KUTLAMA & ANMA & TAZİYE



24
Mart 1978’de uğradığı suikast sonucunda yaşamını yitirdi. Savcı Doğan Öz’ün suikaste uğradığı 
40.yıl dönümünde Türkiye daha aydınlık değil. Cumhuriyet
Savcısı Doğan Öz, 12 Eylül’den önceki sağ-sol çatışmalarının arkasında
kontrgerilla olduğunu, onun da Özel Harp Dairesi’ne (ÖHD) bağlı faaliyette
bulunduğunu tespit eder. Kontrgerillanın CIA ve İsrail gizli servisleri
tarafından yönlendirildiğini Başbakan’a rapor eder. Öz, dava açmaya
hazırlanırken 24 Mart 1978’de uğradığı suikast sonucunda yaşamını yitirir.

ÖZEL BÜRO İSTİHBARAT GRUBU
ekibi olarak Devrimci,
Ülkesine bağlı, yürekli 
yurtsever Cumhuriyet savcımız
Doğan
Öz
’ü saygı ile anıyoruz.



Bir cumhuriyet
savcısı; Doğan Öz
kimdir ?


Devrimci, yurtsever Cumhuriyet savcısı Doğan Öz’ün Gladyo
tarafından katledilişinin 33. yılındayız. Cumhuriyet Devrimi’nin şehidi Doğan
Öz’ü, uğruna şehit düştüğü gerçekleri paylaşarak, Gladyo iktidarıyla savaşarak
anıyoruz.




Devrimin ruhu,
savcının karakteri




“Cumhuriyet savcıları! Meriç kıyılarında
çalışan Türk köylüsünün kaybolan sabanlarından tutunuz da, bu yurtta
yaşayanların uğrayacakları en ufak bir haksızlıktan, hatta Bingöl dağlarının
ıssız kuytularında nafakalarını bekleyen öksüzlerin göz yaşlarından siz
sorumlusunuz!”. Devrimin genç Adalet Bakanı Mahmut Esat Bozkurt böyle
tanımlıyordu Cumhuriyet Savcısının görevini. Cumhuriyeti ve halkın hakkını savunmak!




İşte Doğan Öz’ün hayatı Mahmut Esat’ın
savcılara yüklediği o sorumluluğun örneğidir. Diyarbakır’dan Denizli’ye,
Konya’dan Mardin’e hep halkıyla bütünleşen, sistemin asalaklarıyla mücadele
eden, Cumhuriyet Devrimi’ne yönelen her tehtide göğüs geren devrimci bir
yurtsever.




Cumhuriyet
Devrimi’nin savcısı




Köy Enstitülü bir babanın oğlu olarak 1934
yılında Bolvadin’de dünyaya geldi. 1959 yılında Hukuk Fakültesi’ni bitirdi.




İlk tayin olduğu yer Diyarbakır Çermik’ti. Bir
jandarma onbaşının, ağanın adamları tarafından öldürülmesinden sonra olayın 15
yoksul köylünün üstüne yıkılmasına göz yummadı. Yoksul köylüleri serbest
bıraktı. TGB’nin okul yaptığı Diyarbakır Bismil Cumhuriyet Köyü’nde ağa
tarafından katledilen yoksul köylüleri düşündükçe yıkılan Cumhuriyet’imizin
vicdanlı, yürekli savcılara, Doğan Öz’e ihtiyacını yüreğimizde hissediyoruz.




Haçlı irticayla
mücadele




1966 yılına gelindiğinde Doğan Öz, bu kez
Konya’da gericilikle mücadele ettiği için hedef tahtasına oturtuluyordu.
Mücadele Birliği isimli şeriatçı faaliyetler yürüten bir derneğin kapatılmasını
istemiş, dernek 1971’de mahkeme kararıyla kapatılmıştı. Dava sürerken Yeniden
Milli Mücadele isimli dergi Doğan Öz hakkında “Melun Savcı”,
“Savcı Doğan Öz’ün akıbeti”, “Doğan Öz şimdi de bölücülük
yapıyor”, “Doğan Öz’ün marifetleri” manşetleriyle kışkırtıcı
yayınlar yaptı. AKP’nin en önemli isimlerin Cemil Çiçek ve Melih Gökçek de bu
örgütün üyesiydiler.




24 Aralık 1969 günü Mücadele Birliği Derneği
üyeleri “Sosyalistlere alet olan devlet görevlilerini protesto etmek”
için Doğan Öz’ün evinin bulunduğu cadde üzerinde yürüyüş gerçekleştirdiler.
Yürüyüş sırasında Doğan Öz’ün evi taşlandı. Oysa dönemin Konya Valisi
provokasyon olacağı konusunda defalarca uyarılmıştı. Yürüyüşün yapılacağı gün
İlhami Soysal, Akşam gazetesinde provokasyona işaret eden bir yazı kaleme almış
ve yürüyüşü düzenleyenleri saymıştı:




“Komite İslam Enstitüsü’nün, Eğitim
Enstitüsü’nün öğrencilerinden kurulu. Ardından Mücadele Birliği Sancakları,
Milliyetçi Öğretmenler Derneği, Ticaret ve Sanayi Odaları, Komünizmle Mücadele
Derneği, İmam Hatip Okulları, Kuran Kursları Dernekleri, Mukaddesatçılar,
Muhafazakârlar, AP’liler, MHP’liler var. Nurcular var. Süleymancılar var. Bu
kuruluşlar, bu akımlar hiç değilse gönülden bu gösteriyi destekleyecekler.”




Devlet gözetiminde Cumhuriyet’in savcısına
provokasyonda bulunuluyordu artık.




Üç fidan için



1972 yılında Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve
Yusuf Aslan’ın idam edilmesi üzerine ölüm cezalarına karşı kampanya yürüttü.
Adalet Bakanlığı tarafından hakkında soruşturma açıldı. Kınama cezası aldı.




Özel yetkili
mahkemelere karşı mücadele




Bugün F tipi savcılar, “özel
yetkili” olarak Cumhuriyet Devrimi’ne karşı dibine kadar hukuksuzluğa
batarak Ergenekon, Balyoz operasyonları gerçekleştirirken, Doğan Öz, 1973 yılında
faşist dikta adına devrimcileri yargılayan, dönemin “özel yetkili
mahkeme”leri DGM’lere karşı imza topluyordu. Cumhuriyetin savcısı faşizme
karşı Cumhuriyet’in hukukunu savunur, F tipi Gladyo savcıları Cumhuriyete karşı
Amerikan faşizminin!




Kontrgerilla’ya
karşı mücadele




Doğan Öz, 1977 yılında Ankara’ya savcı
yardımcısı olarak atandığında Türkiye, Kontrgerilla’nın katliamlarıyla 12
Eylül’e sürükleneceği bir provokasyon ortamına sahne oluyordu. Doğan Öz, bu
cinayetlerin üzerine giderek Kontrgerilla’nın varlığını tespit ediyordu.




Bir devrimci gencin, Naci Üner adlı ülkücü
tarafından öldürüldüğünü saptaması üzerine ülkücü komandoların karargâh olarak
kullandığı Site Yurdu’nu arattı. 1978’de Site Yurdu’na ancak izin verirlerse
polis tarafından girilebiliyordu. Doğan Öz, polisin olayı kapatma tehlikesini
gördüğünden, bizzat aramanın başına geçti. Naci Üner’i ve olayda kullanılan
silahı yurtta yakalattı. 60 ülkücüyü gözaltına aldı.




Bunun üzerine MHP Grup Başkanvekili, Meclis’te
Doğan Öz’ü hedef gösteren bir konuşma yaptı.




Bu konuşmadan 20 gün sonra, 24 Mart 1978’de,
Doğan Öz Ankara Kızılırmak Sokak’ta 6 kurşunla şehit edildi.




“Cinayeti 18 kişi görmüştü, ancak ikisi
çok yakındaydı. Biri binanın kapıcısıydı, diğeri ise 20 metre arkadaki arabada
bulunan ODTÜ’lü bir öğretim üyesi…




İkisi de mahkemede tanıklık yapmayı kabul
ettiler.




Tesadüfen yakalanan İbrahim Çiftçi, eşkale
tıpatıp uyuyordu. Kapıcı, 5 kişilik bir grup içinde Çiftçi’yi hemen tanıdı.
Ancak, öğretim üyesi “Bu değildi” dedi.




Sorgusunda cinayeti üstlenen Çiftçi idama
mahkum edildi. Ancak o günlerde Çiftçi’nin avukatları Başbakan Bülent Ulusu’ya
bir mektup yazıp, müvekkillerinin “Milli Savunma Bakanlığı’nda bir dosyası
bulunduğundan” söz ettiler. Mektupta, sanığın, bir “devlet görevlisi”
olduğu iması vardı.




Askeri Yargıtay, kararı bozdu. “Bir
kapıcının teşhis ettiği sanığı kültürlü bir öğretim üyesinin teşhis edememiş
olması”nı gerekçe gösterdi.




Mahkeme yeniden idam verdi, karar ısrarla, tam
4 kez üst mahkemeden döndü ve sonunda Çiftçi beraat etti.




Yıllar sonra, MHP’ye genel başkan adayı oldu.



“Katil O değildi” diyen öğretim
üyesine gelince…




O, cinayetten 3 yıl sonra, dava sürerken
ABD’ye gitti. Bir süre kaldıktan sonra döndü. Yıllar sonra da siyasete
atıldı.”(Can Dündar-24.03.1999)




Gladyonun hukukunda Cumhuriyet Devrimi’ni
savunmak suç, devrimcileri katletmek serbest!




Cinayetin şifresi
Doğan Öz’ün çekmecesinde




Cinayetin arkasından Doğan Öz’ün çalışma
masasının çekmecesinde Kontrgerilla’yı tespit eden bir rapor bulundu. Rapor,
Kontrgerilla’nın doğrudan ABD kontrolünde CIA tarafından örgütlendiğini açığa
çıkaran şu ifadeleri içeriyordu:




“Şiddet olayları, anarşik eylemler olarak
nitelendirilebilecek kadar basit değildir. Amaç, demokrasi umudunu yok etmek;
onun yerine faşist düzeni gündeme getirmek ve bütün unsurlarıyla yürürlüğe
koymaktır. Böylece ABD ve çokuluslu ortaklıklar, Ortadoğu sorununu büyük ölçüde
çözmek amacını gütmektedirler. Bize göre bu sonuca ulaşmada CIA, Kontrgerilla
gibi gizli örgütlerin yönlendirmesi vardır. Bu örgütler, devlet aygıtını geniş
ölçüde kendi amaçlarına uygun şekle dönüştürerek demokrasi düşmanı akımları
iktidar yapmayı öngörmüşlerdir.”




Bugün Oral Çalışlar gibi sapı silikler,
Hüseyin Gülerce gibi F tipi Gladyo’nun yalan makineleri bu cinayetle ilgili
CIA’yı perdelemek için utanmazca yazılar düzdüler. İşte bu rapor aslında bunun
cevabıdır. Doğan Öz, Türkiye’nin 12 Eylül faşizmine teslim alınması için CIA
tarafından Kontrgerilla’nın örgütlendiğinin, anarşinin ve katliamların
kaynağının ABD olduğunu tespit ettiği için katledildiğinin belgesidir.




Şair Doğan Öz



16 Mayıs 1974’te Mardin’den çocuklarına
yazdığı mektup bir devrimcinin hayat parolasıdır: “Anneniz ve ben yalnız insanları sevdik.
Yalnız toplumun mutlu olmasını istedik. Yalnız kendimizden verdik… Hiçbir
şeyden yılmayalım. Başarılarımıza hiç korkmadan yürüyelim. Yeni bir tür insan,
yaratıcı insan olmaya yürüyelim.”




O toplumcu, devrimci duyarlılığı kaleminden
şiir olup akmıştı Doğan Öz’ün aynı zamanda.




Son sözü onun
şiirine bırakalım:




Dostlar biz ölmeyiz savaşta

Yarının doğması bizden yana

Koş anadolum kurtuluşa

Koş yoksul uluslarla

Kötülerin savaşına savaş açtık

Hak bizden yana

Gelin dostlar bu da bir teklif;

Savaşa savaş açalım

Çocuklarımızı solukbenizli yapanın savaşına

Kırlarımızı ıssız koyanın

Savaşına

Vietnam’da köy yakanlara

Tüm fukara halkları yıkanlara

Korkarlar inan

Gelin bu işi yapalım

Kuyruklu arabalı

Son model silahlı

İtlerle onların ortakları

Gelin dostlar savaş açalım

Yarının güzelliğini engelleyene




Tayfun
Taşlıoğlu / tgb.gen.tr

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir