış eşkiyayı  vurmuş öldürmüş. İşte budur. Rizeli gelin
kızı dağa kaçırmak onun için kolay değildir.

Burada yağmur
boldur, yağmur yağdığı zaman çamur kalmaz. Demem o ki şimdi yağmur mevsimi,
rahmeti bol olsun İpsiz Recep Emicemizin, 
onu iftiradan koruyacak kadar elim kalem tutuyor,  şükür.

Nerde düşman varsa
oraya koşan, o yüzden ipi yoktu, bir yere bağlanıp kalmazdı. Bir gün Kars’ta,
birgün Batum’da,  İngiliz işgallerine
karşı savaşır, bir gün İzmit Karasu’da Yunan askerine karşı savaşır, birgün
Bolu-Düzce de isyan bastırmaya,

birgün Sakarya’da…
Vatan işgal altındayken onu kimse bağlayamazdı, onun için İpsiz’di namı.

1918’de Batum’da
Zekeriya Tiryaki ile berberler..

Batum’un Ruslar
çekildikten (1917) sonra İngiliz ve Gürcü askerleri tarafından işgalini
durduran milis kuvvetin içinde İpsiz Recep ile beraber Zekeriya Tiryaki de var.
Dedesi Zekeriya Tiryaki’nin de Batum’da vuruştuğunu torunu Oğuz Tiryaki’den
yeni öğrendim. Ancak Oğuz Ruslara karşı savaştı şeklinde biliyor, bir tarih
karıştırması var. Ruslar 1917’de Batum’u (Kars, Artvin, vd) Gürcülere
Ermenilere bırakarak çekilmişlerdi. 1918’de İngilizler işgal gemileriyle asker
çıkardılar Batum’a ve Kars’a,  bizimkiler
de koştu kurtarmaya. Diyebiliriz ki Kuvayi Milliyenin mayası buralarda
İngilizlere ve işbirlikçilerine karşı, İpsiz Receplerle, Zekeriya Tiryakilerle,
Süleyman Asaflarla atıldı.

Zekeriya Tiryaki
dedenin torunlarından ilkokul arkadaşım Suzan ile birkaç gün önce
görüştüm.  Ona  dedesiyle ilgili anısı varsa anlatmasını
istedim. Bir gün dedesine “ Dede sen hiç düşman öldürdün mü?” diye sormuş,
dedesi ona şöyle anlatmış. “Göğüs göğüse geldik biriyle, onu tuttum şöyle attım
öteye.” Bu kadar. 

Bu öyküyü Oğuz
Tiryaki’ye aktardım. Hatta kendi torunlarının yanında sordum, görüntülü kayıt
yaptım. Dedi ki, ”Dedelerimiz yaptığını övünerek anlatmazdı.  Çocuklara adam öldürme hikayesi asla
anlatmazlardı, bu da bir eğitimdir. Oysa dedemin vurduğunu gider birisi daha
vururmuş, sonra da  ben vurdum diye
anlatırmış.”

Anneler,
nineler…  Torunlarınıza çocuklarınıza
namus öğretmek istiyorsanız bunları anlatacaksınız. İpsiz Recep deyince
akıllarına ilk önce namus timsali gelecek.

Not: Şu sıralar ABD içerisinde terörist olaylar var diye
duyuyoruz. Derler ki ABD hükümeti İngiltere ile kapışıyor. Misillemeyi bizim
güney sınırımızdaki özel eğitimli İngiliz beyaz berelilerine yapmışlar. Demem o
ki dünya savaşı her an her yerde, kim kiminle savaşıyor öyle kolay
anlaşılmıyor.

Mahiye Morgül


































































































16.8.2017 /Rize

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet