Cialis 20 Mg Cialis Viagra Satış Cialis 5 mg Viagra sipariş elektronik sigara

Atatürk Er Musa için İngilizlerle savaşı göze aldı :
Kuşadası Kanapiçe Koyu olayı

19.9.2019


Atatürk Ankara’ya ve Kuşadası’na, şu
emri verir: ‘Kanuni vazifesini yaptığı anlaşılan Türk er Musa, yerinden
alınamaz ve cezalandırılamaz. Gerekirse er Musa için Britanya İmparatorluğu ile
savaş göze alınır. Kızılcahamam’dan şimdi hareket ediyorum. Ege Bölgesi’nde
kısmı seferberlik emrini veriyorum’


Bir ülkenin büyüklüğü, o ülkenin
bağımsızlık ve özgürlüğüne düşkünlüğü, ekonomik ve kültürel yönden
gelişmişliği, uygarlığa katkısı içte ve dışta saygınlığı ve ulusal konularda,
ortak tavır almalarıyla ölçülür.


Irak Süleymaniye’de 4 Temmuz 2003’te ABD
askerleri, askerlerimizin başına çuval geçirdiğinde, toplum olarak büyük tepki
vermiştik.Yetkililer konuyu geçiştirmişti. Bereket, TGB değişik zamanlarda ABD
askerlerine çuval geçirerek ulusal duyarlığımızı göstermişti.


Böyle durumlarda Atatürk döneminde neler
yapılmış? O büyük adam, Türkiye Cumhuriyeti’nin bağımsızlığına nasıl duyarlık
göstermiş? Bu sorunun yanıtını, 85 yıl önce 14 Temmuz 1934’te Kuşadası
yakınlarında Kanapiçe Koyu’nda (Dipburun’da) geçen, Türk insanına ve
yöneticilerimize, uyanıklık sağlayacak olayı anlatalım.


İSMET
PAŞA’YA GİDEN TELGRAF


14 Temmuz 1934’te bir İngiliz savaş gemisi
Sisam’ı ziyaret eder. Öğleden sonra, bir sandal içinde 4 İngiliz subay, çıplak
halde, Dipburun karakoluna yaklaşırlar. Nöbetçiler, “Dur!” uyarısında
bulunurlar, uyarı dinlenmeyince askerlerimiz ateş açar. Kuşadası Kaymakamı
Dilaver Argun, o gün, Kuşadası’na bağlı bir bucak olan Selçuk’ta denetleme
yapmaktadır. Bir jandarma eri, bir telgraf uzatır. Telgrafta 14 Temmuz günü,
saat 15.00 sıralarında, gerçekleşen olay anlatılmaktadır. Karine Muhafızı
tarafından çekilen telgrafı okuyan Kaymakam Kuşadası’na döner.


Kaymakam, olayı Başabakan İsmet İnönü’ye
telle bildirir. Bu önemli olayı, yazarak gündeme getiren Halit Çapın, telgrafı
şöyle verir: “Başbakan İsmet Paşa Hazretlerine, Kanapiçe erlerinden beşi
pusudayken saat 16.00 sıralarında, çıplak olarak bir kotrayla erlerin pusu
yerlerine yaklaştıkları ve ikisinin karaya çıktıkları, erlerimizin ‘teslim
olun!’ ihtarına rağmen karaya çıkan ikisinin derhal aşağıya atladıkları
görüldüğünden, erlerin tekrar uyarıda bulunmalarına rağmen, bunların denize
atladıkları, bunlara ateş açıldığı… Birinin deniz üstünde kaldığı… Açılan
ateşten birinin öldüğü, birinin de yaralı olduğu… İngiliz harp gemisinin bir
Yunan motorunu, sahillerimize göndererek, cesedin bulunmasını rica ettiği
anlaşılmıştır.” (Çapın,Takvim gazetesi, 02.08.2005)


KAYMAKAM’IN
ALDIĞI EMİR


16 Temmuz 1934 günü, bir İngiliz savaş gemisi
saat 14.00’te limana gelir. Kaymakam Ankara’ya durumu telle bildirir:
“Gözetlemedeyim. Harp gemisinden bir motor, sahilimize yaklaşıyor. Karaya
çıkmalarına izin verelim mi” Ankara’nın yanıtı: “Gelen motoru, yalnız
liman reisi karşılasın. Siz telgafhanede bulunun. Sadece liman reisiyle
konuşsunlar” biçimindedir. Kaymakam verilen emre uygun davranır.
İngilizler Kaymakamla görüşmek isterler. Kaymakam durumu İsmet Paşa’ya telle
bildirir. Bu sırada Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Kızılcahamam’da bir
yurt gezisindedir. Ona ulaşılır. Birkaç dakika sonra İsmet Paşa’nın şu emri
alınır: “Kaymakam liman dairesine gitmeyecektir. Kaymakamı ziyaret etmek
istiyorlarsa, Kaymakam gelenleri ancak makamında kabul edebilir.”


İngilizler, Kaymakamı makamında ziyaret
ederler. Heyette iki İngiliz subayı ile iki de Türkçe bilen Rum vardır. Rumlar,
görüşmenin Fransızca yapılmasını ister. Kaymakam Türkçe bildikleri için öneriyi
reddeder. Olayı İngilizler, kendi işlerine geldiği gibi aktarırlar. Sözde
yüzmek için geldiklerini, koyda kendilerine uyarı yapılmadan ateş açıldığını
söylerler. Kaymakam, kaçakçılığı önlemeyle ilgili yasaya aykırı davrandıklarını
anlatarak, İngiliz subaylarının suçlu olduğunu vurgular. Bunun üzerine İngiliz
kumandan, hükümetinin yazılı talimatını okur. Talimatta “İngiliz Hükümeti,
Osmanlı Hükümeti’ne şu istekleri, bildirmeyi talep eder, şeklinde başlayan
konuşmayı, Kaymakam keser ve şöyle der: “Kumandan Bey, yanlış temas
aramaktadırlar. Ben Türkiye Cumhuriyeti’nin temsilcisiyim. Osmanlı Hükümeti’nin
değil, der. İngiliz kumandan, kızarır, özür diler. Anlatımı, Türkiye
Cumhuriyeti olarak düzeltir. İngilizlerin üç maddelik istekleri şunlardır:
1-Ölen İngiliz subayının cesedinin aranması için, İngiliz motorlarının sahile
gelmesine izin verilmesi 2-İngiliz bayrağına tarziye (özür) verilmesi, ölen
İngiliz subayının ailesine tazminat ödenmesi 3-Subayı öldürdüğü saptanan,
Balıkesirli er Musa’nın cezalandırılması ve verilecek cezanın İngilizlere
bildirilmesi.


İNGİLİZCE
MEKTUP


Konuşmalar bitince komutan, Kaymakamı
gemiye davet eder. Kaymakam kabul etmez. Sahile çıkmak isterler. Kaymakam izin
vermez, durumu Ankara’ya bildirir. Bir süre sonra, Dışişleri Bakanı Dr. Tevfik
Rüştü Aras, Kaymakama, İngilizlere verilmek üzere, şu mektubu dikte ettirir:
“Kumandan Cenapları! 2 İngiliz hafif motorunun kaybolan cesedi aramalarına
izin verdim, bizim tarafta bulunursa, size verilecektir. Bu araştırmalar için
görevli gümrük muhafaza motorumuz, İngiliz motorlarına eşlik edecek,
araştırmalara özen gösterilecek. Motorumuzun birlikte olması, muhafızların ateş
etmesini men eder.”


Mektup, liman reisi tarafından İngilizlere
iletilir. 17 Temmuz günü, sabaha karşı Başbakan, Kaymakamı arar ve şunları
söyler: “İngilizler, adamlarının karaya çıkmadıklarını söylemekteler.
Kaymakam Bey’in bu noktaya temas etmemesi dikkatimizi çekmiştir. Hakikat nedir?
Bunu hükümetin bilmesi, çözüm için tek çaredir.Adamlar karaya çıkmamışsa dahi,
erlerimiz yine vazifelerini yapmışlardır. Elverir ki hükümetimiz, gerçeğe
aykırı beyana düşmesin. Bakanlar Kurulu şu an toplantı halindedir.
Memurlarımızın ve erlerimizin, korkmadan gerçeği olduğu gibi söylemelerini
isterim. Yarım saate kadar cevap bekliyorum.”



‘ER
MUSA İÇİN GEREKİRSE SAVAŞIRIZ ’


18 Temmuz 1934 günü, Sisam’dan 7 savaş
gemisi denize açılır. Bunlar Darboğaz’a doğru gelmektedir. Kaymakam durumu
Ankara’ya ve İzmir Valiliğine bildirir. Bunların 7’si torpido, 4’ü kruvazördür.
Konuyla ilgili askeri yetkililerle sürekli haberleşilir. Kızılcahamam’da
bulunan Atatürk, gelişmeleri yakından izler. İngiliz donanmasının, tehdit edici
bir biçimde kıyılarımıza yaklaştığı kendisine iletilince, Ankara’ya ve
Kuşadası’na, şu emri verir: “KANUNİ VAZİFESİNİ YAPTIĞI ANLAŞILAN TÜRK ERİ
BALIKESİRLİ ER MUSA, YERİNDEN ALINAMAZ VE CEZALANDIRILAMAZ. GEREKİRSE ER MUSA
İÇİN BRİTANYA İMPARATORLUĞU İLE SAVAŞ GÖZE ALINIR. KIZILCAHAMAM’DAN ŞİMDİ
HAREKET EDİYORUM. EGE BÖLGESİNDE KISMİ SEFERBERLİK EMRİNİ VERİYORUM.”


Dilaver Argun, Atatürk’ün bu çıkışını
yıllar sonra şöyle değerlendirecektir: “Bu emir, bu haysiyetli ses, beni
ağlattı. Bütün yorgunluğumu alıp götürdü.(…) Atatürk’ün görev aşkını koruyan
bu sözlerini, başka kimseden duymadım.”


İngilizlerin davranışları izlenirken, bir
taraftan da seferberlik emri yerine getirilir. Kuşadası halkının telaşa
kapılmaması için, gerekli uyarılar yapılır. Madem ki Gazi Paşa, seferberlik
emrini vermiştir; o zaman bu emrin bir an önce yerine getirilmesi gerekir.
Atatürk’ün dediği gibi, gerekirse Balıkesirli Er Musa için bütün Türk Ulusu bir
kez daha İngiltere ile savaşacaktır.


DOSTLUK
İÇİNDE BİTİRİLEN TÖREN


Bir süre sonra, İngiliz harp Filosu
Başkomutanından bir telgraf gelir, bizimle savaşı göze alamamışlardır. 19
Temmuz 1934’te Sisam’dan çekilen telgraf şöyledir: “Kaymakam Bey,
Kuşadası. Ölü subayın cesedini aramak için İngiliz makamlarına izin verildiği
anlaşıldı. Bunun telle tekrarını ve onaylanmasını rica ederim. Sisam’da İngiliz
Başkumandanı.”


Dilaver Bey, Milli Savunma Bakanı Zeki
Bey’le görüşür. Akşam üzeri Başbakan İnönü arar. Şunları yazdırır:
“Kaymakam Bey’e! 1-İngiliz Donanmasının sizden, cesedi aramak için
verilmiş olan iznin onayını istediği anlaşıldı. 2-Tarafımızdan onaylı teyid
cevabının verimesi ve motorlarımızın her kolaylığı göstereceğinin bildirilmesi
uygun görüldü. İngiliz makamlarının araması sırasında, dostça davranılması ve
bir olaya meydan verimemesi lazımdır.”


20 Temmuz 1934 günü,Kuşadası Kanapiçe
(Dipburun) koyunda yapılacak tören ile ilgili programı, Kaymakam Ankara’ya
bildirir. Törene İngiliz gemilerinin yanında, İzmir’den gelen Kocatepe
torpidomuz da katılır. Denize çelenk bırakılır. Saygı duruşu ve atışı yapılır.
Tören dostluk içinde planlanan biçimde yapılır.


Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran,Ulusumuzu
çağdaş, uygar ve bağımsız bir devlet durumuna getiren Ulu Önder Atatürk,
Balıkesirli Er Musa için İngiliz Emperyalizmi ile savaşı göze almış, izlediği
saygın devlet adamı politikasıyla emperyalizme meydan okumuş, onlara geri adım
attırmıştır.


Başta Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk
ve değerli silah ve çalışma arkadaşlarına, Kuşadası Kaymakamı Dilaver Argun’a,
Dipburun (Kanapiçe) Karakolu askerlerine ve Balıkesirli Er Musa’ya saygı,
sevgi, minnet ve rahmet dileklerimi sunuyorum. Demek ki tam bağımsızlıktan,
özgürlükten, ulusal çıkarlardan ödün vermeyen uluslar emeperyalizmi dize
getirir.


*
Yararlanılan Kaynaklar:


Halit
Çapın-Kanapiçe Olayı, Silahlı Kuvvetler Dergisi, Ocak 2005 Sayısı, Tüma. Cem
Gürdeniz’in “Türk Dış Siyasetinde Deniz Gücü’nün Rolü” makalesi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

deneme bonusu veren siteler | hd film izle | film izle | film izle | 4k film izle | bets10 giriş

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet novagra satın al viagra satış