Cialis 20 Mg Cialis Viagra Satış Cialis 5 mg Viagra sipariş elektronik sigara


Süleyman Çelik : ENVER PAŞA


 


E-POSTA
:
scelik44@gmail.com


 


İki
askerimizin Tunceli kırsalında donarak şehit olmasını eleştiren muhalefete
yanıt veren Tayyip Erdoğan, “benim
dedem de Sarıkamış’ta donarak şehit oldu
” dedi. Sarıkamış’ta askerlerimizin
neden donduklarını anlamak için Enver
Paşa
’yı tanımak gerek…


 


Rusya,
İngiltere ve Fransa’nın baskılarından bunalan 2.Abdülhamid, iyi bir denge politikacısı olarak, bunlara da mavi
boncuk dağıtır gibi bazı ayrıcalıklar vermekle birlikte, çareyi Avrupa’nın en
güçlü ordusuna sahip Almanya’ya
sığınmak
ta buldu.


 


Almanlara
teslim edilen Ordu’yu yeniden düzenlemek
(ıslahat yapmak) üzere ünlü Mareşal
Moltke
dahil, birçok Alman general ve kurmay subay görevlendirildi. Prusya tarzı askeri düşünce ve kültür,
Osmanlı askeri eğitim sisteminde ağırlık kazandı. Dünyanın en büyük askeri
kuramcıları arasında sayılan Colmar von der  Goltz, 1883’den 1896’ya kadar 13 yıl kaldığı Osmanlı’da, askeri okullardaki eğitim sistemini,
Alman modeline göre yeniden düzenledi.


 


Tüm
emperyalist ülkelerin olduğu gibi, Almanya’nın
da asıl amacı, etkisi altına
aldığı ülkeyi kendi çıkarlarına göre
kullanmaktı. Bu nedenle görevlilerinin önceliği danışmanlık değil istihbarat ve etki ajanlığı yapmak; özellikle
kullanabilecek insanlar bulmaktı.


 


Günümüzde Amerikalılar, etkisi altındaki
ülkelerde kullanabilecekleri askerleri, özellikle harp akademisi öğrencileri
arasından olmak üzere, daha genç bir subayken seçip, “bizim oğlanlar” adını
verdiklerinden birinin genelkurmay başkanlığına kadar yükselmesini sağlamakta
ve o makama geldiğinde, Amerika’ya çağırarak boynuna “Liyakat Madalyası” takmakta…


 


En seçkin
kurmaylarını Osmanlı’nın askeri okullarında görevlendirdiklerine göre,
Almanların da seçme işine öğrenciler arasında başlamış olmaları olası…


 


Enver Paşa, ihtirasları aklının önünde olan/
aklıyla değil hayalleriyle hareket eden, dolayısıyla hayalleri yem yapılarak
kolayca kullanılabilecek
biriydi. Öyle görülüyor ki Enver Paşa, Almanlar tarafından seçildi ve her
fırsattan yararlanılarak yıldızı parlatılıp hızla yükselmesi sağlandı.


 


Yüzbaşı Resneli Niyazi, Abdülhamid’e isyan
edip bölüğü ile dağa çıktırol kapmak isteyen Enver de dağa
çıktı. Meşrutiyet ilan edilince Resneli Niyazi ekarte edildi, Enver “Hürriyet Kahramanı” oldu!


 


Henüz 28 yaşında olan Enver, hemen Berlin’e askeri ataşe olarak atandı ve bizzat İmparator
2.Wilhelm’in de rol aldığı algı
operasyonu
ile koyu bir Alman
hayranı
yapıldı…


 


Kendisine
özel geziler ve gösteriler düzenlenen Enver, ileri Alman teknolojisine hayran kaldı; Ordusu’nun üstünlüğü gözünü kamaştırdı. İmparator tarafından
Sarayında ağırlandı. Askeri ataşeler ile yapılan toplantılarda, oturma
sırasının kıdeme göre olması gerekirken, en kıdemsiz olan Enver en başa, İmparator’un sağına oturtuldu ve koca
Alman İmparatoru herkesin yanında ona iltifatlar
ederek gururunu okşadı. Bu şekilde egosu
şişirilen Enver
, arkasına Almanya’yı aldığında tüm hayallerini
gerçekleştirebileceğini düşlemeye başladı…


 


31 Mart isyanını bastırmak üzere, Selanik’ten yola çıkan Hareket Ordusu’nun Kurmay Başkanı Mustafa Kemal’di. Almanlar Enver’i
hemen, adeta uçurarak Berlin’den
İstanbul’a
gönderdiler. Hareket Ordusu Yeşilköy’e gelip durumu kontrol
altına aldıktan sonra, Enver
yetişti ve gene rol kapıp,
zaferi kutlamak üzere, Ordu’nun Kurmay Başkanı olarak İstanbul’a girdi…


 


Günümüzde Amerika tarafından desteklenmedikçe askeri darbe yapmak mümkün olmadığı
gibi, o zaman da Almanların
desteği olmadan darbe yapılması
mümkün değildir. Bu bakımdan Enver’in önderliğinde gerçekleştirilen, Babıâli Baskını’nın arkasında
Almanların olduğu düşünülmektedir.


 


Babıâli
Baskını ile İttihat ve Terakki Partisi iktidarı tam olarak ele geçirdi; Enver hızla yükselip paşa oldu; Genelkurmay Başkanlığı, Harbiye Nazırlığı ve Başkomutan Vekilliği
(Başkomutan Padişah) görevlerinin üçünü
birden üstlendi
.


Birinci Dünya Savaşı çıkınca hayallerinin gerçekleşme
aşamasına geldiğini düşündü. Genelkurmay İkinci Başkanlığı dahil tüm kritik görevlere Alman general ve kurmay
subayları
atadı ve ülkeyi, Almanya ile birlikte, oldubittiye getirerek
savaşa soktu.


 


Enver Paşa’nın hayali, Osmanlı’yı kurtarmanın da ötesinde Turan İmparatorluğu kurmaktı. Almanya’nın amacı ise, Osmanlı’nın
Süveyş’te İngilizleri, Kafkasya’da Rusları üzerine çekerek, bunların kendi
cephesindeki güçlerini azaltmaktı.


Kafkasya için Sarıkamış Harekatı planlandı. Harekat için, askerin
kışlık giyeceği
, yiyeceği ve cephanesi, deniz yolu ile İstanbul’dan Trabzon’a, oradan da kara yolu ile Erzurum’a ulaştırılacak;
Erzurum’dan başlatılacak saldırı ile Allah-u Ekber dağları aşılıp Sarıkamış’a
ulaşılarak, Rus ordusu kıskaca alınıp yok edilecekti. Ancak Ruslar, gemiyi Karadeniz’de
torpilleyip batırınca planın
lojistik aşaması gerçekleşemedi…


Bu aşamada
tüm komutan ve kurmaylar, harekatın
ilkbahara ertelenmesi
gerektiğini öne sürdüler. Ancak Enver Paşa,
herkesi susturdu ve harekatın hemen başlatılacağını bildirdi. Buna karşı çıkan
3. Ordu komutanı Hasan İzzet Paşa’yı
görevden aldı. Ordu komutanlığını da
üstlen
erek harekatı doğrudan kendisi yönetmeye karar verdi.


 


Harekata
başlamadan, kız kardeşinin kocası Kurmay Yüzbaşı Kazım (Orbay) başkanlığında bir keşif kolu oluşturarak güzergâhın incelenmesini istedi. Heyetin
konuştuğu güzergâh üzerindeki köylüler, “beyim, bu zemheride dağı aşmak
değil, düz yolda yürünemez. Biz bu havalarda, gördüğünüz gibi, evden burnumuzu
bile çıkaramayız”
dediler. Ama Enver Paşa, bunlara aldırmaksızın harekatı
başlattı.


 


Allah-u Ekber dağlarını aşacak askerin durumunu, bizzat Enver Paşa’nın onlara seslenen bildirisi göstermektedir: “Askerler!
Hepinizi ziyaret ettim. Ayağınızda çarığınızın, sırtınızda paltonuzun
olmadığını da gördüm. Lakin karşınızdaki düşman, sizden korkuyor.”
Bu
durumdaki askerleri, yiyecek
olarak da ceplerine “kavurga
doldurup, “Ya Allah!” diyerek karlı dağlara vurdular…


 


Sonuç: çoğunluğu düşmana
bir kurşun bile sıkmaksızın, hatta düşmanla karşılaşmaksızın
donarak ölen 60 bin şehit. Karşımızdaki asıl
düşman, Napolyon’u Moskova’da
bozguna uğratan “Mareşal Kış!”
olduğu için tarihin en kısa süren muharebesi oldu; harekat 26 Aralık’ta
başlamıştı; şehitleri karlar altında bırakan Enver Paşa 15 Şubat’ta
İstanbul’a dönmüştü bile. Harekat hakkında yayın yasağı koydu. Ancak halk
arasında, kulaktan kulağa felaket haberi yayılmış, çoktan “askeri kırdıran Enver Paşa” diyen ağıtlar, türküler yakılmıştı.


 


1971-73
yıllarında Sarıkamış Harekatı’nı yürüten 3.Ordu’nun Karargahı’nda çalıştım. Sarıkamış Harekatı’nın
değerlendirildiği bir toplantıda, aynı zamanda tarihçi olan Kurmay Başkanımız
Tümgeneral Rahmetli Muzaffer Erendil,
Enver Paşa’yı şöyle değerlendirdi: “bölük komutanlığından doğrudan
başkomutanlığına yükselmiş olduğu için makamını dolduramıyordu. Bazen bölük
komutanı gibi davranıp bir topçu bataryasının başına geçerek atış yaptırıyor,
sonra başkomutan olduğu anımsıyor ve çevresindekileri azarlayarak hatalarını
örtmeye çalışıyordu.”


 


Ne yazık ki Enver Paşa, Hitler, Saddam
gibi, eski deyimle “kifayetsiz muhteris”lerin
hayallerinin bedelini, halk çocukları, canlarıyla ödedikleri gibi ülkelerinin
parçalanmasına, hatta yok olmasına da neden olmaktadırlar.


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

deneme bonusu veren siteler | hd film izle | film izle | film izle | 4k film izle | bets10 giriş

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet novagra satın al viagra satış