MUSTAFA SOLAK : BÜYÜK
TAARRUZ’DAN TÜRK-AMERİKAN SAVAŞI’NA


26 Ağustos 1922 Cumartesi sabahı artık düşmana taarruz
emrini verir. Büyük Taarruz, diğer savaşlardan farklı olarak saldırı savaşıdır.
30 Ağustos 1922 tarihine kadar 4 gün süren çetin bir savaş yapılır. Bu aşamaya
“Başkomutanlık Meydan Savaşı” adı verilir.


Bugün de savaşıyoruz; fakat bocalıyoruz. İktidarın ABD ile
zıtlaşmalarına kimimiz, benim de katıldığım “savaş” diyor, kimi de “danışıklı
döğüş”, kimi de “geçici kavga” olarak yorumlamaktadır. Ülkemiz, iktidarın tüm
yalpalamalarına, tutarsızlıklarına rağmen ABD ile savaştadır. Bu savaşın
göstergeleri nelerdir? Bazılarını sıralayım:


1. ABD, PKK’ya 5 bin
tırdan fazla silah verdi. En son hava savunma kalkanı verdi. Suriye’nin, IŞİD’in
uçağı olmadığına göre bu uçakların Türkiye için verildiği ortada.


2. 15 Temmuz 2016’da
ABD güdümlü FETÖ darbesi yaşandı. Bazılarımız gündüz darbe mi yaşanır” diyerek
hemen bunun darbe olmadığını düşünse de Gülen’in ABD’de yaşadığı, Afrika, Orta
Asya’daki ABD denetim bölgelerinde okullarına izin verilmesini, Gülen’in
“ABD’nin dünya gemisini yönettiği”ne yönelik sözünü akıllarına getirmez.


3. Fırat Kalkanı, Afrin
Harekatlarına ABD engel olmak istedi.


4. Doğu Akdeniz’de ABD,
İsrail, Yunanistan ve Güney Kıbrıs askerî tatbikat yapıyor. IŞİD’e, korsanlara
karşı mı?


5.  ABD, Türkiye’ye ambargo uyguluyor.


6. ABD Başkanı Donald
Trump’ın Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton, “Türkiye Brunson’ı koşulsuz
serbest bırakırsa, döviz krizi hemen sona erebilir” diyerek, dolarda yaşanan
yükselişin ekonomik değil ABD kaynaklı olduğunu itiraf etmiş oldu.


Emperyalizmi yani dünyanın en büyük gericisi ABD’yi,
niyetlerini anlamadan günümüzü anlamlandıramayız. ABD, Türkiye üzerinden
Avrasya’yı frenlemek istiyor. Çin’in 65 ülkeyi kapsayan “Kuşak ve
Yol” girişimi ABD’nin dünya sömürüsüne engel.


Dugin’in vurguladığı üzere ülkemiz PKK, FETÖ, IŞİD
işgalinden döndü. Hatalara rağmen FETÖ, PKK’nin üzerine gidiliyor.


Sıcak paracı, faize, ranta, inşaata dayalı borçlanma
ekonomisini terk etmeli, üretim ekonomisini yerleştirmeliyiz. Özelleştirilen
kurumlar (Telekom, Tekel, Petkim, Petrol Ofisi, limanlar, bankalar, fabrikalar
(şeker, tütün fabrikaları vb) ) kamulaştırılmalıdır. Beşar Esad ile bir an önce
barışılmalı, bölge ülkeleriyle askeri, ekonomik bağlar geliştirilmelidir.
Hükümet bu noktalarda tutarlı davranmıyor ama muhalefette de belirttiğim
politikayı savunan az. Hala “ABD’nin en iyi müttefiki AKP değil, ben olurum”
diyen siyasetçiler var.


 Sadece hükümeti
görür de kimi muhalefetin emperyalizme karşı tutarsız, hatta işbirlikçi
görmezsek bütün yığınağı hükümete yaparsak ABD’ye karşı kararlı politika
üretemeyiz.  Muhalefet emperyalizmin
“Türkiye’de insan hakları yok, barış yok, adalet yok, Türkiye Suriye’de
bataklıkta” söylemlerini benimser, Esad’ı “diktatör” görmeye, “Çin’i, Rusya’ya
karşı yerimiz Atlantik’tir” demeye devam ederse, kör Erdoğan karşıtlığı milleti
ABD’den medet ummaya yöneltir. Emperyalizme karşı birleşemez.


Milletimizi iç ve dış tehlikelere karşı uyarmak ve
birleştirmektir. Bunlar nedir?


Irak, İran, Suriye gibi bölge ülkeleri ve ABD’ye direnen
Asya ülkeleriyle birliktelikler kurmak,


Askeri okul ve hastaneleri açmak,


Ordumuza karşı psikolojik savaşa izin vermemek,


iç piyasada döviz yerine TL’yi kullanmalı, yerli üretime
yönelmeli,


Laikliği, ulus ve ulusal devletin temeli olduğu
noktalarıyla da önemsemek.


30 Ağustos’un anlamı budur.


Bunun yanında 26 Ağustos tarihli Büyük Taarruz’un
başlangıcını Malazgirt Zaferi’nin gölgesinde bırakmak da doğru değildir.
Malazgit de bizim Büyük Taarruz da; fakat millete dayanan, laik tarih
anlayışının yerine İslamcı tarih anlayışının yerleştirilmesine izin vermeyiz.


TARİHÇİ-YAZAR


MUSTAFA SOLAK


E-POSTA : solak81@outlook.comM