Prof. Dr. Anıl ÇEÇEN : CUMHURİYETÇİLİK 

(Ulus Gazetesi: 12.03.2012)




“Cumhuriyetçilik” sözcüğü, cumhuriyetçilik
akımından türemiştir. Genel olarak; cumhuriyet rejiminden yana olmak,
cumhuriyetçi bir devlet düzeni ya da siyasal yönetimin kurulabilmesi için
çalışmak, Cumhuriyet yönetimini kurmak ya da korumak için çaba göstermek, bu
doğrultuda etkinlikler sürdürmek, cumhuriyeti savunan düşünceleri taşımak ve
savunmak anlamı taşımaktadır. Bir ülkede cumhuriyet yönetiminin kurulabilmesi
ya da kurulmuş olan cumhuriyet düzeninin korunabilmesi doğrultusunda,
geliştirilen siyasal anlayışlar ya da izlenen politikalar da yine
“cumhuriyetçilik” kavramının içerisinde yer almaktadır. Başlıca sözlük ve
ansiklopedilerde; cumhuriyetçilik ile ilgili maddelere bakıldığında bu tür
açıklamaların yer aldığı görülmektedir. Bu doğrultuda cumhuriyetçilik akımları
ya da anlayışları, tanımlanmağa çalışılmıştır. (1)


Cumhuriyetçilik kavramının ne olduğunu
ve ne gibi anlamlara geldiğini tam olarak kavrayabilmek için, bu kavramın
içinden çıktığı ve temelini oluşturan cumhuriyet kavramının da her yönü ile
açıklanması gerekmektedir. Arapça halk anlamına
gelen “cumhur” kökünden türetilmiş
olan cumhuriyet kavramı, kısaca başında seçimle gelen bir cumhurbaşkanının
bulunduğu siyasal yönetim ya da devlet modelini ifade eden bir anlama
gelmektedir. Halkın devleti yöneten cumhurbaşkanını serbest seçimler yolu ile
işbaşına getirdiği ve devleti yönetme yetkisini geçici bir süre için bu başkana
devrettiği yönetim biçimine gelişmiş Batı ülkelerinde cumhuriyet adı
verilmektedir. Saltanat ya da monarşi adı verilen her türlü krallık rejimlerine
karşı bir demokratik alternatif olarak öne çıkan cumhuriyet yönetimleri, zaman
içerisinde gelişmeler göstererek çağdaş dönemin en ileri siyasal rejimleri
konumuna gelmişlerdir. Batı dillerinde, Latince kökenden gelen Res publica kavramı doğrultusunda, halka
ait olan kamusal alanının ve bu alanda yer alan her türlü kamu malının, halkın
kendi içinden seçtiği bir halk temsilcisinin yönetimine bırakılması anlamında,
cumhuriyet bir toplumun kendi kararları ile ve kendi içinden seçtiği
temsilcileri aracılığı, kamunun ortak yararı için kendi kendini yönetmesine
verilen ortak bir addır. Kamusal bir örgütlenme olan devletin, halk
kitlelerinin yararına gene halkın kendi içinden seçerek devletin başına
getirdiği cumhurbaşkanı aracılığı ile yönetilmesine kısaca cumhuriyet adı
verilmektedir. (2)


Cumhuriyetçilik, eski Yunan döneminden
başlayarak hem bir akım, hem de bir düşünce tarzı olarak önemli gelişmeler
göstermiştir. Cumhuriyetçilik, insan toplumlarının yerleşik düzene geçmeleriyle
birlikte başlamış ve bu toplumların kendi kendini yönetmeleri ideali
doğrultusunda gelişmeler göstermiştir. Halk kitlelerini kaba kuvvetin, kişisel
gücün ya da belirli çıkar çevreleriyle toplumun egemen kesimlerinin ya da
emperyalist dış güçlerin saldırı, baskı ve tasallutlarından kurtarılması
doğrultusunda hem bir siyasal akım hem de bir düşünce biçimi olarak tarihin her
döneminde önemli aşamalardan geçerek günümüze kadar gelmiştir. Cumhur adı
verilen halk topluluklarının yaşadığı her ülke ya da bölgede, cumhurun kendi
kendisini yönetmesi arzu ve isteği öne çıkmıştır. Ancak kaba gücü ya da benzeri
yönlendirici güçleri eline geçirenlerin hegemonyaları, bu tür yönelişlerin
önünü kesmiştir. Cumhuriyetçi düşünce ve yönetimler sayesinde halk kitleleri bu
gibi durumlardan kurtularak kendi özgür geleceklerini belirleyecek gerçek
anlamda halk temsilcilerini yönetime getirebilmiştir. Böylece; modern çağların
en gelişmiş devlet modeli olarak cumhuriyet devletlerine insanlık sahip
olabilmiştir.


Cumhuriyetçiliğin ilk ana ilkesi
yurttaşlıktır. Cumhuriyetçi akımlar, ancak bir ülke ya da bölgede yaşamakta
olan insan toplulukları ya da halk kitlelerinin o yerde yerleşik bir düzen
kurmalarıyla oluşacak siyasal örgütlenme düzeninde, o ülkenin vatandaşı
konumundaki yurttaşlar tarafından savunulabilmektedir. Bir ülkede yaşayan özgür
yurttaşların serbestçe hareket edebilmeleri ya da yaşayabilmeleri doğrultusunda
aradıkları siyasal düzenin cumhuriyet olması istenmiş ve bütün yurttaşların
sahip oldukları hak ve özgürlükleri en üst düzeyde uygulama alanına
aktarabilecek düzeyde bir siyasal rejimi gerçekleştirebilmek doğrultusunda
cumhuriyetçilik akımı zamanla öne çıkmıştır. Bir ülkede yaşayan bütün insanları
vatandaş tanımlaması altında, cumhurun eşit ve özgür temsilcileri olarak ele
alan ve hepsinin bir araya gelmesinden oluşan ortak kamu gücünü devletin
yönetiminde etkin kılmak isteyen siyasal akımlar, genel olarak cumhuriyetçi
siyasetlerin içinden çıkmışlardır. Bir ülkede yaşamakta olan halk topluluğu
içinde var olan her insanın eşit ve özgür bir biçimde devlet ve toplum
yönetimine katılma hakkının tanınmasıyla birlikte, cumhuriyet rejimine giden
gelişmelerin yolu açılmıştır. Bu doğrultuda halk kitleleri kendi ülkelerini
seçilmiş temsilcileri aracılığı ile yönetebilme hedefi doğrultusunda cumhuriyetçilik
akımlarını örgütleyebilmektedirler. İnsan toplumları içerisinde yurttaşlık
kavramının ortaya çıkarak gelişmeler göstermesi, cumhuriyetçilik akımları
açısından elverişli ortam yaratmıştır. Halk kitlelerinin zamanla daha fazla
bilinçlenmesi ve içinde yaşadığı ülkenin kaderine daha fazla sahip çıkmasıyla
beraber, yurttaşlık kavramının cumhuriyetçi yurttaşlığa dönüştüğü ve belirli
bir aşamadan sonra da yurttaşlığın cumhuriyetçilik olarak geliştiği
görülmüştür. Artan nüfus ve yeryüzüne dağılan halk kitleleri oluşumu,
toplumculuğu öne çıkarırken, yurttaşlık anlayışının da bireycilikten
uzaklaşarak sosyal bir içerik kazanmağa başladığı görülmüş ve bu aşamadan sonra
toplumsal bilince sahip bir yurttaşlık anlayışı cumhuriyetçilik olarak gelişme
göstermiştir. Cumhuriyetçi yurttaşlık beraberinde toplumsal tabana dayanma
ilkesini de getirerek, halk kitlelerinin daha fazla devlet yönetiminde etkin
olmasını sağlamıştır. Siyasal toplumsallaşma aktif yurttaşlık için elverişli
koşulları hazırlarken, sosyal yaşamda etkisini artıran yurttaşların ülke ve
devlet sorunları ile daha yakından ilgilenmelerini ve dolayısıyla cumhuriyetçi
bir çizgide yaşamlarını yönlendirmelerini sağlamıştır. (3)


Batılı düşünürlerin çoğunluğunun
ortaya koyduğu üzere, cumhuriyetin en önemli özelliği olan erdemlilik ilkesi,
aktif yurttaşlığın gelişmesiyle beraber toplumsal gerçeklik alanında
etkinliğini artırmıştır. Bir ülkede yaşayan halk topluluğunun ortak yararına
yönelen, ülkenin ulusal çıkarlarını en üst düzeyde erişilmesi gereken hedefler olarak
belirleyen aktif yurttaşlar bu doğrultudaki çabalarını cumhuriyetçi hareketler
ya da siyasal akımlar içerisinde geliştirebilmişlerdir. Cumhuriyet
devletlerinin doğrudan halk yönetimleri olabilmeleri de, aktif yurttaşlık
anlayışı ve de uygulamaları doğrultusunda geliştirilen siyasal katılımın en üst
düzeylere gelmesiyle mümkün olabilmiştir. Bir toplum ya da ülke için en ön
planda önem taşıyan ortak yarara ulaşılması, cumhuriyetçiliğin bu doğrultudaki
ana hedefidir. Bireyci yaklaşımlarından uzaklaşan ve kişisel çıkarlarını arka
plana alan ama bunun tamamen tersi bir doğrultuda ülkenin ortak yararlarına,
devletin varlığının korunması ve toplumun gereksinmelerinin karşılanması
doğrultusunda ulusal çıkarlara öncelik tanıyan aktif yurttaşlık anlayışı, gelişmiş
ülkelerdeki cumhuriyetçilik anlayışının önde gelen özünü ve içeriğini
belirlemektedir. Kamusal çıkarlar doğrultusunda her türlü kişisel çıkar ve
arzudan arınmak anlamında kamusal erdemlilik anlayışı, bütün Avrupa’yı
cumhuriyetçi bir döneme sürükleyen Fransız devriminin hazırlayıcısı toplumsal
bir oluşumun önünü açmıştır. Aktif yurttaşların bireysel özverileri
cumhuriyetçi akımların özünü oluşturmuş ve zamanla bu tür yaklaşımlar
cumhuriyetçiliğin daha da bilinçli bir düzeyde gelişim sağlamasına katkı sağlamışlardır.


Erdem kavramının kamu yararına bir
doğrultuda gelişmesi, cumhuriyetçi akımları güçlendirerek cumhuriyet rejimleri
açısından bir toplumsal güvence sağlarken, bu durumun tamamen tersi noktalarda
erdemliliğin zayıflaması ya da ortadan kalkması aşamalarında cumhuriyet
devletlerinin hızla çöküntüye sürüklendiği görülmüştür. Erdemlilik anlayışının
kamusal alana dönük geliştiğinde toplumun bütünün düşünen bir ortak yararı
gerçekleştirmek cumhuriyetçilik açısından daha kolay olabilmekte, aksi durumda
ise tamamen tersi bir doğrultuda cumhuriyet rejimleri hızla tehlikeli
dönemeçlere doğru sürüklenmektedirler. Cumhuriyetçi yurttaşlık anlayışı, insan
bilinçliliğinin ve varlığının bir biçimi olarak ülke yönetiminde erdemlilik
ilkesi doğrultusunda ahlak düzeyinin gerçekleşmesi için elverişli bir ortam
sağlar. Cumhuriyet rejimleri, gelecekte süreklilik kazanabilmek ve her türlü
tehditlere karşı kendisini koruyabilmek için, bir cumhuriyet rejimi için
gerekli düzeydeki bilinçliliği sağlayacak eğitim, öğretim ve kültüre önem
vermek zorundadırlar. Ülke ve dünya sorunları üzerine vatandaşları eğiterek
bilinçlendirecek bir eğitim düzeni cumhuriyet rejimleri açısından olmazsa olmaz
bir koşuldur. Cumhuriyet devletleri kendi çatıları altında böylesine bir cumhuriyetçi
eğitim ve kültür düzeni kurarlarken, aynı zamanda geleceğin cumhuriyetçi
kuşaklarının yetişmelerine de yardımcı olarak, cumhuriyetçilik akımının sürüp
gitmesini sağlarlar. Her türlü dini inanç ve öğretinin ötesinde, bilimi esas
alan laik bir devlet düzeni olarak, cumhuriyet rejimleri insanları aktif ve
sorumlu bir vatandaşlık anlayışına kavuşturan cumhuriyetçi eğitim düzenleriyle,
yeniden ortaçağın karanlık dönemlerine geri dönmeyi önleyerek, geleceğe doğru
kendi yollarında emin adımlar atabilmektedirler.


 Cumhuriyetçilik seçimle gelen geçici
yönetimleri işbaşına getirmek olduğu için, hak ve özgürlüklerin en üst düzeyde
gerçekleştirilebileceği bir özgürlük düzenini savunmak cumhuriyetçiliğin ana
ilkelerinden birisidir. Siyasal alan hak ve özgürlüklerin devlet güvencesi
altında tanınmasıyla ortaya çıkarken, bu doğrultuda hareketler ve eylemler de
deneyler olarak devreye girmektedir. Bu çerçevede cumhuriyet rejimleri halk
toplulukları ve yurttaşlar açısından birer özgürlük düzeni olarak gerçeklik
kazanmaktadır. Otoriter ya da baskıcı rejimler ile, krallıklar veya
imparatorluklar ile karşılaştırıldığında cumhuriyet rejimleri bir anlamda
özgürlüklerin güvencesi olarak belirmektedir. Her türlü anlamıyla özgürlüklerin
en üst düzeyde gerçekleşebildiği rejimler olarak cumhuriyet devletlerinin
kurulabilmesi ya da kurulmuş olan cumhuriyet düzenlerinin korunabilmesi için
cumhuriyetçi akımlar devreye girerken, yurttaşlar en üst düzeyde sahip
oldukları hak ve özgürlüklerini kullanabilmektedirler. Temel hakların tanınması
doğrultusunda özgürlüklerin yürürlüğe girmesiyle beraber, hak ve özgürlüklere
her türlü müdahale ya da sınırlamaların önlenmesi çizgisinde devlet güvenceleri
devreye girebilmektedir. Hukuk açısından pozitif ve negatif özgürlüklerin tam
anlamıyla tanınabilmesi ve uygulamada geçerlilik kazanabilmesi, ancak
cumhuriyet rejimleri ile mümkün olabildiğinden, cumhuriyetçilik akımları sonuna
kadar özgürlükçülüğü ana bir ilke olarak benimsemektedirler. Cumhuriyetçilik
akımı bir siyasal örgütlenmeye kavuşarak, siyasal parti görünümünde ortaya
çıkarken, hem kendi özgürlüğünü hem de diğer siyasal akımların hak ve
özgürlüklerini eşit bir çizgide kabul etmek durumundadır. Cumhuriyetçi özgürlük
anlayışı, siyasal anlamda bir özgürlük olarak anlaşıldığında, cumhuriyetçilik
böylesine bir hak ve özgürlükler düzeni arayışı ve mücadelesinin adı
olmaktadır. Cumhuriyetçi anlamda siyasal özgürlük düzeni, kendi kendini
yönetme, kendi geleceğine sahip çıkma ve her türlü dış baskıdan uzak olarak tam
anlamıyla bağımsız bir yaşam düzenine sahip olabilme anlamına gelmektedir.
Böylesine bir siyasal yapılanma için, pozitif hak ve özgürlükler kadar negatif
hak ve özgürlüklerin de devrede olması zorunludur.(4)


Cumhuriyetçi özgürlük anlayışı,
pozitif ve negatif anlamda hak ve özgürlüklerin bütünüyle gerçekleştirilmesini
savunurken, bunlara ek olarak bir de üçüncü planda her türlü baskıyı ve
hegemonyayı ortadan kaldırma anlamında da eylemsel bir özgürlük ortamını da
savunmaktadır. Bazı batılı düşünürlerin tahakkümsüzlük ortamı olarak
tanımladıkları böylesine geniş açılı bir özgürlükçülük, cumhuriyet rejimleriyle
gündeme gelirken, cumhuriyetçi akımların ana hedefi haline gelmiştir. Tarih
boyunca, kralların, imparatorların ya da sömürgeci emperyalist devletlerin
baskı ve zulmü altında ezilen dünya ülkeleri ve halk kitleleri, böylesine bir
baskı kıskacından kurtulabilmek üzere, üzerlerindeki hegemonyacı baskı
düzeninden kurtulabilmeyi amaçlamışlardır. Bir özgürlük düzeni olarak
cumhuriyet rejimlerini ilân etme aşamasına geldiklerinde, cumhuriyet
devletlerini bir anlamda tahakkümsüzlük düzeni olarak gerçekleştirmeğe
çalışmışlardır. Herkesin ortak alanı olan kamusal alanda bir halk yönetimi
biçimi olarak cumhuriyetçilik gerçeklik kazanırken, halk kitleleri ya da toplum
üzerinde bir çıkar düzeni kurmuş olan bütün eski tahakkümden kurtulabilmek,
cumhurun başlıca hedefi olarak devreye girmiş ve cumhuriyetçiliğin de esas
özünü oluşturmuştur. Cumhuriyet ilân edilen bütün ülkelerin geçmişlerine
bakıldığında ya dış ya da iç güçlerin getirmiş olduğu bir tahakküm düzeninde
kurtulma çabasının öne geçtiği görülmektedir. Bu yüzden, cumhuriyetçi özgürlük
anlayışının pozitif ve negatif özgürlüklerden sonra üçüncü bir kavrayış biçimi
olarak her türlü baskı, otorite ve zulümden kurtuluşun adı olarak tahakkümsüzlük
anlamında bir başka tür özgürlükçü yaklaşımı öne çıkardığı gözlemlenmektedir.
Kölelik düzeninin ortadan kaldırılmasından sonra insanlar arasında gündeme
gelen her türlü efendi-köle ilişkisini ortadan kaldırmağa yönelik bir
tahakkümsüzlük anlayışı, cumhuriyetçilik akımları ile beraber yeryüzünde geniş
yankılar bulmuştur. Bu doğrultuda hareket eden cumhuriyetçiler, zincirleri
kırarak kölelik düzenlerinden kurtulmuşlar ve daha sonra da cumhuriyet ilan
ederek temel hak ve özgürlüklerini devlet ve hukuk güvencesi altına
alabilmişlerdir. Temel hak ve özgürlüklerine güvenlik ortamında sahip olabilen
halk kitleleri, her türlü müdahale ve tahakküm den kurtularak gerçek anlamda
özgürlükler ortamına cumhuriyet rejimleri sayesinde erişebilmişlerdir.


Cumhuriyetçi akımlar devlet
düzenlerini her türlü müdahale ve tahakkümden kurtararak gerçek anlamda bir
özgürlük düzenini kendi ülkelerine getirirler. Bir hukuk devleti çatısı altında
yasalar ve düzenlemeler ile insanların yaşamları belirli siyasal yapıya kavuşturulurken,
hak ve özgürlüklerin her türlü müdahale ya da baskının ötesinde kişiler
tarafından kullanabilmeleri hedeflenmektedir. Ortaya çıkan beklenmeyen durumlar
ya da önlenemeyen baskı, iç ve dış müdahaleler ile bazı güç merkezlerinin
sosyal ve siyasal yaşam üzerine açık ya da dolaylı yollardan getirdiği yeni
tahakküm girişimleri karşısında, gene cumhuriyetçilerin ısrarlı karşı çıkışları
ile denge sağlanabilmekte ve özgürlükçü düzenin geleceği kurtarılmağa
çalışılabilmektedir. Geçici ya da kalıcı türden tahakküm girişimlerine karşı
cumhuriyetçi güçlerin dikkatli olması ve cumhuriyetin uyanık bekçileri olarak
halkın kazanılmış haklarından meydana gelen özgürlükler düzenine sonuna kadar
sahip çıkma doğrultusunda mücadele vermeleri gerekmektedir. Bu da ancak aktif
yurttaşlık ve  katılımcı siyaset ile
mümkün olabilmektedir. Toplum içindeki köşe başlarını tutmuş olan ekonomik ve
siyasal güç merkezlerinin geçmişten gelen hegemonyalarını yeni dönemlerde ya da
değişen koşullarda farklı tarzda tahakküm girişimleri ile sürdürmeğe
çalışmaları, hak ve özgürlüklerin uyanık bekçileri olarak cumhuriyetçilerin
tepkisi çekmekte ve bu nedenle de cumhuriyetçi akımlar ile anti cumhuriyetçi
güç merkezleri arasında siyasal çekişmeler sürüp gitmektedir. Az ya da çok, iç
ya da dış her türlü tahakküm girişimine karşı cumhuriyetçilerin kazanılmış hak
ve özgürlükler doğrultusunda siyasal mücadele vermeleri kaçınılmaz olarak
gündeme gelmektedir.


 Cumhuriyetçi akımlar her türlü müdahale ya da
baskı girişimlerine karşı çıkarlarken, itiraz edebilirlik gücünü ve hakkını
yasal zeminlerde ellerinde tutabilmek durumundadırlar. Cumhuriyetçiler her şeye
karşı çıkan olumsuz bir çizgi yerine, ülke ve toplumun kazanılmış hakları ve
ulusal çıkarları doğrultusundaki gelişmelere de olumlu bakarak ortak yaşamın
gereklerini yerine getirmek durumundadırlar. Değişen koşullar yeni kazançlar ve
olumlu gelişmeler gündeme getirebiliyorsa, bu gibi değişimlere olumlu bakmak ya
da ortak rıza göstermek, cumhuriyet devleti çatısı altında yaşamakta olan
toplumların hakkıdır. Cumhuriyetçilik bu durumu dikkate alarak hareket ettiği
zaman, kazanılmış haklara ya da toplum ve devlet düzeninin tehdit eden olumsuz
gelişmelere karşı çıkmak ve itiraz etmek durumundadır. Yeni ortaya çıkan
gelişmelerin gündeme getirdiği güç merkezleri ya da sahipleri, kendi çıkarları
doğrultusunda yeni baskı ve müdahale girişimlerini gündeme getirdikleri zaman
cumhuriyetçi akımların uyanık bekçiliği ya da itiraz hakları kendiliğinden
devreye girerek eskiye dönüşe izin vermeyeceklerdir. Cumhuriyetçiler sahip
oldukları toplumsal statülerin ve kazanılmış hakların, her türlü tehdit ve
müdahaleye karşı korunabilmesi ya da sürdürülebilmesi için yeni siyasetler
geliştirmek ya da yeni siyasal çıkış yolları bulmak zorundadırlar. Halk kitlelerinin
bütününü arkasına almak durumunda olan cumhuriyetçiler, geniş kitle desteği ile
güç merkezlerine karşı denge sağlayabileceği için, küçük ya da bireysel
çıkışlar ile cumhuriyetçi tepkilerin gündeme getirilmesi hiçbir biçimde
dengeleyici etki yaratamamakta ve sonunda halk destekli kitlesel eylemler
kendiliğinden gündeme gelmektedir. Kitleleri baskı altına alan zulüm yapan
baskı cenderelerinin kırılmasında cumhuriyetçi akımlar geniş yığınların desteği
ile sonuç alabilmişler ve böylece cumhuriyet düzenlerinin korunmasını
sağlayabilmişlerdir. Özgürlük ideali ile yola çıkan halk kitleleri, bir halk
yönetimi olarak oluşturdukları cumhuriyet rejimlerine ancak kitlesel destekler
sayesinde sahip çıkabilmişler ve her türlü müdahale ile baskı ya da zulüm
girişimlerine karşı çıkabilmişlerdir.


 Cumhuriyetçi akımlar, cumhuriyetçi bir hedef
doğrultusunda çalışmalarını sürdürerek, cumhuriyetçi bir sonuca varmak için
uğraşırlar. Temel hak ve özgürlüklerin herkese eşit ve güvenli bir biçimde
sağlanması, cumhuriyetçi hareketlerin her zaman ana ilkelerinden birisi
olmuştur. Cumhuriyetçilik, cumhuriyet devleti kurmak kadar bu siyasal düzeninin
zaman dilimi içerisinde en ileri yaşam düzeni seviyesine getirilmesini
hedeflemektedir. Toplum içerisindeki genel geçerli bir cumhuriyetçi düşünce
tarzına sahip olunması gene cumhuriyetçi akımların önde gelen misyonlarından
birisi olarak öne çıkmaktadır. Cumhuriyet rejiminin güçlendirilmesi, cumhuriyet
düzeninin dünyadaki gelişmelere paralel bir doğrultuda yenilenmesi ile mümkün olacağı
için, cumhuriyetçilik akımları bu doğrultularda etkinliklerini
sürdürmektedirler. Cumhuriyetin daha kapsayıcı olması, her türlü yeniliğe açık
bir tutum gerektirdiği için çağdaş dünyanın önde gelen yeni cumhuriyetçi
akımlarında bu doğrultuda yeni örnekler görülebilmektedir. Cumhuriyet
rejimlerinin yakından izlenmesi ve denetlenmesi, gene halk kitlelerinin görevi
olduğu için cumhuriyetçi akımların bu doğrultularda da etkinlikler gösterdiği
görülmektedir. Cumhuriyetçilik cumhuriyet rejiminin ana ilkeleri doğrultusunda
gelişen bir akım olduğu için, cumhuriyet devletlerinin geleceği bir anlamda
cumhuriyetçilik akımının güçlü olup olmamasına bağlı bulunmaktadır. Devlet
yapılarının içerisinde gündeme gelebilecek cumhuriyetçi çizgiden sapma
eğilimlerine karşı, toplum içerisindeki cumhuriyetçi güçlerin kendiliğinden
devreye girerek rejime güçlü bir sahip çıkmayla sivil cumhuriyet denetimlerinin
yapılabildiği çeşitli örnekleriyle görülebilmektedir. Halkın yönetimi anlamında
bir halkçı devlet yapılanmasının adı olan cumhuriyet modellerinin varlıklarını
sürdürebilmesi, her türlü dış tehdide ve içeriden yozlaşma ya da sapma
eğilimlerine karşı, cumhuriyetçi güçlerin uyanık seferberlikleriyle mümkün
olabilmektedir. Rejimin içinden ortaya çıkabilecek sapma merkezli yozlaşma
eğilimlerine ve muhtemel düzenbazlıklara karşı çıkmaya yönelik yaptırımlar,
cumhuriyetçi akımların tepki göstermeleri ya da ana ilkeler doğrultusunda tavır
almalarıyla dolaylı yollardan devreye sokularak, cumhuriyetlerin yıkılması
önlenebilmektedir. (5)


 Cumhuriyetçilik akımının, bir başka açıdan ele
alınmasıyla birlikte bağımsızlık kavramının önem kazandığı görülmektedir. Bu
çerçevede, cumhuriyetçilik bir anlamda bağımlılık yokluğu olarak içerik
kazanmaktadır. İmparatorlukların dağılması, sömürgelerin uluslaşması ya da ulus
devletlerin birer bağımsız siyasal yapılanmalara dönüşmeleri sırasında
bağımlılık yokluğu durumunun açık bir göstergesi olarak tam bağımsızlığın
gündeme gelmesi, cumhuriyetçilik akımına yeni ve çağdaş bir anlam
kazandırmaktadır. Batı dillerinde bu durumun karşılığı olarak öne çıkan
yurtseverlik kavramı da, tam bağımsızlığı hedefleyen cumhuriyetçi akımların
içeriğini doldurmaktadır. Vatan aşkı ile yanıp tutuşan, kendi vatanındaki
devleti bir cumhuriyet olarak algılayan bütün cumhuriyetçi yurtseverler,
ülkelerindeki cumhuriyet devletinin diğer devletlerin yanında çok daha iyi bir
durumda olmasını idealize ederler ve bu doğrultuda bir uluslararası rekabet
düzeninde geleceğe yönelik kutsal bir mücadeleyi göze alarak her türlü özveride
bulunmayı karşılıksız olarak peşinen kabul ederler. Cumhuriyetçi
yurtseverliğin, her türlü baskı ve tahakküm ile ya da keyfi güçler yolu ile önü
kesilmek istenen demokratik toplumlar için toplumsal ve siyasal bir tedavi
yöntemi olduğu genel olarak benimsenmektedir. Cumhuriyetçi yurtseverlik, ancak
özgür bir toplum düzeninde var olabilirken, aynı zamanda bu hak ve özgürlükler
düzeninin koruma koşullarını da bir anlamda rejimin geleceği açısından
yaptırıma bağlamaktadır. Genel anlamda cumhuriyetçi yurtseverlik hiçbir biçimde
siyaset öncesi kavramlara başvurmaksızın özgür insanların oluşturduğu ileri bir
siyasal topluma olan bağlılık ve saygı ile açıklanabilmektedir. Ülke sevgisi,
bilinçli cumhuriyetçi toplumlarda yurtseverlik duygusunu bir anlamda cumhuriyet
rejiminin güvencesi konumuna getirebilmektedir. Bilinç sahibi kişilerin
kendilerini özgür kılan her ülkeyi vatanları olarak benimseyebilmeleri
uygulamada çok zor olmaktadır. Ne var ki, okumuş insanların sahip oldukları
bilinç düzeyi ile kendi ülkelerine olan bağlılıklarıyla cumhuriyetçi
yurtseverlik aşamasına geldikleri ve böylece cumhuriyetçilik akımının her geçen
zaman dilimi içerisinde güçlendiği anlaşılmaktadır. Baskı ve dış hegemonya
altındaki ülkelerde, ülkeleri özgür olmayan durumlarda cumhuriyetçi yurtseverlerin
yaşadıkları ülkelerini özgürleştirme misyonunu kutsal bir görev olarak
benimsedikleri ortaya çıkmaktadır. Siyasal bir düzen ve yaşam biçimi olarak bir
siyasal kültür yapılanmasını yansıtan cumhuriyetin, cumhuriyetçi yurtseverlik
sayesinde en üst düzeyde gelişmişlik aşamalarına gelebildiği
söylenebilmektedir. Bağımlılık yokluğu olarak özgürlük ve yurtseverlik çağdaş
anlamda cumhuriyetçiliğin ana esaslarıdır. (6)


 Cumhuriyetçilik, aydınlanma çağı ile beraber
Rönesans ve Reform sonrasında batı ülkelerinde diğer siyasal akımlardan ayrı
olarak bağımsız bir çizgide gelişmeler göstermiştir. İmparatorlukların
dağılmasında, krallık devletlerinden ulus devletlere geçilmesinde, sömürgelerin
uluslaşmasında, çeşitli ülkelerde zaman içerisinde cumhuriyet devletlerinin
kurulmasında önde gelen görevler yerine getirmiştir. Bazı ülkelerde
cumhuriyetçi önderlerin öncülüğünde toplumsal hareketler olarak cumhuriyetçilik
örgütlenerek siyasal alanda etkinlik kazanmış, bazılarında da hızla
partileşerek siyasal parti konumunda siyaset sahnesindeki yerini almıştır.
Batının gelişmiş ülkelerinde görülen siyaset yelpazesi içerisinde cumhuriyetçi
akımların daha çok siyasal partiler olarak öne çıktıkları ve örgütlü bir
biçimde kendi ülkelerinin kaderlerinde etkili oldukları görülmektedir. Dünyanın
en büyük cumhuriyet devletlerinden birisi olan Amerika Birleşik Devletlerindeki
iki büyük siyasal partiden birisi cumhuriyetçi partidir. Başta Fransa olmak
üzere, bazı Avrupa ülkelerinde de cumhuriyetçi parti adını taşıyan çeşitli
siyasal partiler siyaset sahnesinde cumhuriyetçi birikimin temsilciliğini
yapmaktadırlar. Her ülkede ortak kamusal alanda temel hak ve özgürlüklerin
korunması ve güvence altına alınması ile birlikte, bütün yurttaşların eşit bir
statüde ülke yönetimine en üst düzeyde katılabilmesi ve ülkelerinin tam
bağımsız bir konumda yollarına devam edebilmesi için; bu cumhuriyetçi partiler,
yeni tahakküm, hegemonya ve baskıcı düzen peşinde koşmakta olan siyasal ve
ekonomik güç merkezlerine karşı halk kitlelerinin ve insanlığın kazanımlarının
korunabilmesi doğrultusunda etkinliklerini sürdürmektedirler. Cumhuriyetçi
partiler her ülkede cumhuriyetçi siyasal birikimin başlıca temsilcileri olarak
geleceğe dönük çalışmalarını başarıyla sürdürmektedirler.


Bir devlet ve toplum yönetim biçimi
olarak cumhuriyet rejimlerinin kurucusu ve koruyucusu cumhuriyetçilik
akımlarıdır. Bir bağımsızlık, tahakküm üzlük 
düzeni olarak cumhuriyet devletlerinde insanların her yönden tam olarak
özgür, eşit ve bağımsız olabilmeleri cumhuriyetçi akımların siyasal
etkinlikleri sayesinde sağlanabilmiştir(7). İnsanların kardeşçe, dostça ve bir
büyük dayanışma düzeni çatısı altında yaşamlarını sürdürebilmeleri cumhuriyetçi
akımların başarılı olmaları sayesinde gerçekleştirilebilmiştir. Toplumları
meydana getiren bütün sosyal kesimlerin bir büyük uzlaşma çerçevesinde bir
arada yaşayabilmeleri gibi son derece olumlu bir sonuç, cumhuriyetçilik ve bu
doğrultuda geliştirilen yurtseverlik sayesinde sağlanabilmiştir. İnsanların ve
değişik toplum kesimlerinin birbirlerini oldukları gibi kabul ederek, bir büyük
uzlaşı ortamında karşılıklı anlayış ve dayanışma ortamı içinde varlıklarını
sürdürebilmeleri, cumhuriyet rejimlerin ve cumhuriyetçi akımların getirdiği
ilkeler ve başarılı uygulamalar ile elde edilebilmiştir. Cumhuriyetçi özgürlük
ve yurtseverlik dengelerinin korunabilmesiyle de, elde edilmiş olan
cumhuriyetin kazanımları her türlü tehdide rağmen korunabilmekte ve
sürdürülebilmektedir. Gerçek anlamda cumhuriyet rejimlerinde, halkın
temsilcileri serbest seçim yolu ile en üst noktalara gelebilmeli ama süreleri
dolduğunda da geldikleri yerlere geri dönerek rejimin halkçı yönünü
koruyabilmelidirler. (8)
 

KAYNAKÇA




I-Türkçe Büyük Sözlük, Ana Britanice
ve Büyük Larousse Ansiklopedileri.


2-Türk Hukuk Lügati, Türk Hukuk
Kurumu, Ankara I956, s.55.


3- Cevat Okutan, Cumhuriyetçi
Paradigma, Paradigma yayınları, İstanbul, 2006,s.10-30


4- Philip Petit, Cumhuriyetçilik,
Ayrıntı yayınları, İstanbul, I998,s.30 v.d.


5- Philip Petit, a.g.e. s.275-300.


6- M.Viroli, Vatan Aşkı ve
Yurtseverlik Üzerine, Ayrıntı yayınları İst.I997, s.I2 v.d.


7- Ahu Tunçel, Cumhuriyetçi Özgürlük,
Bilgi Üniversitesi yayını, İstanbul, 2010, s.350-358.


8- Anıl Çeçen, Atatürk ve Cumhuriyet,
İmge yayınları, Ankara I998, s.369-370

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet