YILMAZ
ÖZDİL : İşte o an

Bugün 26 Ağustos… Hiç düşündünüz
mü, büyük taarruz’dan neden sadece bu “efsane fotoğraf” vardır da, başka
fotoğraf yoktur?

*

26 Ağustos 1922.

Afyon Kocatepe.

Saat 11’di.

Büyük taarruz şafak vakti saat
beşte başlamıştı, Mustafa Kemal hamleleri adım adım takip ediyor, sahra
telefonuyla emirler yağdırıyordu, bi ara diğer komutanların yanından ayrıldı,
tek başına, uçurum kenarına kayalıklara doğru yürüdü, dürbünle düşman hattına
bakıyordu, dalgın, düşünceliydi, parmaklarını cigara içer gibi dudaklarına
götürdüğü an… Deklanşöre bastı Etem Tem.

*

Yedek subaydı. Mülkiye mezunuydu.
İstanbul’da fotoğrafçılık yapıyordu. Birinci dünya savaşında Kafkas cephesinde
vuruşmuş, Kurtuluş Savaşı başlayınca Anadolu’ya geçmiş, Garp Cephesi’nde
görevlendirilmişti, kuvayi milliye’nin resmi fotoğrafçısıydı, büyük taarruz’u
kare kare görüntülemişti, 10×15 cam negatif çeken Alman malı Reflex ICA
fotoğraf makinesi vardı.

*

“İşte o an”dan sonrasını, 1960
yılında Ulus gazetesi için yapılan röportajda, Fikret Otyam’a anlattı.

*

“Tek başına, kayalık tepenin ucuna
geldi, başparmağı dudaklarının arasındaydı, objektifimi çevirdim, adeta nefes
almıyordum, deklanşöre bastım. Günler geçti, 2 Eylül’de Uşak’a girdik. Vakit
yoktu. Ahır bozması bir yerde filmi yıkadım. Fotoğraflar birbirinden güzeldi.
Hemen dört tane yaptım, ertesi sabah koşarak götürdüm, içeri aldılar, berberi
tıraş ediyordu, odada bir masa, bir portatif karyola, iki iskemle vardı,
fotoğrafları aldı, baktı, “çok güzel” dedi.

*

“9 Eylül… İzmir’e girdik.
Günbatımına yakındı, ilk işim bir fotoğrafçı aramak oldu, bir Rum fotoğrafçı
buldum. Kocatepe’de çektiğim filmleri verdim, yıkanıp basılana kadar etrafta
dolaştım, zaman doldurup yeniden geldim, fotoğrafçı beni görünce “hepsi harika”
diye bağırdı, baktım, fotoğraflar henüz yaştı, doya doya baktım, hakikaten
hepsi harikaydı, taa Uşak’tan İzmir’e kadar bu anı bekliyordum, fotoğrafların
kuruyup hazır hale gelmesi için biraz daha zaman lazımdı, sabah gelip almak
üzere ayrıldım, karargaha, Bornova’ya döndüm, ertesi sabah erkenden otomobille
İzmir’e indim ama, görmeliydiniz, cayır cayır yanıyordu İzmir, ahali sokaklara
yollara dökülmüştü, ne dost belliydi ne düşman, fotoğrafçı dükkanının olduğu
yere güçlükle varabildim, fakat ne göreyim, gözlerime inanamadım, dükkan
yanmıştı, elimde kala kala Uşak’taki o ahır bozması yerde yıkayabildiğim bir
kaç fotoğraf kalmıştı, ötekilerin hepsi İzmir’deki fotoğrafçı dükkanıyla
birlikte kül oldu.”

*

Evet… Maalesef işte bu hazin
sebeple, büyük taarruz’a dair 26 Ağustos’tan başka fotoğrafı yoktur Mustafa
Kemal’in, tek karedir.

*

Ve aslına bakarsınız, Kurtuluş
Savaşı başından sonuna kadar her yönüyle olduğu gibi, kurtulan tek kare
fotoğrafıyla da “mucize”dir.

*












































Çünkü, can pazarının ortasında
harabe bir ahırda basılan bu fotoğraf kadar… Tarihi böylesine “anıtsal”
anlatabilen bir kare yoktur.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet