ATATÜRK & MİLLİYETÇİLİK & CUMHURİYET REJİMİ & KUVAYI MİLLİYE

MİRALAY REŞAT BEY

Hüseyin MÜMTAZ

İki ay oldu, “MİRALAY REŞAT BEY’İN ATI”nı anlatmıştık bu köşede..

Bu defa zorunlu olarak Miralay Reşat Bey’in kendisini hatırlayacağız. Çünkü
hatırlamamız, kıymetini bilmemiz gereken günler ve gecelerden, “işte öyle bir
zaman dilimi”nden geçiyoruz..

Çoğu kişi “Miralay” ile “Albay”ın aynı olduğunu zanneder.

Değildir..

Aralarında dağlar kadar…

Tepeler kadar…

“Çiğiltepe” kadar fark vardır.

Modern çağın askerlik/onur/kahramanlık destanını yazan Miralay
Reşat Bey 1879’da İstanbul’da doğdu. Babası ünlü devlet adamı ve şair Ziya
Paşa, annesi Şevkiye Hanım’dır. Bir yaşındayken babası vefat etti. Reşat Bey,
Harbiye’nin 1896 mezunudur.

Trablusgarp ve Balkan Savaşları’na katıldı, Yanya savunmasında
yaralandı; bu görevdeki başarısından ötürü binbaşılığa terfi etti. 1915 yılında
Çanakkale Cephesi’ne gönderildi. I. Dünya Savaşı’nda Çanakkale Cephesi’nde
olağanüstü kahramanlığı ile dikkatleri çektikten sonra 17. Alay Komutanlığı
görevine getirildi. Bu görevdeyken Muş’un Rus işgalinden kurtarılmasında da
önemli rol oynadı ve XVI. Kolordu Komutanı Mustafa Kemal Paşa’nın takdirlerini
kazandı; ayrıca 5 . ve 4. rütbeden mecidi nişanları, gümüş muharebe, liyakat,
tahsiliye, Alman ve Avusturya harp, demir salip nişanlarıyla taltif edildi. 53.
Tümen Komutanlığı’na getirilerek Suriye Cephesi’nde görevlendirildi.

1918’de İngilizlere esir düşen Reşat Bey, Aralık 1919’da bir
yıllık esaretten kurtulduktan sonra İstanbul İkinci Sıkıyönetim Askeri
Mahkemesi üyeliğine verildiyse de dilekçe verip Millî Mücadele’ye katılmak
üzere İnebolu’dan İstiklal Yolu üzerinden Ankara’ya geçti.

Reşat Bey, Mustafa Kemal Paşa tarafından 11. Kafkas Tümeni
(sonradan 21. Tümen) Komutanlığı’na getirildi. Yarbay rütbesi ile I. ve II.
İnönü ve Sakarya muharebelerine de katıldı; 1 Mart 1922’de rütbesi miralaylığa
yükseltildi; son olarak 57. Tümen Komutanlığı görevine atandı. “Büyük
Taarruz”da 57’nci Tümen Komutanı’ydı. Görevlendirildiği yer, Türk cephesinin
sol kanadı olup taarruzun başarıya ulaşması için kritik önemdeydi. Ancak,
cephenin diğer bölümlerinden uzaktı ve Yunan kuvvetlerince iyi berkitilmiş bu
mevzileri tahrip etmek için gereken ağır topçu ateşinden mahrumdu.

Miralay Reşat, 27 Ağustos 1922’de, , tam 90 yıl önce bu günlerde
Çiğiltepe’yi Başkomutan Mustafa Kemal’e söz verdiği saatte ele geçirememesinden
duyduğu üzüntüden dolayı tabancayı şakağına dayayarak intihar etti.

Tümeni tepeyi yarım saat sonra aldı.

Mezarı Ankara Devlet Mezarlığı’ndadır. Sinanpaşa İlçesi’nin
Çiğiltepe Mevkii’nde de sembolik bir şehitliği vardır.. Şahadetinin sonrasında
TBMM kendisi adına ailesine İstiklal Madalyası takdim etti. Soyadı Kanunu
çıktığında ailesine “Çiğiltepe” soyadı Atatürk tarafından verilmiştir. Geliyoruz
“atı”na ve iki ay içinde ayni hikâyeyi yine anlatacağız.

Reşat Bey’in cenazesi, muharebeler sürerken alınıp ertesi gün
defnedilmek üzere, cephe gerisindeki bir binanın giriş katındaki bir odaya
konur. Cenazenin arkasından getirilmekte olan atı da aynı odanın penceresinin
demir parmaklıklarına bağlanır. Bir süre sonra atı oradan almak isterler..


















Gitmez.

Çözerler.

Ayrılmaz.

Ertesi sabah atın da o pencerenin önünde ölmüş olduğunu görürler.

Asil hayvandır.

İstiklâl savaşı kahramanı Miralay Reşat Çiğiltepe’nin aziz hâtırası önünde bir
kere daha saygıyla eğiliyor, bu yazımı da yine onun atı kadar bile olamayan
bütün diğer atlara ithaf ediyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir