ANALİZ & ARAŞTIRMA DOSYALARI

Zeki Sarıhan : Vaazlar-1 & MİLLETLER ÜSTÜNE

Bu vaazlar akla, mantığa, bilime aykırı görüşler içermez.
Din, dil, ırk, mezhep ve cins farkı gözetmez. Kalp ve beyin sağlığına uygundur.
Sorulara ve yorumlamaya açıktır.

Ey insanlar,

Kadınlar farklı renklerdeki eski kumaşları kesip
bunlardan göz alıcı örtüler yaparlar ya, dünyanın üstü sanki böyle bir örtü ile
kaplıdır. Bu örtüdeki parçaları milletler oluşturur. Bir gül bahçesinde tek
renkli bir gül yerine renk renk güller arasında gezinmek ne kadar zevkli ise,
millerlerle dolu bir insanlık âleminde yaşamak da o kadar sevinç vericidir. Her
bir milletin tarihi, kültürü, gelenekleri, hayat tarzı insanlığın
zenginliğidir.

Milletler, yüz yıllar, hatta kimi bin yıllar içinde
oluştu. Tarihin lâbirenti içinde vatanını, dilini, kaybeden, bundan ötürü
kendisi de kaybolan milletler var.  Bir
kısmi yaşadıkları toprakları bırakmak zorunda kaldı, başka topraklara göçtü
veya sürüldü. Toptan kılıçtan geçirilenler oldu.  Başka milletlerin arasında eriyip gidenler,
küllerinden yeniden doğanlar var. Bu dirilişlerini yüzyıllar boyu kuşaktan
kuşağa aktardıkları destanlar haline getirdiler.

Her millet kendine sınırları belirlenmiş bir vatan
edinmişse de iki ayrı devlete ayrılmış milletler de vardır. Birden fazla
milletin aynı devlet çatısı altında olduğu milletler olduğu gibi.

Hakkın yalnız kuvvete dayandığı eski zamanlarda,
milletler komşularının zenginlik kaynaklarını ele geçirmek, o milletleri
köleleştirmek için ordular kurup çok kan akıttılar. Ok ve yayla, baltayla,
tüfekle, bombayla ve günümüzde de tankla, topla, uçakla ve füze ile bu savaş
sürüyor. Bütün tarih nerdeyse bu oluk oluk kanın aktığı savaşlar tarihidir.

Bu kanlı tarihin tekrarlanmaması için barış
anlaşmaları yapılmasına, milletlerarası barışı korumak için kuruluşlar meydana
getirilmesine rağmen kuvvetlilerin zayıflara karşı saldırı ve zulmü devam
ediyor.

İnsan topluluklarının oluşması çok eskilere
dayanıyorsa da bunları “millet” olarak nitelemek ortaçağ feodal toplum
düzeninden çıkıldığı döneme rastlıyor. Millet kavramı kapitalizm, yani
burjuvazi ile ortaya çıktı. Kapitalizm yıkılıp yerine emekçi halk iktidarları
kurulduğu zaman da yok olmayacak. Ne var ki o zaman milletler arasında
düşmanlık sona erecek. Onun yerini yararlı bir işbirliği ve dayanışma alacak.
alacak.

Hepimiz bir milletin içine, o milletin bir bireyi
olarak doğarız. Hangi millete mensup olursa olsun, bir insanın bunu
değiştirmeye çalışması gereksizdir. Milletimizden şikâyet hakkımız yoktur.  “En büyük benim milletim, benden büyük yok”
demek de cahillikten kaynaklanır. Hele bir başka milletleri de tanı, elde neler
var?

Mensubu olduğumuz milletin diğer milletlere göre
üstün veya zayıf yönleri bulunabilir. Bazı milletler diğerlerinden daha zengin,
daha güçlü, daha kalabalık, yaşadığı topraklar daha verimli, tarihi daha eski
olabilir. Konuştuğu dil daha zengin, edebiyat ve sanatta daha gelişmiş, kurduğu
toplumsal düzen daha adil ve insanî olabilir. 
Zayıf ve geri milletlerin yapacağı şey, hangi millette bulunuyor olursa
olsun, insanlığın bütün ileri mirasını öğrenerek kendi milletinin mevcut
varlığına katmaktır. Bunu yapamazsa, ayaklar altında kalır.

Milletler, layık oldukları sistemle yönetilirler.
İyi veya kötü yöneticileri milletler çıkarır. Bazı yöneticiler, milletlerinin
elinden tutup onu yükseltmeye çalışırken, bazıları ilerlemek isteyen milletin
önüne bir set çekmeye, ona çelme takmaya, eteklerinden tutup geri çekmeye
çalışır.

Millet, aynı dili konuşan, aynı vatanda yaşayan,
aynı tarihsel şartlarda oluşmuş ve ortak bir ruhsal şekillenmeye uğramış bir
kültürü taşıyan ve aynı ekonomik pazara bağlı insanlardan oluşsa da içlerinde
din, mezhep, siyasi görüş ve kültür farklılıkları taşırlar. Bunları barış
içinde bir arada tutmak, birbirlerine üstünlük iddiası taşımayan bir yönetim
kurmak demokratik milletlerin imrenilecek bir marifetidir.

Aydınların görevi, hangi zor koşullar altında
olurlarsa olsunlar milletlerin üstüne uygarlık ve insanlık ışığını serpmektir.
Hem millet fertleri arasında, hem de milletler arasında aç gözlülük, zulüm ve
baskı ile mücadele ederek eşitlik ve adaleti savunmaktır.  

Tarihsel gelişme gösteriyor ki, miller içinde hak ve
çıkarlarının farkına varan, başkalarının hakkına da saygı duyan insanların
sayısı artmaktadır. Zaman, Her milletin kendi kaderini serbestçe belirleyeceği
yöne doğru evrilmekte, her milletin içinde de eşitlik ve özgürlük istekleri
gelişmektedir. Bu konuda zaman zaman geriye gidişler olsa da gelecek büyük
insanlığındır.

Ey millet,
































































Uyan, uyuyanları uyandır. Kendini ezdirme. Milli
gururunu kimseye çiğnetme. Sen de hiçbir milleti ve bireyi ezme. Senin
kurtuluşun, ileri, çağdaş, âdil, eşitlikçi, özgür bir toplum olmandadır. (25
Mart 2018)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir