ANALİZ & ARAŞTIRMA DOSYALARI

ERK ACARER :
ABDÜLHAMİD’İ ANLAMAK HER ŞEYİ ANLAMAK OLACAKTIR !

“Ben geçmişimi dürdüm büktüm çöpe attım” diye serzenişte
bulunur. Ancak 22 Mart 1951’deki polis baskını öyle olmadığını gösterir.
İstanbul Emniyeti Taksim Pire Mehmet Sokağı 14 numaralı apartmanda rulet
masaları etrafında aralarında Zurnik ve kumarhane sahipleri Seyfi ve Fevzi
Gürel kardeşlerin de olduğu 19 kişiyi yakalar. Esas sürpriz mekânda Büyükdoğu
Dergisi’nin sahibi ve başyazarı Necip Fazıl Kısakürek’in bulunmasıdır. ‘Üstat’
“Komplo” der “Buraya mecmuama kumar aleyhinde haber yazmak için gelmiştim. ”

Kumar borcu namus borcu mu yoksa?

“…Benim yaptığımı yapanlara hükümetler ve rejimler
servetlerini ve nimetlerini yağdırır. Bütün bunlara karşı 15 bin lira zarar
çarpıtılmış ve daha nice kasıt ve sabotaja karşı yalnız bırakılmış olarak
sürünmekteyim…” ’Üstat’ 26 Aralık 1956’da Başbakan Adnan Menderes’e bunları
yazar. 14 Hazıran 1958’de muhalefeti çürütücü ‘muazzam bir içerik’ için
indirime gider: “Reklam ve sair ihtiyaçlarım için 10 bin lira lütfedilirse…
Ayda 6 bin lira tahsis olunursa… Bütün muhalefet matbuatını saf fikirle
çürütücü muazzam bir içtimai ve edebi ideoloji bina edici kaalara ve yüreklere
nüfuz edici bir mecmua kuracağıma emin olunabilir…”

Aldım ama niye aldım bir sor

Mektuplar Yassıada ‘örtülü ödenek davası’ ile birlikte
okunursa daha anlamlı hale gelir.

Rasih Nuri İleri’nin ‘Örtülü Ödenek’ kitabındaki ‘Yassıada
tutanakları’ sadece alınan büyük parayı değil kirli medya-iktidar ilişkilerini
de deşifre eder:

“…Mahkeme Başkanı: Örtülü ödenekten size muazzam yardım
yapılmış. Nasıl oldu hangi sebeple hizmete mukabil aldınız?

Kısakürek: İzin verirseniz notlarıma bakayım…

Rakamlar tutanaklarda geçer:

“…Başkan: Cem’an ne kadar oluyor tahminen?

Kısakürek:140 bin lira civarında…”

Gerçekten de muazzam bir servettir. Örtülü ödenek eliyle
yetim hakkı ve biat ekmeği yiyen Kısakürek; maziye de saplanıp kalmıştır:
“Abdülhamid’i anlamak her şeyi anlamak olacaktır. ”

‘İki Türkiye’ kaybetti!

Derin bir polemiktir… Fakat somut tarih verileri gereksiz
tartışmalara yer bırakmaz. 1877-1878 yıllarında Ruslar’la yapılan ’93 Harbi’
sonucunda Osmanlı Sırbistan Karadağ Makedonya Romanya ve Bulgaristan’ı kaybeder
Edirne işgal edilir. Doğuda Erzurum’a kadar ilerleyen Ruslar Kars Ardahan ve
Batum’u alır. Savaş sonucunda imzalanan 3 Mart 1878 tarihli Yeşilköy
‘Ayastefanos’ Anlaşması’nda İstanbul’a Rus zaferini simgeleyen Ayestefonos
Abidesi dikilir. 1880’lere gelindiğinde ise Kıbrıs Tunus Mısır elden çıkar
Girit kaybedilir. Bir rekor dönemidir. II. Abdülhamid 622 senelik Osmanlı
tarihinde en çok toprak kaybeden padişahtır. Türkiye’nin iki katına denk düşen
1 milyon 592 bin 808 kilometre kare yitirilir.

Kendi serveti Alaman bankalarında

Devri aynı zamanda Galata bankerlerinden alınan paralarla
devletin en sağlam gelirlerinin adeta yok pahasına ipotek edilmeye başlandığı
dönemdir. Fakat Sultan henüz şehzadeliğinde tanıştığı danışman-tefeciler
sayesinde servetini arttırarak Osmanlı Bankası ile birlikte Deutsche Bank
Swissbank Kredi Lione isimli yabancı bankalarda tutar. II. Abdülhamid’e
atfedilen Ziraat bankası Emniyet Sandığı sanat mektepleri gibi imar
çalışmalarının pek çoğu da Mithat Paşa’nı esredir. Ne var ki ilk anayasayı yani
Kanun-i Esasi’yi hazırlayan kurulun başkanı olarak da görev yapan sabık
sadrazam Taif’e sürgün edilişinin 3. yılında zindanda öldürülür.

Uçuk-kaçık projeler

Sürgün saltanatının olmazsa olmazıdır. Paranoya
derecesinde şüpheci olan Abdülhamid ‘sansürcünün’ ağababası olarak bilinir.
Toplumun gölgesinden bile korktuğu günlerdir. Yıldız Saray’ına günde en az 2
bin jurnal gelir. Bunların büyük kısmını bizzat kendi okur. Burnu büyük olduğu
için ‘burun’ kelimesinin dahi sansürlendiği zamandır. Abdülhamid’in hakkı
Abdülhamid’e. Elbette Sultan ‘çok daha önemli işleri’ ile de gündeme gelir. Bir
marangozdur. Rom kafası ile tasarım birleşince ‘bazı olur-olmaz’ projeler de
aklına düşer. Sakarya-Sapanca-Marmara kanal tasarısı sanki günümüze ait bir
projeyi anımsatır! Tünel-i Bahri yani ‘Tüp geçit’ projesi de öyle.

Fakat bunların hiçbiri gerçekleşmez. Hasta Osmanlı can
çekişirken ortaya çıka çıka bir robot çıkar. 1889 yılında Japon İmparatoru Meji
Abdülhamit’e elçiler yollar. Ona bir krizantem hediye etmiş Osmanlı’nın ilim ve
teknik kapasitesini tanımak istediğini anlatan bir de mektup yollamıştır.
Sultan ‘aynı zamanda bir saat ustası olan’ Yenikapı Mevlevihanesindeki Derviş
Musa’nın kapısını böylece çalar. Ondan dev boyutta bir saat yapmasını ister.
Derviş insan şeklinde her saat ‘gong çalacak’ bir saat fikri ortaya atar.
Sultanın çok hoşuna gider. “Yalnız” der “Saat bası gong almak yerine ezan
okusun. ”

Alamet için hayal de diyen var gerçek de!

Robot bitip yollanınca adeta mest olur. Kendi etrafında
dönüp her saat başı ezan okuyan bir robot. İsmini yine Sultan koyar: ‘Alamet. ’
İşte Japon hükümdarı Osmanlı ilim ve teknolojisini bu robottan pay biçecektir.
Alamet Japonya’ya gönderilmek üzere gemiye bindirilir. Mazallah ’Aklı evveller’
günümüz Japon teknolojisini Alamete bağlamadan “Her şeyi aslında bu robot
sayesinde bizden aldılar” çıkışı yapmadan biz cümleyi bağlayalım. Sultanın
robotu Japon imparatoruna ulaşamaz. Çünkü gemi batan Ertuğrul Fırkateyni’dir.
Alamet’in Japon İmparatoru’na ulaştığı konusundaki olasılığın fazla olmadığı
üzerinde durulur. Robotun dönüşte batan Ertuğrul Fırkateyn’indeki diğer
hediyeler arasında unutulduğu rivayetlerden biridir.

Sultan Abdülhamid; ‘rahmetli’ roma teknolojiye paraya
projeye meraklıdır. Google’ı icat etmese de ’gerçek projesi ya da hayalindeki
bir robota’ ilham olur. Alamet; Google’da aratınca çıkıyor. Alamet; Bingöl’de
üretilen ihramlı ‘Hacı robot’ Konya’da 1 milyon TL bütçe ayrılan Mevlevi
robotun 3. kuşak atası. Bunlar hep batan gemilerin dön baba dönelim alameti
farikaları!

Anladık mı?

Ölümünün 100. Yılında Abdülhamid. ‘Üstat’ doğru söylüyor.
“Abdülhamid’i anlamak her şeyi anlamak olacaktır…” Çakma tarihi iki yüzlülüğü
yalanı uçuk kaçık projeleri ve sağın bir gıdım ileri gidemeyen müptezelliği ile
akıl sağlığını…


















































LİNK : https://www.birgun.net/haber-detay/abdulhamid-i-anlamak-her-seyi-anlamak-olacaktir-205629.html 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir