ANALİZ & ARAŞTIRMA DOSYALARI

HALİFE ORDUSU

Zeki Sarıhan

Suriye’nin yedi
yıldır yaşadığına benzer şekilde, 1918-1922 Türkiye’nin buhran yıllarıdır.

Osmanlı devleti
bir canlı cenazedir. Mondros Anlaşmasıyla ateşkes sınırları içinde kalan
topraklar İngiliz, Fransız, İtalyan ve Yunan askerleri tarafından işgal
edilmiştir. Türkler, bir süre şaşkınlık geçirmişler, büyük devletlerden
merhamet beklemişler, sonra yavaş yavaş kendilerine gelerek yurdun kurtuluşunun
çaresini aramaya başlamışlardır. Bir dizi gelişmeden sonra Büyük Millet Meclisi
Ankara’da toplanmıştır. Anadolu iç isyanlarla bir yangın yerine dönmüştür.
Kurtuluş Savaşının amacını anlayamamış, Padişah’a bağlı bir takım cahiller,
Adapazarı, Bolu, Düzce, Mudurnu taraflarında kuvvet devşirerek Ankara’ya isyan
etmiştir. Ankara bunlara önce nasihat heyetleri göndermekte, isyandan
vazgeçmeleri halinde haklarında bir işlem yapmayacağını söylemektedir.
Ayaklanmakta diretenlerin üzerine kuvvet göndermektedir.

İşte bu günlerde İngiliz işbirlikçisi Damat Ferit Hükümeti
İstanbul’da “Kuvayı İnzibatiye” adıyla bir birlik donatır. İngilizlerin
kontrolündeki silah depolarından donatılan bu “ordu” için 1.250.836 liralık
olağanüstü ödenek konulur. Çıkarılan kararnameye göre bu orduda görev alacak
erlere 30, teğmenlere 60, alay komutanlarına ise 150 lira aylık verilecektir. (Takvimi Vakayi No. 3835, Akşam 24 Nisan
1920,  Alemdar, Vakit, İleri 25 Nisan
1920, Türk İstiklal Harbi C. VI: s. 120)

Bunlar o zamanın memur maaşlarına göre oldukça yüksektir. Beş
gün sonra açılacak Ankara Meclisindeki mebus maaşlarının 100 lira olduğunu
hatırlatalım. 27 Nisan 1920’de İzmit ve İstanbul arasındaki bir takım “şerir”
kuvvetlerin bastırılması için bir seyyar jandarma bölüğünün kurulması
kararlaştırıldı ve bu kuvvet daha sonra Anzavur Ahmet’in yönetimine verildi. (Muzaffer Tayyip Gökbilgin, Milli Mücadele
Başlarken, C. II, s. 499)

Alemdar gazetesi 7 Mayıs’ta şöyle yazacaktır: “Kâğıthane’de Kuvayı İnzibatiye piyade ve
makineli tüfek bölükleri kurulmaktadır. Dâhil olmak isteyen subay beylerle
erler serbestçe müracaat etsinler. İaşe, iskân, giyim hususu olağanüstü
çabuklukla sağlanıyor.”

İNGİLİZLERİN DONATTIĞI PARALI ASKERLER

Yüzde 90’ı paralı askerlerden oluşan 966 er, 66 subaydan
oluşan bu “ordu”nun gayri resmî adı “Halife Ordusu”dur. Halife güya en yüksek
otorite olduğu ve gene güya dünyadaki bütün Müslümanları temsil ettiği için bu
adın verildiği anlaşılıyor. Kuvayı Milliyeciler ise Bolşevik’tir, dinsizdir,
eşkıyadır. Halka zulmetmektedir. Kuvayı Milliye şefleri, Ankara’da gece gündüz
kadın ve oğlanlarla âlem yapmaktadır… (Yayımlanan bildirilerde bu ifadeler
aynen kullanılmıştır. Dinî gericilik denen akım her zaman bu kadar ikrah edici
yalanları kusmuştur ve kusmaktadır) Gazeteci Ali Kemal bunların çoğunun zaten
Türk ve Osmanlı olmadığını ve içimizden çıkarıp atmak gerektiğini yazmıştır. (Peyamı Sabah, 1 Mayıs 1920)

Kuvayı İnzibatiye’nin Komutanlığına da Harbiye eski nazırı Süleyman
Şefik Paşa atanmıştır. Bir süre sonra istifa edecek, yerine Suphi Paşa
atanacaktır. Mevki, makam ve maaş için bu görevlere talip olanlar daima
bulunur. Yeter ki arkalarında kendilerini besleyen bir kuvvet olsun.

İlk alay 29 Nisan’da gemilerle İzmit’e yollanmıştır.

Anadolu Olağanüstü Genel Müfettişliğine atanan Zeki Paşa,
Kuvayı Milliyecilerin yakalanarak yargılanmak üzere İstanbul’a getirilmesini
emretmiştir (İkdam, Peyamı Sabah 5 Mayıs 1920) Padişah’ın Şeyhülislam’a sipariş
edip çıkarttığı fetvaya göre Kuvayı Milliyecilerin öldürülmesi mubahtır. Zaten
Padişah hazretleri başta Mustafa Kemal Paşa olmak üzere Kuvayı Milliyecileri
çok geçmeden idama mahkûm edecektir. 19 Mayıs’ta Kuvayı İnzibatiye Karamürsel’i
işgal eder. Bu Orduyu teftiş etmek üzere Damat Ferit Paşa İzmit’e gelir. İzmit
halkı onu karşılamaya katılmaz. Damat Ferit ertesi gün hayal kırıklığı ile
İstanbul’a döner. (İleri, İkdam, Peyamı
Sabah 21, Alemdar 22 Mayıs 1920)

SONLARI HÜSRAN!

Halife Ordusu ne olmuştur? İstanbul’da çoğu işsiz güçsüz
kimselerden kurulan bu ordu 20 Nisan 1920’de İzmit’e gönderilmiş, burada
İngilizlerin himayesinde Kuvayı Milliye’ye saldırmış, ancak savaşma şevki
olmayan er ve komutanlardan bir kısmı cephane sandıklarını da sırtlayarak
Kuvayı Milliye’ye katılmıştır. Suphi Paşa’nın Ali Fuat Paşa ile görüşme yapması
bu orduda hiçbir savaşma şevkinin olmadığını göstermiştir. Mustafa Kemal Paşa
da Meclis’te bu ordunun Kuvayı Milliye’ye katılacağı haberini vermiştir.

Jaeschke, İngiliz generali Milne’in, bu ordunun silahsızlandırılmasını
emrettiğini yazmaktadır ki, nedeni onun Kuvayı Milliye’ye katılma ihtimali
olmalıdır. (Jaeschke, Kurtuluş Savaşı
Kronolojisi, C. I, s. 107)
Mevcudu 2.000’e çıkarılan Kuvayı İnzibatiye, 14
Haziran’da 900 silahlıdan ibaret milli müfrezelere karşı saldırıya geçti.
Erlerinin nöbet tutmaya bile yanaşmadığı Kuvayı İnzibatiye yenildi. Bazı
birlikler Kuvayı Milliye tarafına geçti, Kalanlar da hiçbir başarı göstermeden
17 Haziran’da gemi ile ve perişan bir halde İstanbul’a döndü. (Türk İstiklal Harbi, C. VI, s. 75, 80, Ali
Fuat Cebesoy, Milli Mücadele Hatıraları, s. 412).
İstanbul Hükümeti 25
Haziran 1920 tarihli bir kararla bu orduyu dağıtmak zorunda kaldı. Bu ordudan
kalanlar, gönüllü sıfatıyla Jandarma Genel Komutanlığına bağlandı. (Açıksöz 26 Temmuz 1920) 30 Haziran’da
da bu erleri terhis etmeye başladı. (Takvimi
Vakayı, 3891)

EĞİTİP DONATILMIŞ PADİŞAH ORDUSU

Kuvayı İnzibatiye projesi böylece sona erdi ama İngilizlerin
Kuvayı Milliye’ye karşı Türklerden bir ordu kurma projesi devam etti. İngiliz
Karadeniz Orduları Başkumandanı General Wilson, Yüksek Komiser Robeck’e verdiği
5 Ekim 1920 günkü yazısında şöyle diyor: “İyi
organize edilmiş 40.000 kişilik Padişah ordusu, milliyetçileri yenilgiye
uğratabilir. Halk, bu kuvvete silahlı direnişte bulunursa daha büyük kuvvetler
gerekir.”
General şunu da ekliyordu: “İyi
Türk subayları, bu orduda görev almak istemiyor. Bu ordunun ihtiyacı için 20
milyon lira hesaplıyoruz. Bu orduda yabancı subaylar da bulunabilir.
(Bilal N. Şimşir, İngiliz Belgelerinde
Atatürk, C. II, s. 347) .
Fransız Dışişleri Bakanlığının müttefiklerine
verdiği 13 Ekim 1920 tarihli notaya göre bu ordu, 15 bin kişiden oluşmalıdır ve
Mustafa Kemal tarafına geçmemesi için de tedbirler alınmalıdır (Şimşir, age. s. 351)

Kuvayı İnzibatiye’de teğmen rütbesiyle çarpışan Saffet
Nezihi, 1921 yılının 22 Haziranında Ankara İstiklal Mahkemesi kararıyla Koyun
Pazarı’nda büyük bir kalabalık huzurunda asıldı. (Feridun Kandemir, İstiklal Savaşında Bozguncular ve Casuslar, s. 109)

(Kurtuluş Savaşı Günlüğü C. I, II, III’ten
derlenmiştir)

Sahi, Kuvayı İnzibatiye, diğer adıyla Halife Ordusu,  günümüzde Suriye’de çarpışan güçlerden
hangisine benziyor? (3 Şubat 2017)














































































Zeki Sarıhan.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir