DONALD TRUMP VE NARENDRA
MODİ LİDERLİĞİNDE ABD VE HİNDİSTAN İLİŞKİLERİ

YAZAR: Ersin DEDEKOCA

Üç yıldır görevde olan Hindistan
Başbakanı Narendra Modi’nin, ABD Başkanı Donald Trump’ın göreve gelmesinden bu
yana ilk Washington ziyareti 25-26 Haziran tarihleri arasında gerçekleşti.
Modi’nin sonraki ziyareti de, bu ülkeyi ilk ziyaret eden Hindistan başbakanı
olarak, Asya’nın başlıca güçleri olan Hindistan, Çin ve Japonya ile
ilişkilerini derinleştirme çabasında olan İsrail’e, 5-6 Temmuz tarihlerinde
yapıldı.

Nükleer silah geliştirmiş ülkelerden biri olan Hindistan günümüzün
dinamik, potansiyeli olan ve dönüşüm içindeki bir ülkesidir. Aşağıdaki
çalışmanın ereği, bu ziyaret vesilesiyle ABD-Hindistan ilişkilerini irdelemek
ve ziyaretin, beklentilere koşut “sığ” olan sonuçlarını değerlendirmek
olacaktır.

Ana
Hatlarıyla Hindistan

Ülkenin 14. Başbakanı olan Narendra Modi, selefi Manmoham Singh’ın
ekonomide liberalizasyon, diğer ülkelerle ekonomik bağları güçlendirme ve
ulusal güvenlik-iş/ekonomik fırsatları birlikte değerlendirme yaklaşımını
sürdürerek; “dış politika”, “ulusal ekonomi” ve “ulusal güvenlik” konularının
iç içe niteliğini, uyguladığı iç ve dış politikasında temel almıştır.[1]

2008 yılından bu yana global ekonomide yaşanan yavaşlamadan en az
etkilenen sınırlı sayıdaki ülkelerden biri olan Hindistan’ın GSMH büyüme hızı,
2014’ün üçüncü çeyreğinden bu yana, bu konudaki dünya rekortmeni olan Çin’i
geçmiştir. Dünyanın “en hızlı” büyüyen ve “büyük” ekonomilerinden biri olan
Hindistan’ın, 2025’e kadar büyüme hızının yüzde 6,4 ile 7,7 arasında olması;
2012’de 27 milyon olan bireysel tüketici sayısının 2025’de 89 milyona ulaşması
beklenmektedir.[2]

Diğer yandan, ülkenin eko-coğrafyasına baktığımızda, bölgelerin
ekonomik faaliyete katkılarının benzeşik olmadığını görmekteyiz. Bu bağlamda,
toplam nüfusun yüzde 31’ini kapsama alanına alan 8 eyalet devletinin, 2012-2025
arasındaki ekonomik büyümenin yüzde 52’sini sağlayacağı ve 2025 yılındaki
tüketici hane halkı nüfusunun yüzde 57’sini oluşturacağı tahmin edilmektedir.[3]

Toplam istihdamın yüzde 50’sini barındıran tarım sektörünün ülke
GSYH’nın yaklaşık yüzde 15’ini oluşturduğu Hindistan ekonomisinin ve sosyal
yapısının mevcut parametrelerinden şu çıkarımlar yapılabilir:

  • 2003-20011 yılları arasında
    (2008 hariç) yüzde 8-10 arasında; sonraki yıllarda da dünya ve bölge
    ortalamasının üzerinde gerçekleşen ulusal gelir artışı ”sürdürülebilir”
    bir nitelik kazanmıştır.
  • Toplam nüfusunun yaklaşık
    yüzde 19’u günlük 2$’ın altında geliri olan ülkenin halkına sağladığı
    refah, kişi başı GSMH rakamlarında da görüldüğü gibi, henüz çok
    altlardadır.
  • Çin’de yüzde 48 olan özel
    tüketim oranı Hindistan’da yüzde 60 seviyesinde olup; yüzde 31 seviyesinde
    olan toplam tasarruf oranı, Çin (%50) ve gelişmekte olan Asya ülkeleri
    ortalamasının (%42,9) altında, ancak dünya ortalamasının (%25,4)
    üzerindedir. Yaklaşık 100 milyona varan “orta sınıfın” varlığı, harcama
    alışkanlığı ve yüksek tasarruf oranı, ülkenin önünü açan önemli bir
    dinamik olarak değerlendirilmektedir.
  • Endonezya ile birlikte cari
    dengesi “negatif” olan az sayıda Asya ülkesinden biri olan Hindistan’ın
    “cari açığının”, hem GSYH’ya oranı hem de “borç servisi” (faiz dışı fazla
    ve dış satım gelirlerinin toplamına oranı) yüksek değildir.[4]
  • Şimdilerde 450 milyar dolar
    seviyesinde olan toplam mal ve hizmet dış satımının önümüzdeki beş yıl
    içinde 900 milyar dolara çıkarılması hedeflenmiştir.[5]
  • Mal dış satımda, başta Çin
    olmak üzere bölge ülkelerinin yoğun rekabet ve üstünlükleri, ülkenin
    “sürdürülebilir büyümesinin”, hizmet ihracı yanında, milyonlarca Hintlinin
    “yoksulluk” sınırını aşmasına bağlı olduğu, ülke ekonomi politikasınca
    öncelenmiş durumdadır. Bu yolla bölge ve iç talebe yoğunlaşmak, devamında
    da makroekonomik kurumların güçlendirilmesiyle “global ekonomik sisteme”
    entegrasyon olası hale gelecektir. Keza, anılan önceliğe ulaştıran
    yolların, başta altyapı olmak üzere (insan kaynakları kalitesinin
    yükseltilmesi dâhil), “verimlilik” patlaması sağlayacak yatırımlardan geçtiği
    kabul edilmektedir.[6]
  • Rajan söz konusu makalesinde
    ayrıca, tüm bu gelişim/değişim ile eş zamanlı, mevcut “cari açık” ve “dış
    borçlar” yapısını kötüleştirmeden gerçekleştirilmesinin,
    “tutarlı/sağduyulu mali yapı” ile dış borç ikamesinin yanında, yeni
    teknoloji ve iş yöntemlerini de birlikte getirecek “doğrudan yabancı
    sermaye yatırımlarına (FDI)” bağlı olduğunu, haklı olarak vurgulamaktadır.
  • Dünyanın en büyük silah ve
    savunma ekipmanı alıcısı olan Hindistan, merkezi yönetim bütçesinin yüzde
    12,70’ini savunma harcamalarına ayırmaktadır.[7] Buna
    karşın, 38 milyar dolar tutarındaki savunma bütçesi, Çin’in bu konudaki
    bütçesinin üçte biri civarındadır.
  • 23 milyar dolar yıllık gelir
    (ulusal bütçenin yüzde 9’u), yıllık 8 milyar yolcu (dünya nüfusunun
    üzerinde), 65 bin km. ağ ve 1,3 milyon çalışanı kapsayan Hindistan demir
    yolları, ülke ekonomisinin “hayat damarı” konumundadır.[8] Tüm
    bu nedenlerle, Hindistan için ekonomik önceliği başta gelen altyapı
    yatırımlarında birinci sırada, demiryolu, vasıta ve istasyonlarının
    yenilenmesi yer almaktadır.
  • Ülkenin son beş yıllık,
    yatırım araçları ile ilgili sekiz faktörü dikkate alınarak hesaplanan
    “karlılık hattı indeksine-the baseline profitability index (BPI)” göre
    Hindistan, “büyüme” tahminlerindeki yükselme, “yozlaşma” algısındaki
    düşüş, “yatırımcı haklarının” iyi şekilde korunması özellikleriyle ve 1.32
    endeks değeri ile “zirve” yapan ülke olmuştur.[9]

ABD-Hindistan
İlişkileri

ABD, 1990’lı yılların sonuna kadar Hindistan’ı çok önemsememiş;
Güney Asya’nın, sınırlı global ağırlığı olan bölgesel bir gücü olarak
değerlendirmiştir.[10] 11
Eylül 2001 sonrası teröre kesin tavır alan ABD’nin Asya’da,
askeri-ekonomik-politik bağlamda “etkin aktör” olma önceliği ile eşzamanlı, Hindistan’ın
liberalleşme kararı, işbirliğindeki yükselmenin başlangıcı olmuştur. Bu arada
Hindistan ekonomisi de,  22 Mayıs 2004 – 17 Mayıs 2014 tarihleri arasında
başbakan olarak görev yapan Manmohan Singh’ın öncülüğünde liberalleşerek, FDI’a
açılmış ve hızlı bir büyüme gerçekleştirmiştir.

Mayıs 2014’de Başbakan olan Modi, ülkesinin ABD ile ilişkilerini,
hedeflediği ekonomi ve güvenlik konuları için temel önemde görmüştür. Modi’nin
27-30 Eylül 2014’de ABD’ne yaptığı ziyaretin ardından, 25-27 Ocak 2015’de Başkan
Obama’nın Hindistan’a yaptığı ziyarette, iki ülke arasındaki işbirliği “global
ortaklık-global partnership” olarak nitelendirilmiştir. Bu ziyaretler serisinde
verilmek istenen bir diğer görüntü de, Asya’da tek güç hâkimiyeti
istemedikleridir.[11]

Amerika ile Hindistan arasındaki ilişkileri; strateji, enerji ve
iklim değişikliği, eğitim, ticaret ve ekonomik işbirliği, bilim ve teknoloji,
sağlık ve yenilikler başlıklarında toplayabiliriz. Yaklaşık 100 milyar dolar
civarında olan ticaret hacmi, ABD’nin Çin ile gerçekleştirdiği toplam ticaretin
(yaklaşık 560 milyar dolar) yanında çok düşük kalmaktadır. İki ülke arasındaki
ticari ilişkilerin boyutuna baktığımızda, 2000 yılında 19 milyar dolar olan
ticaret hacminin 14 yılda altı kat büyüdüğü; bunun 35 milyar dolarını ABD
tarafının ihracatı (168 bin işgücünü temsil etmekte) olduğunu, karşılıklı
ticaret ilişkisinde Amerikan tarafının 30,8 milyar dolar açık verdiğini; karşı
ülkedeki Amerikan FDI’ının 28 milyar, Hint FDI’ının da 9 milyar dolar olduğunu
görmekteyiz.[12]

Temiz enerji konusunda, kömüre dayalı enerjiyi rüzgâr ve güneş
enerjisi ile değiştirmeyi hedeflemiş olan Yeni Delhi, cadde ve ev
ışıklandırmasında önemli mesafe almış durumdadır.[13]Diğer
yandan Hindistan, “enerji hizmet şirketleri (energy service company-ESCO)”
isimli “yeni tip iş” kolunda dünya lideri konumundadır. Bu iş dalının konusu
da, enerji maliyetleri ve müşterilerinin bu yöndeki tasarruflarıdır. Bu
bağlamda 300 bin civarında yeni istihdamın güneş ve rüzgâr enerjisi dalında
yaratılması beklenmektedir. Ülkede temiz enerji konusundaki bu gelişmeler
ileride, Amerikan “kaya gazı” konusunda önemli bir pazar olma potansiyeline
işaret etmektedir. Savunma silah ve ekipmanı yanında enerji konusunda da
Hindistan, Amerikan iş ve işgücü dünyasına önemli bir potansiyel sunmaktadır.[14]

2015 yılı Ocak ayında Obama’nın gerçekleştirdiği ziyarette elde
edilen somut gelişmelerden birisi de, 10 yıllık “Hindistan-ABD Savunma Çerçeve
Anlaşmasının” yenilenmesi olmuştur.[15] Bilindiği
gibi, iki ülke arasında 2005’de “savunma anlaşması”, 2008’de de “sivil nükleer
işbirliği anlaşması” bağıtlanmıştı. İki ülke arasında savunma teçhizatı
konusundaki ticaret son yıllarda çok hızlı bir oranda artarak, 10 milyar doları
aşmıştır.[16]

Yeni Delhi yönetimi, bölgedeki Çin, Pakistan ve Afganistan
gerçekleri nedeniyle 47 milyar dolar gibi yüksek tutarındaki savunma bütçesi
ayırmaktadır. Silah gereksiniminin yüzde 70’ini yurt dışından sağlayan (bunun
yüzde 75’i Rusya’dan olup-Rusya silah dış satımının 1/3’ü-, ABD’nin payı yüzde
7) ve 2010 yılında “dünyanın en büyük silah ithalatçısı” unvanını (yüzde 12 pay
ile) Çin’in elinden alan Hindistan’ın bu konumu, Amerikan tarafı için ihmal
edilemeyecek önemdedir.[17]

ABD ve Hindistan’ın şimdilerdeki liderleri bağlamında vurgulamadan
geçemeyeceğimiz önemli bir benzerlik, her iki liderin de “popülizm” aracını
oldukça etkin kullandıklarıdır. Modi’nin, ülkede yaşayan 189 milyon Müslüman’ı
ayrıştırıcı politikaları ile Trump’ın, özellikle seçim kampanyasındaki İslâm
karşıtı söylemi ve bundan yararlanması, bu konudaki sav için örnek
gösterilebilir.[18]

İki ülke arasındaki yakın ilişkilerle Amerika,  Hindistan’a
iki önemli kart sunmaktadır. Bunlardan biri; G.Kore ve Japonya gibi çevre
ülkeleri, Çin korkusu olmaksızın Yeni Delhi’nin “yükselen yıldız” serüvenine
katılmaları yolunda cesaretlendirmek; diğeri ise, Hindistan tarafına, Birleşik
Devletler’in savunma, güvenlik ve diğer yüksek teknoloji konularında Çin ile
ilişkilerinde elini güçlendirmek olarak durmaktadır.[19]

Modi’nin
Son Washington Ziyaretinin Değerlendirilmesi

25-26 Haziran tarihleri arasında gerçekleşen Modi’nin Washington
ziyareti öncesi, ziyaretin çektiği dikkat çok yüksek olmakla birlikte, pratiğe
yönelik beklentiler oldukça düşüktü. Trump’ın göreve gelmesiyle Amerikan dış
politikasında oluşan belirsizlik, Hint tarafındaki önceliğin, Modi ve Trump
arasında ilişkinin kurulmasına sınırlamıştı.[20]

Beklentilerden farklı olarak, ziyaret sonrası yapılan “müşterek
açıklamada”,[21] Obama’nın
Yeni Delhi ziyareti sonrası yapılana göre önemli noksanlıkları olmakla
birlikte, Hindistan için önemli olan birkaç konuda Birleşik Devletler’in
diplomatik desteğini yansıttığı görülmektedir.[22]

Bilindiği gibi Çin’in, giderek artan Güney Asya ve Hint Okyanusu’na
olan ilgisi, Hint tarafı için artan bir “tehdit” unsuru olarak
değerlendirilmektedir. Bu bağlamda Çin’in “İpek Yolu” girişimine Hindistan’ın
yaklaşımı “şüpheli” olagelmiştir. Çin ekseninde Hint tarafını rahatsız eden bir
diğer unsur da, tartışmalı Keşmir topraklarından geçen “Çin-Pakistan Ekonomik
Koridoru” olup, bu nedenle anılan girişim, Hint tarafınca “egemenlik haklarına
tecavüz” olarak değerlendirilmektedir.[23]

Liderlerin son görüşmesinde, yukarıda anılan bu konular için Hint
tarafının, Amerikan desteğini sağladığı görülmektedir. Müşterek açıklamadaki
“anlam olarak çok geniş açıklama”, Hint tarafının egemenlik, toprak bütünlüğü,
borç finansmanı, tartışmalı topraklarda tek taraflı hareket gibi endişelerine,
doğrudan Çin tarafından bahsetmese de, açıkça destek verdiği görülmektedir.[24]

Deniz güvenliği bakımında, Obama yönetimi “deniz faaliyetlerinin
serbestîsine” vurgu yaparken, bu kez Trump-Modi açıklamasında, Güney Çin
Denizi’nden hiç bahsedilmemiştir. Bu bağlamda BM sözleşmesi, uluslararası hukuk
ile denizcilik konusundaki serbestiye atıf yapılmakla yetinilmiştir. Böylesi
bir kurgu, Hindistan lehine önemli bir gelişme olmuştur. Şöyle ki, öteden beri
Hindistan, Güney Çin Denizindeki müşterek bir koruma/devriye faaliyetine
katılmaktan çekinmekteydi.

Ortak deklarasyonda Yeni Delhi lehine gözlenen diğer hususları da,
Pakistan’ın “teröre destek” faaliyetlerinden kaçınması konusunda uyarılması;
Hindistan’ın Amerika için bir “savunma ortağı” olduğunun teyidi (bu arada, yeni
“uzaktan kumandalı saldırı sistemleri” satışının doğrulanması ve ortak deniz
tatbikatlarının genişletilmesi) olarak sayabiliriz. Söz konusu Amerikan
yaklaşımı, Hindistan’ın “bölgede daha fazla güvenlik rolü üstlenme” isteğinin
desteklenmesi olarak da okunabilir.[25]

Bilindiği gibi, Pakistan’ın eksenini Doğu’ya kaydırmasıyla bölgede
oluşan Çin-Pakistan (Rusya ve İran’ın da bu oluşama destek verdikleri
düşünülebilir) birlikteliğine karşı; ABD’nin başını çektiği Japonya-Avustralya-Hindistan-G.Kore-Vietnam
ittifakı şeklinde bir gruplaşma yaşanmaktaydı.[26] Böylesi
bir bloklaşmanın Trump yönetimince de desteklendiği ve bu olgunun Hindistan’ın
bölge liderliğinde yer almasını kolaylaştıracağı ve ABD ile işbirliğini
arttıracağını söyleyebiliriz.

Sonuç
Yerine

Avrasya, Orta ve Uzakdoğu arasında bulunmanın getirdiği stratejik
önem; etnik, kültürel ve dinsel çeşitliliği kucaklayan çağdaş demokrasi;
dünyanın çeşitli bölgelerindeki “nüfuzlu diaspora”; çevreleyen coğrafyada yakın
dönemde yaşanan jeopolitik dönüşümler ve yeni saflar ile dinamik ekonomi, geniş
iç pazar ve ekonomi-politiği akıllıca kullanan yöneticiler, Hindistan’da yeni
yüzyılda yaşanan yükselişin temel dinamikleri olmuştur.

Pakistan’ın eksenini Doğu’ya kaydırmasıyla bölgede oluşan
Çin-Pakistan (Rusya ve İran) yakınlaşmasına karşı; ABD’nin başını çektiği
Japonya-Avustralya-Hindistan-G.Kore-Vietnam ittifakı şeklinde bir gruplaşma
görülmektedir. Ancak oluşan grupların ilişkilerde de, ağırlıklı olarak
“ekonomi-politik” ekseni gözettikleri izlenmektedir. Örneğin, ABD-Hindistan
ilişkilerinin yükselen trendi, Obama’nın Ocak ayında yaptığı Yeni Delhi
ziyaretiyle güçlü bir destek bulmuştur. Keza aynı verimli sonuçları, özellikle
Hindistan için, Modi’nin Trump ile yaptığı zirvede de gözleyebiliyoruz.

Görüşme sonunda yayınlanan müşterek açıklamada Hindistan’ın,
Amerika yönünden bir “savunma ortağı” olduğunun teyidi, bölgede daha fazla
güvenlik rolü üstlenmeye talip olan Hindistan’ın bu isteğinin desteklenmesi;
devamında da, Güney-Doğu Asya bölgesinin, Çin’den sonra ikinci bölgesel gücü
olarak görüldüğü şeklinde de değerlendirilebilir.

Kaynakça

[1]Rohan Joshi, “Narendra Modi’s Foreign Policy Year in Review,Part
1”, The Diplomat, 26.05.2015,
http://thediplomat.com/2015/05/narendra-modis-foreign-policy-year-in-review-part-1/
(18.07.2017)

[2] Anu Madkavkar ve Rakesh Mohan, “India’s Economic Hotspots”,
Project Syndicate, 19.11.2014, http://www.project-syndicate.org/commentary/india-growth-clusters-by-anu-madgavkar-and-rakesh-mohan-2014-11 (18.07.2017)

[3] “Understanding India’s economic geography”,
McKinsey&Company,Rapor, Ekim 2014, http://www.mckinsey.com/insights/asia-pacific/understanding_indias_economic_geography (11.07.2015)

[4] “India’s Economic Fundamentals Remain Strong; Investment
Pick-up Needed for Sustained Growth, says New World Bank Report”,WB,29.05.2017, http://www.worldbank.org/en/news/press-release/2017/05/29/india-economic-fundamentals-remain-strong-investment-pick-up-needed-sustained-growth-says-new-world-bank-report (19.07.2017)

[5] “Hindistan’ın yeni Dış Ticaret Politikası açıklandı: 2020
yılı ihracat hedefi 900 milyar Dolar”,TC.Ekonomi Bakanlığı, 3.04.2015, http://www.ekonomi.gov.tr/portal/faces/blog/newsDetail (19.07.2017)

[6]  Raghuram Rajan (Hindistan Merkez Bankası
Başkanı),”Maintaining Geowth in India”, Project Syndicate, 2.02.2015,
http://www.project-syndicate.org/commentary/india-growth-maintenance-plan-by-raghuram-rajan-2015-02
(19.07.2017)

[7] “Union Budget 2015-16”, http://indianbudget.nic.in/ (19.07.2017)

[8] Shashi Tharoor, “Railroading India’s Railways”, Project
Syndicate, 12.03.2015, http://www.project-syndicate.org/commentary/india-railway-budget-by-shashi-tharoor-2015-03 (19.07.2017)

[9] Endeksteki en yakın takipçileri Katar ve Singapur’dur.
Daniel Altman, “Where to Invest Around the World, 2015 Edition”, Foreign
Policy, 25.06.2015, http://foreignpolicy.com/2015/06/25/where-to-invest-around-the-world-2015-edition-bpi-baseline-profitability-index/ (20.07.2017)

[10] Evan A.Feigenbaum, “India’s Rise, Americ^’s Interest”,
Foreign Affairs, Mart/Nisan 2010, https://www.foreignaffairs.com/articles/south-asia/2010-03-01/indias-rise-americas-interest (19.07.2017)

[11] “Why Obama’s India visit charts new course”, BBC News,
27.01.2015, http://www.bbc.com/news/world-asia-india-30996317(18.07.2017);
“Three likely outcomes of Obama’s visit to India”, Aljazeera, 26.06.2015, http://www.aljazeera.com/news/southasia/2015/01/outcomes-obama-visit-india-150125102807358.html (18.07.2017);
Akhileish Pillalamarri, “What Did Narendra Modi’s US Trip Accomplish”,The
Diplomat, 2.10.2014, http://thediplomat.com/2014/10/what-did-narendra-modis-us-trip-accomplish/ (18.07.2017)

[12] “The five principal pillars of U.S.-India Relations”,
Embassy of US in New Delhi, http://newdelhi.usembassy.gov/us-india-relations.html (20.07.2017); http://www.state.gov/r/pa/prs/pr/2014/07/230048.htm (20.07.2017)

[13] Stephen Leahy,” India Launches Massive Push for Clean Power,
Lighting, and Cars”,National  Geographic,22.05.2017, http://news.nationalgeographic.com/2017/05/india-solar-wind-renewable-power-electric-cars-leds/#close (21.07.2017)

[14]  C. Christine Fair ve Bharath Gopalaswamy,”The
Trump–Modi Summit”, Foreign Affairs,26.06.2017,  https://www.foreignaffairs.com/articles/united-states/2017-06-26/trump-modi-summit (22.07.2017)
  

 [15]Hemal Shah, “3 Takeaways From Obama’s India Trip”,
USNews, 28.01.2015, http://www.usnews.com/opinion/blogs/world-report/2015/01/28/3-takeaways-from-obamas-india-trip  (20.06.2017)

[16] “John Kerry Arrives in India for Strategic
Dialogue”,NDTV,30.07.2014,  http://www.ndtv.com/article/india/john-kerry-arrives-in-india-for-strategic-dialogue-568056 (20.07.2017)

[17] Stocholm International Peace Research Institute (Sipri),
Arms Tranfers Database, http://www.sipri.org/yearbook/2016(20.07.2017)

[18] Amit Varma,” Why both Modi and Trump are textbook
populists”,The Times of India,22.01.2017, http://timesofindia.indiatimes.com/home/sunday-times/all-that-matters/why-both-modi-and-trump-are-textbook-populists/articleshow/56711860.cms (22.07.2017)

[19]  Samir Saran, “Watch Out, China: Why the ‘Asian
Century’ Might Just Belong to India”, The National Interest, 2.06.2015, http://nationalinterest.org/blog/the-buzz/watch-out-china-why-the-asian-century-might-just-belong-13025 (20.07.2017)

[20] Tanvi Madan,”When Modi meets Trump: Where do U.S.-India
relations stand?”,Brookings,23.06.2017, https://www.brookings.edu/blog/order-from-chaos/2017/06/23/when-modi-meets-trump-where-do-u-s-india-relations-stand/(22.07.2017);
Fair ve Gopalaswamy, agm.

[21] “Joint Statement – United States and India: Prosperity
Through Partnership”, India Ministry of Foreign Affairs, 27.06.2017, http://mea.gov.in/bilateral-documents.htm?dtl/28560/United_States_and_India_Prosperity_Through_Partnership (21.07.2017)

[22] Darshana M. Baruah, “Where are Indo-US relations
headed?”,East Asia Forum, 15.07.2017, http://www.eastasiaforum.org/2017/07/15/where-are-indo-us-relations-headed/ (21.07.2017)

[23]Syen Park ve Ramandeep Singh “Why India boycotted the Belt and
Road Forum”,East Asia Forum, 13.06.2017, http://www.eastasiaforum.org/2017/06/13/why-india-boycotted-the-belt-and-road-forum/ (21.07.2017)

[24] Baruah, agm.

[25] Baruah, agm.




















































































































[26]Daniel Twining, “Asia’s New Triple Alliance”, Foreign Policy,
24.02.2015, http://foreignpolicy.com/2015/02/24/asias-emerging-triple-alliance-india-china-japan-modi-obama/  (22.07.2017);
Madan, agm.