Ümit ALPEREN : Çin-Vietnam İlişkilerinde Güney Çin
Denizi Sorunu

Soğuk Savaş’ın bitmesiyle normalleşmeye başlayan Çin-Vietnam ilişkileri
son dönemde derinden sarsılmıştır.(1) İlişkilere zarar veren gelişmeler
arasında 2009 yılından itibaren Güney Çin Denizi’nde enerji rezervlerinin
ortaya çıkarılması ve Çin’in BM Deniz Hukuku Konvansiyonu’nu gerekçe
göstererek Güney Çin Denizi’nin yüzde 80’ninde hak iddiasında bulunması
sayılabilir.

Aslında Güney Çin Denizi’ndeki toprak paylaşımı sorunları sadece Çin ve
Vietnam arasında değil Çin, Tayvan, Filipinler, Vietnam, Malezya, Brunei ve
Endonezya olmak üzere bölgedeki yedi devlet arasındadır. Fakat sorun yoğun
olarak Çin-Vietnam arasında yaşanmaktadır. Çin-Vietnam arasında 2012 yılının
ikinci yarısında yaşananlara bakıldığında, Temmuz 2012’de Vietnam Ulusal
Meclisi Güney Çin Denizi’ndeki Vietnam’ın deniz sınırını, Çin’in egemenlik
iddia ettiği Paracel ve Spratly Adalarını içine alacak şekilde belirlediğini
duyurmuştur.(2) Vietnam’ın bu hareketine karşılık Çin, Paracel ve Spratly
adalarını kurduğu Sanşa eyaletine bağladığını ilan etmiştir. Çin’in bu
adaları Sanşa eyaletine bağlaması Vietnam ve Filipinler tarafından şiddetli
bir şekilde diplomatik olarak protesto edilmiştir.(3) Son olarak Aralık 2012
tarihinde Vietnam, Çinli balıkçı teknelerinin Tonkin Körfezi yakınlarında
Vietnam’a ait Petro Vietnam deniz yatağı arama aracının sismik kablolarına
zarar verdiğini iddia etmiş ve bu yüzden Çin-Vietnam ilişkileri tekrar
gerilmiştir.(4) Vietnam bu durumu egemenlik haklarının ciddi bir şekilde
çiğnenmesi olarak gördüğünü belirtmiştir.



Çin-Vietnam ilişkilerindeki gerilimler doğrudan iç politikaya da yansımakta
ve her iki ülkede de milliyetçi duyguların yükselmesine neden olmaktadır. Çin
ve Vietnam içerisinde milliyetçi tepkilerin yükselmesi iki ülke arasında
çözüme yönelik müzakerelerin önünü tıkamaktadır. Her ne kadar Çin-Vietnam
ilişkilerindeki sorunlar Güney Çin Denizi merkezinde ortaya çıkıyor olsa da
iki ülke ilişkilerinin tarih ve coğrafya kombinasyonu içerisinde merkez-çevre
ülke bağlamı içerisinde geliştiğini belirtmekte fayda vardır. Ayrıca bu
durumun günümüzde iki ülkeyi sık sık sorunlarla karşı karşıya getirdiği
görülmektedir. Bu çalışmada, Çin-Vietnam ilişkilerinin tarihsel süreçte
ortaya çıkardığı Çin karşıtlığından beslenen Vietnam milliyetçiliği ve
coğrafyanın Çin-Vietnam arasındaki Güney Çin Denizi sorununa nasıl etki
ettiği üzerinde durulacaktır.



Çin-Vietnam İlişkilerine Kısa bir
Bakış: Asimetrik Güç İlişkisi




Tarih boyunca Çin’in, sınır komşusu Vietnam’a göre coğrafi ve demografik
olarak büyük, askeri ve ekonomik olarak da güçlü konumu Çin-Vietnam
ilişkilerinde jeopolitik bir gerçeklik olarak karşımıza çıkmaktadır. Çin,
Vietnam’ı ailesinin bir parçası olarak görürken Vietnam tarih boyunca Çin’den
farklılığını vurgulama ihtiyacı hissetmiştir. 1800’lü yılların sonuna kadar
Çin-Vietnam ilişkilerinin Çin İmparatoru’nun üstünlüğünü esas alan
vergi/haraç sistemi (tributary system) (5) üzerine inşa edilmiştir. 1949
yılında Çin Sosyalist Devrimi’nin başarılı olmasıyla beraber Çin-Vietnam
ilişkilerine ideoloji faktörü eklenmiş ve bundan sonraki süreçte iki ülke
ideoloji-ulusal çıkar ekseninde bir ilişki geliştirmiştir.



1949-1978 döneminde Çin-Vietnam ilişkilerinde ortak güven ve yardımlaşma ön
plana çıkmaktadır. Çin, Demokratik Vietnam Cumhuriyeti’nin Fransa’ya ve
ABD’ye karşı mücadelesini desteklemiştir. Vietnam’ın Fransa’ya ve ABD’ye
karşı mücadelesinde önemli bir rol oynayan Ho Şi Minh Çin-Vietnam
ilişkilerini “yoldaşlık artı kardeşlik” olarak tanımlamıştır. Fakat
1970’lerle birlikte Çin’in, Vietnam’ın önemli bir ekonomik kaynağı olan
SSCB’ye (küresel hegemonya, ABD ve SSCB) karşı mücadele çağrısına olumsuz
yanıt vermesi ve SSCB’ye yakınlaşması Çin-Vietnam ilişkilerini bozmuştur.



1978-1990 dostluğunun düşmanlığa dönüştüğü bu dönemde Vietnam SSCB ile
yakınlaşmıştır. Vietnam 1978 yılında Çin ile yakın ilişkileri bulunan
Kamboçya’yı işgal etmesi sonucu 1979’da Çin-Vietnam arasında sınır savaşı
yaşanmıştır. Aslında Çin-Vietnam ilişkileri ideolojik bir zeminde oturduğunda
dahi bir tarihsel etkiden bahsedilebilir. 1946 yılında Viet Minh’ler
Fransızlara karşı tampon bölge oluşturulması için Milliyetçi Çin’e müsaade
ettiğinde ileride Mao Zedong ve Zhou Enlai ile çok yakın ilişkiler kuracak
olan Ho Şi Minh “Aptallar, Çin’in burada kalmasının ne demek olduğunun
farkında değil misiniz, tarihinizi hatırlamıyor musunuz?” ifadeleri ile Viet
Minh’leri Çin’e karşı uyarmıştır.(6) Her ne kadar 1949 Devrimi sonrasında Çin
ile iyi ilişkiler kurmuşsa da Vietnam’ın Çin ile ilişkilerinde tarih ve
coğrafya faktörlerinin her zaman farkında olduğu görülmektedir.



Soğuk Savaş’ın sona ermesi ile birlikte 1991-2007 yılları arasında Çin-Vietnam
ilişkileri de hızlı bir iyileşme sürecine girilmiştir. Çin-Vietnam arasındaki
ikili ilişkiler; “on altı altın kelime” adıyla bilinen prensipler temel
alınarak dostane komşuluk, her alanda istikrarlı ve uzun dönem işbirliği,
gelecek vizyonu ile ticaretin artırılması, sınır sorunlarının çözümü yönünde
gelişmeye başlamıştır. Fakat 2008 yılının sonlarında Vietnam’ın Çin’in
yükselişi konusundaki şüpheleri ve Çin’in Güney Çin Denizi’ndeki sert
politikasından dolayı ilişkiler yeniden kötüleşmeye başlamıştır.



2008 yılından itibaren Güney Çin Denizi’nde Vietnam’ın egemenlik iddiasında
bulunması Çin’in meydan okuması ile karşılık bulmuştur. Bundan sonraki
süreçte Çin-Vietnam ilişkilerinin geleceğinin iki değişmez olarak tarih ve
coğrafyaya, iki değişken olarak da Çin’in politikasına ve büyük güçler
arasındaki değişen ilişkiye bağlı olduğu görülmektedir.



Güney Çin Denizi Merkezli Sorunun
Yeniden Ortaya Çıkmasının Nedenleri




Çin-Vietnam ilişkileri Paracel ve Spratly adalarında egemenlik iddiasında
bulunma ve Güney Çin Denizi etrafında şekillenmektedir. 1974 yılında Çin,
Güney Vietnam’ın kontrolünde olan Paracel adalarına ait 30 adacığı, kumsalı
ve kayalığı ele geçirmiştir.(7) Malezya ve Filipinler kendi kıyılarına yakın
adalarda egemenlik iddiasında bulunurken Çin, Vietnam ve Tayvan Spratly
adalarının tamamında egemenlik iddiasında bulunmaktadır. Çin, 1992 yılında
bir yasa geçirerek bütün Güney Çin Denizi’nde egemenlik iddiasında
bulunmuştur.(8) 2012 yılı itibariyle bütün Paracel adaları Çin’in kontrolü
altındadır. Spratly adalarının 29’u Vietnam’ın, 8’i Çin’in, 8’i
Filipinler’in, 5’i Malezya’nın, 2’si Brunei’nin ve 1’i Tayvan’ın kontrolü
altındadır.



2009 yılında kısmen de ekonomik nedenlerden dolayı Güney Çin Denizi’nde
gerilim yükselmeye başlamıştır. Güney Çin Denizi’nde mevcut olan enerji
miktarı tam olarak bilinememesine rağmen Çinli kaynaklar 213 trilyon varil
petrolün varlığından bahsederken ABD’liler 1994’de yaptıkları bir araştırmada
buradaki petrol miktarını 28 milyon varil olarak hesaplamışlardır.(9) Vietnam’da
ortaya çıkan ekonomik sıkıntılar nedeniyle Vietnam Hükümeti buradaki petrolü
bir can simidi olarak görmektedir. Ayrıca uzmanlar da Güney Çin Denizi’nin
deniz yatağında büyük miktarlarda petrol ve gaz rezervinin bulunduğunu
bildirmektedirler. Güney Çin Denizi’nin petrol ve gaz zenginliği soruna taraf
olanların da antlaşmalarının önünde bir engel olarak durmaktadır.



Çin Denizi’nin petrol ve gaz açısından çevre ülkelerin iştahlarını
kabartmasının yanında bu bölge Doğu Asya’da gelişen ticaret nedeniyle de
önemli bir deniz ticaret yolu olmuştur. Bu deniz ticaret yolunda hiçbir
sorunla karşılaşmamak ekonomisi ihracata bağımlı olan Çin için neredeyse
hayati önemdedir. Ayrıca Orta Doğu’dan Çin’e gelen petrolün güzergâhı da
Güney Çin Denizi’nden geçmektedir. Malaka İkilemi (10) yaşayan Çin’in buna ek
olarak Güney Çin Denizi ikilemi de yaşamak istemeyeceği açıktır. Ayrıca Güney
Çin Denizi’ne kıyısı olan ülkelerin birçok vatandaşı da geçimlerini Güney Çin
Denizi’ndeki sorunlu bölgede yaptıkları balıkçılıkla sağlamaktadır.



Güney Çin Denizi’nde tansiyonu yükselten diğer bir sorun ise, yukarıda
bahsedildiği üzere Çin ve Vietnam arasında tarihten gelen asimetrik ilişkiden
dolayı Çin’in askeri deniz gücünü artırması Vietnam başta olmak üzere çevre
ülkeleri tedirgin etmektedir. Çin askeri deniz gücünü modernleştirmek ve
yaymak için özellikle son yıllarda büyük yatırımlar yapmaktadır. 2009’dan
itibaren Çin donanması Güney Çin Denizi’nde herhangi bir bildirim yapmadan
devriyelerini artırmıştır. Bundan dolayı da Çin donanması ile bölgedeki
balıkçılar ve enerji araması yapan gemiler arasında sıkça sorunlar
yaşanmaktadır.

Çin donanması ve bölgedeki diğer unsurlarla yaşanan bu sorunlar küçük
çaplı da olsa devletler arasında krize dönüşmektedir. Ayrıca 2008 yılı Aralık
ayında Çin Milli Savunma Bakanı sözcüsünün “Çin’in uçak gemisine ihtiyacı
var” açıklamasından yaklaşık dört yıl sonra Çin’in ilk uçak gemisi Liaoning
ismiyle deniz kuvvetlerine katılmıştır. Robert Kaplan 2005 yılında yazdığı
bir yazısında, Çin’in dizel ve nükleer enerji ile çalışan denizaltılara
yatırım yapmasını Çin’in Pasifik’ten de öte etkisini artırma isteği olarak
değerlendirmiştir.(11) Çin’in donanmasını güçlendirmesine karşılık Vietnam da
yaklaşık 3,2 milyar dolar değerinde Rus denizaltıları ve savaş uçağı satın
almıştır.(12) Ayrıca Vietnam ve diğer bölge ülkeleri ABD donanmasını
kendilerine destek olabilecek ve Çin donanmasını bölgede dengeleyebilecek
yegâne güç olarak görmektedir. Bu durum Güneydoğu Asya ülkelerinin Çin’e
karşı ABD’yi dengeleyici güç olarak görmelerine neden olmaktadır.



Tarafların Güney Çin Denizi Sorununa
Diplomatik Yaklaşımları




Güney Çin Denizi’ndeki duruma uluslararası hukuk açısından bakıldığında, 1982
BM Deniz Hukuku Sözleşmesi’ni Tayvan haricindeki bütün bölge ülkeleri
imzalamıştır. Fakat Güney Çin Denizi’ndeki sorun taraf olan ülke sayısının
çok olması ve egemenlik iddiası olan devletlerin mahkemeye başvuru için ortak
rızalarının bir araya getirilemeyişi Uluslararası Adalet Divanı’na ya da
Deniz Hukuku Uluslararası Mahkemesi’ne başvurunun gerçekleşmesinin önüne
engel olarak çıkmaktadır. Ayrıca bölgenin en güçlü ülkesi olan Çin, sorunun
çözümü için uluslararası mahkemeye başvuruya karşı çıkmaktadır.



Çin ve Vietnam arasında mevcut olan asimetrik güçten dolayı izledikleri ve
tercih ettikleri diplomatik yollar da değişmektedir. İki ülkenin Güney Çin
Denizi sorununda izledikleri diplomatik araçlar birbirini nasıl
algıladıklarını göstermesi açısından da ilgi çekicidir. 1990 yılından
itibaren Vietnam, Güney Çin Denizi sorununu çok taraflı hale getirerek
bölgesel forumlara ve örgütlerin gündemine getirmeyi ve soruna taraf olan
diğer güçlerin de bu sürece etkin olarak katılmaları yönünde bir politika
takip etmektedir. Ayrıca Vietnam, Güney Çin Denizi sorununu
“uluslararasılaştırma” çabası ile başta ABD olmak üzere diğer küresel
güçlerin de soruna müdahil olmasını istemektedir. Fiili olarak Vietnam, Rus
Gazprom şirketi ve Hindistan’a ait enerji şirketleri ile ortaklık yaparak
Güney Çin Denizi’nde petrol ve gaz aramaktadır.

Vietnam’ın özellikle Hindistan ve Rusya gibi büyük ülkelerle enerji
alanında işbirliği yapmasının bir diğer sebebi ise kriz esnasında bu ülkeleri
de arkasına alarak Çin’e karşı güçlü bir pozisyon oluşturmak istemesidir.
Aralık 2012’de kablo kesme olayından sonra Hintli bir Amiral Hindistan’ın
Petro Vietnam ile olan antlaşması dâhil Güney Çin Denizi’ndeki çıkarlarını
koruyacağını belirtmiştir.(13) Vietnam’ın sorunu uluslararasılaştırma
politikası özellikle Pasifik bölgesine yeniden dönmek isteyen ABD için bir
fırsat da oluşturmaktadır. ABD Savunma Bakanı Leon Panetta, Cam Rah Bay ve üç
Vietnam limanını ziyaret ederek Vietnam’a destek vermiştir. Hanoi’nin
izlediği bu politika ile Güney Çin Denizi sorununa diğer güçlerin de
katılması halinde iki ülke arasındaki asimetrik güç ilişkisinde Vietnam
lehine bir düzelme olacaktır.



Çin sahip olduğu asimetrik güç ilişkisini ve ekonomik-askeri gücünü Güney Çin
Denizi sorununda kullanmak istemektedir. Çin, sorunun uluslararasılaşmasından
ve çok taraflı hale dönüşmesinden ziyade iki taraflı görüşmelerle çözülmesi
yönünde görüş bildirmektedir.



Vietnam ile Çin’in diplomatik başarısı kıyaslandığında Vietnam’ın dünyada
kendi lehine kamuoyu oluşturmada daha başarılı olduğu söylenebilir. Vietnam
ASEAN’ın dönem başkanlığını üstlendiğinde Güney Çin Denizi’ndeki sorunu sıkça
gündeme getirmiş ve başta Filipinler olmak üzere üye ülkelerin de desteğini
almıştır. Ayrıca Çin donanmasının, Güney Çin Denizi’nde balıkçı teknelerine,
enerji arama faaliyetlerine vs. müdahale ettiğinde (küçük bir olay da olsa)
Vietnam yaşananları dünya kamuoyuna hızlı ve yüksek perdeden duyurmaktadır.
Fakat diğer yandan Çin elinde bulundurduğu ekonomik gücü Vietnam’a karşı
diplomatik bir araç olarak da kullanmaktadır. Çin-Vietnam arasındaki ticaret
hacmi 2011’de 36 milyar dolar iken ABD-Vietnam arasındaki ticaret hacmi 22
milyar dolarla sınırlı kalmıştır. Ayrıca Vietnam istatistik verilerine göre,
ülkenin ABD ile olan ticaretinde 2012’nin ilk iki ayında Vietnam aleyhine
1,85 milyar dolar ticari açık gerçekleşmiştir.(14) Çin-Vietnam arasındaki
büyük ticaret hacminin yanı sıra Vietnam’da Çin yatırımları her geçen gün
hızla artmaktadır. Çin’in sahip olduğu bu asimetrik güç ilişkisinden olsa
gerek, Ekim 2011’de Çin-Vietnam arasında karşılıklı sorunların barışçıl
çözümünde ikili görüşmelere başlamayı ve krizlerin önüne geçmek için iki
taraflı yeni bir hat (hotline) kurulmasını öngören bir antlaşma
imzalanmıştır.(15)



Sonuç



Çin-Vietnam ilişkilerinde bir sorun alanı oluşturan Güney Çin Denizi sorunu
bağlamında Paracel ve Spratly adaları kısa ve orta vadede çözümden oldukça
uzak durmaktadır. Yukarıda da bahsedildiği üzere bu çözümsüzlüğün en büyük
nedeni bu iki ülke arasında geçmişten günümüze var olan tarih ve coğrafya
olgusudur. Günümüzde Çin elinde bulundurduğu ekonomik ve askeri güçten tarih
algısı ile birlikte maksimum düzeyde istifade etmek istemektedir. Diğer
yandan Vietnam dünyadaki mevcut konjonktürden maksimum düzeyde faydalanarak
Çin ile arasında olan asimetrik gücü minimuma indirmenin çabası
içerisindedir. Bu noktada da Vietnam için Çin’i dengeleyecek olan güç ABD
olarak belirmektedir. Aynı zamanda Vietnam bu sorunu 
“uluslararasılaştırma” ve “çok taraflı hale getirme” gayreti içerisindedir.
Fakat Vietnam rasyonellikten de uzaklaşmamaktadır. Ayrıca dünya kamuoyunun
dikkatini çekebilmek adına ülke içerisindeki Çin karşıtı hissiyattan beslenen
milliyetçi duyguları kullanması, Vietnam’ın içerideki ve dışarıdaki
milliyetçileri karşısına almamak için müzakere masasında sert tutum
takınmasına neden olmaktadır. Çin karşıtı hissiyattan beslenen Vietnam
milliyetçiliği tarihte merkez-çevre ilişkisi üzerinde yükselen Çin
milliyetçiliğine de neden olmaktadır. Bu iki taraftaki güçlü milliyetçi
duygular hem Çin’in hem de Vietnam’ın çözüm için ileri adım atmalarını
engellemektedir.



Çin-Vietnam arasında, Güney Çin Denizi’nde çözümsüzlük bir gerçeklik olarak
durmasına rağmen bu sorunun sıcak bir çatışmaya dönüşmesi de uzak bir
ihtimaldir. Sıcak bir çatışma, Çin’in “sorumlu büyük güç” (responsible great
power) ve “Çin’in barışçıl yükselişi/gelişimi” imajını onarılmaz bir şekilde
yaralayabilir. Ayrıca bölge ülkelerinin tarihsel belleğinde yer alan Çin’in
üstünlüğüne dayanan vergi/haraç sistemi (tributary system) bölge ülkelerinin
gündemine reel olarak gelmesi bölgede Çin karşıtı duyguların hızlı yükselişine
neden olabilir. Bunların yanı sıra Çin’in askeri ve ekonomik gücünün Güney
Çin Denizi’nde başarılı operasyon yapabilecek kapasiteye ulaştığını söylemek
güçtür. Diğer yandan ABD’nin bir sıcak çatışma anında Vietnam’ın yanında yer
almasa da diplomatik ve dolaylı askeri yardımlar yapacağı yüksek ihtimal
olarak görülmektedir.