ANALİZ & ARAŞTIRMA DOSYALARI

SERENDİP ALTINDAL :
KELAM

E-POSTA : serendipaltindal@gmail.com

Kudüs’te ipler kopmak üzere. Uhrevi bir ikbal(!) hayaliyle
erişilmez hedeflere doğru koşan sapkın Siyonist, artık gemi de azıya almış ve
Ortadoğu da yeni bir Firavun tokadı yemeye hazırlanırken, bizdeki milli
ittifakın başında, Şener’in yanında İnce’nin de yer alması, bir anda yeni Dünya
harbi tehlikesini bile unutturdu Türk Milletine. Şener’le yeşeren umutlar İnce
ile de tavan yaparken; ne kadar isabetli bir seçim olduğunu bir kere daha
ortaya koymuştur. İkisi de bir elmanın yarısı gibiler. Sonuçta da o elmayı
nasılsa yine bütünleyeceklerdir şüphesiz.

Her sorulduğunda Türk birliği varlığından asla ayrılmak
istemeyen; ama dış dünyayı sömürge kabul eden Batı emperyalizmi ve Israil
Siyonizm’inin ortak emelleri doğrultusunda, Kürt olarak çakma bir etnik kimlikle
parafe ettiği Güney Doğulu öz Türkmen vatandaşlarımız için de, bir umut
olmuştur aynı zamanda İnce.

Bırakın altından su kaçıran BM’yi de; sebep sonuç ilişkisi
yasalarına göre, Ortadoğu da yeni bir Firavun tepkimesine maruz kalarak tekrar
yok olma tehdidiyle karşı karşıya olan İsrail’i, normal boyutlarının üstünde
aşırı şişirerek ölçüsünü kaçırtan ABD, muhtemeldir ki desteğini çekerek
İsrail’in aklını başına yine getirmek zorunda kalacaktır. Çünkü Trump ile
mevcut varlığı bileşkesinde, irrasyonel bir noktaya taşınan ABD siyaseti,
giderek otokontrolünü de kaybetmektedir.

Bu bağlamda ülkenin ılımlı, barışçıl ve tradisyonel
Demokrat kanadı, Siyonist, Masonik ve saldırgan emperyalist sivri uçlarını
acilen tasfiye etmek zorunda kalacaktır. Çünkü bir Dünya harbiyle geleceğin
karardığı bir döneme girildiğinde, Federallerini de bir arada tutması artık
mümkün olamayacak ve önce de Amerika Birleşik Devletleri tarihe karışmış
olacaktır. İşte ABD’li rasyonel aydınlar da bu durumlarının farkındadırlar
kuşkusuz. Ve bu durum aynı bileşkede ABD’nin yeni bir birleştirici
yapılanmasını da zorunlu hale getirmiştir.

Aynı bağlamda ilk önce de içlerindeki Siyonist takımının
kendilerine çeki düzen vererek ortak menfaatler adına İsrail’e kontağı
kapattırıp, el frenini çektirmeleri gerekmektedir. Ki Dünya Harbi şimdilik
olmasın ve yeni bir bahara ertelensin. Nasıl olsa ABD’nin tek varlık nedeni
olan Dünya ticaret birimi kabul edilen Doları da sıfırlanıp tedavülden
kalkınca, bu bahar ister istemez öne çekilecektir.

Doların bir arada tuttuğu Federallerin, birliği tek etmesi
mümkün değildir öngörüsünde bulunan Siyonist yazar Rubin Efendiye göre Doların
iflası da mümkün değilmiş anlaşılan. Lakin her şeyin sonrası da düşünülmelidir.
O zaman da bu çözülmeyi aslında Rubin’in de öngördüğü kendiliğinden anlaşılır.
Öyleyse ‘ey Amerika! Ulusal bir ortak kader, ananeler ve kardeşliğin manevi
gücünün birleştirdiği, ayrı olsalar da her zaman bir araya toplayacağı Kızıl
Elma ile senin her ferdi ayrı telden çalan kampüs mevcudiyetin, nasıl bir
tutulabilir???’ . Hadi gel de sorma şimdi.

Türk olmak; ortak manevi değerlerle bütünlenen bir
yaratıcıya da duyulan aşktır. Ve insanoğlu var kaldıkça da var olacak ve asla
tükenmeyecektir. Herkes önce kendi bulaşığını, çamaşırını yıkayacak, kendi
söküğünü, yırtığını dikecek, aynada suratına bakıp kendisine çeki düzen verecek
ki; sonra da o bir arada oturup konuşarak anlaşabilelim. Sadece bizde değil,
Dünya genelinde ki siyasa arenasında da bu yaklaşımı görebiliyor musunuz? Hiç
sanmıyorum!

İnce’nin, Erdoğan’ın popülizm tuzağına düşmemesi gerekir.
Hatta akıllı olup Erdoğan’ı kendi popülizmi ile içinde bulunduğu ve çıkışı
olmayan tünelde baş başa bırakmalıdır. Şayet Erdoğan’ın provokasyonlarına
kapılır da ayak uydurmaya kalkarsa oyuna gelmiş olur ve finişi göğüsleyemez.
Oysa Erdoğan’ın popülizm den başka da bir kozu yoktur. Ve onunda modası
geçmiştir, prim ödeyeni de yoktur artık.

Yani İnce ciddi olup öyle de kalıp, kanıt, belge ve
manifesto dosyalarıyla dolaşmalı ve toplum önünde irticalen konuşurken de, sık
sık gerçek belgelere müracaat etmeli, aslen de dinleyiciyi eğitmelidir. Esasen
öğretmen olduğu için bu da kendisine yakışır hani. Ayrıca Cumhurbaşkanlığı gibi
Devletin en büyük kademesinin adaylığında, itibarının artmasını da sağlar. O halde,
her türlü ahlaksızlığın yine yaşanacağından adımız gibi emin olduğumuz
seçimlere giderken, aman dikkat!!! Zira tek güç millettir. Öyleyse milletin
kalbini, mantığı ile birleştirmenin önünü açarak ekseriyeti kazanmak esas
alınmalıdır.

Şimdilerde ise ‘Yıllarca biz yeşili beton yaptık, haydi
gelin yeşili şimdi birlikte yapalım’ mealinden başka da bir açıklaması olmayan
Erdoğan imzalı propaganda zarflarını adreslerimize yollayarak oy talep ediyor
büyük birader. Ve 16 yıldır kararttığı ülkemde yakın gelecekte – herhalde
seçimi kazanınca demek istiyor – güneşi birlikte göreceğiz masalı anlatıyor.
Biraz daha sula da toprak da yıkansın bari.

Sanki uyumaya hazırlanan minik bebeleriz de bize ninni
söylüyor. Hangi Güneş! Güneş mi kaldı 16 yılda yurduma örttüğünüz kara
çarşafların ardından yine de parıldamaya çalışıyor mübarek. Ben Avrupa malını
Avrupa’da, muadili olan Türk malını da Türkiye’de kullanmayı yeğlerim. Zira
bunun aksi olursa bilirim ki müsait bir yanıma batan cari açık kazığını
yemişimdir. İyi de muadili nasıl olacak, hangi patent ve fabrikayla AB ayarı
milli ürün yapacağız. Nerede en sıkıntılı ve yokluk içinde, harp sonrası
Atatürk döneminde sahip olduğumuz o emsalsiz milli ekonomimiz.

Bir de kalkınmaktan bahsediyorsun. Ne ki sizin bundan
anladığınız, önce yandaşlarını kalkındır ki onlar da seni şişirsin. 16 yıldır
böyle olmadı da, acaba ben mi sallıyorum. Milli Fabrika mı, milli kaynak mı
bıraktınız ülkede. Utanmadan şimdi milli kalkınmadan, adil düzenden
bahsediyorsunuz. Sanki 16 yıldır milli olan ne varsa yok etmemiş, samanına
kadar ülkeyi sıfırlamamışsınız gibi. Her şeyi bırakalım da insan denen istisnai
varlıkta, hiç olmazsa biraz utanma olur da çeker artık elini beceremediği siyasetten.
Yerinde olsaydım kendi adıma, çoktan delikanlı olup istifa etmiştim.

Son günlerin hoşuma giden en isabetli kelamı İnce’nin
‘Erdoğan bize, siz hiç köprü, yol yaptınız mı diye sordu. Ben de ona sen hiç
şeker Fabrikası yaptın mı diye soruyorum’ oldu…






























Serendip Altındal

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir