ANALİZ & ARAŞTIRMA DOSYALARI

Vaazlar-5 : SAVAŞLAR ÜSTÜNE

Zeki Sarıhan

Ey insanlar,

Bilir misiniz ki, yeryüzündeki bütün canlılar arasında en vahşisi
insandır. Bütün hayvanlar, başka hayvanlarla savaşır, fakat bunu karınlarını
doyurmak, yuvalarını korumak ve soylarını sürdürmek için yaparlar. Hiçbir vahşi
hayvan karnını doyurduktan sonra başka bir av peşinde koşmaz.

Bazı insanlar ise, hayvanlardan farklı olarak diğer insanları
köleleştirmek, onların yurtlarını ve zenginliklerini talan etmek için
savaşırlar. Asla doymak bilmezler
 

Bütün insanlık tarihi ardı arkası gelmeyen savaşlar
tarihidir. Bu aç gözlülük ve tamah yüzünden ne kadar çok insan ölmüş, esir ve
yoksul düşmüş, kadınlar kocasız, çocuklar babasız kalmış, nice kentler ve
köyler yerle bir olmuştur.

Savaşları önlemek için devletler arasında ikili ve çoklu
barış anlaşmaları yapılmış, savaşı önlemek için Birinci Dünya Savaşından sonra
Cemiyeti Akvam, İkinci Dünya Savaşından sonra Birleşmiş Milletler örgütleri
kurulmuşsa da günümüzde de yaşadığımız gibi savaşların önüne geçmek mümkün
olmadı. Pek çok ülkede sayıları milyonları bulan savaş karşıtları savaşa karşı
barış için gösteriler yapmakta, dernekler kurmaktadır. Buna rağmen savaş
önlenemiyor.

SAVAŞI KİMLER İSTER?

İşinde gücünde, tarlasında, fabrikasında çalışan, okulunda
okuyan, kendilerine gelecek hazırlama peşinde olan insanlar savaş istemezler.
Savaşları hep başka halklara ve milletlere hükmetmek, onların elindeki
servetleri yağmalamak isteyen hükümdarlar, devlet başkanları ve onları arkadan
yöneten tekeller çıkarırlar. Sürekli olarak silah sanayini geliştiriyorlar ve
başka devletlere muazzam miktarda silah satarak zengin de oluyorlar. Gerçek
amaçlarını gizleyerek bunu bazen din, bazen millet için yaptıklarını ileri
sürerler.

Bununla birlikte yüzlerini şeytan göresi bu insanların
kaldırdıkları taş bazen de ayaklarına düşer. Çıkardıkları savaştan zararla
çıkarlar. Bazen karşı tarafın ordularına yenilirler bazen de Birinci Dünya ve
İkinci Dünya Savaşlarının sonunda olduğu savaş milyonlarca insanın uyanmasına
ve devrim yapmasına nedeni olur.

Savaşlar haksız ve haklı savaşlar olarak ikiye ayrılır.
Önceki yüzyıllardakileri saymak uzun sürer. Geçen yüzyılda Amerika’nın,
İngiltere’nin, Almanya’nın, Çarlık Rusyası’nın, Japonya’nın gerek birbirlerine,
gerekse boyunduruk altına almak istedikleri milletlere açtığı savaşlar, haksız
savaşlara girer. Buna karşılık Korelilerin, Çinlilerin, Türklerin,
Cezayirlilerin, Kübalıların ve daha tarihte birçok milletin vatanlarını
kurtarmak için giriştikleri savaşlar haklı savaşlardır. 

Emperyalistler arasındaki savaşlarda devrimcilerin görevi,
İkinci Enternasyonal partilerinin aldığı kararlarda da görüldüğü gibi kendi
hükümetlerin peşine takılarak diğer milletlerin askerleriyle savaşmak değil,
iktidarı ele geçirerek diğer halklarla barış içinde yaşamaktır.

Fakat savaşçı hükümetler, savaş için öyle güçlü bir
propaganda makinesi işletirler ki, halkın şaşkına dönen büyük kısmı gaza gelir.
Hükümetler bunun bir vatan savunması olduğunu tekrarlayıp dururlar. Savaş
karşıtı olanları da vatan haini ilan ederler. Savaşa sürdükleri insanlara
payeler verirler, askerleri şevke getirmek için şarkıcı ve türkücüleri cepheye
götürürler. Avrupalılar bu işi iyi bilir.

SİLAHLA İNSAN ARASINDAİ İLİŞKİ

Bir savaşta galip gelen nedir? Silah üstünlüğü mü, yoksa
insanların yurtlarını kurtarmak için gösterdikleri çelikten irade mi? Mehmet
Akif bunu İstiklal Marşı’nda “Garbın
afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar/ Benim iman dolu göğsüm gibi serhattim var”

dizeleriyle dile getirmiştir. Gerçekten zafer silah üstünlüğünde olsaydı Türk
Kurtuluş Savaşı kazanılamazdı. Dünyanın yarısı sömürge kalmaya devam ederdi.

Bir de şimdi Ortadoğu’da görüldüğü gibi iç savaş vardır ki,
topluluklar birbirlerini yiyip bitirirler. Oysa Amerikan emperyalizmi
kovulduktan sonra Çin’de toprak ağalarının ve işbirlikçilerinin hükümeti olan
Goumintag ile Çin Kızılordusunun bağımsızlık ve sosyalizm için savaştığı iç
savaşlar da vardır. Yani bir savaşın niçin ve kimimler için verildiği
önemlidir.

Ey insanlar,

Siz siz olun, haksız savaşlar için dolduruşa gelmeyin.
Türkiye’nin geçmiş savaşlardan çıkardığı dersle saptadığı “Yurtta barış, dünyada barış” ilkesine sahip çıkın. Savaş ağaları,
iç politikada olduğu gibi savaşta da Allah’ın kendilerinden yana olduğu
yalanına sarılırlar. Atalarımızın ruhunu ortaya sürmek de beyhude bir çabadır.

Yurt savunmasına dayanmadığı sürece savaş bir cinayet ve
yıkımdır. Son pişmanlık fayda etmez… (7
Nisan 2018)












































































Diğer yazılar için: zekisarihan@gmail.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir