• ARAŞTIRMA DOSYASI /// PROF. DR. ANIL ÇEÇEN : ANAYASA DEĞİŞİRSE KAMU DÜZENİ BOZULUR
  • Kategori : ARAŞTIRMA DOSYALARI


ANAYASA DEĞİŞİRSE KAMU DÜZENİ BOZULUR

Prof. Dr. Anıl Çeçen

S-1- Referandum ile gündeme gelen anayasa değişikliğini  nasıl buluyorsunuz  ?

C-1- Anayasa değişikliği önerilerine bakıldığı zaman önerilen maddelerin birbiriyle tam olarak  uyum göstermediği göze çarpmaktadır .Son yıllarda on beş yıl süre ile ülkeyi yönetme şansı elde etmiş olan iktidar partisinin geçirdiği siyasal  dönemeçlerden geride kalan birikimine  dayalı olarak ,devletin hiç gereği yokken yeniden yapılandırılmaya çalışıldığı görülmektedir . Üst üste beş kez seçim kazanarak iktidar olmanın sonucunda  Türk devleti  bir parti devletine dönüştüğü için , sürekli iktidar partisinin siyasal programına uygun bir biçimde devletin eskisinden çok farklı bir çizgide yapılandırılmaya yönlendirildiği ortaya çıkmaktadır . Bu durumda , anayasa değişikliklerinin Türk halkının ya da devletin çıkarlarından daha çok ,iktidar partisinin  iktidarını sürekli kılma arzusundan  kaynaklandığı anlaşılmaktadır .

S-2-Böyle bir değişikliğin zamanı gelmiş midir  ?

C-2-Hayır gelmemiştir . Genel olarak anayasalar devletlerin kurulma aşamasında ya da büyük savaşlar sonrasında bölge ülkeleri yeniden kamu düzenine kavuşturulurken  yeni anayasalar yapılmaktadır . Ayrıca  askeri darbeler ya da iç savaşlar sonrasında da devletler yeni bir siyasal düzen peşinde koşarken  yeni anayasa arayışları öne çıkmaktadır . Ama hiçbir zaman bugün olduğu gibi geçiş dönemlerinde yeni anayasalar yapılmamaktadır . Anayasalar devlet düzenlerinin siyasal ve hukuki belgeleri olduğu için geçiş dönemleri sonrasında yapılarak kalıcı bir düzene kavuşulmasını sağlar . Küreselleşme aşamasına gelindiğinde eski dünya düzeni yıkılmıştır ama aradan geçen çeyrek yüzyıllık zaman dilimine rağmen daha kalıcı bir dünya düzeni kurulamamıştır .Yeni  dünya düzeni kurulana kadar bütün devletler var olan kamu düzenlerini öncelikli olarak korumak durumundadırlar .  Bu nedenle ,  Türkiye Cumhuriyeti de yeni dünya düzeni kurulana kadar , Kuvayı Milli döneminden gelen kurucu devlet modelini  korumak zorundadır . Ulusal kurtuluş savaşının kazanımları Türk milletine tam bağımsız, ulusal, üniter, merkezi sosyal, laik, demokratik bir hukuk  devleti sağlamıştır . Bu gibi kazanımların hiçbirinden Türk milleti tam bağımsız geleceği için vazgeçemez . Bu nedenle  , bu geçiş aşamasında kazanımların korunabilmesi için  anayasanın değişmemesi gerekmektedir.

S-3-Değişiklik paketinde ne gibi sorunlu maddeler  bulunmaktadır ?

C-3-Öncelikle bu anayasa değişikliği aceleye geldiği için , hazırlanırken yeterli bir dikkat  ortaya konulmamıştır . Öneriler arasında hem birbiriyle çelişen hem de  anayasanın diğer maddelerine ters düşen maddeler konulmuştur . Örnek olarak , cumhurbaşkanlığı yeminin de tarafsızlık bir yemin  koşulu olarak korunurken , partili cumhurbaşkanlığı getirilerek  cumhurbaşkanının   iktidar partisininin tarafında yer alması  çelişkili bir biçimde gündeme getirilmektedir . Değişiklik gerçekleşirse , partili cumhurbaşkanı nasıl  tarafsızlık yemini yapacaktır ya da uygulamalarında nasıl tarafsız hareket edecektir.Bu durum belirsiz olduğu için uygulamada ciddi tartışmalar yaratacaktır . Değişiklik önerisinde bulunan maddeler tek tek ele alındığında buna benzer bir çok sorunu içerdiği açıkça görülmektedir . Konuyu uzatmamak için ,değişiklik paketine  bir kez daha bu açıdan bakılması gerektiğini , gelecekteki siyasal istikrar açısından  zorunlu görüyorum . Özellikle  başkanlık düzenine geçilirken , cumhurbaşkanlığının siyasal ve hukuki statüsünün  daha dikkatli bir biçimde yeniden düzenlenmesi gerekmektedir . Anayasa hukukunun verilerinden  tam olarak yararlanılmamıştır.

S-4-Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi  ne anlama gelmektedir . ?

C-4- Dünyanın hiçbir ülkesinde bulunmayan yeni bir sistem  oluşturularak geçerli kılınmak istenmektedir . Daha önce hiçbir yerde uygulaması bulunmamış  yepyeni  bir sistem icat edilirken  ön hazırlıkların iyi yapılması ve  belirli bir zaman süreci içerisinde geçiş aşamasının tamamlanması gerekirdi .  Dünyanın bir çok gelişmiş ve demokratik ülkesinde uygulanan başkanlık ya da yarı başkanlık sistemleri  dururken , bunlardan tamamen farklı bir çizgide  bir cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi yaratılmaya çalışılması , ülkenin kendine özgü koşullarından ve de içine sürüklenilmiş bulunan siyasal konjonktürün dayatmalarından   ileri gelmektedir . Uluslararası alandaki birikim ile açıklanamayan bu  yeni sistemin  Türkiye’ye has  bir deneme olarak öne çıktığı  görülmektedir . Beş kez genel seçim kazanmış olan bir siyasal partinin , parti devleti ortamında  başkanlık  yapılanmasına gitmesi  bugünün özel koşullarından ileri gelen bir durumdur . Demokrasilerin normal işlediği rejimlerde hiçbir zaman gündeme gelmeyecek bir tek adam  yapılanması doğrultusunda  Türkiye yepyeni bir uygulamaya doğru sürüklenmektedir .Bu nedenle vatandaşlar  halk oylamasında oy verirken kendi gelecekleri ve ülkenin istikbali açısından  sandık başında iyi düşünmek  ve ona göre hareket etmek durumundadırlar .

S-5-Anayasa değişiklikleri nasıl bir Türkiye ortaya çıkarmaktadır . ?

C-5- Her şeyin ve bütün yetkilerin tek bir adamın elinde toplandığı bir mutlak monarşi uygulaması  ortaya çıkarılmaktadır . Yeni kitaplarında , Anayasa hukuku uzmanı  Prof.Dr.Kemal Gözler  “Elveda Anayasa “derken  , Türkiye’nin önde gelen siyasal bilimcilerinden Prof.Dr.Taner Timur’da  yeni kitabıyla “Mutlak monarşi ve  Fransız Devrimi” bağlantısını gözler önüne sermişlerdir .  Birisi anayasa değişiklikleri ile anayasal düzenden uzaklaşıldığını  Türk kamuoyuna ihtaren bildirirken , diğeri de  Mutlak Monarşilerin yarattığı haksızlıklar  ve baskı yönetimi  ile  halk kitlelerinde büyük tepkilere yol açtığını ve Fransız devriminin böylesine bir halk hareketi ile gerçekleştiğini  ,bu nedenle  bütün siyasal yetkilerin tek bir adamın elinde toplanmaması gerektiğini  bilimsel birikim ile gözler önüne sermişlerdir .Tüm yetkiler ile bir tek adam rejimi  yaratılırken , Türkiye demokratik olan ülkeler arasından çıkmakta ve  Avrupa Birliği ile karşı karşıya gelirken , diğer yandan da Orta Doğu’daki  haksız emperyal savaşa doğru sürüklenmektedir . Demokratik bir rejimden otoriten bir rejime doğru kayılırken  bir gelecek belirsizliğine Türkiye mahkum edilmektedir . Bölgesinde bir güvenlik devleti olması beklenen Türkiye Cumhuriyetinin böylesine bir belirsizlik ile güvensizlik ortamına  doğru ilerlemesi Türk ulusunca  dikkatle değerlendirilmesi gereken bir husustur .

S-6-  Cumhurbaşkanlığı sistemi  otoriter başkanlık  uygulaması getirir mi ?

C-6-Yeni anayasa paketi ile başbakanlık ve hükümet ortadan kalkmakta , parlamentonun bir çok yetkisi  tam yetkili cumhurbaşkanına devredilmektedir . Bakanlar meclis dışından sekreterler olarak başkan tarafından atanacak ve böylece meclis ile hükümet arasındaki anayasal bağlantı ortadan kaldırılarak başkanın hükümeti temsilen meclis ile ilişkileri tek başına yürüteceği anlaşılmaktadır . Ancak bir kralın elinde bulunması düşünülen bu kadar çok yetki, bir anlamda Osmanlı hinterlandının tam ortasında yeni bir padişahlık arayışı olarak gündeme gelmektedir . Bir cumhuriyet devleti olan Türkiye’nin demokratik sistemden uzaklaşması anlamına gelecek böylesine bir yapı değişikliğine yönelmesi ülkeyi sonu belirsiz maceralara götürecek kadar tehlikeli olacaktır . Batılıların plebisiter otoriter rejim dediği bir siyasal çıkmaza ,Türkiye  kesinlikle sürüklenmemeli ve Türk halkının isabetli karşı çıkışı ile  geçmişten gelen  siyasal birikim çerçevesinde ,Türk ulusu  çağdaş demokratik cumhuriyet rejimini  ve parlamenter siyasal yapılanmasını koruyabilmelidir .

S-7- Halk oyuna sunulan paketteki maddeleri nasıl değerlendiriyorsunuz ?

C-7- Uygulama açısından konuya bakıldığı zaman hiç ihtiyaç duyulmayan konularda  gereksiz anayasa değişikliklerinin önerildiği görülmektedir . Hiçbir faydası olmayacak  ama kafa karışıklığı yaratacak  I8 yaşındaki gençlere milletvekili olma hakkının tanınması , her Türk gencinin askerlik görevini yapmaması biçiminde anlaşılmaktadır . I8 yaşında bir genç daha üniversiteye bile gitmediği için mesleksiz bir biçimde parlamenter olacak ve onu listeye yazanların isteklerini hiç karşı çıkmadan yerine getirecektir . Siyasal güçler ve merkezler  toplumların yetişmiş insan potansiyelini kendi çıkarları doğrultusunda tam olarak yönlendiremedikleri için daha dünyayı tam olarak tanımamış ve kendisini kanıtlayarak bir rüşt çağına gelmemiş gençleri kullanmayı  kendi çıkarları açısından daha uygun görmektedirler . İki yüz üniversitenin bulunduğu  bir ülkenin her yerinde yetişmiş insan potansiyeli varken , daha üniversiteye gitmemiş ve hayatı tanımamış mesleksiz gençleri meclise doldurmak , parlamentoların  gelecekte yetersiz kadrolarla çalışmasına giden yolu açabilecektir . Güçlü meclis arayışları geride kalırken , güçsüz gençler ile parlamentonun etkinliği azalabilecektir . Gençlere her türlü hak verilirken , toplumun olgunlaşmış kesimleri ihmal edilmektedir . Kamu yönetiminin bilgi ve tecrübeye dayandığı unutulmaktadır . Tecrübesiz gençlerin  siyasal merkezler tarafından öne çıkarılmak istenmesi  milli potansiyelin zayıflamasına yol açabilecektir .

S-8-Küresel emperyalizm döneminde  ulus devletler tehdit altına sürüklenirken  , Türkiye Cumhuriyetinin bir ulus devletten , başkanlık makamına seçilecek bir  cumhurbaşkanı ile tek adam  rejimine gitmesi anlaşılabilir bir gelişme midir .  ?

C-8- Daha güçlü bir Türkiye yaratmak üzere  gündeme getirilmiş olan anayasa paketindeki maddeler doğrultusunda , başbakanlığın ve hükümetin kaldırılması , meclisin yetkilerinin sınırlandırılması  ile tüm yetkilerin tek adamın elinde toplanması  sağlanmaktadır . Böyle bir durumda güçlü bir devletin gerçekleştirilmesi pek mümkün görünmemektedir . Tüm yetkilerin tek  adamda toplanması aynı zamanda ülkenin bütün sorumluluğunu da tepedeki tek adamın omuzlarına yükleyeceği için , bu kadar büyük bir yükü tek adamın taşıyabilmesi çok zor olacaktır . Dünyanın büyük ve ilerlemiş ülkelerine bakıldığı zaman buralarda uzun yıllar süren siyasal  rejimlerin  kurumlaştığı  ve  krallar ile kraliçelerini sembolik olarak görev yaptıkları görülmektedir . Batının ileri ülkelerin de durum böyle olmasına rağmen , Fransız bilim adamı Maurice Duverger’in deyimi ile  bizim seçimle gelen bir kral yaratmamız istenmektedir . Bu bilim adamı , yirminci yüzyılın sonlarında “Seçimle gelen krallar” ve “Halksız demokrasi” isimli kitapları ile  Türkiye’nin karşı karşıya kaldığı siyasal çıkmazı bütün yönleri ile ortaya koymuştur . Bir yandan seçimle gelen başkanlar tüm yetkiler ile krallaşırken , diğer yandan halk kitleleri  sık sık uygulanan  referandumlar ile oy verme makinesine dönüştürülerek ,  demokrasilerin gerçek anlamda bir  halk egemenliği düzeni olmasının önüne geçilmektedir . Başkan konumundaki  tek adam ile, bütün kuvvetlerin bir araya gelmesi sayesinde rejimler otoriterleşirken  halk kitleleri  medya  ,internet ve cep telefonu gibi elektronik aletler ile uyutularak   demokrasilerin halksız çalışmasının önü açılmaktadır . Önümüzdeki ay halk oyuna sunulacak referandum paketi ile Türkiye ‘nin kamu düzeninde ciddi bir bozulma süreci yaşanacaktır .Hükümet ve başbakanlık  makamlarının ortadan kalkması ile  başkan ve sekreterleri meclis ile karşı karşıya gelecek ve eski  düzen olmadığı için bir çok  tartışma ve sorun birlikte yaşanacaktır . Bölgede savaş konjonktürü Türkiye’yi tehdit ederken  , Türk devleti  bir iç sorunlu döneme  girerek  kendisi ile uğraşmak zorunda kalacaktır . Böyle bir durumun önlenebilmesi için  en uygun yolun referandumun  gelecekte bir tarihe ertelenmesi olacaktır .