ANALİZ & ARAŞTIRMA DOSYALARI

BERNARD LEWIS : ’Ortadoğu uzmanı’ değil
‘Neo-con’ların akıl hocası

ÖZEL BÜRO NOTU : DÜN SİZLERE ÜNLÜ TARİHÇİ BERNARD LEWIS’İN
ÖLÜM HABERİNİ DUYURMUŞ VE HAKKINDA MİLLİ TEZLERİMİZE DESTEK VERDİĞİNİ
SÖYLEMİŞTİK. BUGÜN SÖZDE SOYKIRIM KONUSUNDA UZMAN OLAN VE MİLLİ TEZLERİMİZİN
DÜNYACA TANINMASI İÇİN ÇABA GÖSTEREN
TALAT PAŞA KOMİTESİ’NDEN DEĞERLİ KOMUTANIMIZ VE AKADEMİSYEN DR. E. KUR. ALB. ÖMER LÜTFİ TAŞÇIOĞLU BİZE ASLINDA MADALYONUN FARKLI BİR
YÜZÜNÜ GÖSTERDİ. KOMUTANIMIZ GÖNDERDİĞİ MESAJDA ŞÖYLE DİYOR.
“Bernard Lewis’in Türkiye’nin Ermeni sorunundaki haklılığına vurgu yapması
nedeniyle Fransız Mahkemesi tarafından mahkûm edildiği bir gerçek. Ama aynı
şahsın Medeniyetler Çatışması teorisinin ve Türkiye’yi bölme projesi olan BOP
projesinin akıl babalarından biri olduğu da bir başka gerçek”
KOMUTANIMIZIN BU DEĞERLİ UYARISININ ÖNEMLİ OLDUĞUNU DÜŞÜNEREK BU YAZI İLE
BERABER PAYLAŞMAK İSTEDİK. KOMUTANIMIZA BİLGİ NOTU İÇİN ÇOK TEŞEKKÜR EDİYORUZ.
HER NE KADAR TÜRK DOSTU OLMASA DA KENDİSİNE RAHMET DİLERİZ. UMUYORUZ GİTTİĞİ
YERDE HATALARINI GÖZDEN GEÇİRME İMKANI OLUR.

23.5.2018 – Aydınlık

Lewis’e göre gerilikle Ortadoğu, Araplarla şiddet, bir
ve aynıdır. Bütün hayatı boyunca Ortadoğu’nun ezilen halklarına düşmanlık
yaptı, bu rezilliğin eli bayraklısı oldu

Haluk Hepkon

Kör öldüğünde ardından ‘badem gözlü’ demek feodal bir gelenektir. Kör
sonuçta kördür ve ölünün ardından ettiğimiz laflar sadece bizim cehaletimizi ya
da saflığımızı gösterir. Bernard Lewis ölmüştür. Ölüm onun ideolojik
tercihlerini aklamaz. Edward Said, Bernard Lewis için ‘Son Oryantalist’
tanımlamasını kullanır. Said’e göre Lewis, çoğu, araştırmacılık rezaleti
sayılması gereken çalışmalarında, saldırganlığa varan bir ideoloji sergiler.
Bütün yazılarında Ortadoğu’yu ve Arapları küçültmeye, itibarsızlaştırmaya
çalışan Lewis gerçekten de oryantalizm ile emperyalizm arasındaki ilişkinin ete
kemiğe bürünmüş hâli gibidir.

İSRAİL SAVUNUCUSU

Lewis, mesleğine ilk olarak İngiliz İstihbaratı için çalışarak başlamıştı.
Çok sevmiş olmalı; ömrü boyunca gizli servislerle içli dışlı olmayı sürdürdü.
Uzunca zaman yalnızca ABD’nin Ortadoğu’daki çıkarlarını ve politikalarını
savunmak için yazı yazdı. ‘Medeniyetler Çatışması’ tezinin asıl mucidi ve Büyük
Ortadoğu Projesi’nin mimarlarındandı. İsrail’in bu yılmaz savunucusunun tekrar
rağbet görmesi 11 Eylül sonrasına rastlar. Lewis, CIA’nın Ortadoğu Masası Şefi
Graham Fuller için bile aşırılığı temsil etmekteydi.

Bernard Lewis’e göre tarihi, Batı ve diğer uygarlıkların savaşıyla
açıklamak mümkündü. Batı dışındaki dünya geriydi. Ortadoğu daha da geriydi.
İslam’ın hâkim olduğu bu coğrafya Batı karşısında yaklaşık üç yüz yıl önce
gerilemeye başlamıştı. Bu gerileme ‘Müslüman öfkesi’nin nedeniydi.

Lewis’e göre gerilikle Ortadoğu, Araplarla şiddet, bir ve aynıdır. Terörün
muhtaç olduğu kudret Doğu’nun damarlarında zaten mevcuttur. Bütün hayatı
boyunca Ortadoğu’nun ezilen halklarına düşmanlık yaptı, bu rezilliğin eli
bayraklısı oldu.

‘ŞU NANKÖR DOĞU!’

Lewis’in işi emperyalizmin çaldığı minarelere kılıf uydurmaktı. Örneğin
emperyalizm, ırkçılık, kölelik gibi bir sürü melanetin neden Doğu’da değil de
Batı’da ortaya çıktığı sorusuna Batı’nın, cahil Doğu’dan farklı olarak, bu kötülükleri
teşhis ve mahkûm edecek birikime sahip olduğu yanıtını verecek kadar gözü
dönmüştü. Lewis bir ‘Ortadoğu uzmanı’nın nasıl olduğunu göstermek istercesine
bu durumdan bile Batı adına övünülecek bir şeyler çıkarırdı. ABD’de Ortadoğu
hakkındaki akademik çalışmaların devlet tekeline alınmasını savunan
‘Campuswatch’ türü organizasyonları destekleyen Lewis, Doğulu toplumları
yeterince özgür ve demokratik bulmazdı. Ona göre Doğu, özgürlük ve demokrasi
gibi kavramları tercüme yoluyla tanımıştı. Batılıların Doğu’da giriştikleri
işgaller aslında buralarda özgürlüğün ve ilerlemenin önünü açmıştı. Nankör
Doğulular ise kendi geri kalmışlıklarına bahane olarak ‘Batı emperyalizmi’ diye
bir günah keçisi yaratmışlardı.

Lewis’e göre Doğu için tren uzunca bir müddet önce kaçmıştı. Bir tek İsrail
farklıydı. Kadı kızında da bulunabilecek türden kusurlarıyla İsrail,
Ortadoğu’da bir demokrasi ve özgürlük vahasıydı. Öte yandan İsrail, Doğuluların
antisemitizmi yüzünden mağdur durumdaydı. Batı’nın belki de tek hatası Araplarla
İsrailliler arasındaki çelişmede çifte standartlı davranmasıydı. Ama Lewis,
yaygın kanının aksine, bu işten zararlı çıkanın İsrail olduğunu ileri
sürüyordu. Ona göre Araplar, tıpkı bir dönemler Sovyetler Birliği ve diğer
İsrail düşmanları gibi, Nazizmden etkilenmişlerdi. Lewis, Siyonizme karşı
olduğunu söyleyen herkesin aslında gizli birer Yahudi düşmanı olduğuna emindi.
Lewis’in Ermeni soykırımı ile ilgili iddiaları da, bizde genelde
zannedildiğinin aksine, son derece ideolojikti. Onun tek derdi İsrail’in
vahşetini meşrulaştırmak için kullanılan soykırım kartının başkalarının
(Ermenilerin) eline geçmesine engel olmaktı. İsrail ve neoconlar, Ermeni
soykırımı tezinin Ortadoğu politikaları için gerekli olduğuna karar verselerdi,
Lewis bütün gücüyle bu teze kanıt bulmak için uğraşırdı. Araştırmacı ahlakı bu
kadardı.

DOĞU’NUN TERÖRİST KÖKENİ

Bernard Lewis’in Ortadoğulu halklar hakkında ne düşündüğünü anlamak için
Alamut İsmailiyesi’ni incelediği Haşişiler isimli çalışmasına bir göz atmakta
fayda var. Bu çalışma daha önce de dilimize çevrilmişti. İlk çevirinin alt
başlığı ‘Ortaçağ İslam Dünyasında Terörizm ve Siyaset’ idi. Kitap ikinci kez
yayımlanırken seçilen alt başlık ise ‘İslam’da Radikal Bir Tarikat’. Aslında
söz konusu farklılık değişik çevirilerde de mevcut. Fransızca çeviride alt
başlık ‘Ortaçağ İslam Dünyasında Terörizm ve Siyaset’, İtalyanca’da ‘Tarihin
İlk Teröristleri’, Almanca’da ise ‘Radikal İslam’da Dini Katl Geleneği
Üzerine’dir. Verilmek istenen mesaj son derece açıktır. Terör ve cinayet Doğuluların
kültüründe vardır. Bunlarla baş etmek için bölgeye gelerek işi zor yöntemiyle
çözecek yeni ‘Moğol orduları’na ihtiyaç vardır.

Lewis 2001 yılında kitabına yazdığı önsözde terörden politik bir silah
olarak yararlandıklarını ileri sürdüğü Haşişilere ‘ilk teröristler’
denebileceğini ileri sürüyordu. Lewis’e göre Haşişilerle günümüzün intihar
bombacıları arasında Suriye-İran bağlantısı, terörün planlı bir şekilde
kullanımı, davasının hizmetinde ve öbür dünyada mekânının cennet olacağına
inanan suikastçı ajanın kendini kurban etmeye varan adanmışlığı gibi birçok
benzerlik vardır. Lewis mesihî umut ve devrimci şiddet cereyanının Haşişilerden
sonra da alttan alta başka mecralarda aktığını ve bu akımın günümüzdeki
temsilcilerinin kendilerine yeni hedefler ve yeni zafer hayalleri bulduklarını
söylüyordu.

Haşişiler, tıpkı Lewis’in diğer çalışmaları gibi ideolojik kaygılarla
kaleme alınmıştı. Felluce katliamı öncesi parayla topladığı askerlerini heavy
metal müzik ve daha kim bilir nelerle saldırganlaştıran bir ordunun stratejik
danışmanlığını yapan Lewis’in Doğu’nun tarihinde uyuşturucuyla cinayet işleyen
katillerin peşine düşmesi ironikti. İslam dünyası içerisinde son derece ufak
bir kesim olan İsmailiye mezhebinden yola çıkarak bir takım hükümlere varmak
çok ucuz bir yöntemdi. Kaldı ki Abdelwahab Meddeb’in de belirttiği gibi
İsmailiye hakkındaki efsanenin kaynağı esas olarak Batılı tarihçilerdir.
Meddeb’e göre İsmailiye hakkındaki bu hükmün modern çağlardaki ilk kullanımını
da Joseph von Hammer yapmıştır. ABD’nin ve İsrail’in bölgede yaptıklarından
sonra Arapların ve diğer Ortadoğuluların kendilerini savunmaları değil
savunmamaları incelenmesi gereken sıra dışı bir şey olurdu.




































Bernard Lewis’in Princeton Üniversitesi Yakın Doğu Araştırmaları Bölümü
profesörlüğü bir etiketten ibaretti. Lewis için basında sıkça kullanılan
‘Ortadoğu uzmanı’ ibaresini bir kısaltma olarak algılamak gerekir. Gizli
servislerin Ortadoğu danışmanı ve stratejisti demek uzun ve zahmetli olduğu
için kısaltmaya başvuruluyor olmalı. Yoksa uzman olduğu tek konu Richard Perle,
Dick Cheney, Paul Wolfowitz gibi Neo-con’lara akıl hocalığı yapmaktan ibaretti.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir