Selim
SEÇKİN
: YENİ İTTİFAKLAR VE İHTİLAFLAR ALANI OLARAK GÜNEY ASYA
 

Yorum No : 2020 / 14




10.03.2020


Günümüzde özellikle üretim ve ekonomide ön plana çıkan Güney Asya,
barındırdığı ihtilaflarla da dikkati çekmektedir. Bu doğrultuda bölgedeki en
önemli ihtilaf Pakistan ve Hindistan arasındaki, bir ölçüde Çin’i de
ilgilendiren, Keşmir Sorunu’dur.


1947 yılından bu yana bölgenin istikrar, barış ve huzur ortamına
kavuşmasındaki en önemli engel olan Keşmir Sorunu, Pakistan ve Hindistan’ın
dört kez savaşmalarına neden olmuştur.


Günümüzde de Keşmir Sorunu ve onun neden olduğu uyuşmazlıkların
yansımaları bölgede görülmektedir. Geçtiğimiz Ağustos ayında bu sorun,
Hindistan’ın Keşmir’in statüsünü belirleyen Anayasa’nın 370.maddesini
kaldırmasıyla tekrar alevlenmiştir. Buna ek olarak son dönemde Hindistan’da
çıkarılan Vatandaşlık Yasası’nın Müslümanları dışlayıcı hükümler içermesi ve
Hindistan’daki Müslümanlara karşı artan saldırılar iki ülke arasındaki gerilimi
artırmıştır.


Özellikle nükleer silahlanma kapasitesi bulunan iki ülke olan
Pakistan ve Hindistan arasında artan gerilimin uluslararası alanda da farklı
ittifakların oluşumuna neden olduğu görülmektedir.


Hindistan – ABD Yakınlaşması


Bu çerçevede dikkati çeken ilk yakınlaşma ABD ve Hindistan
ilişkileridir. Son dönemde gerçekleşen iki ülke liderlerinin karşılıklı
ziyaretleri büyük önem arz etmektedir. İlk olarak Hindistan Başbakanı Modi’nin
ABD’ye Eylül 2019’daki ziyareti ve devamında da ABD Başkanı Trump’ın Şubat
ayında Hindistan’ı ziyareti Hindistan-ABD ilişkilerinin geldiği noktanın
belirlenmesi açısından önemlidir. Zira her iki görüşmede de liderler tarafından
ikili ilişkilerin hiç olmadığı kadar iyi bir noktada olduğu vurgulanmıştır[1].


Aynı zamanda Trump’ın ziyareti sırasında gerçekleştirilen silah
alımı anlaşması da yapılan ziyaretin ve ilişkilerin kazandığı ivmenin açık bir
göstergesidir. Bu anlaşma uyarınca taraflar, Hindistan’ın 3 milyar dolarlık
Amerikan helikopteri ve son teknoloji ürünü diğer teçhizat alımı konusunda
mutabık kalmışlardır[2].


Tüm bu gelişmeler, özellikle Hindistan Başbakanı Modi’nin
2002’deki olaylar nedeniyle Başbakan seçildiği 2014’e kadar ABD’ye girişinin
yasaklanmış olduğu da düşünüldüğünde Hindistan-ABD ilişkilerinin gelişimini
gözler önüne sermektedir. Özellikle ABD’nin Güney Asya’da Soğuk Savaş’tan bu
yana önemli bir müttefik olarak değerlendirdiği Pakistan’ın en büyük rakibi ile
olan yakınlaşması şüphesiz Pakistan’ı rahatsız etmektedir. Ancak ABD tarafından
yapılan açıklamalarda hala Pakistan’ın bölgedeki önemine ilişkin ifadelere yer
verilmekte, bir yerde Hindistan ile olan yakınlaşmanın Pakistan nezdindeki
olumsuz etkileri dengelenmeye çalışılmaktadır[3].


Bununla beraber Hindistan ve ABD arasında göz ardı edilemeyecek
ticari uyuşmazlıkların da olduğu unutulmamalıdır. Özellikle Hindistan’ın Dünya
Ticaret Örgütü’ndeki taahhütlerini ihlal eder nitelikte gümrük uygulamaları ABD
tarafında tereddütler yaratmaktadır. Aynı zamanda üst düzey ziyaretlere ve
liderlerin açıklamalarına rağmen iki ülke arasında “Serbest Ticaret Anlaşması”
bir yana, henüz hiçbir ticari anlaşma yapılmamış olması da kayda değer bir
durumdur[4].


Türkiye-Pakistan-Çin Eksenindeki
Gelişmeler
 


ABD’nin Hindistan ile gelişen ilişkilerini Pakistan’ın bölgedeki
faaliyetlerinden ve diğer ülkelerle geliştirdiği ilişkilerden bağımsız
değerlendirmek yanlış olacaktır. Bu çerçevede, Pakistan’ın özellikle ekonomik
ve ticari alanda ABD’nin en büyük rakibi olan Çin ile olan ilişkileri
yukarıdaki savın en önemli dayanağıdır.


Pakistan’ın Çin ile geliştirdiği ilişkilerinin en somut örneği
“Çin-Pakistan Ekonomik Koridoru”dur. 2015 yılında resmileşen projede karayolu,
demiryolu, petrol ve gaz boru hattı, petrol rafinerisi ve liman inşaatları yer
almakta olup, Çin’den Afrika ve Ortadoğu’ya kısa ve ucuz yoldan ulaşım
sağlaması hedeflenmektedir[5]. Pakistan tarafından ülkemizin de bu
projeye davet edilmesi önem taşımaktadır[6].


Bu arada, Çin’in “Kuşak ve Yol İnisiyatifi”ne Pakistan destek
verirken, Hindistan’ın mesafeli yaklaşımı ABD’yi bölge özelinde Hindistan’a
yakınlaştıran bir etmen olarak değerlendirilebilir.  


Ülkemiz de bu bağlamda bölgedeki gelişmeleri yakından takip
etmektedir. Dış politika hedefleri kapsamında tüm bölgelerle ilişkilerin
geliştirilmesi önem arz etmektedir. Bu çerçevede bölge ile olan ilişkilerimiz
özelinde Pakistan’ın her zaman farklı bir konumu var olmuştur. Tarihsel ve
kültürel ilişkilerimizin kuvvetli bağlar oluşturduğu Pakistan ile ilişkiler her
zaman üst düzeyde şekillenmiştir.


Buna ek olarak bölgenin barındırdığı ekonomik, ticari ve insani
potansiyel günümüzde artık somut bir güce de dönüşmüştür. Küresel güç
dengesinin Avrupa-Atlantik’ten Asya’ya kaydığı düşünüldüğünde ülkemiz de bu
bölgedeki fırsatların ve işbirliği olanaklarının artırılmasına yönelik
politikalar izlemektedir.


Bu durumun açık bir örneği Ağustos 2019’da Ankara’da düzenlenen
11. Büyükelçiler Konferansı’nda açıklanan “Yeniden Asya Açılımı”dır. Bu
bağlamda ülkemizin batı ile olan ilişkilere verdiği önemin yanında dış
politikada kendine önemli fırsatlar sunabilecek bir bölge olan Asya ile de
ilişkilerini geliştirme arzusu öne çıkmaktadır.


Türkiye, Pakistan’ın yanı sıra Çin başta olmak üzere diğer Asya
ülkeleriyle de ilişkilerin geliştirilmesine önem atfetmektedir. Pakistan gibi
ülkemiz de Çin’in “Kuşak ve Yol İnisiyatifi”ne destek vermekte ve çalışmalar
gerçekleşmektedir. Bu projenin önemli bir ayağını oluşturan Bakü-Tiflis-Kars
demiryolu hattını ilk defa kullanarak Çin’den Avrupa’ya giden ilk yük treni 28
Ekim 2019 tarihinde ülkemize ulaşmıştır[7]. Diğer taraftan, alt kıtanın önde gelen
ülkesi Hindistan ile ilişkilerin önemini ve gerekliliğini yadsımak da olanaklı
değildir. Burada da bir dengenin kurulması önem taşımaktadır.


Tüm bu gelişmeler Güney Asya özelinde iki kutuplu bir ittifaklar
dengesinin oluşmaya başladığını göstermektedir. Bir yanda tarihsel bağların
desteklediği Türkiye-Pakistan-Çin ekseni, diğer yandan da aslında konjonktürel
gerekliliklerin mecbur kıldığı ABD-Hindistan ekseni yer almaktadır. Bu bağlamda
bölgedeki halihazır gelişmeler bu ittifakların daha da belirgin bir hal alabileceğine
ilişkin önemli ipuçlarını teşkil etmektedir.


*Fotoğraf:
Vikipedi







[1] “Trump ile Modi Teksas’ta bir araya geldi, iki liderin
‘yakınlığı’ etkinliğe damga vurdu”, Sputnik, 23 Eylül 2019,  https://tr.sputniknews.com/abd/201909231040228620-trump-ile-modi-teksasta-bir-araya-geldi/


[2] “ABD ve Hindistan, 3 milyar dolarlık savunma anlaşması yaptı”, Anadolu
Ajansı,
25 Şubat 2020, https://www.aa.com.tr/tr/dunya/abd-ve-hindistan-3-milyar-dolarlik-savunma-anlasmasi-yapti/1744264


[3] “US working with Pakistan against terrorism, says Trump in
India”, Anadolu
Agency,
24 Şubat 2020, https://www.aa.com.tr/en/asia-pacific/us-working-with-pakistan-against-terrorism-says-trump-in-india/1743112


[4] Trevor Cloen and Irfan Nooruddin, “The U.S.-India trade deal fell
through. What happens now?”, The Washington Post, 5 Mart 2020, https://www.washingtonpost.com/politics/2020/03/05/us-india-trade-deal-fell-through-what-happens-now/


[5] Hüseyin Korkmaz, “Asya jeopolitiğinde stratejik ortaklık: Çin ve
Pakistan”, Anadolu
Ajansı,
27 Eylül 2019, https://www.aa.com.tr/tr/analiz/asya-jeopolitiginde-stratejik-ortaklik-cin-ve-pakistan/1595779


[6] “Pakistan, Türkiye’yi CPEC’e davet etti”, Sputnik, 8
Kasım 2018, https://tr.sputniknews.com/ekonomi/201811081036053066-pakistan-turkiye-cpec-davet/


[7] “Çin’den gelen ilk yük treni, Türkiye’de”, Hürriyet, 4
Kasım 2019, https://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/cinden-gelen-ilk-yuk-treni-turkiyede-41366442