Cialis 20 Mg Cialis Viagra Satış Cialis 5 mg Viagra sipariş elektronik sigara


Prof. Dr. Anıl  ÇEÇEN : ÇOK
KUTUPLU DÜNYA
 

(Ulus
Gazetesi; 6 Temmuz 2009)




Dünya artık geçen haftadan bu yana çok
kutuplu bir yapıya sahip oldu. Türkiye iç gerginlikler ve meseleler ile
uğraşırken, sessizce dünyanın yeni kutup merkezi olarak öne çıkan dört büyük
ülkesi Rusya’nın Ural dağlarının kıyısında bulunan Yekaterinburg isimli kentte bir araya gelerek bir kaç zirve
toplantısını bir arada gerçekleştirdiler. Osmanlı paşası Baltacı Mehmet’e oyun
oynayan Rus çariçesi Katerina’nın
kenti olan bu yerleşim merkezinde, bu kez dünyanın yeni büyük devletleri eski
süper güç ABD’ye karşı bir çok kutupluluk oyunu oynamak üzere bir araya
geldiler. Bütün dünya basını, yirmi birinci yüzyılda dünyanın alacağı yeni biçimle
ilgili en önemli toplantılardan birisi olan Yekaterinburg zirvesine en başta
yer verirken, içeride gerginlik yaratmaya kilitlenen Türk basını ve medyası bu
çok önemli olayı görmezden geldiler. Türk halkının geçmişten gelen
koşullanmalar ile batı bloğunun çıkarları doğrultusunda yönlendirilmesine alet
olan Türkiye’deki medya ve basın, küresel sermayeye teslim oldukları için,
yeryüzünde meydana gelen ve ülkemizi yaşamsal düzeyde etkileyen hiç bir önemli
olayı ya da toplantıyı Türk kamuoyuna yansıtmama konusunda kararlılık
göstermektedirler. Bu nedenle, Yekaterinburg zirvesi üzerinde Türkiye’nin
ulusal çıkarları açısından biraz durmak gerekmektedir. İstanbul’un yeniden
mütareke kenti konumuna geldiği bu aşamada, Kuvayı Milliye’nin başkenti olan
Ankara’da dünyanın tek kutupluluktan çok kutupluluğa dönüşmesi olgusu üzerinde
durmak gerekmektedir.


Bugün Türkiye’yi yönetmekte olan
kuşaklar, yirminci yüzyılın soğuk savaş ortamında iki kutuplu dünyada doğmuşlar
ve yaşamışlardır. Bu nedenle, normal bir Türk insanı sanki dünya sürekli
olarak, İkinci Dünya Savaşı’nın galipleri olan Amerika ve Rusya ikilisi
tarafından yönetiliyormuş gibi bir bakış açısına  sahip bulunmaktadır. Stalin’in Türkiye’den
toprak istemesi üzerine batı bloğu içine giren Türkiye’de hala bu nedenle
patron olarak ABD görülmekte ve Rusya’da geçmişin koşullanmaları nedeniyle  düşman olarak kabul edilmektedir. Osmanlı
İmparatorluğu’nun çöküşüne neden olan 
büyük savaşlar nedeniyle, Türk halkında ciddi bir Moskof  korkusu bulunmakta ve
Amerikan emperyalizmi de bu durumu kendi çıkarları doğrultusunda kullanarak,
Türkiye’yi merkezi coğrafyada ana üssü konumuna getirmektedir. Bu koşullarda
Amerika, Avrupa ve İsrail gibi batılı merkezlere yanaşan Türkiye zaman
içerisinde fark etmeden bir batı sömürgesi ülke konumuna sürüklenmiş ve batılı
merkezler  Türkiye’nin bu zaafından
yararlanarak, eski emperyalist politikalarını 
Türkiye üzerinden merkez coğrafyaya ve Avrasya kıtasına  yönlendirmişlerdir. Bu nedenle, Atatürk
döneminde başlatılmış olan tam bağımsız dış politika sürdürülememiş, batı
ülkelerinde yetiştirilen mandacı zihniyetteki politikacılarla Türkiye batının
bir uydusu olarak yönetilmeğe başlanmıştır. Sovyet korkusu pompalandıkça,
Türkiye ABD ve batının kucağına daha fazla oturtulmuş ve  resmen dışarıdan yönetilmeğe başlanmıştır.
Bundan sonra  Türkiye batı denilince
ABD’ye teslim olmuş ve Amerikan emperyalizminin kuklaları siyaset sahnesinde
öne çıkarılınca Türkiye soğuk savaş döneminde  
batı sömürgesi yapılmıştır.


NATO’ya  üye olmakla Türkiye iki kutuplu dünyada batı
kutbunun ülkesi durumuna gelmiş ve 
Sovyet bloğuna karşı sürekli olarak ABD öncülüğünde  batı bloğunun ülkesi olarak  yönetilmiştir. Bu nedenle, siyaset ya da
kutup denilince akla Türkiye’de sadece ABD gelmekte, başta Rusya olmak üzere
diğer kutuplaşma girişimlerine karşı mesafeli davranılmaktadır. Hele, Rusya’nın
oluşturacağı dört kutup girişimleri ise Türkiye açısından çok ciddi tehdit
olarak algılanmaktadır. Bu koşullarda Türkiye’de sürekli olarak komünistlerin
yani oyun bozanların Rusya’ya gitmeleri dile getirilirken, küreselleşme
aşamasına gelindiğinde komünizmin çöktüğü ama komünistlerin gidemediği Rusya’ya
kapitalistlerin gitmek zorunda kaldıkları görülmüştür. Böylece dünyadaki
değişimi Türk toplumu anlayabilmiş, yıllarca düşman görülen Rusya’ya Türk
işadamlarının giderek yatırım yapmalarından sonra küreselleşme olgusu daha iyi
anlaşılabilmiştir. ABD ve onun güdümündeki batı bloğu Rusya’nın öncülüğündeki
Sovyet bloğunu çökerttikten sonra, Sovyetler Birliği ve Yugoslavya gibi
federasyonları  paramparça etmiş  ve iki federal yapının dağılmasından sonra
ortaya yirmi iki yeni bağımsız devlet çıkmıştır. Türkiye bu dağılan devletlerin
arasında kalınca önce ciddi bir şaşkınlık geçirmiş sonra da, ABD’nin gücü
doğrultusunda bu kez tek kutuplu dünyaya doğru yönlendirilmeğe başlanmıştır.
İki kutuplu dünya düzeninde Türkiye batı bloğu içerisinde yer almasına rağmen
zaman zaman  diğer kutbun varlığından
yararlanarak siyaset sahnesinde kendi çıkarları açısından dengeler oluşturmağa
çalışmış ve böylece kurtuluş savaşından gelen bağımsız siyasal yapısını
korumağa çaba göstermiştir. Atatürk’ün batı emperyalizmine karşı Sovyet bloğu
ile denge oluşturma siyaseti, zaman zaman Türk 
politikasında gündeme gelmiş ve böylece Türkiye yirmi birinci yüzyıla
bir bağımsız devlet olarak girebilme şansını elde edebilmiştir. Bu nedenle,
dünyanın merkezinde bir orta boy devlet olarak Türkiye Cumhuriyetinin iki
kutuplu dünya yapılanmasının denge siyasetlerinden bağımsızlığını koruyabilmek
açısından yararlandığı söylenebilir.


Sovyetler Birliğinin dağılmasından
sonra Rusya gücünü yitirince, Türkiye iki kutup arasında denge politikasını
uygulama şansını yitirmiş ve küresel sermayenin öncülüğünde batı emperyalizmi
Türk ülkesini tam bir batı sömürgesi düzeyine düşürme şansını elde etmişlerdir.
ABD’nin  kendisini dünyanın tek hegemon
gücü olarak ilân ettiği bu aşamada, Türkiye’de diğer dünya ülkeleri gibi
Amerikan emperyalizminin saldırganlığına uğramış ve tek kutuplu dünyanın
çıkmazları içerisinde bocalamağa başlamıştır. Kendisini dengeleyecek başka bir
gücün kalmadığı bir aşamada ABD,  giderek
saldırganlaşmış, kendi sözünü dinlemeyen ülkeleri haydut ilân edecek kadar
kendisi gerçek anlamda haydutlaşmıştır. Her türlü saldırganlığı küresel
sermayenin çıkarları doğrultusunda bütün dünya ülkelerine yönlendiren ABD, uzun
süre  küresel bir imparatorluk kurabilmek
amacıyla ciddi baskı, tehdit  ve saldırı
örnekleri sergilemiş ama  bu
girişimlerinin tamamında başarısız kalmıştır. Milattan tam yirmi yüzyıl sonra
insanlık zorba bir devletin baskısı altına girmemiştir. Yirmi yıl süre ile
bütün dünyanın başına bir ağ olarak geçirilmek istenen küresel politikalar
zaman içerisinde iflas etmiş ve nelerin olamayacağı artık görülmeğe
başlanmıştır. Yirmibirinci yüzyılda yedi milyar insanın iki yüz den fazla
devletin çatısı altında yaşadığı bir aşamada artık ortaçağdaki gibi bir küresel
imparatorluğun kurulamıyacağı kesin olarak anlaşılmıştır. Bu nedenle  iki kutuplu düzenin yıkılmasından sonra
kurulmak istenen tek kutuplu dünya projeleri de 
yürümemiş ve giderek tamamen tersi bir durum ortaya çıkmağa başlamıştır.


Yirmi yıllık bir baskı ve saldırı
döneminden sonra, ABD küresel bir düzeni Atlantik emperyalizmi ve İsrail
Siyonizm’inin çıkarları doğrultusunda kuramayınca, bütün dünyada haklı olarak
tepkiler gündeme gelmiş ve  dünya
devletleri ile halkları bu saldırganlığa karşı kendilerini korumağa
başlamışlardır. Önce, Ekonomik Forum
ve Bilderberg toplantılarına karşı
dünya halkları ayağa kalkmışlar ve böylece dünya kamuoyunun ilgisi yeni
emperyalizm üzerine odaklanmıştır. Küresel sermayenin güdümündeki Dünya Ticaret Örgütü de Birleşmiş Milletlerin yerine ikame
edilmeğe kalkışılınca bu duruma karşı çıkan 
Brezilya, Rusya, Hindistan ve Çin gibi dev ülkeler zaman içerisinde
bir anti emperyalist blok oluşturmağa başlamışlardır. Bu dev ülkelerin
isimlerinin baş harflerinden oluşan BRİC kelimesi
,yeni bir ittifakın simgesi olarak dünya kamuoyunda öne çıkmış  ve ABD saldırganlığı ile bütün dünyaya baskı
uygulayan küresel sermayeye karşı bozulan ekonomik ve siyasal dengelerin
yeniden kurulabilmesi için tüm girişimlerin çerçevesini oluşturmuştur. Dünya
Ticaret Örgütü çatısı altında doğan BRİC bloğu artık dünyanın tek kutuplu
olmadığının ve gelecekte de olamayacağının en açık göstergesi olarak günümüzde
geçerlilik kazanmış ve ilk zirvesini geçen hafta içinde  Rusya’nın Yekaterinburg  isimli Ural
kentinde yapmıştır .


Yekaterinburg kentinde iki zirve bir
arada yapılmıştır. Bir yanda Brezilya’nın da katılmasıyla BRİC ittifakının ilk
resmi toplantısı tamamlanırken, diğer yanda da İran’ın katıldığı Şangay Örgütü zirvesi aynı günlerde
birbiri ardı sıra Urallar’da 
yapılmıştır. Böylece  tam bir batı
karşıtı çizgide zirveler birbiri ardı sıra gündeme getirilmiştir. Bu
toplantılarda ABD ve onun kontrolündeki batı emperyalizminin daha fazla dünya
ülkelerini rahatsız etmemesi için çeşitli önlemler görüşülmüş ve tartışılarak
karara bağlanmıştır. Porta Allegre
örgütlenmesiyle alternatif küreselleşmenin hem öncüsü hem de merkezi
konumundaki Brezilya’nın da  dünyanın
öbür ucundan kalkarak Urallara gelmesiyle tam bir batı karşıtı yapılanma dünya
kamuoyuna sergilenmiştir. Alternatif küreselleşme arayışları artık çok kutuplu
dünya girişimlerine yerini bırakmış ve ABD ya da batı saldırganlığını
dizginleyecek ya da dengeleyecek  yeni
bir çok kutuplu dünya arayışı açıkca öne çıkarılmıştır. İflas eden kapitalist
sistemin bu durumu dikkate alınarak Dünya Ticaret Örgütünün ortadan kaldırılması
ve yerine daha dengeli bir katılımcı yapı ile yeni bir örgütlenmeye gidilmesi
önerilmiştir. Ayrıca, ABD emperyalizminin Irak savaşı ile beraber küresel bir
ekonomik krize girmesi nedeniyle dolara bağımlılıktan kurtulmak üzere, yeni bir
küresel para sistemi önerilmiştir. Kendi parasının avantajlarını dünyayı
sömürmek üzere kullanan ABD’ye, artık izin verilmemesi gerektiği açıkça ifade
edilmiştir. İlke kararı olarak doların dünya parası olmaktan çıkarılması yerine
yeni bir para sisteminin kurulması ile beraber, 
uluslararası alanda farklı örgütlenmelere gidilmesi konuları karara
bağlanmıştır. İsrail’in güvenliği için Irak’a saldıran ABD’nin gene aynı
çizgide İran’a saldırıya hazırlanması dikkate alınarak, bu duruma açıkça karşı
çıkılması için her iki zirvede ayrı ayrı kararlar alınmıştır. Böylece; Ural
dağları yirmi birinci yüzyılda yeni dünya düzeninin batıdan değil ama doğudan
çıktığı bir yapılanmanın ev sahipliğini yapmıştır. BRİC zirvesinde; batı
emperyalizminin dünya ülkelerini sömürmesinin önlenmesi ve daha dengeli bir
ekonomik düzenin çok kutuplu bir yapıda kurulabilmesi için gerekli kararlar
alınmış Porta Allegre sürecine
uygun  bir yeni alternatif  düzen ortaya çıkarılmağa çalışılmıştır.
Brezilya, Rusya, Hindistan ve Çin artık çok kutuplu dünyanın yeni kutup
merkezleri olarak öne çıkmışlar ve güçlerini birleştirerek, Atlantik
hegemonyasının saldırganlığına karşı yepyeni bir denge oluşturmuşlardır.


Yekaterinburg  toplantısının ikinci zirvesi İran’ın da
katılmasıyla Şangay Örgütü çerçevesinde yapılmıştır. Yirmibirinci yüzyılda New
York merkezli batı kapitalist sistemline karşı doğu merkezli yeni bir ekonomik
yapılanmanın merkezi olarak öne çıkan Şangay Örgütü gelinen bu aşamada, ABD’nin
Afganistan ve Pakistan hattında savaşları Asya kıtasına yayma girişimlerine
karşı bir askeri güvenlik paktına dönüşme eğilimi göstermiştir. Bundan
önceki  Bişkek zirvesinde Kırgızıstan steplerinde bir askeri manevra yapan
Şangay Örgütü Çin ve Rusya’nın öncülüğünde kurularak, tüm Orta Asya ülkelerini
içine almış ve son olarak da İran’ı 
üyeliğe davet etmiştir. İsrail ve ABD saldırganlığının yeni hedefi
konumuna gelen İran ‘da, kendi güvenliği için Şangay zirvesine aday ülke olarak
katılmıştır. Daha yeni seçimlerin kesin sonucunu almadan İran cumhurbaşkanı da
ayağının tozu ile Urallara giderek Yekaterinburg zirvesinde konuşma yapmıştır.
Böylece İran batı saldırganlığına karşı doğunun dünyanın diğer bölgelerinin
desteğine sahip olduğunu kamuoyuna açıkça sergilemiştir. ABD’nin Irak
sonrasında İran, Pakistan hattında yeni savaşlar araması, Türkiye’yi bu hat üzerinde
savaşlara sürüklemek istemesi aşamasında, Türkiye’nin sınırlarına çok yakın bir
yerde yapılan bu alternatif zirvelerin etkisi fazlasıyla büyük olmuştur.
Brezilya’nın katılmış olduğu BRİC zirvesiyle beraber İran’ın da kakıdığı bir
Şangay zirvesi birbirini tamamlamış ve bu zirvelere katılan dört yeni bölgesel
kutup merkezi  devlet artık ABD
hegemonyasını ya da batı emperyalizmini 
tanımayacaklarını ve işbirliği yaparak dünyaya daha adil ve dengeli bir
düzene kavuşturacaklarını açıkça ilan etmişlerdir. NATO isimli savunma örgütünü
küresel sermayenin çıkarları doğrultusunda bir saldırı  kuruluşuna dönüştüren ABD emperyalizmine
karşı bir dur diyecek  denge sağlamak
üzere gündeme gelen Şangay Örgütü İran ile beraber benzeri saldırılara maruz
kalan Türkiye’yi de üyeliğe davet etmektedir. Çin ve Rusya’nın öncülüğünde
kurulan Şangay yapılanması Hindistan’ı, İran’ı ve Orta Asya ülkelerini
bütünüyle içine alarak bir Asya kıtası örgütüne dönüşmekte ve batı
emperyalizminin Asya ülkelerini sömürmesini önleyecek bir denge arayışı
içerisine girmektedir. ABD’nin NATO üzerinden Avrupa ülkelerini de peşinden
sürüklemesi girişimlerinin  başarısız
kaldığı bir aşamada, Asya ülkelerinin Şangay Örgütü çatısı altında bir araya
gelmeleri  üzerinde ciddi olarak düşünmek
gerekmektedir. Avrupa ile Amerika’nın yolları ayrılırken, Asya’nın dev
ülkelerinin yolları ABD saldırganlığına karşı biraraya gelmektedir. NATO’da yol
ayırımı kesinleşirken, Şangay’da yollar birleşmekte ve ortak bir yol
olarak  kendini savunma ile beraber
dengeli ve adil bir yeni düzen arayışı önCe çıkmaktadır.


Dünya tıpkı iki kutuplu düzenin
çöktüğü gibi artık ABD hegemonyasına dayanan tek kutuplu bir yapıdan da
çıkmaktadır. Bu gerçekliğin tüm yönleri ile görülerek kabul edilmesi, dünyanın
merkezi alanında orta boy bir ülke olarak varlığını sürdürmeğe çaba gösteren
Türkiye‘nin daha gerçekçi bir dış politikaya yönelmesini sağlayacaktır. Dünya
artık tek kutuplu değil ama altı büyük devletten meydana gelen  çok kutuplu bir yapıya sahiptir. ABD ile
beraber Avrupa Birliği, Brezilya, Rusya, Çin ve Hindistan çok kutuplu dünyanın
değişik kıtaları üzerinde öne çıkan yeni kutup merkezleridir. Ayrıca, Arjantin,
Meksika, Türkiye, Mısır, İran, Endonezya, Güney Afrika, Kanada ve Avustralya
gibi  on ayrı büyük ülke de ikinci derecede
dünya ekonomisini ve siyasetini etkilemeğe başlamıştır. ABD bu gerçeği görünce
hemen G-20 ülkeleri platformu oluşturarak çok kutuplu dünya düzenini önlemek
istemiş ama çok geç kalmıştır, Yirmi yılı aşkın bir süredir tam bir haydut
politikası ile dünya ülkelerine saldıran ABD’ye karşı artık dünya ülkeleri
çaresiz değildir. BRİC ittifakı ve Şangay Örgütü, Porta Allegre sürecinin
tamamlayıcıları olarak yirmibirinci yüzyılın yeni dünya düzenini daha adil ve
dengeli bir doğrultuda kurabilmek üzere ABD ve onun batılı müttefiklerine karşı
ortak bir işbirliğini her geçen gün geliştirmektedirler. Bütün dünya ülkeleri
ile beraber Türkiye’de bu gerçek durumu yerinde izleyerek kendi konumunu buna
göre belirlemek durumundadır. Çok kutuplu dünyada hiç kimse ya da hiç bir güç
Türkiye gibi büyük bir ülkeyi eskisi gibi ABD emperyalizminin bölge karakolu,
jandarması ya da üssü konumuna sürükleyemez. Diğer dünya ülkeleri gibi
Türkiye’de yeni dönemde ulusal çıkarlarını tam bağımsız bir biçimde
belirleyerek,  sürekli barış ve güvenlik
için çok kutuplu yeni dünya düzeninin dengelerine oynamasını bilecektir.


Çariçe Katirina, Osmanlı
hegemonyasının önünü kesmişti, şimdi de Yekaterinburg zirvesi, ABD
hegemonyasının önünü keserek, çok kutuplu dünyanın önünü açmakta ve insanlığa  daha güvenilir bir ortamda barış ve güvenlik
müjdelemektedir. Yekaterinburg zirvesinden sonra artık tek kutuplu değil ama
çok kutuplu bir dünya vardır. Türkiye’yi yönetenlerin de ilk olarak dikkate
almaları gereken  reel politik faktör bu
durumdur. ABD hegemonyası ile Türkiye’yi bir yerlere sürüklemek eskisi gibi
kolay olmayacaktır. Dünyanın merkezi ile artık tek kutup değil ama çok kutup
ilgilenmektedir. Yeni dönemin dengeleri yeni politik yaklaşımlar ve açılımlar  gerektirmektedir. Umarız, Türk dışişleri
yıllardır içine düşmüş olduğu batı rüyalarından kurtularak şöyle bir etrafına
bakmayı  becerebilir. Aksi Türkiye için
çok tehlikeli yeni durumların ortaya çıkmasına neden olabilir. 


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

deneme bonusu veren siteler | hd film izle | film izle | film izle | 4k film izle | bets10 giriş

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet novagra satın al viagra satış