ANALİZ & ARAŞTIRMA DOSYALARI

DÜN SIĞINILACAK LİMANDI, YA BUGÜN ?…

LİNK : http://www.turkererturk.com.tr/dun-siginilacak-limandi-ya-bugun/

Bir önceki hafta sonu
gibi, geçtiğimiz hafta sonu da Almanya’da
gurbetçilerimizle beraberdik ve yine 19
Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı kapsamında düzenlenen
etkinliklere katıldık. Bu sefer duraklarımız; Hannover ve Hildesheim’di.
Bu mükemmel organizasyona imasını atan Hildesheim
Atatürkçü Düşünce Derneği’ni ve onun değerli başkanı Fatma Anders’i gerçekten kutlarım.

 

Bu tür etkinlikleri,
özellikle Almanya başta olmak
üzere Avrupa’da düzenlemek
gerçekten zor. Çünkü Türkiye’deki
iktidar iradesi, milli bayramlarımızın
kutlandığı bu tür etkinlikleri desteklemiyor, hatta düşmanca yaklaşıyor.
Yabancı ülkelerde bulunan diplomatik temsilciliklerimiz de iktidarın
korkusundan bu tür etkinliklere katılmıyor, katılamıyor! Türkiye’de de milli bayramlarımıza karşı ne gibi şeytani düşmanlıklar
yapıldığını yaşayarak gördük ve görüyoruz.  Güçleri tamamen yettiği anda, milli bayramlarımızı kaldıracaklar ve
yasaklayacaklar.

 

Çağdışı Bir Kimlik Peşindeler

 

19 Mayıs, önemli bir
tarih. Bir anlamda; akıl ve bilim ilkeleri üzerine inşa edilen, laik,
demokratik bir hukuk devleti olması planlanan Türkiye Cumhuriyeti’nin doğum günü. Gazi Mustafa Kemal Atatürk de Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu babası. İktidar için sorun burada
başlıyor! Çünkü halen Türkiye’yi
yöneten iktidar iradesi Siyasal İslamcı; yani laikliğe, akli olmaya,
evrensel hukuka, ulus devlete ve ulus kimliğe karşı. Yani iktidar; çağdışı bir
dünya görüşünün, çağdışı bir devlet ve kimlik yapılanmasının peşinde!

 

İşte, iktidarın bu
çağdışı ideolojisi nedeniyle ülkemiz felakete sürükleniyor ve iç barışımız
dinamitleniyor. Din üzerinden yapılan siyaset toplumu birleştirmiyor, bölüyor,
parçalıyor ve un ufak ediyor. Almanya’da
yaşayan gurbetçilerimiz, din üzerinden yapılan siyasetin toplumu nasıl
paramparça ettiğini adeta ispatlayan bir laboratuvar gibi.

 

Veremeyecekleri Ödün Yoktur!

 

İktidarın tek bir
hedefi var; 24 Haziran, bilemediniz 8 Temmuz’da Cumhurbaşkanlığı seçimini her
ne pahasına olursa olsun almak. Çünkü; büyük suçlar işlendi, hesap verebilir
durumda değiller! Bu nedenle; iktidardan gitmemek için ülkemizin ve
milletimizin geleceğinden, güvenliğinden ve yaşamsal çıkarlarından veremeyeceği
ödün yoktur!

 

Geçen hafta biz Almanya’da iken, Cumhurbaşkanı Erdoğan Londra ziyareti
yaptı. Bu ziyaret sırasında Almanya
Milli Takımı’nın Türk
kökenli oyuncuları olan ama İngiltere’de
top koşturan Mesut Özil ve İlkay Gündoğan’la görüşülmüş, medyada
boy boy fotoğrafları yer almış ve imzalı formalar verilmişti. Esasında; bu
gençler seçim malzemesi olarak kullanılmış, yaşadıkları ve yaşamlarını
kazandıkları ülkede gelecekleri ve güvenlikleri yok sayılmıştı. Gerçekten de
böyle oldu ve Almanya basınında
ve kamuoyunda bu olay geniş şekilde tartışıldı, eleştirildi ve her iki
oyuncunun Almanya Milli Takımı’ndan
atılması ve cezalandırılması dahi gündeme geldi.

 

Almanya’da İnfial Vardı!

 

Her iki oyuncu,
sanırım danışmanlarının da tavsiyesi ile Almanya kamuoyundaki infiali yatıştırabilmek için Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier’i
ziyaret etmek istedi. Ziyaretten sonra oyuncularla fotoğraflarını paylaşan Almanya Cumhurbaşkanı Steinmeier; “Yanlış anlamayı düzeltmek, iki futbolcu için önemliydi” diye
yazdı. Almanya basınının ve
kamuoyunun Özil ve Gündoğan için itirazları ve infiali; “Nasıl demokrasiyi katleden, insan hak ve
özgürlüklerini yok eden otoriter birisinin yanında durarak, onun seçim
manipülasyonuna malzeme olursunuz!” şeklindeydi. Bunu Almanya’da bizzat yaşayarak gördük!

 

Dün ve özellikle Atatürk zamanında Türkiye, Almanya’nın Nazi
rejiminden kaçanlar için sığınılacak bir limandı. Çok sayıda bilim insanı
ülkemize sığındı ve üniversitelerimizde çalıştı. Bazıları, Nazi rejimi çöktükten ve harp
bittikten sonra bile geriye dönmedi ve hep ülkemizde yaşadı!

 

Edirnekapı Şehitliğinde Yatıyor

 

Bunlardan birisi de Alman mimar ve kent tasarımcısı Bruno Taut’dur. Nazi rejiminden
kaçarak, 1936’da Türkiye’ye
sığınır ve bugün Mimar Sinan
Üniversitesi olan Güzel Sanatlar
Akademisi Mimarlık Bölümüne öğretim üyesi olur. Bruno Taut (1880-1938), Milli
Eğitim Bakanlığı mimarı olarak eğitim yapıları tasarlar.

 

Taut’un Türkiye’deki
bazı eserleri; Ankara Üniversitesi
Dil Tarih Coğrafya Fakültesi, Trabzon Lisesi, Ankara
Atatürk Lisesi, İzmir Cumhuriyet
Kız Enstitüsü, Ankara Cebeci Ortaokulu ve Atatürk’ün Dolmabahçe Sarayı’ndaki
katafalkıdır. Atatürk’ün hayranı olan Taut, Atatürk’ün
ölümünden kısa bir süre sonra yaşamını kaybeder ve Edirnekapı Şehitliği’ne defnedilir.

 

Mimari Bir Harika

 

Almanya’da iken, Bruno Taut’un Bremen yakınlarında bulunan ve çok görmek istediğim müze evini
gezdim. Bana bu imkânı sunan Bremen
ADD’nin Başkanı Aydın Genca’ya ve yardımcısı Recep Ali Tüfek’e teşekkür ederim. 10m² taban alanı üzerine
oturtulmuş, üç katlı ve doğanın içine gömülmüş bir yaşam alanı. Her metre
karesi değil, her milimetre karesi gözetilmiş ve kullanılabilir kılınmış. Tam
bir mimari harika, mutlaka görmelisiniz!

 

Türkiye’nin kucak açtığı isimlerden biri de Prof. Dr. Ernst Hirsch’dir. Atatürk’ün vefatı sırasında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde öğretim üyesiymiş.
Derste öğrencilerin üzgün halini görünce, rektörü arayıp “Bugün ders veremeyeceğim, ne yapmamı
önerirsiniz?” diye sormuş.

 

Rektör de “Sizin memleketinizde büyük bir adam ölünce
ne yapılıyorsa, onu yapın” demiş. Prof. Dr. Hirsch; “Bizim
ülkemizde hiç bu kadar büyük bir insan ölmedi” yanıtını vermiş. Bana bu
anekdotu bir Alman vatandaşı anlattı.

 

Skolastik Düşünce ve Engizisyon

 

Atatürk Türkiye’si, Avrupa’nın
faşizmin çizmeleri altında ezildiği bir dönemde, gerçekten aklın, bilimin ve
hoşgörünün egemen olduğu kaçılacak ve sığınılacak limandı. Ama bugün, tam tersi
bir iklim var ülkemizde. Ülkemizin nitelikli insanları; baskı, zulüm,
hukuksuzluk, adaletsizlik, soygun ekonomisi ile bozulan ekonomik şartlar ve
liyakatin yok sayılması gibi nedenlerle yabancı ülkelere gidiyorlar.

 

Halbuki bugün,
insanlığın ulaştığı medeniyet seviyesine ancak ve ancak nitelikli insanlarla
ulaşabiliriz, Cübbeli Şukufettin Hoca
gibi çağdışı dünya görüşünün temsilcileri ile değil! Avrupa’yı Avrupa
yapan, çağdaş ve gelişmiş ülkeleri bulundukları duruma getiren skolastik
düşünce (dinsel düşünce) ve engizisyon (dinsel mahkeme) değil, sorgulayıcı aklı
esas alan, bilim egemen kafa yapısıdır. Bugün ülkemizi felakete sürükleyen
iktidar; hiç şüpheniz olmasın, bir anlamda skolastik düşüncenin ve engizisyon
kafasının günümüzdeki temsilcisidir

Türker
Ertürk
























































































E. Amiral, Araştırmacı Yazar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir