ANALİZ & ARAŞTIRMA DOSYALARI

Zeki Sarıhan : ERDOĞAN ANTİEMPERYALİST MİYDİ ?

Amerika Birleşik Devletlerinin, dişleri dökülmüş iki eski
emperyalist İngiltere ve Fransa’yı da yanına alarak Suriye’yi bombardımana
tutması Tayyip Erdoğan ve hükümeti tarafından alkışlandı. Onun her dediğini
alkışlayanlar bir kez daha zehirlendi.

Bu bombardımanın nedeni, Esat hükümetinin iç savaşta kimyasal
gaz kullandığı gibi bir iddiaya dayanıyorsa da asıl nedenin bu emperyalistlerin
Ortadoğu petrollerine sahip olmak istediğini çocuklar bile biliyor.
Amerikalılar, bu kimyasal gaz sorununun Irak’a müdahale ederken de kulanmışlar,
daha sonra yalan söyledikleri anlaşılmıştı.

Bu olayda tartışılacak çok yön olmakla birlikte benim en çok
dikkatimi çeken husus, uzunca bir süredir Amerika’ya ve Batı’ya karşı köpürüp
duran Erdoğan’ın aslına dönüp Batı’nın bir İslam ülkesi ve Türkiye’nin bir
komşusuna karşı bu silahlı müdahalesini desteklemesidir.

Bu olayla, Tayyip Erdoğan’ın Atatürk’ten sonra gelen en
antiemperyalist lider olduğu iddiası çökmüş olmalıdır. Batı karşıtı bir Avrasya
İttifakı kurulacak, Erdoğan’ın sayesinde Türkiye de bu İttifakta yerini alacaktı.
Onu antiemperyalist ilan edenler şimdi bundan dönüş yollarını arıyor ve eski
tutumlarına mazeretler üretmeye çalışıyor.

Oysa Erdoğan lehine propagandalar yapıldığı dönemlerde de
söylediğimiz gibi Erdoğan antiemperyalist değildir.  Hiçbir zaman da olmadı. Adı geçen çevreler
onun bir Amerikan projesi olduğunu yıllarca yazıp söylediler. Erdoğan’ın Büyük
Orta Doğu Projesinin eşbaşkanlığını hatırlatıp durdular. Onu daha sonra
sevmeleri, Erdoğan’ın Kürt sorununda silahlı çözümde karar kıldığı ve bunun için
İslamcılığının yanına Türkçülüğü de eklediği tarihe rastlıyor. Hele Kürtlerin
yaşadığı bölgelere sınır ötesi silahlı müdahale Erdoğan’ı bulunmaz Hint Kumaşı
haline getirdi. Buradaki asıl gelişme Erdoğan’ın bu arkadaşların yanına gelmesi
değil, halkçı kamuoyunu şaşkına çevirecek kadar onların Erdoğan’ın yanına
gitmesi idi. Buna bir sebep bulmak gerekiyordu, o da Erdoğan’ın artık
antiemperyalist politikalara geldiği iddiası idi.

Gerici Körfez ülkelerinin yöneticileriyle aynı kumaştan
dokunmuş olan ve bunu sürekli kendisi itiraf eden Erdoğan’ın kültüre genleri
zaten antiemperyalist olmasına engeldi. O zaten Amerikancı Menderes, Özal
çizgisinden geliyordu. Erbakan’ın partisinden ayrılıp yeni bir parti kurması da
Amerika’nın gözüne girmek içindi. Antiemperyalist bir yöneticinin kendi
ülkesinde uzlaşmayı terk edip bir iç savaşı tercih etmesi zaten emperyalizme
hizmetten başka bir şey değildi. Bir ülkede yaratılan şiddetli kutuplaşma
ülkede gözü olan başka güçlerin işine yarar.

Antiemperyalist bir yöneticinin hiç üzerine vazife değilken
komşu bir ülkenin rejimine karşı savaşa niyetlenmesi, kendisi doğrudan müdahale
edemeyince eğitip donattığı muhalifleri o devletin üzerine salması onun zaten
antiemperyalist değil, fatihçi bir siyaset güttüğünü gösteriyordu.

Türkiye yöneticilerinin başlangıçta ABD ile Ortadoğu’da aynı
politikayı gütmesi onun zaten antiemperyalist olmadığına kanıttır. Fakat
Amerika ile arayı bozmasının nedeni de antiemperyalizme geçtiğini
göstermiyordu. Bu dargınlık, Ortadoğu politikasında hâkimiyet mücadelesinden
kaynaklanıyordu. Kâh Amerika’yı yardıma çağırmak, kâh Amerika’nın hasmı olan
Rusya ile anlaşmak, antiemperyalist bir tavır değildir. İşin ilginç yanı
hükümetin bu konuda “Katil İsrail”le de buluşmuş olmasıdır.

Suriye devleti, Amerika’ya, İngiltere ve Fransa’ya savaş mı
ilan etmişlerdir ki bu devletler Suriye’yi bombalıyor? Türkiye’nin muhalefet
partileri, lafı dolandırmadan bu müdahaleyi kesin bir dille kınamalıdırlar.

Büyük veya komşu ülkeler Suriye’den ellerini çeksinler.
Suriye Suriyelilerindir. O ülkenin nasıl bir rejime sahip olacağına karar
verecek olanlar da Suriye vatandaşlarıdır. Dışarıdan karışan olmazsa
Suriyelilerin bunu daha çabuk ve kolay yapabilirler. (14/15 Nisan 2018)










































Diğer yazılar için: zekisarihan.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir