ANALİZ & ARAŞTIRMA DOSYALARI

Bal Arıları Ve Parlamenterler !..

Bal
arıları, mahlûkat-ı hayvanat grubunun zar kanatlı böcekler familyasının
apocrita alt takımının bal yapan iğneliler (apis mellifica) grubunun üyesidir.

Parlamenter
adını verdiğimiz saygın kişiler ise homo sapiens (bilen insan) olarak
tanımlanan beşeri canlılardır.

Bal
arıları, adına kovan denilen bir çatı altında yaşamlarını ve doğanın onlara
yüklediği görevlerini sürdürürler.  
Orada dünyaya gelir, çoklukla da orada ölürler.

Parlamenterler,
bu göreve geldikten sonra adına meclis denilen bir kutsal çatının altında
çalışırlar.  Ancak, o çatının altında
doğan bir parlamenteri tarih boyunca görmediğimiz gibi, çok istisnalar dışında
da bu çatı altında ölmezler.

Bal
arıları, kovanın efendisi ve başkanı olan kraliçe arıya bağımlı olarak hizmet
verirler ve kraliçe arının üstünlüğünü asla tartışma konusu yapmazlar.

Parlamenter
unvanı ile toplum tarafından onurlandırılan ve göreve getirilen homo sapiens
sapiens’ler ise, yasal unvanları milletvekili olsa dahi, parti liderinin bizzat
seçtiği ve halka işaret ettiği kişilerdir. 
Parti liderinin üstünlüğünü tartışamazlar ve liderlerine biat
ederler.   Bu nedenle, bazı köşe
yazarlarımız tarafından kendi pozisyonlarını tanımlamak için kullanılan ‘lider
vekilleri’ tarifine de ses çıkarmamak zarafetini gösterirler.  Ki, bu onurlu sessizlikleri ile de bal
arılarına benzetilmeleri olağan sayılabilir.

Bal
arıları, 500 gram bal üretebilmek için yaklaşık olarak 3.750.000 çiçeğin
nektarını kullanmak zorundadırlar.

Parlamenterler
de, bu unvanı hak etmek için seçim bölgelerine bağlı olarak 25 000 ile 75.000
seçmenin oyunu toplamak zorundadırlar.

Bal
arılarının, bir petek balı üretebilmek ve doldurabilmek için, yaklaşık olarak
100.000 km. kadar yolu uçarak tamamlamaları gerekir.

Parlamenterler
ise dört yılda bir olsa da, seçmenlerini ilçeler, bucaklar, köyler ve ana
kentin mahallelerini dikkate alarak söylersek, bir seçim döneminde en az bal
arıları kadar yolu dolanmak zorunda kalabilirler.  Ancak, istisnalar dışında parlamenterlerin bu
mesafeleri uçarak dolaşmaları gerekmez.

Bal
arıları, bir kovan balı üretebilmek için kovanın içerisinde yaşayan ve görev
yapan 40.000 arının işbirliğine ihtiyaç duyarlar.

Parlamenterlerin
işlevi ise daha kolaydır, liderlerinin uygun ve gerekli gördüğü bir tasarıyı oylayarak
yasalaştırmak için sadece 226 parlamenterin el kaldırmasını yeterlidir.

Bal
arılarının dünyasında tembelliğe yer yoktur. 
Güneşin doğuşu ile göreve başlarlar ve güneş batıncaya kadar
çalışırlar.  Haftalık çalışmaları tam gün
mesaisi olarak yedi gündür.

Parlamenterlerin
haftalık çalışma programları salı, çarşamba ve perşembe günlerine bağlanmış
olarak üç gündür.  Bu günlerin mesaisi
saat 15.00 gibi başlar, başkanın son vereceği dakikaya kadar uzar.  Çok özel günler de ise haftanın tüm günleri ve
daha uzun saatler isteyen programlar yapılabilir.  Hatta sabahlara kadar süren bu çalışma
temposu, bazen kulis koltuklarında ve çoklukla da eflatun renkli ceylan derisi
koltuklar da istirahat buyurmaları ile tamamlanır.

Bal
arıları arasında birbirlerine güvensizlik asla söz konusu dahi olamaz.

Parlamenterler
bu konu da daha değişik davranırlar ve liderlerinin talimatı ile birbirlerine
erketelik yapabilir, bir üyenin talimat dışına çıkarak yanlış oy kullanmasını
engel olmak gibi demokratik teamülleri eksiksiz uygulayabilir, grup kararına
ters olabilecek insani hataları önlemek üzere çok daha disiplinli olabilmek
dikkatini asla esirgemezler!

Bal
arılarının birbirlerinden mal saklamak ve kendi çiçeklerini diğerlerinden
gizlemek veya nektar alacakları alanları ihaleye çıkarmak gibi gelişmiş
hünerleri yoktur.   

Parlamenterlerin
ise yandaşlarının ihalesini takip etmek, akrabalarını koruyup kollamak,
makamları kendilerine yakın kişilere ayarlamak gibi çok insani ve ileri derece
de yardımseverlik sayılacak hasletleri daima olagelmiştir.

Bal
arılarının kendi toplumsal yapıları olan kovan içi cumhuriyetten asla bir
yakınmaları yoktur ve bu düzen değişmelidir diye bir söylemleri olduğunu tarih
yazmamıştır.

Bir
grup parlamenterlerin ise sık sık kendi yönetim şekilleri konusunda niza
çıkartmak kusurları olagelmiştir.  Bazen
ikinci cumhuriyetçi, bazen liberal, bazen muhafazakâr veya ulusalcı olmak
şeklinde tezahür eden yönetsel yakınmaları daima vardır.  Hatta bir kısmı liderlerinin arzusu üzerine
yarı başkanlık, başkanlık gibi ülkenin yönetsel yapısını hepten değiştirecek
tartışmalara amade olabilir, ülke düzeninde olabilecek kargaşayı da
unutabilirler.  Bu nedenle de, “İnsan
hafızası unutmak ile maluldür!” atasözünü çoklukla haklı çıkartırlar.

Bal
arıları, ürettikleri baldan kendi ihtiyaçları kadar pay almakla yetinirler.

Parlamenterler
ise aylık olarak on bin küsur TL maaştan, iki yıldan itibaren geçerli olabilmek
kaydı ile ölünceye kadar ayda 8.000 TL emekli maaşından asla mutlu
olamazlar.  Bunu da söz konusu ederek
basit bir beşeri zaaf olarak gösterenlere de hassaten kızarlar (Muhtemelen bu
köşenin yazarına da kızacakları gibi!).

***    

Dikkat
ve Dikkat! :   İşbu yazıya örnek alınan
parlamenterler, Atlantis gibi, Patagonya gibi az gelişmiş veya gelişmekte olan
ülkelerin parlamenterleri misal alınarak değerlendirilmişlerdir.  Ülkemizin necip parlamenterleri ile benzerlik
kurulması tehlikeli ve yasaktır!  Üçüncü
kişilere ve bilhassa münafıklara ilanen duyurulur.  (E.A.).




































































































Erdal
Akalın  (27.01.2018)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir