Mustafa Solak : Andımız’ın kaldırılması bir
tiyatro mu


08.10.2013 tarih ve 28789 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak
yürürlüğe giren Milli Eğitim Bakanlığı İlköğretim Kurumları Yönetmeliğinde
Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 1. maddesi ile Milli Eğitim Bakanlığı
İlköğretim Kurumları Yönetmeliği’nin 12. maddesinde yer alan “Öğrenci Andı” kaldırılmıştı.
Andımız “ırkçı”
bulunmuştu.


ANDIMIZ “IRKÇI”
DEĞİLDİR


“Andımız” ilkokul öğrencilerinin vatan, millet, cumhuriyet kavramlarını
pekiştirmek, için okutuluyordu. Üstelik birçok devlette benzer uygulamalar
vardı. ABD’de okullara giderseniz sabahları çocukların “ABD’nin bayrağına ve o bayrağın
simgelediği cumhuriyete bağlı kalacağıma, herkese özgürlük ve adaletle;
tanrının gözetiminde, bölünmez, tek ulus için ant içerim” 
sözleri
vardır.


Atatürk döneminin Milli Eğitim Bakanlarından Reşit Galip
Bey Andımız’ı yazdı.


ANDIMIZ’IN
ÖYKÜSÜ VE BİRLEŞTİRİCİLİĞİ


Reşit Galip’in 23 Nisan 1933’te çocuklarına yazdığı andı,
Çocuk Haftası’nı açış konuşmasında okumuştu. Bakanlıkça yayımlanan bir genelge
ile okullarda bu ant sürekli hep bir ağızdan okutuldu.


Andımız’ın işlevi öğrencilere, Türk Milleti’nin çağdaş bir millet
olarak yaşaması yolunda bağımsızlık, vatan, cumhuriyet, milli birlik,
ilerlemek, sevgi, saygı hususlarında ideal aşılamaktı. Bu ideale, 1933 yılında “Andımız” şöyle
yansımıştı:


“Türküm, doğruyum, çalışkanım.


Yasam; küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu,
budunumu özümden çok sevmektir.


Ülküm; yükselmek, ileri gitmektir.


Varlığım, Türk varlığına armağan olsun.”


1972’de “budunumu” kelimesi “milletimi” olarak
değiştirilirken “Türküm,
doğruyum, çalışkanım”
diye başlayan cümle ile sonra yer alan “Ne mutlu Türküm diyene” cümlesi
eklendi:


1997’de şu şekli aldı:


“Türküm, doğruyum, çalışkanım.


İlkem; küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak, yurdumu,
milletimi özümden çok sevmektir.


Ülküm; yükselmek, ileri gitmektir.


Ey büyük Atatürk!


Açtığın yolda, gösterdiğin hedefe, hiç durmadan
yürüyeceğime and içerim.


Varlığım, Türk varlığına armağan olsun.


Ne mutlu Türküm diyene!”


Dolayısıyla Andımız Atatürk’ün “Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türkiye Halkına Türk Milleti denir”
tanımında ifadesini bulan, ırka ve ümmete dayanan millet tanımı yerine
coğrafyaya, yani siyasal aidiyete dayanan millet tanımını yansıtmaktadır. Bu
yönüyle Andımız birleştiricidir.


Önce Eğitim İş, daha sonra Türk Eğitim Sen’in Milli Eğitim
Bakanlığı’nın Andımız’ın okutulmasını kaldıran düzenlemenin iptali
istemiyle açtığı davalar sonucu Danıştay 8. Dairesi, ilköğretim okullarında
uygulanan Öğrenci Andı’nı kaldıran yönetmelik hükmünü iptal etti. Adalet
Bakanı Abdulhamit Gül, “Anayasamıza
göre Danıştay, yerindelik denetimi yapamaz, idarenin yerine geçerek karar
veremez”
diye tepki gösterdi. AKP Yozgat Milletvekili
Bekir Bozdağ da Danıştay için “Hukuka
uygunluk denetiminin sınırlarını aşmış, kendisini yürütmenin yerine koymuş,
yürütmenin takdir hakkını yok saymış, dahası yürütmenin takdir yetkisini bizzat
kullanmıştır”
ifadelerini kullandı.


DANIŞTAY’DAN
HUKUK DERSİ


Oysa yürütmenin takdir hakkının da sınırı
vardır. Danıştay’dan “Öğrenci
Andı”
kararında bu hakkın kapsamına dair sarf ettiği
cümlelerle iktidara hukuk dersi verdi. Danıştay, kararında, Anayasa’nın 10.
maddesinde yer alan eşitlik ilkesinin görünümlerinden biri olan düzenli idare
ilkesi gereği idarenin düzenleme yetkisine sahip olduğu alanlarda hukuka uygun
olan uygulamayı sağlamak adına objektif düzenlemeler yapması ve istikrarlı
uygulamalarda bulunması gerektiğini belirtti. Fakat idarenin haklı bir neden
olmadan yerleşik, istikrar kazanmış uygulamalarından ayrılmasının sahip olduğu
serbestiyi düzenli idare ilkesine ve bu ilkenin bağlı olduğu eşitlik ilkesine
de aykırı buldu. Dahası öğrenci andının 1933’ten bu yana uygulandığı
kaydedildi. Metinde yer alan kavram ve ilkelerin Anayasa’da anlamını bulan
kavram ve ilkeler olduğu, milli eğitim sisteminin kanun ve yönetmelikle
belirlenen, düzenlenen temel amaçlarını ortaya koyduğu belirtilen kararda, şunu
da dile getirdi:


“İdari
istikrar oluşturacak biçimde çok uzun zamandır bütün devlet okullarında ve
hatta özel okullarda genç nesillerin anayasal vatandaşlık temelinde aidiyetini
güçlendiren ve öğrencilerde değer oluşumuna katkı sunan ve her sabah ders
başlamadan önce okutulması şeklinde uygulanan öğrenci andının kaldırılması, ancak
bu değişikliği hukuka uygun kılacak bir bilimsel gerekçeye dayanması halinde
olanaklıdır. Aksi tutum, idarenin sahip olduğu düzenleme yetkisini ve takdir
hakkını hukuka uygun kullanmadığı anlamına gelecektir.”


Öğrenci Andı’nın uygulanmaya başlamasından itibaren dayanağını
teşkil eden anayasal ve yasal kurallarda bir değişiklik olmadığı gibi bu
kuralları şekillendiren ve metinde de yer alan toplumsal değer yargılarının ve
ilkelerin değişmesinin de mümkün olmadığının aktarıldığı kararda, şu tespitlere
yer verildi:


“Dava konusu
kararı hukuki bir zemine oturtacak, idarenin takdir hakkını ve düzenleme
yetkisini kamu yararı ve hizmet gerekleri uyarınca kullandığını ortaya koyacak
yeterli bilimsel gerekçenin bulunmadığı, Türk Devletini ve milletini ebediyete
kadar yaşatacak, çağdaş uygarlığın ve medeniyetin ortağı ve öncüsü yapacak,
toplumun ve kişilerin refah, huzur ve mutluluğunu sağlayacak yeni nesillerin
yetiştirilmesi olan milli eğitim sistemimizin temel amaçlarını
gerçekleştirmesini içeriği itibarıyla sağlamaya yardımcı olabilecek nitelikteki
öğrenci andının kaldırılmasına ilişkin değişikliğin haklı ve hukuksal temellere
dayandırılmadığı anlaşıldığından dava konusu düzenlemede hukuka uyarlık
görülmemiştir.”[*]


Özetle Danıştay idareye şu mesajları verdi:


1. Haklı bir neden olmadan yerleşik, istikrar kazanmış
uygulamalardan ayrılmak, düzenli idare ve eşitlik ilkelerine aykırıdır.


2. Toplumsal değer yargıları değişmediği sürece Andımız
okunmalıdır.


3. Andımız, genç nesillerin anayasal vatandaşlık
temelinde aidiyetini güçlendirmektedir.


4. Andımız, Türk Devletini ve milletini, çağdaş
uygarlığın ve medeniyetin ortağı ve öncüsü yapacak ve milli eğitim sistemimizin
temel amaçlarını gerçekleştirecektir.


Aslında bu maddenin de özeti; “Türk milletinin, bütünlük içinde ve çağdaş uygarlığın gereğine
uygun varlığını sürdürebilmesi için Andımız gereklidir.”


Danıştay, gerekçeli kararıyla Andımız’ın ırkçı olmadığını, milli
birliği pekiştirdiğini dile getirmiş oldu.


AKP HER ŞEYE
MUKTEDİR Mİ?


Danıştay’ın kararı üzerine bir kısım vatandaş da şu tür cümleleri
kuruyor:


“Bu karar
tamamen serbest bırakılan rahiple ilgili güya ‘yargı bağımsız’ diyecekler.
Niye şimdi verildi böyle bir karar?”


“‘Türkiye
vatandaşı olan herkese Türk denir’. Bunda bir sorun yok; fakat bu karar yargı
bağımsızlığına güven sarsıldığı için alınmışa benziyor, danışıklı dövüş.”


“İttifak
kurduğu MHP’nin ağzına çalışmış bir parmak bal.”


Özetle bu tür değerlendirmelerde bulunanlara göre AKP, her şeyi
kendi denetiminde yürütüyor. Rahip Brunson’un serbest bırakılması da planlı,
Danıştay’ın kararı da planlı. Yani yaşananlar tiyatro.


Oysa MHP
karara sahip çıktığını göstermek için, Twitter hesabından genel merkezlerine
asılı olan Andımız’ın yazılı olduğu metni ve Atatürk’ün “Ne mutlu Türküm diyene” sözünü
paylaştı. Tiyatro olsa, iktidarı kızdıracak bu hamleyi yapmasına gerek yoktu,
sessizce yaşananları izleyebilirdi.


Tiyatronun ikna gücünü artırmak içinse, bu durum AKP’nin
sıkışmışlığının, yani çaresizliğinin de büyük olduğunu, dolayısıyla her şeyi
planına uygun yürütemediğini göstermiyor mu?


Tiyatro bile olsa neden tiyatro oynadığının gerekçesi olmalı.
Demek ki AKP, her şeye muktedir değil.


MHP’nin bu tavrı, yerel seçim öncesi kurulan ittifakın gözden
geçirilmesine, sona ermese de bağın zayıflamasına, AKP ve MHP’nin birbirlerine
güvensiz yaklaşmalarına neden olmayacak mı? MHP, bunu hesaplamamış olabilir mi?


Bu durum, MHP’nin Türk Milleti’nin, tabanının taleplerini belli
ölçüde dikkate almak durumunda olduğunu göstermiyor mu?


Dahası iktidar yandaşı Eğitim Bir Sen, Danıştay’ı protesto etmek
için 81 ilde basın açıklamaları yapacağını duyurdu. Tiyatro diyenler buna “tiyatronun etkisini güçlendirmek için
yapıyorlar”
mı diyecek acaba?


İktidar da “temyiz
yolu açık”
dedi.


AKP’NİN HER
ŞEYE GÜCÜ YETİYORSA NİYE MÜCADELE EDİYORUZ?


Soru garip gelebilir. “Mücadele
etmeyelim mi!”
diyebilirsiniz. Yaşanan her şeyi AKP’nin
planladığını düşünen, Türkiye’yi de tiyatro sahnesine dönüştüren anlayış
aslında AKP’nin ne kadar kuvvetli olduğunu ballandırarak anlatmış oluyor. “AKP o kadar güçlü ki sendelemez,
sendeliyorsa bile bildiği vardır, ne yapsak boş”
mesajı
veriyorlar. Ben de soruyorum:


Ne yapsak boşsa neden mücadele ediyoruz?


Neden yerel seçimlere hazırlanıyoruz?


Bu soruları kendimize soralım ve millete yılgınlık aşılamaktan
vazgeçelim. Kendi gücümüzü de görelim. Tamam her şeyi istediğimiz şekle
büründüremiyoruz ama örneğin Andımız için Eğitim İş, Türk Eğitim Sen’in
iptal davaları, ADD, CKD, TLB gibi kurumların imza kampanyalarını, mücadelelerini
neden hiçe sayıyoruz! Danıştay kararında “Türk
Devletini ve milletini ebediyete kadar yaşatacak, çağdaş uygarlığın ve
medeniyetin ortağı ve öncüsü yapacak”
derken bu kurumların
mücadelelerini yansıtıyor. O mücadeleler Danıştay’ın kararında belli ölçülerde
etkili oldu. Hukuk dediğiniz hukukçular arası iş değildir. Hukuk, toplumun
istencinin kurallaşmış halidir. Hukuk, milletin isteğini dikkate almıştır.
Verdiğimiz mücadeleler milletin isteğini hukukçulara hatırlattığı için hukuksal
kararlarda etkilidir. Yanisi şu ki bu kararı alınmasında bu mücadeleyi
verenlerin önemli payı vardır. Gücümüzü görelim, moralli olalım.


HAYAT
DİYALEKTİK İŞLER


Hayat diyalektik işliyor. AKP, 16 yılda cumhuriyetin ekmeğini
yedi, fabrikaları, tesisleri sattı, ülkeyi betona gömdü, üretimden vazgeçti.
Şimdi ekonomik krizin içindeyiz. Bu kriz de AKP’nin tiyatro gösteri değil
heralde. Demek ki AKP’nin her şeye gücü yetmiyor. Ülkeyi istediği gibi
yönetemiyor, sendeliyor. AKP’ye olduğundan fazla güç vehmederek AKP’ye karşı
verilen mücadelelerin işe yaramadığı algısı üzerinden yılgınlık aşılamayalım.
AKP’yi güçlendirmeyelim,


Unutmayalım ki Türkiye,
AKP’den büyüktür.


Mustafa
Solak


Odatv.com


[*] “Danıştay’dan ‘Öğrenci Andı’ kararı”, Habertürk, 18.10.2018,
erişim tarihi 19.10.2018, 


LİNK : https://www.haberturk.com/danistaydan-ogrenci-andi-karari-2183617fbclid=IwAR0gBS0d_o4qBAw7odnSRt6u4IFTZwOIpsluDYQjK_hena6eEijvGCn_K9I