ANALİZ & ARAŞTIRMA DOSYALARI




TEVFİK KAYMAZ : Çatışma stratejisi ile
yönetme



Aklı ve vicdanı hür olmayan
bireylerden oluşan ve kendi hayatlarını yönetmeyi becermeyen toplumlar nasıl
yönetilir?

Dünyayı hep belirli bir kesim
yönetiyor dense de öyle değildir. Bunu böylece kabul etmek baştan
yenilgiyi kabul edip teslim olmaktır. Aslında insanlar kendi hayatlarını
yönetmeyi başaramadıkları için birileri de insanları yönetiyor. Sonra da
kimileri bunu yapanlara yani toplumları yönetenlere Yahudiler diyor. İş
Olup bitiyor. 

Evet. Yönetme işini iyi
becerebilenlerin içinde zengin Yahudiler, Hristiyanlar ve Müslümanlar da
vardır herhalde. Bir de bu dinlerden olanların hepsinin fakirleri de vardır.

Yönetmek sadece para ve zenginlik
işi değildir. Akıl, zeka ve strateji işidir. Az gelişmiş toplumlarda en
yaygın ve iğrenç yönetim stratejisi de çatışma
stratejisiyle yönetimdir. 

Para, altın, zenginlik vs. aslında
sadece çatışmaları yönetmenin önemli bir aracıdır. Kimine az kimine çok
verilir, kimine hiç verilmez ve çatışmanın dinamikleri
böylece oluşturulur. Kimi kiminle çatıştırılacağını ve kimin galip
gelmesinin istendiğini bilmek yeterlidir. 

Yönetenlerin isteyecekleri en son
şey de sınıflar çatışmasıdır. Çünkü tek gerçek nedene dayalı çatışma
toplumdaki sosyal tabakalar arasındaki çatışmadır. Gerisi uydurma ve
yalandır. 

Oysa bu stratejide istenen çatışma
türü alt sınıf katmanlarının birbiri ile çatışmasıdır. 

Bu çatıştırma işi de; 

-Etnik ayrıştırmaları kışkırtarak olur, 

– Dini esaslı tarikat, cemaat benzeri gruplar kurularak olur, 

– Sahte ideolojilerle olur

– Futbol ile dahi olur.

Alt sınıflar bu argümanlarla
birbirini boğazlamakla meşgulken üst sınıflarda huzurlu, rahat
ve zenginlik içinde yaşar keyiflerine bakarlar. Çünkü onların yaşamak
için çatışmak savaşmak gibi bir gereksinimleri yoktur. Çatışmak onlara
göre değildir. Onlar birlik olur aşağıdakileri birbirine boğdururlar.

Roma imparatorluğu döneminde
arenalarda kölelerin birbiriyle ölümüne dövüştürülmesine benzer bu işler
ama toplumsal çatışmalar çok daha dehşetli ve trajiktir… 

Es kaza toplum bilinçlenip,
birleşip örgütlenir de tehlike yaratmaya başlarsa yani dev uyanmaya
başlarsa bu daha en başından ezilir ya da önderlikleri satın alınarak,
baskı yapılarak, hapsedilerek, öldürülerek durdurulur. Daha olmazsa
birleşen kesimlerin arasına kiralık birileri bulunup saldırtılarak kaos
yaratılır yine bölünmeleri sağlanır.

Tüm bunları anlayarak insanlara
anlatmaya çalışan insanlar da bir şekilde korku ve baskı
ile susturulur. 

Aklı ve vicdanı hür olmayan
bireylerden oluşan ve kendi hayatlarını yönetmeyi becermeyen toplumlar
işte böyle yönetilir. 

Bu yüzden de büyük önder Atatürk
öğretmenlerden Aklı hür vicdanı hür nesiller yetiştirmelerini
istemiştir.

Bugün oluşan siyasal duruma bu
yazının buraya kadar olan kısmından doğru bakınız. 

Bir tarafta eskiden beri çokça
birbiriyle çatışmış ama bugün çatışmayı reddedenler var. Bu çok
alışılmadık durum bir gerçek olarak öylece ortada. Ülkücüler, Merkez
sağcılar, İslamcılar (hem de hakiki anti siyonist İslamcılar), Solcular
aynı ittifak içinde birleşme eğilimine girmişler. 

Ortak mesajlarına dikkat
edin. Adalet, Barışmak ve yolsuzluklara hırsızlıklara karşı olmak ortak
mesajları. 

Kuvayı Milliye böyle bir şeydir.
Bir şeyler çok sarpa sarmış ise çatışmalara neden olan bütün farklılıklar
bir süreliğine ötelenir, ertelenir. Mutlak ortak doğrular etrafında yek vücut
olunur. 

Diğer tarafa bakınca sanki orada
aslında bir ittifak yok gibi. 

Sadece politik olarak bizzat lideri
tarafından enkaza dönüştürülmüş bir yapı ve Meclise girme başarısını
henüz hiç tam olarak yakalayamamış ve yakın tarihte gerçek liderini kaza
süsü verilmiş bir suikast te yitirmiş büyük birliği yanlış yerlerde
arayan bir başka yapının sarılmış olduğu Can simidi görevi yapan
ittifakımsı bir durum var aslında…

Hatırlarsak; Kuvayı inzibatiye de
son Padişah Vahdettin efendimizi her ne koşulda olursa olsun tahtta
tutmak için görevli güçlerdi.

Gerçek milli birliğin önünde hiçbir
şey duramaz. Ülkemizi zorlu bir dönemin ardından çok güzel günler
bekliyor. Türkiye bu zorlu dönemi hem toplumsal olarak hem harita olarak
tek parça halinde atlatacak ve Dünya’nın en saygın en güçlü ülkeleri
arasında yerini alacaktır…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir