• ARAP DOSYASI : ŞU ARAPLAR NE İĞRENÇ MİLLETTİR
  • Yayın Tarihi : 16 Ocak 2017 Pazartesi
  • Kategori : ARAPLAR VE ARAP DÜNYASI


ŞU ARAPLAR NE İĞRENÇ MİLLETTİR.

Fatma Toksoy : Islamiyet  öncesi Araplarda evlenme şekilleri 

Helaller ve Haramlar bahsinde kadin-erkek munasebetleri anlatilinca Islamiyet oncesi donemde yani cahiliye devrindeki kadin-erkek iliskilerini dolayisiyla o devirdeki nikah sekillerini aciklamak gerektigini dusundum. Konuya Hz. Aise nin sozleriyle baslayalim.

Urve b. ez-Zubeyr in haber verdigine gore, Peygamber (s.a.v.) in hanimi Aise (r. anha) sunlari soylemistir: Cahiliye doneminde dort cesit nikah vardi. Bunlardan birincisi halkin bugunku nikahidir. Soyle ki evlenmek isteyen bir adam diger bir adama velisi bulundugu kizi istemek uzere dunurluk yapardi. Anlastiklari takdirde kizin velisi mehiri tayin eder, sonra dunurluk yapan yani evlenmek isteyen kimse o kizla nikahlanirdi. 

Diger bir nikah sekli de su idi. Adam karisina hayizdan temizlendigi zaman falan kimseye bir haber gonder de ondan (seninle) cinsi munasebette bulunmasini iste derdi. Sonra kocasi o kadini birakir ve kadinin kendisiyle cinsi munasebette bulundugu o erkekten aldigi gebelik iyice belirinceye kadar asla onunla cinsi munasebette bulunmazdi. Kadinin gebeliginin o adamdan oldugu iyice belli olunca artik kocasi isterse onunla cinsi munasebette bulunurdu ve evliligini surdururdu. Bunu kisi sadece cocugun soylu olmasini istedigi icin yapardi ve bu tur nikaha istibda nikahi- adi verilirdi.

Bir baska nikah sekli de suydu; On kadar erkek bir araya toplanir ve hepsi de bir kadinin yanina girip onunla cinsi munasebette bulunurlardi. Kadin gebe kalip cocugunu dogurunca bir sure gectikten sonra onlara haber gonderir ve hepsini yanma cagirirdi. (Buna da musterek nikah veya muzamede nikahi denilirdi. ) 

Onlardan hicbirisi onun davetine uymaktan kacinamazdi. Hepsi de onun onunde toplanirdi. Kadin) onlara hitaben; aramizda olan isimizi biliyorsunuz. Ben bir cocuk dunyaya getirdim der ve bu cocuk senindir ey falanca! diyerek onlardan hosuna giden birini ismiyle cagirir ve cocugu ona ilhak ederdi.

Dorduncu bir nikah sekli de su idi; pek cok kimse toplanarak bir kadinin yanina girerdi. Kadin kendisine gelen kimselerin hic birinden kacinmazdi. Bu kadinlar fahise kadinlardi. Kendilerine gelmek isteyen kisilere bir alamet olmasi icin kapilarinin uzerlerine bayraklar dikerlerdi. Kadin hamile olup da cocugunu dogurunca daha once kendisiyle cinsi munasebette bulunan erkeklerin hepsi onun yaninda toplanirlardi. Kadin da onlar icin cocugun sekil ve semaline bakarak babasini tespit edebilen mutehassislar cagirirdi. Onlar da kadinin cocugunu cocugun babasi olduguna kanaat getirdikleri kimseye verirlerdi, o kimse de cocugu kendisine ilhak ederdi. Artik o cocuk o kimsenin oglu diye cagirilirdi. Cocuk da bundan cekinmezdi. (Bu nikaha da biga nikahi denilirdi. )Allah, Muhammed (s.a.v.) i gonderince bugunku Muslumanlar in nikahi Cahiliyye donemi halkinin butun nikahlarini kaldirdi. (Sunen-i Ebu Davud Tercume ve Serhi 9. cilt s. s. 18) 

Davudi nin beyanina gore Cahiliyye doneminde uc nikah cesidi daha vardi;

1. Gizli dostlar, metreslerle surdurulen evlilik hayatidir. Bu tur evli¬likler halktan gizli tutulurdu. Cahiliyede hur kadinlar aciktan zina edemezlerdi. Fakat gizli dost edinebilirlerdi. Bu duruma hidn nikahi veya muhadene nikahi ve bunu yapan kadinlara da muttehizetu l-hidn denilirdi. Fakat cariyeler a$ikar olarak zina edebilirlerdi. Bu cariyelere de zaniye ve musafeha denilirdi. Cahiliyye halki gizlice yapilan zinalarda bir sakinca gormediklerinden bu tur evlilik hayatini mesru sayarlardi. Allah Gizli dost da tutmamalari sartiyla Nisa, IV, 25). mealindeki ayet-i kerimesinde Araplarin bu gizli ve igrenc adetlerinin oldugunu ve bunun da Allah tarafindan bilindigini belirtmistir. 

2. Bir kimsenin bir kadinla bir ay veya bir sene gibi muayyen bir sure devam etmek uzere evlenmesidir. Bu da mut a nikahi olarak adlandirilirdi. Mut a nikahinda velilerin onayina gerek gorulmezdi. Mut a nikahinda kadin kendi klaninda kalirdi. Kocasina bir mizrakla, bir cadir verirdi. Bu suretle erkek karisinin kabilesinde bulundukca o kabilenin bir ferdi gibi sayilir, evlilik surdugu muddetce erkek bu kabileyle hareket ederdi. Kadin mut a nikahina son vermek istedigi zaman cadirin kapisini daha once bulundugu yonun tersine cevirirdi. Kocasi bunu gorunce kendi kabilesine donerdi. Bu evlilikten dogan cocuklar kadina ait olur ve falanca kadinin cocuklari diye anilirlardi.

3. Iki kisinin karilarini karsilikli degismeleri neticesinde meydana gelen evlilik. Buna da bedel nikahi adi verilirdi 

Bu nikahlarin disinda asagida anlattigimiz nikah sekilleri de vardi:

1- Sigar nikahi: Bazi erkekler baslik ve mehir vermemek icin kizlarini, kiz kardeslerini ve kardeslerinin kizlarini yani vasisi olduklari kadinlari mubadele etmek degistirmek suretiyle alirlardi. 

2- Analikla evlenmek. Olen kisinin baska kadindan olan en buyuk oglu analigini yani uvey annesini mehirsiz olarak alabilirdi. Bunun icin de babasi olur olmez abasini yani ceketini kadinin uzerine atar ve bu suretle baslik vermeye gerek kalmaksizin o kadinin nikahli esi olurdu. Boylece isterlerse kadini baskasiyla evlendirir ve bu yolla mehirin kendilerine verilmesini sart kosarlardi. Bazen bu gibi kadinlari olunceye kadar evlendirmedikleri olurdu. Hatta olenin oglu kucuk ise cocugun uvey annesini, cocuk buyuyunceye kadar bekletir, problemin cozumunu ona birakirdi... Fakat kadin kocasi olur olmez, cabuk davranarak kendi kabilesine siginirsa, bu esaretten kurtulurdu. Uvey oglu daha cabuk davranarak kadinin uzerine elbisesini atmayi basarirsa artik kadin nikahlanmis olurdu. Bu sekildeki nikaha makt nikahi denilirdi. Bu suretle uvey annesini alan kimseye dayzen ve bu evlilikten dogan cocuga da makti veya makit denilirdi. Allah Nisa Suresi nde Gecmiste olanlar bir yana, babalarinizin evlendikleri kadinlarla evlenmeyin; cunku bu bir hayasizliktir, igrenc bir seydir ve kotu bir yoldur. (IV; 22) diyerek, bu cirkin adeti yasakladi.

3- Iki kiz kardes ile birlikte ve sinirsiz olarak birden fazla kadinla evlenmek. Islam, birincisini men ederken, ikincisini de bir takim sartlara baglamistir 

4- Guclu erkeklerin, begendigi kadini sorgusuz sualsiz alarak nikahlamasina; mahtufat nikahi denirdi.

5- Erkeklerin, savaslarda esir dusen kadinlardan kendi hisselerine dusen kadinlarla yasamalarina; museyyebat nikahi denilirdi. 

6- Tarihci Strabon bu evliliklerden baska, o donemlerde bir baska tur evlilik geleneginin bulundugundan bahsetmektedir. Bu adete gore ailenin servetinin parcalanmamasi icin yalniz buyuk erkek kardes yani agabey evlenir, diger erkek kardesler evlenmezlerdi. Fakat bunlar da resmen buyuk kardesin esi olan kadinla yani yengesiyle serbestce iliskide bulunmak hakkina sahiptiler. Boylece ayni kadini butun kardesler es gibi rahatlikla kullaniyorlardi. Hatta bu uygulama yuzunden ilgi cekici bir olay da anlatilmaktadir bu tarihci tarafindan: Bir adam kizini on dort kardesi olan bir adama vermisti. Kadin buyuk kardesin esi olup, gece onunla kalirdi. Diger kardeslerin de kadindan gunduz faydalanma haklari vardi. Gunduz bu kardeslerden biri kadinin odasina girdigi zaman asasini kapinin onune birakirdi. Digerleri bunu gorunce donerlerdi. Kadin bu sonsuz ziyaretlerden usandigindan gizlice on bes kardesin asalari seklinde asa yaptirir. Yalniz kalmak istedigi vakitlerde bu asayi kapisinin onune koyarak eziyetten kurtulma yolunu bulur. Butun agabeylerinin carsida bulundugu bir gun bu durumdan istifade etmek isteyen en kucuk kardes hemen eve kostu. Fakat kapinin onunde bir asa gordu. Durumdan suphelenerek kadinin babasina haber verdi. Babasi geldi o da kapinin onunde asayi gordu. Ofkeyle kapiyi actiklari zaman kadinin odada yalniz oldugu goruldu. Kadin hilesi ortaya cikti.

Bu anlattigimiz nikah sekilleri Islamiyet oncesi yani Cahiliye doneminde Araplarda uygulanan ve gayet tabii karsilanan nikah sekilleridir. Bunlardan bugun de uyguladigimiz nikah sekli olan mehir verilerek bir kisiye nikahlanma sekli haric digerleri Islamiyet in gelisiyle yasaklanmistir. Kadin- erkek iliskilerine bir sinir, bir kisitlama getirilmistir Bu koydugu sinirla kadinin ozgurlugu elinden alinmamistir. Kadin- erkegin iffet olculeri icerisinde yardimlasmalari ve dayanismalari elbetteki elzemdir. Kadin kadinligini bildigi, cilve, naz veya karsi cinsi cekecek sekilde konusmadigi, giyinmedigi ve tutarli, kararli hareket ettigi muddetce erkeklerle beraber savasabilir, ticaret yapabilir, yazi yazabilir, okuyabilir. Onun elinden bu haklari alinmis degil. Eger kadina ve erkege bir yasaklama getirilmisse bu hem kadinin iffeti ve selameti icin hem de dogacak cocuklarin nesebinin temiz olmasi icindir. Cunku Islam, sehevi duygularin tahrik olmadigi kan ve etten kaynaklanan durtulerin galeyana gelmedigi tertemiz bir toplum kurmayi hedefler... Davetkar bir bakis, bastan cikarici bir hareket, gosterisli bir taki ve ciplak bir beden... Butun bunlar bu cilgin hayvani doyumsuzlugu azdirmaktan, sinir ve irade dizgininin elden cikmasina neden olmaktan baska sonuc dogurmazlar. Bundan sonra, ya hicbir sinir tanimayan cinsellik ya da bastan cikarilmasina, tahrik edilmesine ragmen tatmin olmasina engel olmanin dogurdugu sinirsel hastaliklar, p$ikolojik kompleksler... Her ikisi de hic kuskusuz iskence kadar aci verir insana... Iste bu yuzden Islamiyet; her turlu pislikten arinmis bir toplum kurmak, bu kiskirtici ve bastan cikarici davranislarin onune gecmek icin kadin ve erkek iliskilerine sinir koymustur. Kadin ve erkegin aynen cahiliyedeki gibi evlenmelerinin onunu kesmistir. 

Simdi toplumumuza bir bakiniz. Bazi kisilerin yasadigi cinsellik ve gayri mesru hayat ve gayri mesru iliskiler nasil da cahiliye donemindeki kadin ve erkeklerin iliskilerine benziyor? Medeniyet (!) ve kadin ozgurlugu (!) adina bundan yakla$ik 1500 yil yani 15 asir once uygulanan ve o toplumca hos gorulen iliski sekilleri bu cagda taklit edilerek yeniden tatbik edilmeye calisilmakta... 15 asir oncesi ve medeniyet? Korkarim yapilan ozendirici propagandalar ile cahiliye toplumunun dogal karsiladigi bu iliskileri bizim toplumumuzun dogal karsilamasi yakindir, MEDENIYET adina(!). .

KAYNAKLAR 

Ebu Davud, Sunen, terc. Necat Yeniel; ve dgr., Istanbul 1988ss. 18-19

Gunaltay, M. Semseddin, Islam Oncesi Araplar ve Dinleri, sadel. M.Mahfuz Soylemez, Ankara 1997