Cialis 20 Mg Cialis Viagra Satış Cialis 5 mg Viagra sipariş elektronik sigara


ÖZEL BÜRO EKİBİ
OLARAK 23 YIL ÖNCE KAHPECE KATLEDİLEN 33 MEHMETÇİĞİMİZİ SAYGI VE RAHMET İLE
ANIYORUZ.




23
YIL ÖNCE 33 ŞEHİT ! 23 Yıl sonra değişen ne ?




Bundan
tam 23 yıl önce, yani bugün gibi, takvimler 1993 Yılının Mayısın 24’ünü
gösterdiğinde,  Türkiye tarihinin en
büyük katliamlarından biri yaşandı.




Elazığ
– Bingöl Karayolunu kesen PKK’lı teröristler, 2 otobüste bulunan, silahsız,
korumasız, 33 vatan evladını kalleşçe ve hunharca katletti. İşte bu gün, o
günün 23’üncü yıl dönümü. Şehitler için, olayın olduğu bölgede, anıt dikildi
ancak, yakın  tarihimizin, en acı
olaylarından biri unutulmaya yüz tuttu.




İŞTE
O GÜNLERDE YAŞANANLAR & BİNGÖL YOLUNDA 33 ŞEHİT




33
erin şehit olduğu 12 yıl önceki katliamdan sağ kurtulan üç asker, yaşadıklarını
anlattı.




Yıl
1993. Malatya’dan iki sivil midibüse biniyorlar. Hepsi sivil giysili. Üniforma
ve postalları çantalarında. Hiçbirinde silah yok, kendilerine refakat eden tek
bir askeri personel de. Saat 18.00. Bingöl’e 10 kilometre var. Dağlık, dar bir
yol. Birden silah sesleri yankılanıyor. İlk virajı geçtiklerinde, 50 PKK’lının
karşı yönden gelen Bingöl Tur’a ait bir otobüsü durdurup, çoğunluğu terhis
olmuş ya da dağıtıma giden sivil erlerden oluşan 50 yolcuyu esir aldığını
görüyorlar. Şoföre bağırırlar; ‘Geri dön!’ Şoför oralı olmaz. Zaten 4 saatlik
yolda 3 mola vermiş… Otobüsün kapısını, ‘Orada ben yoktum’ diyen Şemdin
Sakık, o zamanki adıyla ‘Parmaksız Zeki’ açıyor.




OSMAN
PARTAL ANLATIYOR




Trabzonluyum.
İki midibüsteki toplam 50 askerden biriydim. Van-Özalp’taki birliğime
gidiyordum. Yol boyunca gereksiz molalar veren şoför bir ara lastik patladığını
söyleyip durdu. Lastiğin patlamadığını, krikoya dokunmadığını gördüm. Aksın
altına girdiğinde birileriyle konuşma yaptığını duydum. Galiba telsizle
konuşuyordu.




Şemdin
Sakık, şimdi Hürriyet’te yayımlanan açıklamalarında ‘Eylem planlanırken buradan
askerlerin geleceğini bilmiyorduk’ diyor. Yalan söylüyor. Çünkü ilk otobüsün en
ön koltuğunda oturuyordum. Yolumuzu kestiklerinde şoförün kapısını bizzat Sakık
açtı. Toprak rengi üniforması vardı üzerinde, aynı renk kasketi ters takmıştı.
Omuzundaki tüfeğin namlusu yere bakıyordu. Şoföre, diğer otobüsün nerede olduğunu
sordu. ‘Arkada, geliyor’ cevabını aldı. İki dakika sonra diğer otobüs düştü
pusuya. Yani bizi bekliyorlardı.




DOĞULU-BATILI
DİYE AYIRDILAR




Geceyarısına
kadar teröristlerle yürüdük. Mola verildiğinde niçin kaçırdıklarını, amaçlarını
sorduk. ‘TC ateşkes ilan edince, iki gün içinde sizi serbest bırakacağız’
dediler. Saat 01.00 sularıydı. Sakık’ın talimatıyla tek sıra olduk. Şemdin
Sakık nereli olduğumuzu sorup, Doğulu-Batılı diye bizi iki gruba ayırdı. Sakık,
doğulu olmayan benim de içinde olduğum 34 kişinin eğitim kampına götürülmesini
söyledi. Dağda koşar adım yürümeye başladık. Bize eşlik eden teröristler
sürekli değişiyordu. Toplam 300 kişiydiler. Bir köye gittik. Kapısını
çaldıkları evlerden başka teröristler çıkıp gruba katıldı. Kimi terörist evlere
gidip istirahat etti.




Bir
ahıra soktular bizi öldürmek için. Sonra vazgeçtiler. Tekrar yürümeye başladık.
Sabahı göremeyeceğimi düşünüyordum. Yıldızlara son kez bakıp annemi, babamı,
köyümü düşündüm. Bir ırmaktan geçerken su içtik. Dağ yoluna çıktık.
Davranışları sertleşti. Durdurdular. Saat 03.00 sıralarıydı. Yolun kenarına
dizilmemizi istediler. Kolkola girip sıklaşmamızı istediler. Yanımdaki
arkadaşıma ‘Devrem bizi vuracaklar’ dedim.




DEVREMİ
ÖLÜ GÖRÜNCE BAYILDIM




Tir
tir titriyordum. Kalaşnikof, Bixi ve Kanvasların emniyetlerini açtılar.
Sonumuzun geldiğini anladım, kelimeyi şahadet getirip kendimi yere attım.
Taramaya başladılar. Dizime bir mermi isabet etti. Vurulanlar üzerime
düşüyordu. Kafamı koruyordum. Hepimizin öldüğünden emin olmak için yüzlerce
mermi yağdırdılar. Gittiklerini, seslerin uzaklaşmasından anladım. Altı yedi
arkadaşım sağdı henüz. Diğerleri paramparçaydı. Can çekişenler, hırıldayanlar,
ağlayanlar, inleyenler… Su istiyorlardı. ‘Anne, anne’ diye bağırıyorlardı.
Öldüğümü zannediyordum. Kendimi çimdikledim, ölmemişim. Devremi beyni
parçalanmış görünce bayılmışım.




Bizi
yan yana dizip 1570 mermi sıktılar




Ayılınca
şehit arkadaşlarımı sırt üstü çevirdim. Dokunduğum her uzuv elimde kalıyordu.
Beyin, ayak… Yardım aramak için yukarı doğru koşmaya çalıştım. Kan
kaybediyordum. Asfalta çıktım, bir kamyonla yakındaki Elmalı Karakolu’na
gittim. Olanları anlattığımda dinleyen jandarmalar ağlamaya başladı.
Helikopter, tanklar geldi. Şehitleri aldık. Olay yerinde 1570 mermi kovanı
bulundu. Yani silahsız erlerin herbiri için 50 mermi kullanmışlardı…




Şoför
biliyordu




ERKAN
OMAY ANLATIYOR




Adanalı
hemşerim Mehmet Tura’yla Manisa-Kırkağaç’ta acemi eğitimimi tamamladım. 24
Mayıs sabahı, jandarma komando olarak Siirt’teki birliğimize gitmek üzere
Malatya’dan iki sivil midibüse bindirildik. 50 askerin hiçbirinde silah yoktu.
Bizi koruyan refakatçı da. Bingöl’e 10 kilometre kaldığını belirten tabelayı
geçtik, ilk dönemeçte silah sesleri duyduk.




Saat
18.00’di. Karşı yönden gelen Bingöl Tur otobüsünü tarayan 50 kadar PKK’lı,
çoğunluğu bizim gibi asker olan yolcuları indirmişti. Şoföre geri dönmesi için
bağırdım. Duymazdan geldi. Zaten tuhaf şekilde, 4 saatte 3 mola vermişti. Bizi
indiren PKK’lılar ‘Geleceğinizi biliyor, sizi bekliyorduk’ dedi.




O
sırada feryat figan, yaşlı bir adam çıktı karanlıklardan. ‘Oğluma ne yaptınız’
diyordu. Adını söyleyince oğlunun otobüslerde olmadığı anlaşıldı. Çok yaşlı
olduğu için babaya dokunmadılar. Geldiği gibi gitti. O baba sayesinde
kurtulduk. Hepimizin öldüğü sanılıyordu. Askere gidip sağ kalanlar olduğunu
söylemeseydi teröristler hepimizi öldürecekti.




YANLIŞLIKLA
9 ŞEHİT DAHA




Sürekli
yürüyorduk. Ertesi gün 12.00’de silah seslerinden askerlerin yaklaştığını
anladım. Asıl harekat 16.00’da başladı. Sikorsky ve F-16’lar uçuyordu
tepemizde. PKK’lılar kazma kürek çıkarıp siper kazdı, kayalıklara saklandı.




Bizi
hedef olarak ortada bıraktılar. Askerimiz, yanlışlıkla içimizdeki 9 eri şehit
etti bu yüzden. Müthiş bir yağmur vardı. Bizi kalkan olarak kullanan Şemdin
Sakık bir ara yanımıza geldi, sağ kaldığımızı görünce şaşırdı.




Teröristler
geri çekiliyordu. 13 kişi kalmıştık. Kurşuna dizilenlerin arasından kurtulan
Osman Partal da aramızdaydı. Ellerimizi çözmeyi başardık. Kaçmaya başladık.
Karşılaştığımız birkaç teröriste ‘Bizi serbest bıraktılar’ dedik. İnandılar.




Birbirimizden
ayrılmış, askerlerin bulunduğu yöne koşuyorduk. Bulduğum bir dala beyaz mendil
bağladım, bir yandan bağırıyordum. Tükendiğim anda korucular ve askerlerden
oluşan timle karşılaştım. Mavi berelileri görünce ağlamaya başladım. Komutan
‘PKK’lı var mı içinizde?’ diye sordu. Sonra sarılıp hepimizi tek tek öptü.
Bingöl Cezaevi’ndeki bir koğuşa götürdüler bizi. Elbiselerimizi değiştirdik.
Evlerimize telefon edebileceğimizi söylediler. Kafam durmuştu yaşadıklarımdan
sonra. Evin telefon numarası bir türlü aklıma gelmediği için arayamadım.




ERKAN
OMAY ANLATIYOR




10
kişilik yakın korumaları arasındaki, ‘hemşire’ diye hitap ettikleri kadın
bizimle alay etti. Sakık, ‘Sorunumuz rütbelilerle, size bir şey yapmayacağız’
dedi.




Her
birimize nereli olduğumuzu sordu. Aramızda Denizli ve Konya’dan olanlar
çoğunluktaydı. Hemşerilerden oluşan timler daha başarılı olur, tehlikelidir
diye bir kenara ayırdılar. Şehit olan 33 arkadaşımızın çoğunun bu iki ilden
olmasının nedeni bu.




Bu
arada bir er ‘Ben Kürt’üm’ deyince PKK’lı ‘Kürt-Türk fark etmez. Asker
askerdir. Biz askere düşmanız’ dedi.




Tek
sıra olmamızı istediler. En başta ben vardım. Mehmet Tura 6’ncıydı. Yan yana
olalım diye gittim, 7’nci oldum. ‘Baştan 6 kişi gelsin’ dediler. Diğer
sıralardan aldıkları 6’şar kişiyle bir grup oluşturdular. ‘Kolkola girin’ deyip
götürdüler. Arkadaşlarımız kolkola ölüme gittiler.




SİLAHLAR
10 DAKİKA HİÇ SUSMADI




Derken
yer gök Kalaşnikof cayırtısına boğuldu. Kalaşnikoflar 10 dakika boyunca hiç
susmadı. Mehmet’in bana son bakışını unutamıyorum. Sırada yer değiştirmesem,
onun önünde dursam beni götüreceklerdi, Mehmet ölmeyecekti. Adana’da ticaret
lisesinde sevdiği bir kız vardı. Terhis olur olmaz evleneceklerdi.




Askerin
üniformasını çıkartıp kendisi giydi




Sayıları
150’yi bulan PKK’lıların silah tehditi altında yürümeye başladık. Bir köyün alt
tarafında durduk. 15 yaşındaki terörist ‘200 metreden sigarayı bile vururum’
diyerek böbürleniyordu.




İçimizde
komando olup olmadığını sordu. Tişörtümde ‘Kırkağaç-Komando’ yazıyordu. Beyaz
gömleğimi çıkarmamı istediler.Devrem Konyalı Adnan Gebeş’in verdiği parkayı
giyip, bunu sakladım. Bu sırada teröristler el koydukları çantalarımızda
bulunan üniforma ve postallarımızı giydi. Türk askeri kılığına büründüler.
Ellerimizi sicimle bağladılar. Mehmet Tura’yla kaçmaya karar vermiştik. Tuvalet
bahanesiyle elimi çözdürdüm. O sırada korkunç suratlı bir terörist gelip
Kalaşnikofu ağzıma soktu. ‘Bir daha kaçmayı aklından geçirirsen beynini
dağıtırım’ dedi. Sabahın 02’sine kadar yürüdük. Elebaşı Şemdin Sakık, Türk
askeri üniforması giymiş, elindeki telsizle emir yağdırıyordu.




33
Şehit için “33 Şehit Anıtı” 
dikildi.




KURTULAN
İKİ ASKER YAŞADIKLARINI TBMM İNSAN HAKLARI İNCELEME KOMİSYONUNDA ANLATTI!




TBMM
İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu bünyesindeki terör alt komisyonu, Komisyon
Başkanı Ayhan Sefer Üstün başkanlığında toplanarak, Bingöl’de 1993’te 33
askerin şehit edilmesi olayından sağ kurtulan Osman Partal ile Erkan Omay’ı
dinledi.




İstanbul’da
gümüşcülük yaptığını, psikolojisinin ve sağlığının bozulması nedeniyle
çalışamadığını belirten Partal, yıllar sonra GATA’da tedavi gördüğünü kaydetti.




Olayla
ilgili bilgi veren Partal, sivil olarak 2 otobüsle Malatya’dan Bingöl’e doğru
yola çıktıklarını ve kendisinin öndeki otobüste olduğunu söyledi. Akşam üzeri
pusuya düştüklerini anlatan Partal, teröristlerin kendilerini önce köye sonra
dağa, daha sonra ise başka bir köye götürüp ahıra soktuklarını ifade etti.
Partal, nasıl işkence gördüklerini anlatmak istemediğini, çenesinin de kırık
olduğunu belirtti.




Partal,
şöyle konuştu:




”Gece
saat 03.00’te yolun kenarına dizerek 10 dakika hiç susmadan bizi taradılar,
ikinci kez yaralı varsa diye kafalarına sıkarak bir kez daha taradılar. Yaralı
10 kişi vardı. Ben kendimi arkaya attım ve ve sürünerek aşağıya gittim, üzerine
2 kurşun geldi. Hep gelip askerin bizi kurtaracağını düşünüyordum. Ruhum çok
yaralı. Bir arkadaşım, ”Çocuğum yeni oldu, onu göremedim, beni kurtar’ dedi.
Oradan uzaklaştım ve yolda bir kamyona binerek karakola geldim. Geri geldiğimde
arkadaşlarımın çoğu yaşamıyordu, bir kişi kurtulmuştu o da hala ameliyat
oluyor.




Beni
GATA’ya sevkettiler ve orada yaralarım kabuk bile bağlamamışken, ‘eskisinden
daha sağlıklı, görev yapabilir’ raporu verdiler ve birliğime gönderdiler. Şimdi
gene olsa gene giderim, bütün ülke hepimizin. Türkiye 30 yıldır terörle
mücadele etmesine rağmen, GATA’daki psikiyatri merkezi 1999’da kuruldu ve 20
tane hasta kapasitesi var.”




Partal,
Malatya’dan çıkarken, bir parkta durduklarını ve koruma olup olmadığını
sorduklarını, askeri bir yetkilinin de ‘Size ileride eskort verilecek, devam
edin’ dediğini ve yola çıktıklarını anlattı. 3 kez yemek molası verdiklerini,
yolda da eskort verilmediğini ifade eden Partal, otobüste komutan hatta onbaşı
bile bulunmadığını kaydetti.




Teröristlerin
sivil olan şoförü götürmediklerini ifade eden Partal, ”Bizi durduklarında
Şemdin Sakık şoför’e ‘diğer araç nerede?’ diye sordu. O da ‘arkada’ dedi. Üzerimizde
silah da dahil hiç bir şey yoktu. Şoför onlara liste vermedi ama teröristlerin
ellerinde liste vardı gibime geldi” dedi.




Osman
Partal, teröristlerin kendilerini gözden çıkardıkları için propaganda
yapmadıklarını anlatarak, ”Bence kurtarılabilirdik. Kaç saatlik yolu gittik,
kaç saat oldu bizi hala aramadılar. Hemen gelinseydi yaralılar
kurtarılabilirdi” diye konuştu.




”İkinci
otobüs kurtarılabilirdi”




Bölgeye
gönüllü olarak gittiğini belirten Erkan Omay da, ”İlk otobüsün durdurulduğunu
anlayınca şoföre, ‘teröristler yol kesmiş geri dön’ dedik ancak dönmedi. İkinci
otobüs kurtarılabilirdi, çünkü arada mesafe vardı, taransak bile
kurtulabilirdik. Silah sesi duyunca şoför ‘Nevruz kutlaması yapılıyor’ dedi”
diye konuştu.




Omay,
teröristlerin kendilerinden önce durdurdukları bazı arabaları yaktıklarını ve
onlardaki kişilerle birlikte alıp dağa doğru götürdüklerini ifade ederek,
yaşadıklarını kitap haline getirdiğini ancak kaybettiğini kaydetti. Gittikleri
köyde köylülerin, ”15 gündür PKK’lılar yanımızda, kimseye zararı yok’
dediklerini söyleyen Omay, en yakın arkadaşının Kürt olduğunu ve kendisi için
hüngür hüngür ağladığını bildirdi. Omay, teröristler arasında bulunan ve ”Ben
200 metreden sigarayı vuruyorum” diyen 16 yaşındaki bir çocuğun, daha sonra
çatışmada alnından vurulduğunu söyledi.




Teröristlerin
kendilerini kaçırırken askerin operasyon yaptığını ve şiddetli çatışma
yaşandığını kaydeden Omay, teröristlerin Konya’lılara ”Konya’lılar iyi oluyor
da dindar oluyor” dediğini söyledi.




”Ben
daha kötüsünü yaşadım”




ӂok
savaş filimi izledim ama ben daha kötüsünü yaşadım” diyen Omay, çatışmada
teröristlerin kaçması üzerine askerlerin kendilerini kurtardığını söyledi.




Omay,
olayın ardından gittikleri bütün kapıların yüzlerine kapandığını, gazi olarak
görülmediklerini ancak buna rağmen devlete bakışlarının değişmediğini ifade
etti. Devletin belge vererek kendisini onurlandırmasını isteyen Omay,
çocuklarına iyi bir eğitim hayatı sağlamayı amaçladığını belirtti.




Omay,
”Yakalanınca içimizdeki bir arkadaş, ‘ben Kürtüm’ dedi. Onlar da ‘Kürt, Türk
farketmez, asker askerdir’ dediler. Onların Kürtlükle alakası yok” dedi.




Omay,
soru üzerine, şoförlere ne yapıldığını bilemediğini ancak serbest
bırakıldıklarını duyduğunu söyledi.




Partal
ise borç para alarak komisyona geldiğini ifade ederek, ”Bizim tek suçumuz
asker olmamız. İnsanlar bizimle ‘devlet size sahip çıkmadı’ diye dalga
geçiyor” diye konuştu.




AK
Parti Adıyaman Milletvekili Mehmet Metiner bunun üzerine, ”Bu, sizi ihmal eden
devletin suçu, sizin suçunuz değil” dedi.




33
arkadaşının katillerinin peşinde olduğunu ifade eden Partal, AK Parti
Diyarbakır Milletvekili Oya Eronat’ın, ”Sizin katiliniz kim sence?” sorusuna,
”Bu yorumu yapmak bize düşmez. Belki Sakık’ı da yönlendirenler vardır, belki
de Öcalan Sakık’ın üzerine atıyor. Ama sonuçta 33 asker öldü” yanıtını verdi.




”Bunların
hepsini teslim etmişler”




MHP
Kayseri Milletvekili Yusuf Halaçoğlu da ”Şoför nevruz kutlaması demiş ama
saldırının olduğu tarih 21 Mayıs. Bunların hepsini teslim etmişler” dedi.




Ayhan
Sefer Üstün ise ”Sizinle ilgili yapabileceğimiz bir bir şey varsa, sizin
hayatınızı kolaylaştırmak için elimizden geleni yapacağız” dedi.




Üstün
başarılı işsiz




Erkan
Omay, Diyarbakır Askeri Hastanesi’nde bir hafta psikolojik tedavi gördü. Hava
değişiminden sonra havancı jandarma komando olarak Eruh’taki birliğine katıldı.
Sevkiyatın yine korumasız otobüslerle yapıldığını görünce tepki gösterdi,
birliğine uçakla gönderildi. Katıldığı operasyonlarda çok sayıda üstün başarı
belgesi aldı. Şu anda işsiz olan Omay, ‘En ufak bir şey olsun, askere gönüllü
giderim’ diyor.
 

VİDEO : 33 ER katliamının tanığı yaşadıklarını anlattı
!!!!!


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

deneme bonusu veren siteler | hd film izle | film izle | film izle | 4k film izle | bets10 giriş

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet novagra satın al viagra satış