Cialis 20 Mg Cialis Viagra Satış Cialis 5 mg Viagra sipariş elektronik sigara


ÖMER FARUK ERTEM
: DEVLET ADAMI NASIL OLUNMAZ ??


Ülkemizin, Devletimizin,
aynı bayrak altında yaşayan milyonlarca yurttaşımızın ve çocuklarımızın
geleceğini güvence altına almak, birliği ve beraberliği üzerine oynanan
oyunları bertaraf etmek adına, vatanımızın bölünmez bütünlüğünü tıpkı Kurtuluş
Savaşımızda haykırdığımız gibi, yeniden tüm emperyalist sömürgen ülkelere
tekrar haykırmak ve hatırlatmak üzere son derece önemli bir harekat olan Barış
Pınarı Harekatı’nı başlattık. Allah Devletimizin, Milletimizin ve
Mehmetçiğimizin yardımcısı olsun.



Türkiye’nin güney sınırında oluşturulmaya çalışılan terör koridorunu yok etmek
ve Suriye’nin kuzeyinde güvenli bölge oluşturmak ise bu harekatımızın haklı ve
meşru dayanağının temel amacıdır. Ki bu durum, safha safha bu aşamaya gelinceye
kadar ulusal ve uluslararası tüm platformlarda, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin
Cumhurbaşkanı başta olmak üzere konuyla ilgili tüm kurum, kuruluş ve
yetkilileri tarafından sürekli yazılı ve sözlü olarak deklare edildi.



Ve tabii ki, beni hiç de şaşırtmadığı üzere, hemen akabinde AB ülkeleri, ABD,
İran ve Arap Birliği ülkeleri derhal (!) bu harekatın durdurulması ve teröre
karşı yapılan meşru engelleme operasyonumuzu/ harekatımızı “işgal”
olarak tanımlayıp, kınama kararları çıkardılar. Ve sırasıyla sözüm ona NATO
bünyesinde müttefiklerimiz(!) olan başta Almanya, Fransa olmak üzere, Norveç,
Hollanda, Finlandiya ve diğerleri sıraya girerek, silah satışlarında ambargo
uygulama kararları aldılar. Kolay gelsin.



Tabii ki haklılar. Zira son 40 yıldır özene bezene ördükleri, Irak’ın kuzeyinde
oluşturdukları uçuşa yasak bölge ile devreye sokulan Çekiç Güç, STK Destekleri,
İnsani Yardımlar vs perdelemeleri ile büyüttükleri ve nihayet tüm Güney
sınırımız boyunca ele avuca gelen terör koridoru ve sonrasındaki terör devleti,
yaptığımız “Barış Pınarı Harekatı” ile bir anda paramparça oldu. 40
yılın emeği bir başka “gelmeyecek olan” bahara kaldı. Dolayısıyla bu
bağırış çağırış kendileri açısından acınacak bir haykırıştır. Zira, on yıllarca
bu ülkelerin verdiği mayınlar, silahlar, mühimmatlar, parasal destekler, bize
on binlerce şehide, yaralıya, yaklaşık 500 milyar dolarlık ekonomik kayba neden
oldu. Ülkemiz aleyhine yapılan organizasyonlarda kendi ülke sınırlarında
verdikleri her türlü fiili yardım ve yataklık da cabası. İşte tüm bu çirkin
oyun ve sahne yerle yeksan oldu. Çünkü kuramadılar, kurduramadılar. Bunların
niyetini, asıl amaçlarını görmemek, anlamamak en masum tabiri ile ahmaklık ve
saflık olur. Görmemek ve anlamamakta ısrar etmek ise, bu kurulan oyuna destek
ve payanda olmaktır. Bizi şaşırtmadı, üzmedi.



Ancak, bizi üzmekten, şaşırtmaktan da öte, ciğerimizi yakan, hatta göz yaşı
dökmemize neden olan bu haklı harekatımızı adeta ” yapılmaması gereken bir
yanlış harekat” konumuna sözleriyle düşüren biri var. Ki kendisi Devlet
Başkanı makamında oturuyor.



Bahse konu zat, KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı. Bu haklı ve meşru
harekatımıza karşı, düşünmüş/ taşınmış, saatler harcamış, ne yumurtlayabilirim
diye zaman harcamış ve nihayet bulmuş. Bu Devletlü Zat-ı Muhterem bakın ne
buyurmuşlar okuyalım;

“1974’de biz adına Barış Harekatı desek de bu bir savaştı ve akan da
kandı. Şimdi Barış Pınarı desek de akan su değil kandır. Bu nedenle bir an önce
dialog ve diplomasinin devreye girmesi en büyük dileğimdir.”



Bir Devlet Başkanı düşünün ki, oturduğu makamın varlık nedeni, önünde poz
verdiği bayrağın varlık nedeni, kendi halkının can-mal-namus güvencesi ve
özgürlüğünün hayat sürmesinin yegane nedeni o tam yürekten diyemediği, yarım
ağızla güya hümanist bir davranış zannederek AB ve diğerlerine hoş görünmek adına
adeta önemsemez bir duygu ile sözünü ettiği ” Şehitlerimizin
Kanıdır”.



Bulunduğu makamın, temsil ettiği halkın, yaşadığı toprakların tarihsel,
sosyolojik, psikolojik derinliğinden ve gerçeklerinden bu kadar uzak ve bu
kadar bihaber mi olunur?



45 yıldır ( hatta 1974’ün 10 yıl öncesinden başlarsak 55 yıldır ) oradaki Türk
soydaşlarımızın yaşamış olduğu zulüm ve soykırımı, tarihsel süreç içinde
dayatılan onca izolasyon ve kültürel kıyımları, ve hala tanınma noktasında hem
bizim Türkiye olarak hem de sizin KKTC olarak hangi zorlukları göğüslediğimizi
bilmiyor musunuz?



Sizin ve sizi seçen Kıbrıs Türk Halkı’nın soykırıma uğramamasının, bugün özgür
bir halk olarak kendi bayrağınız altında yaşamanızın, tüm bunların ve dahi
fazlasının tek nedeni, sizin de mensubu olduğunuz Kıbrıslı Türk Soydaşlarımızın
EOKA’ya, ENOSİS’e kurban edilmemeniz için “DÖKÜLEN O KANLARDIR”.



Evet, yarım ağız ile söyleyip de küçümseniz de, ve içten içe onaylamasanız da o
harekatın adı ” Kıbrıs Barış Harekatı”dır. Ve akıl ve vicdan sahibi,
mankurtlaşmamış temiz yürekler tarafından da hep öyle anılacaktır.



Bu muhterem zata sormazlar mı; o oturduğunuz makam ile önünde durduğunuz bayrak
için dökülmedi mi o kanlar? Madem diyaloğa bu kadar önem veriyorsunuz 45 yıldır
neden bir adım atılmadı Kıbrıs’ta? Madem diyaloğu öne çıkarıyorsunuz, siz bu
güzel düşüncelerinizle çözebildiniz mi Kıbrıs’ı da akıl veriyorsunuz, varlık
nedeniniz olan ülke Türkiye’ye?



Sizin bu düşüncenize göre akan kandır madem, akmasın diye Kıbrıs’a
gitmemeliydik, oradaki sizin de mensubu olduğunuz Türk soydaşlarımızı
kaderlerine bırakmalıydık öyle mi? Belki de size göre biz, madem ki kan akacak
diye, Kurtuluş Savaşımızı da yapmamalıydık. Öyle ya kan akmamalı. Aman kimseler
ölmesin, çözüm hep olmuştur !



Bu sizce günümüz Dünyasında geçerli mi? Hiç mi görmüyorsunuz, duymuyorsunuz,
konuşmuyorsunuz danışmanlarınızla, bakanlarınızla? Dünya üzerindeki hangi kirli
oyunlar diyalog ve diplomasiyle barış içinde sonuçlandı? Sadece öteleme ve halı
altına süpürme işlemi yapılır. O da yeniden ısıtılacağı ve gündeme alınacağı
bir başka zamana kadar.



Buyurun size taze bir konu.

Doğu Akdeniz’de Mavi Vatanımızda, hem bizim hem Kıbrıs Türk Halkı’nın siyasi ve
ekonomik hakları gaspedilmek isteniyor. Biz sorunu hakkaniyetle çözelim
diyoruz, konuya dahil hiç bir devlet yanaşmıyor. Eee diyalog istiyoruz
gelmiyorlar.



Sizce sonu nasıl bitecek, bu konuda bir hazırlığınız var mı? Yoksa yine bize mi
soracaksınız, gelmiyor musunuz diye?



Veya sizin düşüncenize göre; aman kan olmasın da diyalog/diplomasi falan filan,
biraz oyala, ver kurtul at kapağı AB’ye mi olmalı. Güzel iş.



Bir devlet adamının nasıl olmaması gerektiğinin son derece açık ve net şekilde
vücut bulmuş halinizle, sizi Kıbrıslı kardeşlerimize havale ediyorum. Onlar
mutlaka gereken tepkiyi verecektir. Çünkü dökülen o kanlar, Onları da
bağlar. 



Lütfen özür dilemeyin. Demeç verip, mesaj yayınlamayın. O makamın, o bayrağın
ve o vatanın daha fazla zarar görmemesi için istifa edin. Zira Türkiye gibi
size yar ve can olan bir babayı, şahıs olarak  düşünce ve sözlerinizle
kaybettiniz. Çünkü yürüdüğümüz yolda, çakıl taşlarına dahi tahammülümüz yok
artık. 


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

deneme bonusu veren siteler | hd film izle | film izle | film izle | 4k film izle | bets10 giriş

cialis 5 mg viagra satın al Elektronik Sigara https://wwv.stag9000.shop http://umraniyetip.org/anadolu-yakasi/maltepe-escort/ perabet novagra satın al viagra satış